Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1909, sondan 4328. ayet; 16. sure ve Nahl Suresinin 8. ayetidir. Nahl Suresi 8. ayetinin kelime sayisi 9, harf sayısı 48 ve toplam ebced değeri ise 4198 olarak hesaplanmıştır. Nahl Suresinin toplam ebced değeri 557686 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
والخيل والبغال والحمير لتركبوها وزينة ويخلق ما لا تعلمون
Sûrenin ilk âyetinde yüce Allah’ın, putperestlerce ileri sürülen ortaklardan münezzeh olduğu, 2. âyetinde O’ndan başka tanrı bulunmadığı ifade buyurulduktan sonra 18. âyete kadar olan bölümde de bu gerçeği kanıtlamak üzere O’nun varlığının, birliğinin ve yaratıcı kudretinin bazı delilleri gösterilmekte, insanın yararlanmakta olduğu ilâhî lutuf ve nimetler hatırlatılmakta, nimetin sahibini tanıyıp O’na şükretmek gerektiği uyarısında bulunulmaktadır. Tasavvuf ve felsefe kültüründe “büyük âlem” denilen yer ve göklerle “küçük âlem” denilen insanın yaratılması ve yaratılış keyfiyeti, insanı kuşatan canlı ve cansız tabiatın ona yararlı olacak şekilde nimet ve imkânlarla donatılması hep Allah’ın varlığına ve hikmetli yaratıcılığına delâlet etmektedir. 8. âyette Allah’ın, burada sayılanlar dışında, o günkü insanların veya her devirde yaşayanların bilmedikleri daha başka şeyler de yaratmakta olduğu ifade edilmek suretiyle hem yaratılışın akıp giden bir süreç olduğu belirtiliyor hem de insanlarda, gördükleriyle yetinmeyip tabiatın gizliliklerini keşfetme merakı uyandırılması hedefleniyor, bu keşiflerin Allah inancının gelişip güçlenmesine katkıda bulunacağına işaret ediliyor. Yeryüzünde insandan başka hiçbir varlık Allah’a karşı gelme gücüne ve özgürlüğüne sahip değildir. Bu sebeple 3. âyette insanın yaratılış sürecine dikkat çekilerek (bu hususta geniş bilgi için bk. Mü’minûn 23:12-14), “bir damla su”dan, bir spermden yaratılan insanın, yaratanına karşı çıkacak kadar irade ve eylem gücüyle, özgürlüğüyle donatıldığına, “alelâde bir nesne iken böylesine yüksek ve şerefli bir düzeye ulaşması”na (Râzî, XIX, 226); bunun da ilim ve hikmet sahibi yüce yaratıcının varlığı, birliği ve ulu kudretinin delili olduğuna dikkat çekilmesi son derece anlamlıdır. Müfessirler, 5 ve 6. âyetlerde, diğer maddî ve psikolojik faydaları yanında bilhassa tüylerinden, sütlerinden ve etlerinden istifade edilmek üzere yaratıldığı bildirilen ve en‘âm kelimesiyle ifade edilen hayvanların koyun, keçi, sığır ve deveden ibaret olduğunu belirtirler. 8. âyette ise at, katır ve eşek cinsinin diğerlerinden ayrı zikredilmiş; bunların taşıma aracı ve ziynet olarak yaratıldığı bildirilirken etlerinden ve sütlerinden söz edilmemiştir. Bazı fakihler bu ifadeleri de dikkate alarak, bu üç hayvanın etlerinin ve sütlerinin haram olduğunu belirtmişlerdir. Ancak âlimlerin çoğunluğu bu âyetlerin Allah’ın yaratıcılığı ve nimetleriyle ilgili olduğu, buradan hareketle etleri yenen ve yenmeyen hayvanlar hakkında hüküm çıkarmanın isabetli olmayacağı kanaatindedirler (Ebû Bekir İbnü’l-Arabî, III, 1145 vd.; Râzî, XIX, 229-230; İbn Âşûr, XIV, 107-110).
Mehmet Okuyan
Kendilerine binmeniz ve güzel görüntü olsun diye atı, katırı ve eşeği de (yaratmıştır). (Allah) henüz bilemediğiniz (daha nice şeyler) yaratmaktadır.
