Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1892, sondan 4345. ayet; 15. sure ve Hicr Suresinin 90. ayetidir. Hicr Suresi 90. ayetinin kelime sayisi 4, harf sayısı 21 ve toplam ebced değeri ise 1041 olarak hesaplanmıştır. Hicr Suresinin toplam ebced değeri 179814 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الر hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (4) ل (3) ر (0) bulunuyor.
Allah, “bölüp parçalayanlar”ı cezalandırmıştır. Burada “bölüp parçalayanlar”la kimlerin kastedildiği ve neyi bölüp parçaladıkları hususunda farklı yorumlar yapılmıştır. Bir yoruma göre bunlar, Kur’an’ı işlerine geldiği gibi bölerek bir kısmına inanan, bir kısmını reddeden yahudi ve hıristiyanlardır (Taberî, XIV, 61). Bir rivayete göre âyette, sırf Kur’an’la alay etmek için “Şu sûre benim, şu sûre senin” diye Kur’an’ı aralarında paylaşan Ehl-i kitap kastedilmiştir. Başka bir yoruma göre âyette Kureyş putperestlerinin bir bölümü kastedilmiştir. Rivayete göre hac mevsiminde bir kısım Mekkeli bölük bölük ayrılıp yollara dağılır, dışarıdan gelenlere Hz. Peygamber aleyhinde “O bir mecnun!”, “O bir şair!”, “O bir sihirbaz!” diye propaganda yaparlardı.
Taberî bu görüşlere dair bilgiler verdikten sonra kendi yorumunu şöyle ifade eder: “Allah, resulüne, Kur’an’ı bölüp parçalayanlara şu hususu bildirmesini emretmektedir: Peygamber, Allah’ın öfkesi ve cezalandırması konusunda insanları uyarmakla görevlidir. Gerek kendi aralarından gerekse daha önceki ümmetlerden vahyi bölüp parçalayanların başlarına gelenler onların da başına gelebilir.
‘Bölüp parçalayanlardan’ Tevrat ve İncil’e inananlar kastedilmiş olabilir; çünkü onlar Allah’ın kitabını kısımlara ayırıyor; yahudilerden bazıları kutsal kitabın bir kısmını kabul ederken geri kalan kısmını tanımıyor, İncil’i ve Kur’an’ı da reddediyor; hıristiyanlar ise İncil’in bir kısmını benimserken geri kalan kısmını, ayrıca Tevrat’ı ve Kur’an’ı reddediyorlardı. Ancak burada Kureyş putperestleri de kastedilmiş olabilir. Çünkü onlar Kur’an hakkında farklı gruplara ayrılıyor; bir kısmı ona şiir, bir kısmı kehânet ürünü, bir kısmı eskilerin masalları diyordu... Sonuç olarak bu âyetlerde hangi kesimin kastedildiğine ilişkin Kur’an’da kesin bir delil bulunmadığı gibi Hz. Peygamber’den nakledilmiş bir açıklama ve aklî bir kanıt da yoktur.”
Bu durumda Taberî’ye göre, Allah’ın vahyini, bir kısmına inanıp bir kısmını reddetmek suretiyle parçalayan her türlü eski ve yeni inkârcı zümrelerin âyetin kapsamına girdiğini düşünmek en doğru yaklaşımdır. Âyet Allah’ın kurtarıcı mesajlarını bu şekilde yıpratmaya ve tesirsiz kılmaya çalışan her inkârcı kesimin ilâhî cezalara uğratıldığını hatırlatmaktadır.
Mehmet Okuyan
Nitekim biz yalan yere yemin edenlere (azabı) indirmişizdir.
Bu ayette mesaj, Hz. Salih’in kavmiyle ilişkilendirilmelidir. Nitekim Semûd kavmi Hz. Salih’e suikast düzenlemek için aralarında yemin etmişlerdi. Neml 27:49’da geçen [tekâsemû] fiiliyle bu ayette geçen [el-muktesimîne] kelimesi aynı kökten gelmekte ve “yemin etmek” şeklinde birbirine yakın anlamlarda kabul edilmektedir. Burada kastedilen anlam “bölüp parçalayanlar” ise mesaj bir sonraki ayetle ilişkili olmak üzere Kur’an hakkındaki bölünenleri hedef almaktadır.
