Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan
1880, sondan
4357. ayet;
15. sure ve
Hicr Suresinin
78. ayetidir.
Hicr Suresi 78. ayetinin kelime sayisi
5, harf sayısı
24 ve toplam ebced değeri ise
1358 olarak hesaplanmıştır.
Hicr Suresinin toplam ebced değeri
179814 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure
الر hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette
ا (7)
ل (3)
ر (0) bulunuyor.
وان كان اصحاب الايكة لظالمين
Ve-in kâne ashâbu-l-eyketi lezâlimîn(e)
“Eyke” halkı da şüphesiz zalim idiler.[299]
Eyke halkı, Hz. Şu’ayb’ın kavmi idi. “Eyke”, birbirine girmiş sık ağaçlar demektir. Şu’ayb, kavmi ağaçlık bir bölgede yaşadığı için onlara “Eyke halkı” denmiştir.
Tefsirlerde Eyke’nin, Hz. Şuayb’ın peygamber olarak gönderildiği, Mısır ile Filistin arasında, Sînâ yarımadasının kuzeyindeki bölgenin adı olan Medyen ile aynı yer olduğu, ağaçlık bir yer olması dolayısıyla buraya Eyke denildiği belirtilmektedir. Hz. Şuayb döneminde buralarda Araplar’ın Emur (Amoriler) koluna mensup kabileler oturuyordu (bilgi için bk. A‘râf,
7:85-93; Hûd
11:84-95).
78. âyette geçen zulüm kavramı, başta inkârcılık olmak üzere her türlü inkâr ve isyanı ifade etmektedir. Nitekim Lokmân sûresinde de (
31:13), “Gerçekte şirk çok büyük bir zulümdür” buyurulur. İbn Kesîr, buradaki zulmü, “Eyke halkının Allah’a ortak koşmaları, yol kesmeleri, ölçü ve tartıda haksızlık etmeleri” şeklinde açıklamakta olup bu açıklama, ‘râf ve Hûd sûrelerindeki bilgilere dayanmaktadır. Söz konusu sûrelerde bildirildiğine göre Şuayb da diğer peygamberlerin davetlerini tekrarlayarak Medyen halkını önce Allah’a kulluk etmeye, O’ndan başka tanrı tanımamaya çağırmış; fakat onlar zulümlerine devam etmişler yani inkârcılıkta, günah ve isyanda ısrar etmişler, bu yüzden de hak ettikleri cezaya çarptırılmışlardır. “Bu iki şehir açıkça bilinen bir yol üzerindedir” buyurularak Eykeliler’le Sodomlular’ın aynı coğrafî bölgede yaşadıklarına işaret edilmiştir (İbn Kesîr, IV, 462).
Eyke halkı da zalimdi.
Eyke halkıyla ilgili bkz. Şu‘arâ
26:176, dipnot 4.
Eyke halkı da gerçekten zâlim idiler.[262]
[262] Eyke ve Hicr halkının kıssası hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, X, 399-402.
Eykeliler gerçekten zalim kimselerdi.
Eyke halkı (ve yönetici tabakası) da kesinlikle zalim kimselerdi.
Ashab-ı Eyke de gerçekten zalimdi.
Eyke ormanlık anlamına gelir. Ashab-ı Eyke, Şuayb Peygamberin gönderildiği kavimdir.
Medyen'in ağaçlı vadilerinin sakinleri de, gerçekten yaratılış gayesi dışına çıkmışlardı.
Eyke halkı da kesinlikle inkârda, isyanda ısrar eden zâlimler idi.
Eyke ahalisi de gerçekten zalim kimselerdi.
Eyke halkı da gerçekten zalim-kimselerdi.
(Şuayb Aleyhisselâmın kavmi olup ormanlıkta yaşayan) eyke halkı da hakikaten zalimler (iman etmiyen kâfirler) idi.
78, 79. Şüphesiz ormanlık ehli (Şuayb kavmi) de zalimler idi. Onlardan da öcümüzü aldık. İşte o iki kavim, (yerleri) görünen bir yol üzerindedirler.
Meşelikte oturanlar zulme gidince
(Şuayb'ın kavmi olan) Eyke halkı da doğrusu, ıslah olmaz zalim kimselerdi.
Hz. Şuayb’ın gönderildiği Medyen halkı ormanlık bölgede yaşadıklarından onlara Eyke halkı denmiştir. “Eyke” sözlük olarak ormanlık alan demektir. Medyen, Filistin ile Hicaz arasında, Kızıldeniz sahiline yakın bir yerdir.
Eykeliler de, şüphesiz zalim kimselerdi.
Eyke halkı da gerçekten zalim idiler.
Âyette sözü edilen Eyke, sık ormanlık demektir. Şuayb Peygamber ve kavminin oturduğu ülke ormanlık olduğu için onlara Eyke halkı denilmiştir.
Gerçekten Eyke halkı da zalimlerden idi.
