Yusuf Suresi 68. Ayet

A-
A+
Ayet Bulunuyor.
Matematiksel
Matematiksel
Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1664, sondan 4573. ayet; 12. sure ve Yusuf Suresinin 68. ayetidir. Yusuf Suresi 68. ayetinin kelime sayisi 30, harf sayısı 110 ve toplam ebced değeri ise 7414 olarak hesaplanmıştır. Yusuf Suresinin toplam ebced değeri 497284 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الر hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (18) ل (13) ر (2) bulunuyor.
Arapça Metin
Arapça Metin
ولما دخلوا من حيث امرهم ابوهم ما كان يغني عنهم من الله من شيء الا حاجة في نفس يعقوب قضيها وانه لذو علم لما علمناه ولكن اكثر الناس لا يعلمون
Harf Sayımı
Harf Sayımı
ولمادخلوامنحيثامرهمابوهمماكانيغنيعنهممناللهمنشيءالاحاجةفينفسيعقوبقضيهاوانهلذوعلملماعلمناهولكناكثرالناسلايعلمون
Latin Harfleriyle Okunuşu
Latin Harfleriyle Okunuşu
Velemmâ deḣalû min hayśu emerahum ebûhum mâ kâne yuġnî ‘anhum mina(A)llâhi min şey-in illâ hâceten fî nefsi ya’kûbe kadâhâ(c) ve-innehu leżû ‘ilmin limâ ‘allemnâhu velâkinne ekśera-nnâsi lâ ya’lemûn(e)
Diyanet İşleri (Yeni)
Diyanet İşleri (Yeni)
Babalarının emrettiği şekilde (ayrı kapılardan) girdiklerinde (bile) bu, Allah’tan gelecek hiçbir şeyi onlardan uzaklaştıracak değildi. Sadece Yakub, içindeki bir dileği ortaya koymuş oldu. Şüphesiz o, biz kendisine öğrettiğimiz için bilgi sahibidir. Fakat insanların çoğu bilmezler.
Mehmet Okuyan
Mehmet Okuyan
Babalarının kendilerine emrettiği yerden (çeşitli kapılardan) girdiklerinde (onun emrini yerine getirmişlerdi. Fakat bu önlem) Allah’tan gelecek hiçbir şeyi onlardan savamazdı; ancak Yakup’un (oğullarını korumak için) söylemek istediği şeyin yerine getirilmesi (söz konusuydu). Şüphesiz ki o, biz kendisine bildirdiğimiz için bilgi sahibiydi. Fakat insanların çoğu (bu gerçeği) bilmezler.
Bayraktar Bayraklı
Bayraktar Bayraklı
Babalarının emrettiği yerlerden şehre girdiklerinde, bu onlardan Allah'ın herhangi bir takdirini uzak tutamazdı; sadece Ya‘kûb'un içindeki bir isteği gerçekleştirmişti. Ya‘kûb, bizim ona öğretmemizden dolayı bilgi sahibi idi. Ama halkın çoğu bunu bilmezdi.
Erhan Aktaş
Erhan Aktaş
Babalarının istediği şekilde girdiler. Yakûb, eğer Allah, haklarında bir şey takdir etmiş olsaydı, içinden gelen bu dileğin onlara fayda vermeyeceğini bilmekteydi. O, kendisine öğrettiğimiz için ilim sahibiydi. Ancak insanların çoğu bilmezler.
Ahmet Akgül
Ahmet Akgül
Babalarının kendilerine emrettiği yerden (ve öğrettiği şekilde Mısır’a) girdiklerinde, (bu tedbir) - Yakub’un nefsindeki dileği açığa çıkarması dışında- onlara Allah’tan gelecek olan hiçbir şeyi (gidermeyi) sağlamadı. Gerçekten o (Hz. Yakub), kendisine öğrettiğimiz için bir ilim sahibiydi. Ancak insanların çoğu bilmeyen (gafil ve cahillerdir.)
Abdulbaki Gölpınarlı
Abdulbaki Gölpınarlı
Babalarının emrettiği gibi Mısır'a girdiler ama bu, Allah'ın takdirinden hiçbir şeyi gideremedi, ancak Yakup'un dileği yerine gelmiş oldu ve şüphe yok ki Yakup, kendisine öğretmiş olduğumuzdan dolayı bir bilgiye sahipti, fakat insanların çoğu bilmez.
