Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1763, sondan 4474. ayet; 14. sure ve İbrahim Suresinin 13. ayetidir. İbrahim Suresi 13. ayetinin kelime sayisi 16, harf sayısı 78 ve toplam ebced değeri ise 6598 olarak hesaplanmıştır. İbrahim Suresinin toplam ebced değeri 263593 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الر hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (11) ل (12) ر (5) bulunuyor.
Arapça Metin
وقال الذين كفروا لرسلهم لنخرجنكم من ارضنا او لتعودن في ملتنا فاوحى اليهم ربهم لنهلكن الظالمين
İnkâr edenler, peygamberlerine; “Andolsun, ya sizi yurdumuzdan çıkaracağız, ya da bizim dinimize dönersiniz” dediler. Rableri de onlara şöyle vahyetti: “Biz zalimleri mutlaka yok edeceğiz.”
Diyanet İşleri (Yeni) İbrahim Suresi 13. Ayet Tefsiri
İnkârcılar, peygamberlerin getirdiği mesajı reddetmekle yetinmediler, ileri derecede bir cüretle onları kendi dinlerine dönmek veya sürgün edilmek seçenekleri arasında tercihte bulunmaya zorladılar. Onların bu planları karşısında Allah Teâlâ peygamberlerine gönderdiği vahiyde o zalimleri mutlaka helâk edeceğini, onların yurduna kendisine gönülden bağlı olup saygı gösteren, azabından korkan peygamberleri ve onlara iman edenleri yerleştireceğini müjdeledi. Âyet Mekkeli müşriklerin Hz. Peygamber’i sıkıştırıp kendi dinlerine döndürmeye, dönmediği takdirde ülkesinden sürgün etmeye çalıştıkları bir dönemde inerek Hz. Peygamber’i ve ona inananları teselli etmiş, müşrikleri de uyarmıştır (Taberî, XIII, 191-192).
14. âyette geçen Allah’ın makamından maksat, hesap gününde O’nun huzurunda durulacak yer veya huzurunda durmaktır; aynı ifade Allah’ın murakabesi (gözetimi) veya azabı anlamlarına da gelir (Şevkânî, III, 113). Yüce Allah, dünyada yaptıklarının hesabını âhirette Allah huzurunda vereceğine inanan, Allah’ın azabından korkan kimselerin düşmanlarını yok edip onları düşmanlarının yurduna yerleştireceğini vaad etmektedir. Bu vaadin genel veya muhataplarına özel olması mümkündür.
Mehmet Okuyan
13,14. Kâfir olanlar elçilerine şöyle demişlerdi: “Elbette sizi ya yurdumuzdan çıkaracağız ya da mutlaka dinimize döneceksiniz!” Rableri de “Zalimleri mutlaka helak edeceğiz! Onlardan sonra sizi mutlaka o yerde yerleştireceğiz” diye onlara vahyetmişti. İşte bu (durum) makamımdan korkan ve tehdidimden sakınanlar içindir.
Benzer mesaj: A‘râf 7:88
Benzer mesajlar: A‘râf 7:129, 137; Enbiyâ 21:105; Nûr 24:55; Kasas 28:5.
Bayraktar Bayraklı
Kâfir olanlar peygamberlerine dediler ki: “Elbette sizi ya yurdumuzdan çıkaracağız ya da mutlaka yolumuza döneceksiniz!” Rabbleri de onlara, “Zâlimleri mutlaka helâk edeceğiz!” diye vahyetti.
Gerçeği yalanlayan nankörler, resullerine: “Sizi mutlaka yurdumuzdan süreceğiz veya kesinlikle bizim milletimize¹ dönmek zorundasınız!” dediler. Bunun üzerine Rabbleri onlara: “Zalimleri mutlaka yok edeceğiz.” diye vahyetti.
İnkâr edenler, Resullerine dediler ki: “Muhakkak (ya) sizi kendi toprağımızdan süreceğiz, veya dinimize (ve bâtıl düzenimize ve dejenere edilmiş değerlerimize) geri döneceksiniz.” Bunun üzerine Rableri kendilerine (Nebilerine) vahyetti ki: “(Sabredin) Şüphesiz Biz, zulmedenleri helak edeceğiz!”
