Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1980, sondan 4257. ayet; 16. sure ve Nahl Suresinin 79. ayetidir. Nahl Suresi 79. ayetinin kelime sayisi 18, harf sayısı 68 ve toplam ebced değeri ise 4107 olarak hesaplanmıştır. Nahl Suresinin toplam ebced değeri 557686 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
الم يروا الى الطير مسخرات في جو السماء ما يمسكهن الا الله ان في ذلك لايات لقوم يؤمنون
Gökyüzünde Allah’ın emrine boyun eğerek uçan kuşları görmüyorlar mı? Onları gökte ancak Allah tutar. Şüphesiz bunda inanan bir toplum için ibretler vardır.
Yer çekimine rağmen boşlukta durmayı başaran kuşlar aslında Allah’ın başka bir yasasına boyun eğmektedirler. İnsanların meskenlerde barınması; soğuğa, sıcağa vb. olumsuz tabiat şartlarına karşı korunmak için ihtiyaç duyduğu şeyleri gerek tabiatta hazır bularak gerekse Allah’ın en büyük ihsanı olan kendi zihinsel yetenekleri ve becerileriyle kullanışlı hale getirerek elde etmesi de, hep O’nun tabiatta işlettiği yasaları sayesinde mümkün olmaktadır. 81. âyetteki “(Allah) mâruz kalabileceğiniz düşman gücünden sizi koruyacak zırhlar yapma imkânı bahşetti” meâlindeki ifadede, zırh örneği zikredilerek insanın korunmaya çalıştığı tehlikeler arasında onun kendi türünün de sayılması ilgi çekicidir. Gerçekten tarih, insanın en büyük düşmanının yine insan olduğunu göstermektedir. Endülüslü âlim ve düşünür İbn Hazm bu gerçeği şöyle dile getirir: “İnsanın insanlardan çektiği acılar, yırtıcı hayvanlardan, zehirli yılanlardan çektiği acılardan daha fazladır. Çünkü bütün bu söylediklerimizden korunabiliriz; fakat insanlardan tam olarak korunmak mümkün değildir” (el-Ahlâk ve’s-siyer, s. 81). İşte insanın eski dönemlerdeki zırh benzeri çeşitli savunma araçları yaparak hemcinslerinden gelecek zararlardan korunması da âyette Allah’ın ibret alınması gereken bir lutfu olarak gösterilmiştir. 81. âyetin son kısmını açıklarken Taberî’nin de kaydettiği gibi (XIV, 156) Allah Teâlâ bütün bu nimetleri verirken ve bunları hatırlatırken insanlardan sadece şunu istemektedir: Saygıyla Allah’a yönelsinler, birliğini tanıyarak O’na teslim olsunlar, boyun eğsinler ve yalnız O’na kul olsunlar.
Mehmet Okuyan
Göğün boşluğunda emre boyun eğdirilmiş olarak uçuşan (kuş)ları görmezler mi? Onları (orada) Allah’tan başkası tutamaz. Şüphesiz ki bunda inanan bir toplum için dersler vardır.
Benzer mesajlar: Nûr 24:41; Mülk 67:19. Verilmek istenen mesaj, Yüce Allah’ın evrene yerleştirdiği kanunlar sayesinde hayatın devam ettiğine dikkat çekmektir.
Bayraktar Bayraklı
Göğün boşluğunda emre boyun eğdirilmiş olarak uçuşan kuşları görmediler mi? Onları orada Allah'tan başkası tutamaz. Şüphesiz bunda inanan bir toplum için deliller vardır.
Gökyüzünün boşluğunda ilahi yasa gereği, uçuşan kuşları görmüyorlar mı? Onları, Allah'tan başkası o boşlukta tutamaz. Bunda inanan bir halk için ayetler¹ vardır.
(Gökyüzünde İlahi irade ve hikmetle insanlığın hizmetine musahhar kılınmış kuşları ve uçakları, bizzat havada tutan ve uçuran Allah olduğunu Kur’an şöyle haber vermektedir:) Göğün boşluğunda boyun eğdirilmiş (musahhar kılınmış) tayrları (kuşları ve uçak cinsinden tüm araçları) görmezler (ve ibretle-ilimle düşünmezler) mi? Ki onları (böyle boşlukta) Allah'tan başkası tutuyor değildir. Şüphesiz, iman eden bir topluluk için bunda ayetler (İlahi kudret ve hikmetler,tezahür ve tecelli etmiştir).