Abdullah Parlıyan
Abdullah Parlıyan
Onlar Yûsuf'un bulunduğu şehre, her ne kadar babalarının emrettiği şekle uygun olarak girdilerse de, babalarının bu tedbiri, Allah'ın takdirine karşı onlara bir yararı olmadı. Yalnızca, Ya'kub'un oğullarını korumak yönünde duyduğu arzunun bir ifadesiydi bu. Çünkü o, kendisine öğrettiklerimiz sayesinde, her zaman Allah'ın hükmünün geçerli olduğuna dair, yeterli bir bilgiye sahipti. Ama insanların çoğu bunu böyle bilmezler.
Ahmet Tekin
Ahmet Tekin
Babalarının kendilerine emrettiği yerlerden şehre girdiklerinde, bu tedbir Allah'tan gelecek hiçbir şeyi engelleyemezdi. Sadece Yâkup, oğullarının sağsalim şehre varmalarıyla ilgili gönlündeki bir dileği yerine getirdi. Şüphesiz o ilim sahibiydi. Çünkü ona ilmi biz öğretmiştik. Fakat insanların çoğu bilmez.
Ahmet Varol
Ahmet Varol
Nitekim babalarının emrettiği yerden girdiler. Bu, Allah'tan (gelecek) bir şeyi onlardan savamazdı. Yalnız Yakub'un içindeki bir dileği açığa çıkarmış oldu. Gerçekten o, kendisine öğrettiğimizden dolayı ilim sahibi biriydi. Ancak insanların çoğu bilmez.
Ali Bulaç
Ali Bulaç
Babalarının kendilerine emrettiği yerden (Mısır'a) girdiklerinde, (bu,) -Yakub'un nefsindeki dileği açığa çıkarması dışındaonlara Allah'tan gelecek olan hiç bir şeyi (gidermeyi) sağlamadı. Gerçekten o, kendisine öğrettiğimiz için bir ilim sahibiydi. Ancak insanların çoğu bilmezler.
Ali Fikri Yavuz
Ali Fikri Yavuz
Onlar, babalarının emrettiği şekilde şehre girince, (bu ayrı ayrı kapılardan girişleri), Allah'ın takdirinden hiç bir şeyi gideremedi (yine hırsızlıkla itham edildiler). Ancak Yâkub'un kendisine ait gözden korunma tedbirini, yerine getirdi. Doğrusu o (Yâkub A.S.) bir ilim sahibi idi. Çünkü biz kendisine vahy ile öğretmiştik. Fakat insanların çoğu (kâfirler), Allah'ın ilhamını bilmezler.
Bahaeddin Sağlam
Bahaeddin Sağlam
Babalarının emrettiği yerden Mısır’a girdiklerinde, Yakub’un tavsiyesi Allah’ın takdirine karşı bir fayda vermiş olmadı. Yalnızca Yakub’un (insanlığın) içinde olan bir ihtiyacı giderdi. Ve şüphesiz, Biz ona öğrettiğimiz için biliyordu. Fakat insanların çoğu (bu iş bölümünü) bilmiyorlar.
Besim Atalay
Besim Atalay
Onlar, babalarının buyrumunca girdiler, Allahın yazdığından bir nesne bozamazlar, Yakup'un istediği yerine geldi, biz ona bildirmiş olduğumuzçün, bilgisi vardı, insanların pek çokları bilmezler
Cemal Külünkoğlu
Cemal Külünkoğlu
Nihayet (Yusuf'un kardeşleri) babalarının direktifi uyarınca (Mısır'a ayrı ayrı kapılardan) girdiler. (Böylece kendilerine göre önlem almış oldular.) Gerçi bu önlem, Allah'ın onlara ilişkin hiçbir kararını başlarından savacak değildi. Sadece Yakup, içinden gelen bir görev duygusunun gereğini yerine getirmişti. Onun bu meseleye ilişkin, tarafımızdan kendisine öğretilmiş bilgisi vardı. Fakat insanların çoğu (İlahi takdiri) bilmezler.
Diyanet İşleri (Eski)
Diyanet İşleri (Eski)
Babalarının emrettiği gibi girdiler. Esasen bu, Allah katında onlara bir fayda sağlamazdı, ancak Yakub içindeki arzuyu ortaya koymuş oldu. O, şüphesiz kendisine öğrettiğimizi bilir fakat insanların çoğu bilmezler.