Kafir olanlar, peygamberlerine dediler ki: Ya sizi yurdumuzdan çıkarırız, yahut da bizim dinimize dönersiniz. Rableri, onlara vahyetti: Mutlaka zalimleri helak edeceğiz.
Allah'tan gelen gerçekleri örtbas edenler, peygamberlerine dediler ki: “Ya sizi yurdumuzdan çıkarırız, yahut da bizim dinimize dönersiniz!” Bunun üzerine Rableri elçilerine: “Var oluş gayesi dışına çıkanları, mutlaka helak edeceğiz” diye vahyetti.
Kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah'a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar edenler, kâfirler, Rasullerine:
“Elbette sizi, ya yurdumuzdan çıkaracağız, ya da, mutlaka dinimize döneceksiniz, bizim hayat tarzımızı benimseyeceksin” dediler. Rableri de onlara:
“Baskı, zulüm ve işkence ile temel hak ve hürriyetleri, Allah yolunu, Allah yolundaki faaliyetleri engelleyen zâlimleri mutlaka helâk edeceğiz” diye vahyetti.
İnkar edenler peygamberlerine: "Kesinlikle ya sizi toprağımızdan çıkaracağız ya da bizim dinimize döneceksiniz" dediler. Bunun üzerine Rableri onlara şöyle vahyetti: "Zalimleri mutlaka helak edeceğiz.
O (Peygamberleri) inkâr edenler, Peygamberlerine şöyle dediler: “- Çaresi yok, muhakkak sizi, ya yurdumuzdan çıkaracağız, yahut dinimize dönersiniz. Bunun üzerine o Peygamberlere, Rableri şöyle vahy etti: “- O zalimleri muhakkak surette helâk edeceğiz;
O kâfirler, peygamberlerine: “Ya sizi memleketimizden çıkartacağız veya din ve milliyetimize dönersiniz” dediler. Allah da onlara: “Şüphesiz Biz, zalimleri yok edeceğiz.
13-14. İnkârcılar, resullerine; “Andolsun ki ya sizi yurdumuzdan çıkaracağız ya da bizim dinimize (yaşam biçimimize) döneceksiniz” dediler. Rableri de resullere şöyle vahyetti: “Biz zalimleri mutlaka yok edeceğiz. Ve onlardan sonra o yere sizi yerleştireceğiz. Bu (söz, hesap vermek üzere) benim huzuruma (günahkâr olarak) çıkmaktan çekinen ve benim azabımdan sakınan kimseler içindir.”
13,14. İnkar edenler, peygamberlerine: "Ya bizim dinimize dönersiniz ya da sizi memleketimizden çıkarırız" dediler. Rableri peygamberlere: "Biz, haksızlık edenleri yok edeceğiz, onlardan sonra yeryüzüne sizi yerleştireceğiz. Bu, makamımdan ve tehdidimden korkanlar içindir." diye vahyetti.
Kâfir olanlar peygamberlerine dediler ki: «Elbette sizi ya yurdumuzdan çıkaracağız, ya da mutlaka dinimize döneceksiniz!» Rableri de onlara: «Zalimleri mutlaka helâk edeceğiz!» diye vahyetti.
İnkarcılar elçilerine, "Ya bizim dinimize geri dönersiniz ya da sizi yurdumuzdan kovarız!," dediler. Rab'leri onlara, "Zalimleri yok edeceğiz," diye vahyetti,
İnkâr edenler peygamberlerine dediler ki: "Ya sizi mutlaka yurdumuzdan çıkaracağız, ya da mutlaka dinimize döneceksiniz!" Rableri de onlara: "Zâlimleri mutlaka helak edeceğiz" diye vahyetti.
Küfredenler de resullerine dediler ki mutlak ve mutlak sizi toprağımızdan çıkarırız, yâhud ki milletimize dönersiniz, rabları da onlara şöyle vahiy verdi ki muhakkak ve muhakkak zalimleri ihlâk edeceğiz
O küfredenler, peygamberlerine (şöyle) dediler: «Elbette ve elbette sizi ya yurdumuzdan çıkaracağız, yahud mutlak ve mutlak dînimize döneceksiniz». Bunun üzerine Rableri kendilerine (o peygamberlere): «O zaalimleri muhakkak helak edeceğiz» diye vahyetdi.