Nahl 16:5. ayette evcil hayvanlardan söz edilirken onlardan yenebileceği ifade edilmesine rağmen, bu üç hayvandan ayrı olarak bahsedilmesi ve onların yaratılış amacı bağlamında da “üzerlerine binilmesi” ve “süs olmaları” ifade edilince, dolaylı olarak bu üç hayvanı yememek gerektiği gibi bir sonuç ileri sürülmektedir. Esasında dolaylı olarak böyle bir sonuç çıkarsa da Taberî’nin de işaret ettiği gibi, bu ayet hangi hayvanların yenmesinin haram olduğuyla ilgili doğrudan ve açıktan herhangi bir delil içermemektedir. Zira hangi hayvan etlerinin yenmesinin yasak olduğu Bakara 2:173, Mâide 5:3, En‘âm 6:145 ve Nahl 16:115. ayetlerde açıkça yer almaktadır
Bu cümle Yüce Allah’ın her şeyi yaratıp bitirdiğini değil, Rahmân 55:29’da belirtildiği gibi her an yaratmaya devam ettiğinin apaçık delilidir.
Bayraktar Bayraklı
Atları, katırları ve eşekleri binmeniz ve süs için yarattı. Bilmediğiniz nice şeyler yaratmaktadır.
Onlara binmeniz (yüklerinizi taşıyabilmeniz) ve süs(lenip sevinmeniz) için atları, katırları ve merkepleri (yarattı) . Ve daha sizlerin bilmediğiniz neleri yaratacaktır (arabaları, uçakları, uzay araçlarını vb. haber vermektedir).
Binesiniz diye atları, katırları ve eşekleri yarattı. Bunları zengin olduğunuzu göstermek ve itibar kazanmak için de beslersiniz. Allah sizin bilemeyeceğiniz daha nice şeyleri yaratıyor.
Hem kendilerine binesiniz, hem de zînet olsun diye atları, katırları, merkepleri yarattı; ve şimdi beklemiyeceğiniz daha neler (acaip şeyler) yaratacak!... (Otomobil, uçak ve füzeler... gibi).
(Allah) atları, katırları, eşekleri hem kendilerine binmeniz için hem de süs hayvanı olarak yarattı. O sizin bilmediğiniz daha nice şeyleri de yaratmaktadır. , i
Bkz. 16:80-81“Bilmediğiniz daha nice şeyleri de yaratmaktadır” şeklindeki Kur’anî ifade ise, bilmediğimiz ama zamanla görebileceğimiz daha nice şeylerin yaratıldığına ya da yaratılacağına işaret etmektedir. Uygarlık tarihinin birbirini izleyen her safhası, hayali bile edilemeyen yeni buluşlar ortaya koymaktadır. Bu buluşlarla bizden öncekilerin fark edemediği onlarca, yüzlerce hatta binlerce yeni varlığın keşfi gerçekleşmektedir. Meydana gelen bu buluşlar, keşifler hiç şüphesiz Allah’ın insana lütfettiği zekâ ve istidat sayesinde olmaktadır.
Diyanet İşleri (Eski)
Sizin için atları, katırları ve merkebleri binek ve süs hayvanı olarak yaratmıştır. Bilmediğiniz daha nice şeyleri de yaratır.
Nitekim, 7-8. âyetlerden de anlaşılacağı üzere eskiden insanlar, taşıma aracı olarak yalnızca büyük ölçüde hayvan gücünden yararlanmış oldukları halde, zamanla ve özellikle son asırda nakil vasıtaları, gerek çeşit, gerekse sürat bakımından akıllara durgunluk veren bir gelişme göstermiştir. İşte yukarıdaki âyetin «Allah, şu anda bilemeyeceğiniz daha nice (nakil vasıtaları) yaratır» meâlindeki ifadesi ile bu gelişmeye işaret etmektedir ve şüphesiz bu gelişme, Allah’ın insanlara en büyük lütuflarından biridir.
Edip Yüksel
Binmeniz ve eğlenmeniz için atları, katırları ve eşekleri yarattı ve daha bilmediğiniz bir çok şeyi de yaratır.
Tren, otomobil, helikopter, uçak, uzay gemisi gibi bu ayette işaret edilen tüm modern taşıt araçları, Tanrı tarafından yaratılmışlardır. Zira bunların yaratılması için gerekli olan insan beyni, fizik, kimya yasaları ve maddelerin hepsi Tanrı'nın birer yaratığıdır. Bak 37:96.
Elmalılı Hamdi Yazır
Hem kendilerine binesiniz, hem de zinet olsun diye atları, katırları, ve merkepleri yarattı. Ve şu anda bilemeyeceğiniz daha nice şeyler yaratacak.
Atları, katırları ve eşekleri de onlara binmeniz için ve (dünya hayâtınızda) bir ziynet olsun diye (yarattı). Ve daha sizin bilmeyeceğiniz nice şeyler (nice vâsıtalar) yaratır.
