Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1716, sondan 4521. ayet; 13. sure ve Ra'd Suresinin 9. ayetidir. Ra'd Suresi 9. ayetinin kelime sayisi 5, harf sayısı 30 ve toplam ebced değeri ise 2371 olarak hesaplanmıştır. Ra'd Suresinin toplam ebced değeri 239045 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure المر hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (7) ل (6) م (2) ر (1) bulunuyor.
İnsanların bilgisi sınırlı, eksik ve değişmeye açıktır. Allah’ın ilmi ise sonsuz, tam ve kesindir. İnsanın ana rahmine düşmesinden son nefesine kadar geçireceği hayat safhalarına ait bilgi bakımından da insan bilgisi, ilâhî bilgi ile kıyaslanamayacak kadar eksiktir. “Rahimlerin neyi eksiltip neyi artıracağı” ifadesini müfessirler, “Rahimdeki ceninin yaratılışındaki eksikliği, fazlalığı; sayısını ve kalma süresini yani rahimdeki yavrunun vaktinden önce mi, sonra mı yoksa normal zamanında mı dünyaya geleceğini Allah bilir” şeklinde yorumlamışlardır (Şevkânî, III, 78). Allah katında her şeyin bir ölçüye bağlı olmasından maksat da her şeyin yaratıldığı özel amaca, var olmasının gerektirdiği şartlara ve Allah’ın yaratma planında oynaması öngörülen role uygun olarak yaratılmış olmasıdır (Esed, II, 486; gayb ve şehâdet hakkında bilgi için bk. Bakara 2:3).
Mehmet Okuyan
Görünmeyeni de görüneni de bilendir, büyüktür, çok yücedir.
O Allah, yaratılmışların akılla idrak edemeyecekleri şeyleri ve onların görüp, gözleyebildikleri şeyleri de, tam olarak bilmektedir. Büyük olan O'dur. İnsanî tanımlarla tanımlanabilecek herşeyin ve herkesin üstünde ve ötesindedir O.
O, yaratılmışların duyu ve tasavvurlarının ötesinde olanları da onların görüp gözleyebildikleri şeyleri de tam olarak bilendir. (Gerçek anlamda) büyüklük ve yücelik, yalnızca O'na aittir. O, var olan ve var olması mümkün olan her şeyin üstündedir.
9,10. Görüleni de görülmeyeni de bilen, yücelerin yücesi büyük Allah'a göre, aranızdan sözü gizleyen ile, açığa vuran ve geceye bürünerek gizlenip gündüzün ortaya çıkan arasında fark yoktur.
O, yaratılmışların algılama sınırları ötesindeki âlem olan gayb’ı da, duyularla kavranabilen şehâdet âlemini de bilir. Gerçek anlamda büyüklük ve yücelik, yalnızca O’na aittir ve O, beşeri ölçülerle tanımlanabilecek her şeyin üzerinde ve ötesindedir.
1 Bunlar gizli olan bilgilerdir ve bunları ancak Allah bilir. Bu bilgiler ise; “kıyamet’in zamanı, yağmurun yağdırılması, rahimlerde olan, bir kimsenin yarın ne kazanacağı ve kimin nerede öleceğidir.” Bunlara “muğayyebat-ı hamse” denir. Muğayyebat-ı hamse ile ilgili olarak Bk. (Lokman: 34)
Muhammed Esed
O, yaratılmışların duyu ve tasavvurlarının ötesinde olanları da, onların görüp gözleyebildikleri şeyleri de tam olarak bilmektedir. 20 Büyük olan O'dur; var olan veya olması mümkün her şeyin/herkesin üstünde ve ötesinde 21 olan O.
O idrak alanına giren şahadet âlemini de, idrak sınırları dışında kalan gayb âlemini de bilendir. O her şeyden uludur, yüceler yücesidir! 10/61, 67/13-14