Fakat inkâr edenler, peygamberlerine dedi ki: “Ya sizi mutlaka memleketimizden çıkarırız, ya da kesinlikle dînimize dönersiniz!” Bunun üzerine Rableri onlara (o peygamberlere) şöyle vahyetti: “(Biz) o zâlimleri muhakkak helâk edeceğiz!” (1)
Hayrat Neşriyat İbrahim Suresi 13. Ayet Açıklaması
(1)“Ders-i Kur’ân’ın muhâtablarından en kesretli (en kalabalık) tâife olan tabaka-i avâmın (halk tabakasının) basit fehimlerini (anlayışlarını) okşayan zâhirî ve basit mertebesi dahi en ulvî (yüksek)tabakayı da tam hissedâr eder. Güyâ kıssadan yalnız bir hisse ve bir hikâye-i târihiyeden bir ibret değil, belki bir küllî (umûmî) düstûrun efrâdı (ferdleri) olarak her asırda ve her tabakaya hitâb ederek tâze nâzil oluyor (iniyor) ve bilhassa çok tekrâr ile اَلظَّالِم۪ينَ اَلظَّالِم۪ينَ [Zâlimler, zâlimler!] deyip tehdidleri ve zulümlerinin cezâsı olan musîbet-i semâviye ve arziyeyi (gök ve yer musîbetlerini) şiddetle beyânı, bu asrın emsâlsiz (benzersiz) zulümlerine ve kavm-i Âd ve Semûd ve Fir‘avun’un başlarına gelen azablar ile baktırıyor ve mazlum ehl-i îmâna İbrâhîm ve Mûsâ Aleyhimesselâmlar gibi enbiyânın (peygamberlerin)necatları ile (kurtulmalarıyla) tesellî veriyor.” (Asâ-yı Mûsâ, 10. Mes’ele, 50)
İlyas Yorulmaz
Doğruları inkâr edenler, içlerinden seçilen elçilere “Ya sizi topraklarımızdan çıkartıp atacağız veyahut da bizim inançlarımıza geri döneceksiniz” dediler. Bundan sonra elçilere “Haksızlık yapan zalimleri mutlaka helak edeceğiz.” diye bildirildi.
Küfre sapanlar, peygamberlerine dediler ki: “Hiç tartışmasız sizi kendi toprağımızdan süreceğiz ya da dinimize geri döneceksiniz.” Böylelikle Rableri kendilerine, “Hiç şüphesiz biz, zulmedenleri helak edeceğiz” diye vahyetti.
İlâhî çağrının hızla yayıldığını görerek telaşa kapılan, inanan insanların kendi yerlerini alarak kurdukları sistemin yıkılacağını, böylece alışageldikleri lüks ve refah dolu yaşantının sona ereceğini çok iyi bilen kâfirler, Peygamberlerine dediler ki: “Artık sabrımızı taşırmaya başladınız! Ya bizim hayat tarzımıza tamamen uyup dinimize dönersiniz, ya da sizi yurdumuzdan sürüp çıkarırız!” Bütün öğüt ve uyarılara rağmen, kâfirlerin artık iman etmeyecekleri anlaşılmış, iman ve inkâr cephesi, kesin çizgiyle birbirinden ayrılmıştı. Bunun üzerine, Rab’leri elçilerine şöyle vahyetti: “Korkmayın!Biz bu zâlimleri kesinlikle helâk edeceğiz!”
İnkâr edenler, kendi rasûlleri için:
-“Ya milletimize geri dönersiniz veya sizi yerimiz-yurdumuzdan çıkarırız” dediler.
Onlara rabb’leri vahyetti ki:
-“Zâlimler’i elbette helâk ederiz”.
Kâfirler, Peygamberlerine: “Ya bizim dinimize tam olarak geri döneceksiniz ya da biz, sizi memleketimizden süreceğiz.” deyince, Rableri Peygamberlere: “Biz de zâlimleri mutlaka helâk edeceğiz...”1
1 Zâlimler, azıtıp tecavüze kalkıştıkları zaman davetin zamanı tamamlanmış olur. Artık onlara delil getirmenin bir manası kalmaz. Onlara yapılacak tek şey vardır, o da onların helâk edilmeleridir.
