Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 2046, sondan 4191. ayet; 17. sure ve İsrâ Suresinin 17. ayetidir. İsrâ Suresi 17. ayetinin kelime sayisi 13, harf sayısı 53 ve toplam ebced değeri ise 3178 olarak hesaplanmıştır. İsrâ Suresinin toplam ebced değeri 473063 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
وكم اهلكنا من القرون من بعد نوح وكفى بربك بذنوب عباده خبيرا بصيرا
Önceki âyette belirtilen ilâhî yasanın tarihî kanıtını dile getiren bu âyette, azgınlaşıp günahlara boğulan kişilerin ve toplulukların durumunu Allah’ın çok iyi bildiği haber verilmektedir. Nitekim Kur’an’da çeşitli vesilelerle, kendilerine gönderilen peygamberlerin uyarı ve irşadlarına aldırış etmeden inkâr ve isyanlarında ısrar eden eski liderler ve kavimler hakkında uyarı maksadıyla bilgi verilmiştir. Aslında Allah Teâlâ, bizlere de uyarıda bulunmakta, yaptıklarımızı bilip gören Allah’ı daima hatırda tutarak O’nun rızâsına uygun bir kişisel ve toplumsal yaşayış sergilememizi istemektedir.
Mehmet Okuyan
Nitekim Nuh’tan sonraki nice nesilleri helak etmiştik. Rabbin, kullarının günahlarını bilip görmede yeterlidir.
Biz, Nuh'tan sonra nice kuşakları (inkâr ve isyanları nedeniyle) yıkıma uğrattık. Kullarının günahlarından haberdar olucu (ve her yaptıklarını), görücü (ve intikam alıcı) olarak Rabbin kâfidir. (Öyle ise Siyonist İsrail’in ve zalim Yahudi Lobilerinin yaptıklarını yanlarına mı bırakacağız?!)
Biz Nuh'tan sonra gelen nice nesilleri (yaptıkları kötülükler yüzünden) helak ettik. Kullarının günahlarını hakkıyla bilen ve gören olarak Rabbin yeter.
Nuh’dan sonra gelen nice nesilleri yok ettik. Senin Rabbin kullarının günahlarından mutlak haberdar olması ve görmesi (yaptıklarının karşılığını vermesi için) yeter.
Nitekim, Nûh’tan sonra gelip geçmiş nice medeniyetleri, nice toplulukları böyle helâk ettik. Kullarının işlediği günahları haber alan ve her şeyi gören bir şâhit olarak, Rabb’in yeter! Şimdi:
Nitekim biz Nuh’tan sonra kaç tane uygarlığı böyle helak ettik.1 Zira günahkâr kullarıyla başa çıkmak için her şeyden haberdar olan ve her şeyi gören Rabbin yeter.2, 111/117, 30/9, 50/12...14, 24/6, 21/47, 25/58
Nitekim Biz Nûh’tan bu yana nice toplumları helâk etmişizdir. Zira, kullarının günahları sebebiyle (onları hesaba çekmede), her bir şeyden haberdar olup her bir şeyi gören Rabbin, âlâsıyla yeter de artar bile![2242]
[2242] Habîr ve Basîr isimlerinin mübalağa kipiyle gelmiş olması, “yeter” anlamına gelen ve yine mübalağa amaçlı kullanılan kefâ, verdiğimiz deyimsel mananın gerekçesini teşkil etmektedir. Ayrıca, normalde cümle içinde öznenin başında kullanılmayan be edatı (bi-rabbike), kullanıldığı her yerde özneye veya yaptığı işe övgü ya da yergi anlamı katar (Ferrâ). Bu nedenle “âlâsıyla” yananlamını parantez içine almadık. Söz konusu edatın övgü işlevi, çevirimizin ikinci gerekçesini teşkil etmektedir.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve Nûh'tan sonra nice asırlar halkından helâk ettik ve kullarının günahlarına Rabbin haberdar ve görücü olması kifâyet eder.