Diyanet Vakfı
Diyanet Vakfı
Babalarının kendilerine emrettiği yerden (çeşitli kapılardan)  girdiklerinde (onun emrini yerine getirdiler. Fakat bu tedbir)  Allah'tan gelecek hiçbir şeyi onlardan savamazdı; ancak Ya'kub içindeki bir dileği açığa vurmuş oldu. Şüphesiz o, ilim sahibiydi, çünkü ona biz öğretmiştik. Fakat insanların çoğu bilmezler.
Edip Yüksel
Edip Yüksel
Babalarının kendilerine emrettiği yerlerden girdiler. Bu, onları ALLAH'ın hiç bir takdirinden kurtaramazdı; ancak Yakup onlardan bunu istemekte özel bir nedene sahipti. O, kendisine öğrettiğimiz belli bir bilgiye sahipti; fakat halkın çoğu bilmez.
Elmalılı Hamdi Yazır
Elmalılı Hamdi Yazır
Ne zaman ki, şehre vardılar, o zaman babalarının kendilerine emrettiği şekilde girdiler. (Gerçi bu şekilde girmeleri) onlar hakında Allah'ın takdir ettiği hiçbir şeyi önleyemezdi, bu sadece Yakub'un içinden geçirdiği bir isteğin yerine getirilmesi oldu. Şüphesiz o, ilim sahibiydi, çünkü ona biz öğretmiştik. Fakat insanların çoğu bunu bilmezler.
Elmalılı (Orijinal)
Elmalılı (Orijinal)
Vaktâ ki babalarının emrettiği yerden girdiler, o, onlardan Allahın takdirinden hiç bir şey'i def'etmiyordu ancak Yakubun nefsindeki bir haceti kaza etmişti, şüphe yok ki o muhakkak bir ilim sahibi idi, çünkü biz kendisine ta'lim etmiştik ve lâkin nâsın ekserisi bilmezler
Hasan Basri Çantay
Hasan Basri Çantay
Vaktaki onlar (Mısıra), babalarının kendilerine emretdiği vech ile, girdiler. Bu, Allahın (kazaasından) hiç bir şey'i onlardan gidermedi. Sâdece Ya'kubun nefsindeki dileği meydana çıkarmış oldu. Şübhe yok ki (Ya'kub), kendisini (vahy ile) öğretdiğimiz için, bir ılîm saahibi idi. Ancak insanların çoğu (sırrı kaderi) bilmezler.
Hayrat Neşriyat
Hayrat Neşriyat
Daha sonra babalarının kendilerine emrettiği şekilde (ayrı ayrı kapılardan şehre)girdiklerinde, (bu tedbir, gerçekten) Allah'dan (gelecek) hiçbir şeyi onlardan def' edecek değildi; ancak Ya'kub'un içinde bulunan (tevekkülde, o şeyin sebeblerine de riâyete duyduğu) ihtiyâç ki, onu yerine getirmiş oldu. Ve şübhesiz ki o, kendisine öğrettiğimizden dolayı elbette bir ilim sâhibi idi; fakat insanların çoğu bilmezler.
İlyas Yorulmaz
İlyas Yorulmaz
Babalarının emirlerine uyarak farklı yerlerden şehre girdiler. Allah onlar için bir şey dilemiş olsaydı bu tedbirlerinin onlara hiçbir faydası olmazdı. Ancak Yakub’un oğullarına emrettiği, kendi nefsinde duyduğu bir endişeydi. Yakub kendisine öğrettiğimiz ilimle donanmış ilim sahibi bir kimse idi. Ama insanların çoğu bunu bilmiyor.
İsmail Hakkı İzmirli
İsmail Hakkı İzmirli
Vaktaki onlar babalarının emirleri veçhile ayrı ayrı kapıdan girdiler. Bu hal Allah/ın azasından hiçbir şeyi def edemedi [⁴], yalnız Yakup nefsindeki dileği [⁵] meydana çıkarmış oldu. Şüphe yok ki Yakup kendisine öğrettiğimize göre ilim sahibidir. Fakat pek çok nâs Yakup gibi bilmezler.
