Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1933, sondan 4304. ayet; 16. sure ve Nahl Suresinin 32. ayetidir. Nahl Suresi 32. ayetinin kelime sayisi 12, harf sayısı 63 ve toplam ebced değeri ise 4332 olarak hesaplanmıştır. Nahl Suresinin toplam ebced değeri 557686 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
الذين تتوفيهم الملئكة طيبين يقولون سلام عليكم ادخلوا الجنة بما كنتم تعملون
Yukarıda 24. âyette inkârcılara, “Rabbiniz ne indirdi?” diye sorulduğunda “eskilerin masallarını!” diyerek küstahça bir cevap verdikleri bildirilmiş, daha sonra da ölüm sırasında veya âhirette cehenneme atılmakla noktalanan durumları anlatılmıştı. Burada ise aynı sorunun bu defa müminlere sorulduğu, onların bu soruya “Hayır indirdi” (doğru ve gerçek bilgiler gönderdi) diye cevap verdikleri ifade edilmektedir. Bu suretle onlar, gerektiği şekilde güzel bir davranış sergilediklerinden dolayı bu dünyada güzelliği hak ettikleri gibi kendileri için âhiret hayatı daha da hayırlı ve güzel olacak, onlar hakkındaki uhrevî gelişmeler de pek çok nimetlere ve mânevî iltifatlara mazhar olacakları cennete kabul buyurulmalarıyla noktalanacaktır. “Allah’a karşı gelmekten sakınma” anlamını verdiğimiz 30. âyetteki ittika kavramı, genel olarak “bütün haramlardan kaçınıp vecîbeleri yerine getirmek” diye açıklanmakta olup amelin imandan cüz olduğunu savunan Mu‘tezile müfessirleri âyeti bu anlayış çerçevesinde yorumlamışlardır. Ancak, Râzî’nin de ifade ettiği gibi (XX, 23) burada ittika kavramı, özellikle şirk ve inkâra sapmış olanların tutumlarından ve âkıbetlerinden bahseden âyetlerin ardından kullanılmıştır. Şu halde bağlamı dikkate alındığında buradaki ittikanın, “küfür ve şirkten sakınma” anlamıyla sınırlı olduğunu düşünmek daha isabetli görünmektedir. Taberî, 30. âyetin “Bu dünyada iyi işleri en güzel şekilde yapanlar” diye çevirdiğimiz bölümünü, “Bu dünyada Allah ve resulüne inanan, Allah’a itaat eden, insanları imana ve Allah’ın emrettiği iyilikleri yapmaya davet eden kimseler” diye açıklamıştır (XIV, 100). “Bu dünyada iyi olanlar” bölümü, “bu dünyada kelime-i tevhid ile imanlarını ikrar edenler” diye de anlaşılmış olup amelin imandan cüz olmadığı anlayışının ürünü olan bu yorum, “Lâ ilâhe illallah diyen cennete girecektir” (Tirmizî, “Îmân”, 17, “Cehennem”, 9) anlamındaki hadise dayanmaktadır. Bununla birlikte 32. âyette müminlere hitaben meleklerin ağzından ifade edilen, “Selâm size; yaptıklarınıza karşılık girin cennete!” hitabından ve başka âyetlerle hadislerden anlaşıldığı gibi müminlerin cennete girmelerinde ve böylece onlar hakkında, “âhiret yurdunun daha hayırlı olması”nda amellerinin de rolü olacağı muhakkaktır. Bu dünyada iyi işleri en güzel biçimde yapanların hakkı olan “güzellikler”den maksat, “Müslüman olmanın kazandırdığı onur, inkârcılara karşı elde edilen başarılar, İslâm’ın gerektirdiği şekilde yaşanan dinî ve ahlâkî hayatın ruhlarda meydana getireceği huzur, mutluluk, gönül ve zihin aydınlığı gibi dünyevî güzelliklerdir” diye düşünülebilir (Râzî, XX, 24). İslâm’ı doğru anlayıp inancıyla, ameliyle gerektiği şekilde uygulayan birey ve toplumların dünya hayatlarının da güzel, mutlu ve başarılı olacağı, onların zaman zaman yaşadıkları sıkıntıların ya kendi kusurlarından kaynaklandığı veya geçici bir imtihan olduğu muhakkaktır. Allah’ın müminlere âhiretteki ikramı dünyadakine göre her bakımdan daha üstün olacağı için 30. âyette “...âhiret yurdu ise daha da hayırlıdır” buyurulmuş, ardından özetle başlıca âhiret nimetleri zikredilmiştir.
Mehmet Okuyan
([Muttakî]ler), meleklerin “Size selam olsun! Yapmış olduğunuz (iyi) işlere karşılık cennete girin!” diyerek tertemiz olarak canlarını aldığı kişilerdir.
Ki melekler, onların canlarını (tertemiz ve aziz vaziyette) güzellikle aldıklarında: "Selam size" (şeklinde iltifat edilir ve) “Yaptıklarınıza karşılık olmak üzere (buyurun) cennete girin” denir.
Onlar meleklerin:
“Selâmün aleyküm (size selâm olsun, selâmette olun, siz selâmete erdiniz), yapmış olduğunuz devamlı amaçla örtüşen niyete dayalı, bilinçli amellere karşılık Cennet'e girin” diyerek, tertemiz şekilde canlarını alarak ölümlerini gerçekleştirdikleri kimselerdir.
Takva sahipleri o kimselerdir ki, melekler, canlarını hoş ve rahat oldukları halde alırlar: “- Selâm size. Yapmış olduğunuz güzel işlerin mükâfatı olarak girin cennet'e...”derler.