Göğün boşluğunda, Allah'ın koyduğu kanunlara boyun eğerek uçan kuşları görmüyorlar mı? Onları orada Allah'tan başkası tutamaz, uçuş kanunlarını O'ndan başka kimse koyup işlerlik kazandıramaz. Bunda iman eden bir kavim, bir toplum için ibretler, şaşılacak kudretini ve birliğini gösteren deliller vardır.
Göğün boşluğunda boyun eğdirilmiş (musahhar kılınmış) kuşları görmüyorlar mı? Onları (böyle boşlukta) Allah'tan başkası tutmuyor. Şüphesiz, iman eden bir topluluk için bunda ayetler vardır.
Gök boşluğunda uçmağa mahkûm edilen kuşlara bakmadılar mı? Onları (kanatlarını açarken ve kapatırken) ancak Allah (kudreti ile) tutuyor. Elbette bunda iman edecek bir topluluk için, (ibret alacak) çok alâmetler var.
Göğün boşluğunda musahhar edilen kuşları görmüyorlar mı? Allah’tan başka hiç kimse onlara hâkim olamaz. Şüphesiz bunda inanan bir toplum için ayetler vardır.
Onlar gök boşluğunda, süzülen kuşları görmüyorlar mı? Onları dengede tutan Allah'tan başkası değildir. Bu olayda inanacak bir toplum için nice ibretler vardır.
Bkz. 67:19Allah’ın kuşlardan örnek vermesi anlamlıdır. Nitekim bu örnek verildiği zaman insanoğlu henüz havadan uçabilen bir araç yapmamıştı. Bugün geldiğimiz noktada havacılık sanayii öylesine gelişti ki insanlar kendileriyle beraber artık eşyalarını da gökten taşıyabiliyorlar. Fakat bunun için asırlarca yürütülen ortak çalışma ile beraber milyarları harcamak zorunda kalıyorlar. Ayrıca bütün bu çalışmalardan netice alabilmek için de Allah’ın gökyüzüne verdiği özelliklerden faydalanıyorlar. Hava akışının küçük bir bozulması nedeniyle oluşan türbülansları hatırlayalım! Ya Allah gökyüzünü uçuşa elverişli yaratmasaydı bütün bu eserler olacak mıydı? Elbette ki hayır. Ama insanların birçoğu hem gökyüzünün ibretlik hassas bir denge ile yaratılışına hem de orada süzülüp giden kuşların uçuşuna bakıp maalesef Allah’ı ve onun kudretini hatırlamıyor.
Diyanet İşleri (Eski)
Göğün boşluğunda Allah'ın buyruğuna boyun eğerek uçan kuşlara bakmıyorlar mı? Onları Allah'tan başka tutan kimse yoktur. İnanan millet için bunda dersler vardır.
Göğün boşluğunda emre boyun eğdirilmiş olarak uçuşan kuşları görmediler mi? Onları orada Allah'tan başkası tutamaz. Kuşkusuz bunda inanan bir toplum için ibretler vardır.
Görmediler mi baksalar a kuşlara cevvi Semâda müsahharlar iken onları Allahdan başka tutan nedir? Elbette bunda iyman edecek bir kavm için çok âyetler var
Yerle gök arasında (Allaha) râm (ve) müsehhar ol (arak uçuş) an kuşları görmediler mi? Bunları (orada) Allahdan başkası tutmuyor. Bunda da îman edecek bir kavm için nice âyetler (ibretler) vardır.
(Onlar) gök boşluğunda (uçmaları için) emre boyun eğdirilmiş kuşları görmediler mi? Onları (o boşlukta) Allah'dan başkası tutmuyor. Şübhe yok ki bunda, îmân edecek bir topluluk için nice deliller vardır.
Göğün boşluğunda, yaratanının emriyle uçan kuşları görmüyorlar mı? Onları (havada) tutan Allah’dır. Bu gözlemlemede, inanan bir toplum için alınacak ibretler vardır.
Göğün boşluğunda boyun eğdirilmiş kuşları görmüyorlar mı? Onları (böyle boşlukta) Allah'tan başkası tutmuyor. Şüphesiz iman eden bir topluluk için bunda ayetler vardır.