Atları, katırları ve eşekleri sizin onları binek olarak kullanmanız ve aynı zamanda sizin için bir güzellik olması için yaratmıştır. Allah bilmediğiniz daha pek çok şeyleri de yaratmıştır.
Hem binek hayvanı, hem de seyrine doyum olmayan bir güzellik, bir süs olarak soylu ve endamlı atları, katırları ve merkepleri yaratan da O’dur. Bunlardan başka, henüz bilmediğiniz daha nice nimetler yaratmaktadır. Çünkü insan, yaşamak için bunlara muhtaçtır. Fakat onun dünya ve âhiret mutluluğunu sağlayacak doğru bir inanç sistemine ve sağlıklı hukuk kurallarına duyduğu ihtiyaç, bundan çok daha büyüktür. Şimdi düşünün; insanın bütün ihtiyaçlarını bilen ve bahşettiği sayısız nîmetlerle bunları karşılayan Allah, din gibi hayatın ta kendisi olan konuda hiçbir düzenleme yapmamış ve insanı, sınırlı aklı ve tecrübesi ile baş başa bırakıp karanlıklar içinde bocalamaya terk etmiş olabilir mi? Elbette hayır!
1 Bu hayvanların etlerinin yenmesinin haram kılınma sebebi bu olabilir.2 Allah’ın yaratması olup bitmiş bir şey değildir. Daha nice farklı şeyler yaratır ve yaratacaktır da... (Otomobil, uçak, tren v.s. gibi.)
Muhammed Esed
Ve binmeniz için atları, katırları, merkepleri, (hayatı süsleyen) nakışlar, bezekler olarak O yarattı; O, bilmediğiniz daha neler neler yaratmaktadır. 6
O; atları, katırları ve merkepleri hem binmeniz hem de hayatınıza renk katması için yarattı. Ve O, daha sizin bilmediğiniz neler yaratacaktır. 36/41-42, 43/12-13
O, atları, katırları ve merkepleri hem kendilerine binesiniz, hem de (hayata) güzellik katmak için yarattı;[2091] ve daha sizin bilmediğiniz nice şeyleri de yaratacak.[2092]
[2091] Bu âyette, bir üstteki âyette dile getirilen varlıkların üç boyutlu işlevinden son iki boyut olan gereklilik (haciyyat) ve estetik değer (tahsiniyyat) boyutları dile getirilmektedir.
[2092] Buraya kadar kullanılan halaka mazi fiili, âyetin son cümlesinde yerini yahluku muzari fiiline bıraktı. Allah’ın “yaratacağı” ifade edilen “şeyler” de, belli ki âyetin başında ifade edilen tabii nakil araçlarıyla aynı işlevi gören “şeyler”. Burada, vahyin ilk muhataplarının bilmediği fakat gelecekte ortaya çıkacak ulaşım araçlarına açık bir gönderme vardır. Âyetin son cümlesinde gelecekte ortaya çıkacak ulaşım araçlarının Allah’ın yaratmasına hamledilmiş olması, vahyin inşâ etmek istediği tasavvurun temel özelliklerinden biridir. Kur’an vahyi bir çok yerde insan eliyle meydana gelen şeyleri Allah’ın fiiline hamleder. Bu sayede hem insanın yeni şeyler icat etme yeteneğinin Allah tarafından verildiğine, hem bu yetenekle kendisinden yeni şeyler icat edilen hammaddenin Allah tarafından yaratıldığına, hem de bütün bunların Allah tarafından eşya için konulan yasalar sayesinde mümkün olduğuna atıf yapmış olur.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve kendilerine binmeniz için ve bir ziynet olarak atları, katırları ve merkepleri de yaratmıştır. Ve sizin bilemiyeceğiniz daha nice şeyleri de yaratacaktır.
O, hem binmeniz için, hem de size bir ziynet olsun diye, atları, katırları, merkepleri de yarattı. O, bundan başka sizin bilmediğiniz şeyleri de yaratıyor.(2)
(2) Henüz bilmediğiniz daha nice taşıma ve ulaşım araçlarını da yaratıyor. 2:164, 14:32, bu sûrenin 14’üncü âyeti ve benzeri âyetlerde de geçtiği gibi, insan eliyle yapılan gemileri de, Allah’ın koyduğu yasalar sayesinde akıp gitmeleri nedeniyle, Kur’ân İlâhî bir nimet olarak dikkatimize sunmaktadır. Benzer şekilde, bu âyette de henüz icad edilmemiş taşıma ve ulaşım araçlarına bir işaret ve teşvik vardır.
Yaşar Nuri Öztürk
Hem binesiniz diye hem de bir süs olarak atları, katırları, eşekleri de yarattı. Ve bilemeyeceğiniz daha neler yaratır O...