Kadri Çelik
Kadri Çelik
Babalarının emrettiği gibi şehre girdiklerinde esasen bu, Yakub'un nefsindeki dileği (babalık şefkatini) açığa çıkarması dışında hiç bir şeyde onları Allah'tan müstağni kılmadı. O, şüphesiz kendisine öğrettiğimizi bilir, fakat insanların çoğu bilmezler.
Mahmut Kısa
Mahmut Kısa
Böylece, Yûsuf’un on bir kardeşi, uzun bir yolculuğun sonunda Mısır’a vardılar ve gerçekten de babalarının kendilerine emrettiği şekilde, şehre farklı kapılardan girdiler. Böylelikle, kendilerince bir tedbir almış oldular. Fakat bu tedbir, Allah’tan gelecek hiçbir şeyi onlardan savacak değildi; yalnızca Yakup,—çocuklarının güvenliğinden sorumlu bir baba olarak— içine doğan bir dileği yerine getirmiş ve böylece, “Acaba bir tedbirsizlik mi yaptık?” türünden şüpheleri bertaraf etmiş oldu. Fakat bunu yaparken, Allah’ın takdirine güvenmek gerektiğini aklından çıkarmamıştı. Çünkü o, kendisine öğrettiğimiz Kitap sayesinde, tedbir almak ve ilâhî takdire boyun eğmek arasında mükemmel bir denge kurabilecek bilgiye sahipti; ne var ki, insanların çoğu, beşerî yetenekleri kullanarak tedbir almanın, tevekkülün bir parçası olduğunubilmezler. Bir kısmı kendi gayret ve tedbirlerine güvenip Allah’a tevekkülü terk eder, diğer bir kısmı da, yalnızca Allah’a “tevekkül” eder, fakat problemlerini çözmek için herhangi bir pratik çareye başvurmazlar.
Mahmut Özdemir
Mahmut Özdemir
Onlara babalarının emrettiği yerden girdiklerinde Allah’tan (gelecek) hiçbir şeyi onlardan savmıyordu; ancak Yakub’un nefsindeki tedbir ihtiyacı yerine geldi. Ona öğrettiğimiz şeyler hakkında o da bilgi sahibidir; ama İnsanlar’ın çoğu bilmez.
Mehmet Türk
Mehmet Türk
(Onların Mısır’a) babalarının kendilerine emrettiği yerden girmeleri, Yâkûb’un gönlünün arzusunu yerine getirmekten1 başka, onlara Allah’tan gelebilecek hiçbir şeyi gideremedi.2 Aslında o, kendisine öğrettiğimizden dolayı bunu (çok iyi) biliyordu.3 Fakat insanların çoğu (bunu) bilmiyorlar.
Muhammed Esed
Muhammed Esed
Ama onlar [Yusuf'un bulunduğu şehre] her ne kadar babalarının talimatına uygun olarak girdilerse de, 66 bunun Allah'ın takdirine karşı onlara bir yararı olmadı; 67 yalnızca, Yakub'un, [oğullarını korumak yönünde] duyduğu arzunun bir ifadesiydi bu. 68 Çünkü, o kendisine öğrettiklerimiz sayesinde, [her zaman Allah'ın hükmünün geçerli olduğuna dair] yeterli bir bilgiye sahipti; 69 ama insanların çoğu (bunu böyle) bilmezler.
Mustafa Çavdar
Mustafa Çavdar
Onlar babalarının emrettiği gibi girdilerse de, esasen bu Allah’tan gelecek hiçbir şeyi onlardan savamazdı. Sadece Yakup’un temennisi yerine gelmiş oluyordu. Şüphesiz ki Yakup, kendisine öğrettiğimiz ilim sayesinde biliyordu.1 Fakat insanların çoğu bu gerçeği bilmiyorlar.2, 12/96, 216/43, 39/49
Mustafa İslamoğlu
Mustafa İslamoğlu
Ve onlar her ne kadar babalarının kendilerine emrettiği gibi (şehre) girdilerse de, bunun Allah’tan gelecek olana karşı bir yararı olmadı. Ne ki bu, Yakub’un içinden geçeni dile getirme ihtiyacını duyduğu bir temenniden başka bir şey değildi. Ve gerçekte o, kendisine öğrettiğimiz üzre (Allah’ın hayata müdahil olduğunun) tam bilincindeydi; fakat insanların çoğu (bunu dahi) farketmezler.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ömer Nasuhi Bilmen
Vaktâ ki, babalarının kendilerine emrettiği veçh ile (şehre) girdiler, böyle bir giriş, onlardan hiçbir takdir-i ilâhiyi def'eder olmadı. Ancak Yâkub'un nefsindeki bir haceti yerine getirmiş oldu. Ve şüphe yok o, kendisine talim etmiş olduğumuzdan dolayı bir ilim sahibi idi. Velâkin insanların ekserisi bilmezler.