Gökyüzünde, Allah’ın koyduğu yasalara boyun eğerek süzülüp uçan kuşlara ibret nazarıyla bakmıyorlar mı? Kuşlara bu olağanüstü kabiliyeti vererek ve onların uçmasını sağlayan kanunları yaratarak onları boşlukta tutan, ancak Allah’tır. Hiç kuşkusuz bunda, inanmaya gönlü olanlar için Allah’ın yegane rab ve ilah olduğunu gösteren, sonsuz kudret ve ilmini gözler önüne seren nice işaretler, nice deliller vardır!
Göğün boşluğunda hizmete verilmiş / görevlendirilmiş olarak Uçanlar’a bakıp görmediler mi?
Onları Allah’tan başkası tutmuyor.
İman edecek bir kavim için bunda elbette âyetler vardır.
Göğün boşluğunda (Allah’ın koyduğu) kurallara uyarak (uçuşan) kuşları görmüyorlar mı? Onları (o boşlukta) sadece Allah tutar. İşte, bütün bunlarda îman eden bir topluluk için mûcizeler vardır.
Peki, [hakkı inkar edenler], göğün ortasında, 92 boşlukta, [Allah'ın yarattığı yasalara uyarak] uçup duran kuşlara bakıp düşünmüyorlar mı hiç? Elbette, Allah'tan başka kimse yok, onları yukarıda tutan. Şüphesiz bunda inanmaya eğilim duyanlar için çıkarılacak dersler var!
Peki onlar göğün boşluğunda Allah’ın koyduğu yasalar çerçevesinde kuşların nasıl uçtuğunu görmüyorlar mı? Onları gökte tutan Allah’tan başkası değildir. İşte bunda mümin bir toplum için nice deliller vardır. 13/15, 16/48-49, 17/44, 67/19
Peki, kuşlar üzerinde hiç mi gözlem yapmazlar?[2170] Onlar göğün boşluğunda (uçarken, ilâhî yasalara) boyun eğmişlerdir. Onları orada tutan (yasayı) Allah’tan başka kimse (koyamaz). Hiç şüphesiz, inanıp güvenen bir toplum için bunda da mutlaka alınacak dersler vardır.[2171]
[2170] Yerav, sıradan görmeye değil, burada ve birçok âyette “gözlem yapmaya” delâlet eder.
[2171] Uçana hayran olup da uçuranı fark etmemek, parmak Ay’ı gösterirken Ay’a değil parmağa bakmaktır. Zımnen: Akıl, kök manasının da delâletiyle bağ kurduğu kadar akıldır. Bağ kuramıyorsa “akıl” adını almayı hak etmiyor demektir. İşleyen bir akıl esere bakıp müessiri, sanata bakıp sanatkârı, fiile bakıp fâili keşfeder.
Ömer Nasuhi Bilmen
Görmediler mi, gök ile yer arasında musahhar olan kuşları? Onları Allah'tan başkası tutmuyor. Şüphe yok ki bunda imân edenler olan bir kavim için elbette ibretler vardır.
Gökyüzünün genişliğinde Allah'ın emrine râm olarak uçan kuşları görmezler mi? Bunları orada Allah'tan başkası tutmuyor. Elbette bunda iman edecek kimseler için çok deliller, çok işaretler vardır. [67, 19]
Göğün boşluğunda, O'nun emrine boyun eğdirilmiş olan kuşlara bakmadılar mı? Onları Allah'tan başka tutan yoktur. Şüphesiz bunda inanan bir kavim için ayetler (Allah'ın büyüklüğüne işaretler) vardır.
Allah’a boyun eğerek gök boşluğunda uçan kuşları görmediler mi? Bunları orada Allah’tan başkası tutamaz. İşte bunda düşünen bir toplululuk için belgeler(ayetler) vardır.
[*] Orada Allah'ın koyduğu kanuna göre uçmaktadır.
Şaban Piriş
Gök boşluğunda, Allah'ın emrine boyun eğen kuşları görmüyorlar mı? Onları, Allah'tan başka kimse tutmuyor. İşte bunda da iman eden bir toplum için belgeler vardır.
Gökyüzünün boşluğunda Allah'ın emrine uyarak uçan kuşları görmediler mi? Onları havada tutan Allah'tan başkası değildir. İman eden bir topluluk için bunda âyetler vardır.
Gök boşluğunda, bir emre boyun eğdirilmiş olan kuşlara bakmadılar mı? Onları Allah'tan başkası tutmuyor. Bunda, inanan bir topluluk için elbette ki izler-işaretler vardır.