Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 2008, sondan 4229. ayet; 16. sure ve Nahl Suresinin 107. ayetidir. Nahl Suresi 107. ayetinin kelime sayisi 13, harf sayısı 62 ve toplam ebced değeri ise 3181 olarak hesaplanmıştır. Nahl Suresinin toplam ebced değeri 557686 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
ذلك بانهم استحبوا الحيوة الدنيا على الاخرة وان الله لا يهدي القوم الكافرين
Dinden sapmanın temelindeki ahlâkî ve psikolojik sebebin âhireti, yani Allah’ın huzurundaki mutlak sorumluluğu, kusursuz yargılanmayı dışlayan bir dünya düşkünlüğü olduğunu göstermesi, dünya tutkusuyla hidayet arasındaki zıtlığa işaret etmesi bakımından din psikolojisine ışık tutan ifadenin ardından 108. âyette bu şekildeki bir dünya tutkusunun, insanın mânevî hayatına ve yargılarına verdiği zararlar dile getirilmektedir. Her şey yüce Allah’ın kesin hükümleri, O’nun koyduğu düzen çerçevesinde gerçekleşmekte; insan bir kere kalbini inkâra açıp dünya hayatını âhirete tercih edince bunun ardından 108. âyetteki tabiriyle “gaflet”, yani düşüncesizlik ya da sağlıksız düşünme süreci başlamakta; artık onun gönlü, kulağı ve gözü mühürlenmekte; başka bir ifadeyle o kişi, âhiret kurtuluşu için kendisine lâzım olan şeylere zihnen ve ruhen kapalı hale gelmektedir. Görüldüğü gibi bu birkaç âyet, bütün karmaşık inkâr olaylarının “sehl-i mümtenî” kabilinden bir anlatımıdır.
Mehmet Okuyan
Bu (azap), onların dünya hayatını ahirete tercih etmeleri ve Allah’ın, kâfirler topluluğunu doğru yola ulaştırmaması nedeniyledir.
Bu (hidayet kararması durumu) ; onların dünya hayatını sevip ahirete tercih etmeleri ve şüphesiz Allah'ın da inkâr ve nankörlük eden bir topluluğu hidayete erdirmemesi nedeniyledir.
Bunun da sebebi, dünya hayatının sevilip, ahiretten üstün tutulmasındandır. Şüphe yok ki, Allah kendisinden gelen gerçekleri örtbas eden kimseleri doğru yola iletmez.
Bu azap, onların dünya hayatını severek, âhirete ebedî yurda tercih etmelerinden dolayıdır. Allah, kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah'a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar eden kâfir bir toplumu, doğru yola sevketme lütfunda bulunmayacak.
Burada, mü’min olduğu halde zorla müşrik yapılmaya çalışılan fakat müşrik olmak istemediği halde baskılara dayanamayarak karşı tarafı yanıltmak için sadece diliyle inkâr ettiğini söyleyenlerin özel durumundan bahsediliyor. Rivayet edilir ki; Kureyş müşrikleri sahabelerden Yâsir ailesini zorla dinlerinden döndürmeye çalışır. Onlar imanlarından taviz vermeyince Yasir’i hemen oracıkta, anası Sümeyye’yi de ters istikamete giden iki ayrı deveye bağlayarak öldürürler. Bu duruma şahit olan oğlu Ammar daha fazla işkencelere dayanamayarak diliyle onların istediği şekilde inkâr eder. Bunun üzerine bu iki ayet arka arkaya nazil olur. O halde ne zaman ve nerede olursa olsun aynı durum söz konusu olursa Ammar’ın yaptığı gibi kişi diliyle taviz vererek işkence görmek ya da öldürülmekten kurtulabilir.
Diyanet İşleri (Eski)
Bu, dünya hayatını ahirete tercih etmelerinden ve Allah'ın da, inkarcı milleti doğru yola eriştirmemesinden ötürü böyledir.
Bu, doğrusu onların âhirete mukabil dünya hayâtını (tercîh ederek)sevmelerinden ve şübhesiz ki Allah'ın kâfirler topluluğunu hidâyete erdirmeyeceğindendir.
İşte bu (duruma düşmelerinin sebebi), ahiret hayatına karşılık, dünya hayatını daha çok sevmelerindendir. Şüphesiz ki Allah hakkı inkâr edenler topluluğunu doğru yola iletmez.
Bu, onların dünya hayatını ahirete göre daha sevimli bulmalarından ve şüphesiz Allah'ın da küfre sapan bir topluluğu hidayete ulaştırmaması nedeniyledir.
Çünkü onlar, basit çıkarlar peşinde koşarak bu dünya hayatınıâhirete tercih ettiler. Allah ise, hakîkati bile bile inkâr eden bir toplumu asla doğru yola iletmez!
İşte bu azap; onların dünya hayatını ahirete tercih etmelerindendir. Hiç şüphe yok ki, Allah böyle nankör kâfirleri umduklarına ulaştırmayacaktır. 3/185, 10/24, 11/15-16, 17/18-19, 28/77, 42/36
İşte bu, hem onların dünya hayatını âhiret hayatına tercih etmelerinin, hem de Allah’ın inkârcı kimseleri doğru yola yöneltmemesinin neticesidir.[2200]
Mustafa İslamoğlu Nahl Suresi 107. Ayet Açıklaması
[2200] Çeviride yer alan “hem… hem de…” kalıbının gerekçesi, metindeki iki cümlecikte de sonucu belirleyen ardışıklı iki gerekçe işlevini yüklenen enne edatlarıdır.
Ömer Nasuhi Bilmen
Bu da, (bu korkunç ceza da) onların dünya hayatı üzerine (tercihen) daha ziyâde sevmiş olmalarındandır ve şüphe yok ki Allah Teâlâ kâfirler olan bir kavme hidâyet etmez.
Çünkü onlar dünya hayatını âhirete üstün tutmuşlar, âhiretlerini dünyalarına feda etmişlerdir ve çünkü onlar inkârı tercih ettikleri müddetçe Allah kâfirler topluluğunu hidâyete erdirmez.