Eyke halkı da gerçekten zalimlerdi.
Hakikaten eshabı eyke de zalimler idi
Ashaab-ı Eyke de cidden zaalim (kimse) lerdi.
(Şuayb'ın kavmi olan) Eyke halkı da gerçekten zâlim kimselerdi.
Eyke halkı da zulümde çok haddi aşmıştı.
Gerçek Eykeliler de [⁴] zalimlerdendiler.
[4] Ormanlık, ağaçlık sahipleri ki Şuayb Aleyhisselâmın kavmidir.
Eyke halkı da gerçekten zalim kimselerdi.
(Eyke halkı Şuayb’ın (a.s) kavmidir ve başkentleri nedeniyle Medyenliler adını almışlardır. el-Eyke, Tebûk’un eski adı idi ve sözlükte “sık orman” anlamına gelir.)
Medyen ve Eyke halkı da zulüm ve haksızlıkta çok ileri gitmiş ve kendilerine gönderilen Şuayb’ı inkâr etmişlerdi.
Eyke arkadaşları da zâlimdi.
Eyke’liler1 de gerçekten zâlimlerdendi.
1 Eyke: Sık, birbirine karışmış ağaç demektir. Eyke’liler de Medyen’liler gibi Şuayb (a.s.)’ın gönderildiği bir kavimdir. “Eyke” kelimesi “sedir ağacı, sık ve bol ağaçlıklı yer” anlamına gelir. Bu kelimenin “Leyke” şeklinde de okunduğu olur. Hz. Şuayb’ın bu kavme tebliği de Medyen halkına olan tebliğinin aynısıdır. (Şuarâ: 177-183) Ancak bazı müfessirler, Kur’an’da Şuayb (a.s)’dan Medyenliler’in kardeşi diye söz edilirken, Eykeliler hakkında böyle bir nitelemenin bulunmadığını dikkate alarak bunların iki ayrı kavim olduğunu ileri sürmüşlerdir. (İbnu Kesîr) Kur’ân-ı Kerîm’de Medyen halkının deprem, sarsıntı veya gürültü ile Eyke halkının ise “gölge günü”nün azabı ile cezalandırıldığı belirtilmektedir. (A’râf: 91, Hûd: 94, Şuarâ: 189, Ankebût: 37) Eyke halkı Şuayb (a.s)’dan eğer doğru söylüyorsa gökten üzerlerine azap indirmesini istemiş, bunun üzerine gölge gününün azabı gelmiştir.
[MEDYEN'İN] ağaçlı vadilerinin sakinleri de, doğrusu, ıslah olmaz zalim kimselerdi. 56
Eyke halkı da elçilerini yalanlayarak zalimlerden oldular. 26/176, 50/14
DOĞRUSU (Medyen’deki) Yeşil Vadi’nin halkı da zulme gömülmüş kimselerdi.
Ve şüphe yok ki, Eyke ahalisi de elbette zalimler idi.
Eyke halkı da zalim mi zalim bir halk idi.
Eyke, Tebük’ün eski adı olup Şuayb (a.s)’ın halkıdır.
Gerçekten Eyke halkı da zalim kimselerdi.
Bunlar, Şu'ayb'in kavmi idiler. Ormanlık bölgede oturduklarından, bunlara ağaç sâhibleri anlamında ashâbu'l-eyke denmiştir. el-Eyke birbirine girmiş sık ağaçlar demektir.
Bir başka gerçek de Eyke ahalisinin zalimlikleridir.
[*] Yanlış yapmak, yanlışlar içinde olmak
Eyke halkı zalimlik etti.
Eyke(10) halkı da zalimlerdendi.
(10) Sık ağaçlı yer anlamına gelir; Hz. Şuayb’ın kavminin bulunduğu yerdir.
Eyke halkı da gerçekten zalim insanlardı.
daħı bayıķ oldı bįşe isleri žālimler.
Daḫı eger Şu‘ayb ḳavmi daḫı ẓālimler‐idi.
Şübhəsiz ki, Əykə əhli də (sıx meşəlikdə yaşayan Şüeyb tayfası da) zalım idi. (Onlar Allaha asi olmaqla özlərinə zülm etdilər).
And the dwellers in the wood indeed were evil doers.
And the Companions of the Wood(2000) were also wrong-doers;*
2000 "Companions of the Wood": Ashab al Aykah. Perhaps Aykah is after all a proper noun, the name of a town or tract. Who were the Companions of the Aykah? They are mentioned four times in the Qur'an, viz., here, and in
26:176- 191;
38:13; and
50:14. The only passage in which any details are given is
26:176- 191. There we are told that their Prophet was Shu'ayb, and other details given correspond to those of the Madyan, to whom Shu'ayb was sent as Prophet: see
7:85-93. In my notes to that passage 1 have discussed the question of Shu'ayb and the Madyan people. It is reasonable to suppose that the Companions of the Wood were either the same as the Madyan, or a group among them or in their neighbourhood.