Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 2017, sondan 4220. ayet; 16. sure ve Nahl Suresinin 116. ayetidir. Nahl Suresi 116. ayetinin kelime sayisi 22, harf sayısı 94 ve toplam ebced değeri ise 9089 olarak hesaplanmıştır. Nahl Suresinin toplam ebced değeri 557686 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
ولا تقولوا لما تصف السنتكم الكذب هذا حلال وهذا حرام لتفتروا على الله الكذب ان الذين يفترون على الله الكذب لا يفلحون
Dilleriniz yalana alışageldiğinden dolayı, Allah’a karşı yalan uydurmak için, “Şu helâldir”, “Şu haramdır” demeyin. Şüphesiz, Allah’a karşı yalan uyduranlar, kurtuluşa eremezler.
İçinde bulundukları bolluk ve güvenlik ortamını kendisine borçlu oldukları Allah’a karşı nankörlük eden, üstelik yaptıklarının yanlışlığını göstermeye çalışan Allah elçisini de yalancılıkla suçlayan şehir halkının bu yüzden uğradığı açlığı, korkuyu ve başlarına gelecek büyük azabı bir uyarı örneği olarak hatırlatan âyetlerin ardından Allah’a hakkıyla kulluk eden kimselerin, O’nun verdiği nimetlerden yararlanırken kendisine şükretmeleri gerektiği bildirilmekte; sonra da bazı haram yiyecekler sıralanmaktadır (bu haramlar konusunda bilgi için bk. Bakara 2:173). Allah kuluna gereksiz ve faydasız yere zorluk çıkarmaz; hatta kul zorda kalırsa, kural olarak yasakladığı bazı şeylere geçici olarak izin de verir. Önemli olan, Allah tarafından konmuş olan hükümlere saygı duymamızı, nimetlerinden ötürü O’na minnettar olmamızı sağlayan, bizi haksızlık ve aşırılığa sapmaktan koruyan bir dindarlık duyarlılığına sahip olmaktır. Buna karşılık, Allah’ın hükümlerini önemsemeyip de haram ve helâl konusunu hafife alarak, aslında kendi keyfî arzularıyla uluorta hükümler koyup bunları Allah’ın hükümleriymiş gibi göstermeye kalkışmak, “az bir faydalanma” yani önemsiz dünya menfaatleri uğruna “Allah üzerine yalan uydurmak”, insanı ebedî kurtuluştan mahrum bırakacak ve “elemli bir azab”a götürecek ölçüde ağır bir suçtur.
Mehmet Okuyan
Dillerinizin uydurduğu yalana dayanarak “Şu helaldir, şu da haramdır!” demeyin; sonunda Allah’a yalan uydurmuş olursunuz. Allah’a yalan uyduranlar kurtulamazlar.
Ayette hakkında Yüce Allah’ın hüküm indirmediği konularda Allah’a iftira etmeleri anlamına gelecek şekilde kişilerin helal ve haram değerlendirmesinde bulunması yasaklanmaktadır. Benzer mesajlar: Mâide 5:87; En‘âm 6:143-146; Yûnus 10:59-60; Tahrîm 66:1; Hâkka 69:44-47.
Bayraktar Bayraklı
Dillerinizin uydurduğu yalana dayanarak, “Bu helâldir, şu da haramdır” demeyin! Çünkü Allah'a karşı yalan uydurmuş olursunuz. Şüphesiz Allah'a karşı yalan uyduranlar kurtuluşa eremezler.[278]
[278] Din konusunda gelişigüzel konuşmak hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XI, 127-133.