Suat Yıldırım
Suat Yıldırım
Babalarının kendilerine emrettiği şekilde ayrı ayrı kapılardan girerek onun emrini yerine getirdiler. Ama bu tedbir, Allah'ın kendileri hakkındaki takdiri karşısında hiç bir fayda sağlamadı. Sadece Yâkub'un içindeki bir dileği açığa çıkarmış oldu. O, kendisine Biz öğrettiğimizden ötürü ilim sahibi idi. (Bunun içindir ki “Allah'tan gelecek takdiri önleyemem. ” demişti. ) Fakat insanların çoğu bu gerçeği bilmezler.
Süleyman Ateş
Süleyman Ateş
Babalarının emrettiği yerden (Mısır'a) girdiler; (gerçi) bu, Allah'tan gelecek hiçbir şeyi onlardan savamazdı. Ama sadece Ya'kub, içindeki bir dileği söylemişti. O, kendisine öğrettiğimizden ötürü bilgi sahibi idi (bundan dolayı 'Allah'ın takdirinden hiçbir şeyi sizden savamam' demişti). Fakat insanların çoğu bilmezler.
Süleymaniye Vakfı
Süleymaniye Vakfı
Babalarının istediği yerlerden girince ki aslında bu, Allah’tan gelecek hiç bir şeyi onlardan savacak değildi, sadece Yakup’un yerine getirmesi gereken bir ihtiyaçtı (kendisi için bir ihtiyaçtı). Çünkü Yakup kendisine öğrettiğimiz için gerçek bir ilime sahipti. Ama insanların çoğu onu bilmezler.
Şaban Piriş
Şaban Piriş
Babalarının emrettiği gibi girdiler. Esasen bu, Allah'tan gelecek hiçbir şeyi onlardan savamazdı ancak Yakub içindeki arzuyu ortaya koymuş oldu. O, şüphesiz kendisine öğrettiğimizi bilir; fakat insanların çoğu bilmezler.
Ümit Şimşek
Ümit Şimşek
Onlar babalarının söylediği şekilde şehre girdiler. Bununla Allah'tan onlara gelecek birşeyi önlemiş olmadılar; ancak Yakub'un gönlündeki bir arzuyu yerine getirdiler. Yakub ise, ona tarafımızdan öğrettiğimiz şeyler sayesinde ilim sahibi bir zat idi; ama insanların çoğu bunu bilmez.
Yaşar Nuri Öztürk
Yaşar Nuri Öztürk
Babalarının emrettiği yerlerden kente girdiklerinde, bu onlardan Allah'ın herhangi bir takdirini uzak tutmamıştı; sadece Yakub'un içindeki bir isteği gerçekleştirmişti. Yakub, bizim ona öğretmemizden dolayı bilgi sahibi idi. Ama halkın çoğu bunu bilmezdi.
Eski Anadolu Türkçesi
Eski Anadolu Türkçesi
daħı ol vaķt kim girdiler ol yirden kim buyurdı anlara ataları olmadı aśśı eyler anlara Tañrı’dan nesene lįkin bir ḥācet içün kim ya'ķub göñlinde-y-idi hükm eyledi- y-idi anı 'įlm issiyidi aña kim ögretdük anı velįkin ādemįlerüñ eyregi bilmezler.
Satır Altı (1534)
Satır Altı (1534)
Ol vaḳt ki girdiler ataları buyurduġı gibi. Hīç def‘ eylemezdi anlar üstin‐den Tañrı taḳdīrini. Lākin bir nesne‐y‐idi Ya‘ḳūb göñlinde ol ḥāceti urdı.Daḫı ol ‘ilm issi‐y‐idi, biz bildürgeni bilürdi. Lākin çoḳ kişiler bilmezler.