O muttakiler ki; hoş ve güzel bir halde iken melekler onların ruhlarını alırlar. Onlara: “Size selam olsun! Yaptıklarınızdan dolayı Cennete girin!” derler.
Bunlar, meleklerin iyi insanlar olarak canlarını aldıkları kimselerdir. (Melekler onlara:) “Selam üzerinize olsun, yapmış olduğunuz iyiliklerin karşılığı olarak cennete giriniz” derler.
Bkz. 41:30-33Ayette iyi insanların gerek canları çıkarken ve ruhları teslim alınırken gerekse teslim alındıktan sonraki durumu ortaya konuyor. Gelen elçiler önce Allah’ın selamıyla işe başlıyor ve devamında “Haydi Cennete!” diyerek ruhu güzel ve hoş bir âleme götürmek üzere teslim alıyorlar.Burada Allah, meleklerin, kimleri selamla karşılayacağını ve cennetle müjdeleyeceğini bildiriyor. “Ölürken yanında Kur’an okunan kişinin canı selamla alınır” demiyor, hayatını Kur’an’ın öğretileriyle geçirmiş iyi ve erdemli kişinin canı selamla alınır ve cennetle müjdelenir diyor.Bu ayetten anlıyoruz ki; Allah’ın istekleri doğrultusunda fıtratına uygun yaşayan iyi ve erdemli insanlar öldükten sonra kıyamete kadar toprağın altında değil, Allah’ın takdir edeceği cennet diye ifade edilen güzel yerlerde hayatlarına devam edeceklerdir. “Ona: ‘Cennete gir’ denildi, o da: ‘Keşke benim kavmim de (bu durumu) bir bilseydi (görseydi).’ dedi.” (Yâsîn, 36:26) Bu ayet, ölen kişinin ruhunun cennete doğru yola girdiğini ve bir cennet ortamında hayatına devam ettiğini göstermektedir.
Diyanet İşleri (Eski)
Melekler onların canını temizlenmiş olarak alırken: "Selam size; yaptıklarınıza karşılık haydi cennete girin" derler.
Takva sahipleri o kimselerdir ki, melekler, canlarını hoş ve rahat halde alırlar. "Selam size, yapmış olduğunuz güzel işlerin mükafatı olarak girin cennet'e..." derler.
Ki bunlar meleklerin pâk ve âsûde olarak canlarını alacakları kimselerdir. «Selâm (ve selâmet) size. İşlemekde olduğunuz (iyi hareketlerin, amellerin) karşılığı olmak üzere girin cennete» derler.
Onlar ki, tertemiz kimseler oldukları bir hâlde iken melekler onların canlarını alırlar(ve o ölüm ânlarında onlara): “Selâm sizin üzerinize olsun!” derler; (âhirette ise kendilerine:) “İşlemekte olduğunuz (sâlih) amellerden dolayı girin Cennete!” (denir).(2)
(2)“Sen burada misâfirsin ve buradan da diğer bir yere gideceksin. Misâfir olan kimse, berâberce götüremeyeceği bir şeye kalbini bağlamaz. Bu menzilden (kaldığın yerden) ayrıldığın gibi, bu şehirden de çıkacaksın. Ve kezâ bu fânî dünyadan da çıkacaksın. Öyle ise azîz olarak (şerefinle) çıkmaya çalış. Vücûdunu (varlığını) Mûcidine (seni var edene) fedâ et. Mukābilinde büyük bir fiyat alacaksın. Çünki fedâ etmediğin takdirde, ya bâd-i hevâ (esip de geçen bir rüzgâr gibi) zâil olur (ayrılır) gider; veya O’nun malı olduğundan, yine O’na rücû‘ eder (döner).” (Mesnevî-i Nûriye, Habbe, 104)
İlyas Yorulmaz
Melekler canlarını aldıkları ter temiz olanlara “Allah’ın güven ve selameti sizin üzerinize olmak üzere, yaptıklarınızın karşılığı olarak bahçelere (cennetlere) girin” derler.
Bunlar, pâk ve asude oldukları halde meleklerin ruhlarını aldıkları kimselerdir [³]. Melekler onlara "- Size selâm olsun, yaptıklarınıza karşı Cennete girin" derler.
Onlar ki, tertemiz bir hayat yaşarlarken, güzel yüzlü melekler gelip incitmeden canlarını alacak ve “Selâm sizlere, ebedî kurtuluş ve esenliğe ulaştınız, yaptığınız iyi işlerden dolayı buyurun girin cennete!” diyerek müjdeyi verecekler.Şimdi, hakîkati tüm berraklığıyla gözler önüne seren bunca deliller, mûcizeler ortada dururken, bu inkârcılar tövbe edip ebedî mutluluğa ulaşmak için daha ne duruyorlar?
Melekler canlarını güzellikle aldıkları (mü’minlere ise): “Allah’ın selâmı üzerinize olsun, yaptığınız kulluğunuza karşılık olmak üzere, (buyurun) cennete girin.” diyecekler.
Melekler onların canlarını güzel bir şekilde incitmeden alacaklar ve onlara “Selamün Aleyküm, ne mutlu size yaptıklarınızın karşılığı olarak girin cennete!” diyecekler. 41/30...33, 79/40-41
Melekler, iyi durumdayken vefat ettirdikleri kişilere; “Esenlik ve güvenlik sizedir (Selamun aleykum)” derler, “Yapmış olduğunuz şeylerin karşılığı olarak girin cennete.”
Ol kişiler kim ḳabż ider cānlarını feriştehler, arularken yazuḳlardanmelā’ikeler anlara selām virürler ve eydürler: Girüñüz uçmaġa ‘amelüñüzsebebi‐y‐ile.