Erhan Aktaş
Kendi yalanlarınızı, Allah'a dayandırarak, dilinize geldiği gibi yalan yanlış, “Şu helâldir, şu haramdır.” demeyin. Uydurduğu yalanı Allah'a dayandıranlar, kurtuluşa eremezler.¹
1- Başta “hadis” adı altında olmak üzere, din adına üretilmiş bilgi kaynaklarından “icma, kıyas, fıkıh” Allah'ın haram etmediği o kadar çok şey haram olarak tanımlanmış ki bu haram ve günahlarla İslam adeta mayınlı bir tarlaya dönüştürülmüş güç yetirilemez bir hal almıştır. Oysaki haram ve helali belirleme hakkı yalnızca Allah'a aittir.
Ahmet Akgül
Dillerinizin yalan yere nitelendirmesi dolayısıyla (kendi kafanızdan) şuna helâl, buna haram demeyin. Çünkü Allah'a karşı yalan uydurmuş olursunuz. Şüphesiz Allah'a karşı yalan uyduranlar kurtuluşa ulaşamayacaktır.
Yalanlar uydurup dile getirerek Allah'a iftira etmeyin şu helaldir, bu haram diye; şüphe yok ki yalan söyleyip Allah'a iftira edenler, kurtulmazlar, muratlarına ermezler.
Kendi dillerinizin uydurmasıyla Allah'a iftira ederek, “Bu helaldir, şu haramdır” demeyin. Çünkü Allah'a karşı yalan düzenler asla kurtuluşa erişemezler.
Dillerinizin, kendinizin uydurduğu yalanlara dayanarak:
“Bu helâldir, meşrûdur, şu haramdır” demeyin, Allah adına yalan uydurmuş olursunuz. Allah adına yalan uyduranlar kesinlikle, kurtuluşa, ebedî nimetlerle mutluluğa eremezler.
Dillerinizin yalan yere nitelendiregeldikleri için: "Bu helaldir, bu da haramdır" demeyin, Yoksa Allah'a karşı yalan uydurmuş olursunuz. Şüphesiz Allah'a karşı yalan uyduranlar kurtuluşa eremezler.
Dillerinizin yalan yere nitelendirmesi dolayısıyla şuna helal, buna haram demeyin. Çünkü Allah'a karşı yalan uydurmuş olursunuz. Şüphesiz Allah'a karşı yalan uyduranlar kurtuluşa ermezler.
Dillerinizin “Bu helâldır, şu haramdır” diye yalan olarak vasıflandırdığı şeyi söylemeyin ki, Allah'a yalan iftira etmiş olursunuz. Şüphe yok ki, Allah'a yalan uyduranlar, asla kurtulamazlar.
Dillerinizin anlattığı yalana dayanarak, “bu helaldir, şu haramdır” demeyin. Nihayet Allah’a iftira etmiş olursunuz. Allah namına yalan uyduranlar, hiç şüphesiz felah bulmazlar.
Dillerinizin uydurduğu yalana dayanarak: “Bu helâldir, bu da haramdır” demeyin, çünkü Allah'a karşı yalan uydurmuş oluyorsunuz. Kuşkusuz Allah'a karşı yalan uyduranlar kurtuluşa eremezler.
Bu ayette, Tevrat’ın orijinalindeki hükümleri bir tarafa itip kendi çıkarlarına göre, helal ve haram hakkında hüküm koyan Yahudiler uyarılıyor. Aynı uyarı bugün olduğu gibi bütün zaman ve toplumlar için de geçerlidir. Bir şeyin helal ya da haram olması tamamen Allah’ın yetkisindedir. Kimse Allah’ın helal kıldığını haram, haram kıldığına da helal edemez. Bu hadsizlik aynı zamanda Allah adına hüküm koymak anlamına gelir ki bu hem şirk olur hem de küfür. Onun için bu hadsizliği yapanların kurtuluşa eremeyeceği ifade ediliyor.
Diyanet İşleri (Eski)
Diliniz yalana alışmış olduğu için, "şu haram, bu helaldir" demeyin, zira Allah'a karşı yalan uydurmuş olursunuz. Allah'a karşı yalan uyduranlar ise, saadete şüphesiz erişemezler.