Muhammed Esed
Ama hakkı inkar eden toplumlar, elçilerine şöyle dediler: “Ya bizim yolumuza dönersiniz, ya da kesinlikle sizi ülkemizden sürüp çıkarırız!” 16 Bunun üzerine Rableri elçilerine: 17 “Biz bu zalimleri mutlaka tepeleyeceğiz!” diye vahyetti,
Gerçekleri örtbas eden o kâfirler elçilerine şöyle demişti: “Ya sizi bu ülkeden sürüp çıkarırız ya da bizim inanç sistemimize geri dönersiniz.”1 Rableri de onlara şöyle vahyetti: “İnanca baskı yapan zalimleri, kesinlikle helak edeceğiz.2 17/88-89, 210/103, 30/47, 40/51, 41/18
Sonunda inkârda direnenler rasullerine (iki seçeneğiniz var) dediler: “Ya sizi yurdumuzdan sürüp çıkarırız veya bizim inancımıza dönersiniz!”[1997] Bunun ardından Rableri kendilerine şöyle vahyetti: “Zalimleri kesinlikle helâk edeceğiz;
Mustafa İslamoğlu İbrahim Suresi 13. Ayet Açıklaması
[1997] İnanca karşı zorbalığın tarihte yaşanmış fakat tarihte kalmamış bir örneği (Krş: 7:88-89).
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve kâfir olanlar, peygamberlerine dediler ki: «Elbette sizi yurdumuzdan çıkarırız, veyahut bizim milletimize dönüverirsiniz.» Artık Rableri de onlara vahyetti ki: «Elbette biz o zalimleri helâk edeceğiz.»
13, 14. Kâfirler resullerine dediler ki: “Ya sizi yurdumuzdan kovarız, yahut bizim dinimize dönersiniz. ”Rab'leri de onlara vahyetti ki: “Elbette Biz o zalimleri imha edeceğiz ve onlardan sonra o ülkeye sizi yerleştireceğiz. İşte bu, huzuruma çıkmaktan ve uyardığım azaptan çekinenler içindir. ” [7, 88; 27, 56; 17, 76; 8, 30]
Bu âyet, Hz. Peygamber (a.s.)’ın vatanından hicret edeceğine, fakat daha sonra kendisini çıkaranların yerine hakim olacağına işaret etmektedir.
Süleyman Ateş
İnkar edenler, elçilerine dediler ki: "Ya sizi mutlaka yurdumuzdan çıkarırız, ya da bizim dinimize dönersiniz!" Rableri de onlara şöyle vahyetti, "zalimleri mutlaka helak edeceğiz!"
O kâfirler elçilerine şunu söylediler: “Ne pahasına olursa olsun ya sizi ülkemizden çıkarırız ya da dinimize dönersiniz; bunun başka yolu yok.” Allah da onlara şöyle vahyetti: “Yanlış yapan o kimseleri kesinlikle etkisizleştireceğiz.
Kafir olanlar ise, Peygamberlerine :-Ya bizim yolumuza geri dönersiniz ya da sizi ülkemizden çıkarırız, dediler. Rab'leri peygamberlere şöyle vahyetti:-Zalimleri elbette helak edeceğiz,
İnkâr edenler ise, peygamberlerine, “Ya bizim dinimize girersiniz, ya da sizi yurdumuzdan çıkarırız” dediler. Rableri de onlara şöyle vahyetti: Biz zalimleri helâk edeceğiz.
Küfre sapanlar kendi resullerine şöyle dediler: "Ya tam bir biçimde bizim milletimize dönersiniz yahut da sizi yurdumuzdan mutlaka çıkarırız." Rableri de onlara şunu vahyetti: "Zalimleri muhakkak helâk edeceğiz."
daħı eyitti anlar kim kāfir oldılar yalavaçlarına “çıķaravuz sizi yirümüzden tā dönesiz girü dįnümüze.” pes vaḥy eyledi anlara çalabı’sı anlaruñ kim “helāk eyleyevüz žālimleri”.