Nitekim kutsal kitapların hükümleri arasında ayırım yapanlara, bir kısım hükümlerini dışlayarak ihtilaf çıkaranlara da sorumluluklarını tevdi eden kitap indirmiştik.
Nitekim kendi kitaplarını parçalara ayıran (bir kısmını geçerli bir kısmını geçersiz sayan Yahudi ve Hristiyan)lara indirdiğimiz gibi (vahyi sana biz indirdik)!
90,91,92,93. Kuran'ı işlerine geldiği gibi bölenlere de, kendi Kitablarının bir kısmına inanıp bir kısmını kabul etmeyen yahudi ve hıristiyanlara da nitekim Kitap indirmiştik; Rabbine and olsun ki hepsini, yaptıklarından sorumlu tutacağız.
(2)“Taksim ediciler”den murad: Hac ve panayır vakitlerinde sokakları taksîm ederek, insanları İslâm’dan men‘ etmeye çalışan Mekke müşrikleri veya Tevrât ve İncîl’i taksîm ederek işlerine gelmeyen âyetleri kabûl etmeyen yahudi ve hristiyanlardır. (Beyzâvî, c. 1, 535)
İlyas Yorulmaz
Daha önceki ayrılıklara düşmüş olanlara indirdiğimiz kitaplar gibi,
İsmail Hakkı İzmirli Hicr Suresi 90. Ayet Açıklaması
[13] Yahud ve Nasara ki Kitabın bazısına inanmışlar, bazısını inkâr etmişlerdi, yahut hac mevsiminde halkı imandan men etmek üzere Mekke yollarını aralarında paylaşan eşhastır. Veya andlaşanlar demektir, bunlar da Salih Aleyhisselâmın kavmidir.
Kadri Çelik
Parça parça edenlere indirdiğimiz (azap) gibi (diğer Mekke putperestlerine de azap indiririz).
(Rivayette yer aldığına göre Kureyş kâfirlerinden bir grup, hac mevsiminde Mekke’nin giriş noktalarını tutarak gelen insanları Peygamber’e iman etmekten engellemeye çalışıyor, parçalar halinde yanlarında bulundurdukları Kur’an ayetlerini sihir, masal, düzmece şeyler olarak göstermeye çalışıyorlardı. Allah bu kimseleri tek tek helak etmiştir.)
Mahmut Kısa
Ey insanlar! İşte size mesajımızı gönderdik, tıpkı daha önce kendilerine gönderilen kutsal Tevrat, Zebur ve İncil’i tahrif ederek düşman gruplara ayrılan o bölücülere indirdiğimiz gibi.
[2074] Parantez içi açıklamamız, bu âyetin 87. âyete zımnî bir atıfla bağlantılı olduğu görüşüne dayanmaktadır (Zemahşerî). “Paramparça edenlerden” kasıt kitap ehlidir (6:159 ve 2:85).
Ömer Nasuhi Bilmen
Nitekim (o azabı,) taksimcilerin üzerlerine indirmiştik.
Muktesimîn: bölüşenler, bölenler veya yemin edenler mânalarına gelir. İlk mânaya göre: Kur’ân’ı kısım kısım ayırarak bir kısmını kabul, öbür kısmını reddedenler mânasına gelir. Bunlar, birinci derecede, kendileri de kısım kısım bölünmüş olan Yahudi ve Hıristiyanlardır. Ayrıca, inkârlarını var güçleriyle yemin ederek pekiştirenler de kasdedilmiş olabilir.
Süleyman Ateş
(Siz bilirsiniz, inanmazsanız Allah'ın azabı başınıza inecektir.) Tıpkı o bölücülere (veya and içenlere) indirdiğimiz gibi (sizin başınıza da azab indiririz)!