Dillerinizin uydurduğu yalana dayanarak «Bu helâldir, şu da haramdır» demeyin, çünkü Allah'a karşı yalan uydurmuş oluyorsunuz. Kuşkusuz Allah'a karşı yalan uyduranlar kurtuluşa eremezler.
Bir kısım Araplar, kendi kendilerine bazı şeyleri helâl, bazılarını da haram sayıyorlardı. Bazı hayvanları erkeklere mahsus görüyorlar, kadınlara yasaklıyorlardı. İşte 116. âyet, onların bu durumlarına işaret ederek, Allah’ın yasakladığı şeylerden başka bir şeyin haram olmayacağını bildirmektedir.
Edip Yüksel
Dillerinizin yalan yere nitelendirmesinden ötürü "Bu helaldir, bu haramdır," demeyin. Böylece ALLAH'a yalan yakıştırmış olursunuz. ALLAH'a yalan yakıştıranlar başarıya ulaşamazlar.
Dillerinizin yalan vasfetmesi ile: "Şu helaldir, şu haramdır" demeyin; aksi halde Allah'a iftira etmiş olursunuz. Şüphesiz Allah'a yalan uyduranlar asla kurtulamazlar.
Sade dilinizin yalan tavsıfile şu halâl, şu haram demeyin ki yalanı Allaha iftira etmiş olursunuz, şüphe yok ki yalanı Allaha iftirâ edenler felâh bulmazlar
Dillerinizin yalan yere vasıflandırageldiği şeyler için: «Şu halâldır, bu haramdır» demeyin. Çünkü (bu suretle) Allaha karşı yalan düzmüş olursunuz. Allaha yalan düzenler ise, şübhe yokdur ki felah bulmazlar.
Hem dillerinizin yalanı vasfediyor olması sebebiyle: “Bu helâldir, şu da haramdır” demeyin; çünki Allah'a yalanı iftirâ ediyor olursunuz. Şübhesiz ki Allah'a yalan iftirâ edenler, kurtuluşa ermezler.(3)
(3)Câhiliye devri Arabları, kendi kendilerine bazı şeyleri helâl, bazı şeyleri de haram kılıyorlardı. Bazı hayvanları da erkeklere tahsîs ederek, kadınlara yasaklıyorlardı. (Nesefî, c. 2, 139)
İlyas Yorulmaz
Dillerinizde yalanları alışkanlık haline getirip, Allah adına yalan söyleyerek, rast gele bu helaldir, şu haramdır demeyin. Allah adına yalan söyleyenler, asla kurtuluşa eremezler.
Allah/a karşı yalan uydurmak sadedinde, lisanlarınızın uydurmasıyle "- Bu helâldir, o haramdır" demeyin. Çünkü Allah/a karşı yalan uyduranlar umduklarına ermezler.
Dillerinizin yalan yere nitelendirmesi dolayısıyla, “Şuna helal, buna haram” demeyin. Çünkü Allah'a karşı yalan uydurmuş olursunuz. Şüphesiz Allah'a karşı yalan uyduranlar kurtuluşa eremezler.
Dillerinizle uydurduğunuz yalanlara dayanarak, öyle rastgele “Şu helâldir, bu haramdır!” demeyin, yoksa kendi uydurduğunuz yalanları Allah’a mal etmiş olursunuz. Unutmayın ki, Allah adına yalan uyduranlar, asla kurtuluşa eremezler!
Allah adına yalan söylemiş olmamanız için dillerinizin uydurduğu yalana dayanarak,1 “şu helal, bu da haramdır” demeyin.2 Çünkü Allah adına yalan söyleyenler, asla iflah olmazlar.
1 Âyetin bu bölümü: “dillerinizin yalana alışması sebebiyle...” diye de tercüme edilebilir. 2 Yani keyfinize göre helaller ve haramlar uydurup, bunu da Allah’ın emriymiş gibi söylemeyin.
