Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1846, sondan 4391. ayet; 15. sure ve Hicr Suresinin 44. ayetidir. Hicr Suresi 44. ayetinin kelime sayisi 8, harf sayısı 30 ve toplam ebced değeri ise 662 olarak hesaplanmıştır. Hicr Suresinin toplam ebced değeri 179814 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الر hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (4) ل (3) ر (0) bulunuyor.
İblîs’in, emri yerine getirmediği gibi, yeniden dirilme gününe kadar yaşaması için dilekte bulunarak bu süre içinde insanları yoldan çıkarmaya ahdetmesinin, insanın sahip olduğu ayrıcalığı hazmedememesinden ve onu kıskanmasından, özellikle rahmetten kovulmasına Âdem’in yaratılışının sebep olduğu şeklindeki vehminden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Halbuki aslında böyle bir cezaya çarptırılmasının asıl sebebi, kendi küstahlığı ve isyanı idi. Muhtemelen İblîs, içten içe kendi günahına yine kendisinin kulluktaki samimiyetsizliğinin sebep olduğunu da düşündüğü için, bu tecrübesinden hareketle samimi kullara zarar veremeyeceğini ifade etmektedir. Allah Teâlâ, insanlar hakkında dünya hayatını bir imtihan süreci kılmayı murat ettiği için İblîs’in dileğini kabul etmiş; bu arada kendisine varan doğru yolun, şeytanın tuzaklarına kapılmayacak olan ihlâslı kulların tutacağı yol olduğunu, bunlar üzerinde şeytanın hâkimiyet kuramayacağını, buna karşılık şeytana uyacakların buluşma yerinin cehennem olacağını bildirmek suretiyle dolaylı olarak insanlara da akıllarını başlarına alıp şeytana kapılmamaları, kendisine varan doğru yoldan şaşmamaları, cehennemden korunmaları gerektiği yolunda uyarıda bulunmuştur.
Mehmet Okuyan
Onun yedi kapısı vardır. Onlardan her kapı için ayrılmış (birer) grup vardır.
Mücâhid, İkrime ve sairenin rivâyetlerine göre cehennem tabakaları birbirinin üstündedir ve yedi tanedir.En altta bulunanı cehennemdir. Onun üstündeki tabaka leza, onun üstündeki huteme, onun üstündeki sakar, onun üstündeki cahim, onun üstündeki sair, onun üstündeki de haviyedir. Bu kavil, Hz. Ali (a.s)'den rivayet edilmiştir. Bir rivayete göreyse en alttaki haviyedir, en üstteki cehennemdir. İbn-i Abbas'a göre birincisi cehennem, ikincisi sair, üçüncüsü sakar, dördüncüsü cahim, beşincisi leza, altıncısı huteme, yedincisi haviyedir. En üst cehenneme, tanrıyı bir ve Hz. Muhammed (s.a.a)'i gerçek peygamber tanıdıkları halde suç işleyenler girecekler ve suçları miktarınca yanacaklardır. En alt cehennemse münafıklara mahsustur (Mecma, 1, 33). Cehennem kelimesinin Farsça’dan geldiği de söylenmiştir (al-Müfredat, 101).
Abdullah Parlıyan
O cehennemin yedi kapısı var; her kapıya da o günahkarlardan bir kısmı ayrılmıştır.”
Cehennemin yedi kapısından maksat bazı tefsirlere göre yedi tabakadır. «Cüz’ün maksûm» da o kapılardan girerek yerlerini alacak olan guruplardır. Bazı rivayetlere göre bu tabakalardan ilki olan Hâviye, günahkâr müminler için, ikincisi Sakar, yahudiler için, üçüncüsü Sa’îr hıristiyanlar için, dördüncüsü Cahîm Sâbie için, beşincisi Lezâ ateşperestler için, altıncısı Hutame putperestler için ve pek çok adlarla anılan yedincisi münafıklar içindir.
Edip Yüksel
"Onun yedi kapısı vardır ve her bir kapı için onlardan belli bir pay vardır."
Onun (birbirinden aşağı yedi tabaka için, ayrı ayrı) yedi kapısı vardır. Her bir kapı için, onlardan (o tabakanın ehli olacak azgınlardan) ayrılmış bir mikdar vardır.
1 Âyetin metnindeki “kapı” ifadesi “tabaka” anlamındadır. Yani onun: Cehennem, Lezâ, Hutame, Saîr, Sekar, Cahîm ve Hâviye olmak üzere yedi tabakası vardır. (Celâleyn, Kurtubî, Taberî)
Muhammed Esed
o cehennem ki, yedi kapıdan girilir; her kapıdan onlardan (günahlarının niteliğine göre) ayrı bir kafile halinde”. 33
[2056] Seb‘a rakamı kinaye olarak “birden fazla” ya da “farklı, çeşitli” manasına alınabilir. Aynı zamanda bir eylemle birlikte kullanıldığında, eylemin sürekliliğini ifade eder. Hem isimle hem de fiille birlikte kullanıldığında çevrimselliğe ve dönüşümlülüğe delâlet eder.
Ömer Nasuhi Bilmen
«Onlar için yedi kapı vardır. Herbir kapı için onlardan ayrılmış bir cüz vardır.»
İblis kıssasının hatırlatılması şu muhtevada olmuştur: Daha önceki âyetlerde kâfirlerin felakete götüren yollara tâbi oldukları üzerinde durulmuştu. Bu sapıklıkların gerisinde, en büyük bir düşmanın bulunduğunu, insanların buna karşı daima uyanık ve tetikte olmalarının lüzumunu hatırlatmak için bu kıssaya yer verilmiş ve denilmek istenmiştir ki: “Peygamber sizi bu tehlikeden kurtarmak istiyor. Fakat siz dostunuzu düşmanınızı ayırd edemiyorsunuz.”
Süleyman Ateş
Onun yedi kapısı vardır. Her kapıya, onlardan bir bölüm ayrılmıştır.