Muhammed Esed
Buna göre, artık, kendi yalanınızı (adeta) Allah'a isnad ederek öyle dilinize geldiği gibi yalan-yanlış “bu helaldir, şu haramdır” demeyin; 141 çünkü, haberiniz olsun, Allah'a yalan isnad edenler asla kurtuluşa erişemezler!
Artık bundan böyle gelişi güzel, yalan yanlış konuşarak “Şu helaldir, şu haramdır” demeyin; aksi halde uydurduğunuz yalanı Allah’a iftira etmiş olursunuz. Hiç şüphe yok ki, Allah’a iftira edenler asla iflah olmazlar. 3/78, 6/93, 10/17, 29/17
Artık, dillerinizle yalan beyanda bulunup, üstelik uydurduğunuz yalanı (da) Allah’a isnat ederek “Bu helâldir, bu da haramdır!” demeyin! Çünkü uydurdukları yalanı Allah’a isnat edenler asla kurtuluşa eremezler.
Lisanlarınızın yalan yere vasıflandırdığı şeyler hakkında «Şu helâldir ve şu haramdır» demeyiniz ki, Allah'a karşı yalan iftirada bulunmuş olursunuz. Şüphe yok ki, Allah'a karşı yalan yere iftirada bulunanlar felâha eremezler.
Kendi dillerinizin yalan yanlış nitelendirmesiyle uydurduğunuz yalanı Allah'a mal ederek “bu helâldir, şu haramdır” demeyin. Çünkü Allah adına yalan söyleyenler asla iflah olmazlar.
Dillerinizin yalan yere nitelendirmesinden ötürü "Şu helaldir, şu haramdır," demeyin, sonra Allah'a karşı yalan uydurmuş olursunuz. Allah'a karşı yalan uyduranlar ise iflah olmazlar.
Çeşitli insanlar, kendi kendilerine bazı şeyleri helâl, bazılarını haram kılmışlardı. Bazı hayvanları erkeklere mahsus görüyor, kadınlara yasaklıyorlardı. Böylece çevrelerine hurâfe ağları örüyorlar, hem kendilerine, hem de çevrelerine zulmediyorlardı. İşte Kur'ân, Allah'ın yasakladığı şeyler dışında bir şeyin haram olmadığını vurgulayarak, kafalara vurulan prangaları kırıyor.
Süleymaniye Vakfı
Allah’a karşı yalan uydurmak için dillerinizin süslediği yalanla “Bu helaldir, bu haramdır” demeyin. Bu yalanı Allah’a atfetmeyin. Yalanlarını Allah’a atfedenler umduklarına kavuşamazlar.
Dilleriniz yalana alışkın olması sebebiyle “Allah hakkında yalan uydurmuş olmamak için “bu helaldir, şu haramdır” demeyin. Şüphesiz, Allah hakkında yalan uyduranlar kurtuluşa eremez.
Kendi dillerinizin yakıştırdığı yalanlarla “Şu helâl, bu haram” diyerek Allah adına yalan uydurmayın. Çünkü Allah adına yalan uyduranlar iflâh olmazlar.
Yalan düzerek Allah'a iftira etmek için, dillerinizin uydurma nitelendirmeleriyle "Şu helaldir, şu da haramdır!" demeyin. Yalan düzerek Allah'a iftira edenler kurtulamazlar.
daħı eyitmen, aña kim śıfat eyler dillerüñüz yalanı: “uşbu ḥelāldür, daħı uşbu ḥaramdur” tā yalan baġlayasız Tañrı üzere, [143b] yalan. bayıķ anlar kim yalan baġlar Tañrı üzere, yalan, ķurtılmayalar.
Daḫı eyitmeñüz siz dilüñüz‐ile söyledügüñüz yalana. Bu ḥalāldur ve buḥarāmdur dimeñüz iftirā eyleyüp Allāh ḥaḳḳına yalanı. Ol kişiler kiiftirā iderler Allāh ḥaḳḳına yalanı, iflāḥ olmazlar.