Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 2160, sondan 4077. ayet; 18. sure ve Kehf Suresinin 20. ayetidir. Kehf Suresi 20. ayetinin kelime sayisi 13, harf sayısı 56 ve toplam ebced değeri ise 3851 olarak hesaplanmıştır. Kehf Suresinin toplam ebced değeri 495659 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
انهم ان يظهروا عليكم يرجموكم او يعيدوكم في ملتهم ولن تفلحوا اذا ابدا
Yüce Allah’ın, mağaradaki gençleri hiçbir gıda almadıkları halde bedenlerinde herhangi bir bozulma olmadan uzun süre uyuttuktan sonra tekrar uyandırması, O’nun insanları öldükten sonra tekrar diriltebileceğine dair bir misal ve delildir. Uyandıktan sonra gençler uykuda geçirdikleri süre hakkında birbirleriyle tartışmışlar; geçen süreyi ve dünyada meydana gelen değişiklikleri bilmedikleri için inkârcıların kendileri hakkındaki tehditlerinin devam ettiğini sanmışlardı. Bu sebeple yiyecek almak üzere şehre gönderdikleri arkadaşlarını dikkatli olması hususunda uyarmışlardı. Ancak gencin asırlar öncesine ait kıyafeti, elindeki para ve konuşmasındaki farklılık onu ele verdi. Rivayetlerde anlatıldığına göre şehre gönderilen genç, elindeki parayı harcamak isteyince şehir halkı paranın üzerinde Kral Dakyanus’un (Decius) resmini görmüş ve adamın bir hazine bulduğunu sanarak kendisini devrin hükümdarına götürmüşlerdi. Ancak aradan uzun zaman geçmiş ve Hıristiyanlık yayılmıştı; mevcut hükümdar da tevhid inancına sahip bir hıristiyandı. Genç adam başlarından geçeni krala anlattı; birlikte mağaraya gittiler ve gencin anlattıklarının doğru olduğunu gördüler (bk. Taberî, XV, 142-143).
Mehmet Okuyan
Şüphesiz ki onlar, sizden haberdar olurlarsa sizi taşlarlar (kovarlar) veya sizi kendi dinlerine çevirirler ki o zaman asla kurtulamazsınız.
1- Yol, sünnet, inanç sistemi, uygarlık, yaşam biçimi.
Ahmet Akgül
“Çünkü onlar (şehir halkı) üzerinize çıkıp gelirlerse, sizi (tanıyıp) taşa tutarak (öldürürler) veya (bâtıl) dinlerine geri çevirirler; bu durumda ise ebedi olarak (felaha) kurtuluşa ulaşamazsınız.”
“Onlar sizi, tanıyıp yakalarlarsa, ya sizi taşlayarak öldürürler veya kendi dinlerine döndürürler, hayat tarzlarını benimsetirler. O zaman bir daha ebediyyen iflâh olmazsınız, ebedî nimetlerle mutluluğa eremezsiniz.” dedi.
Çünkü şehir halkı, sizi, ellerine geçirirlerse, muhakkak sizi taşla öldürürler, yahud zorla dinlerine döndürürler. Bu takdirde ebediyyen kurtulamazsınız...
“Çünkü onlar, eğer sizi görüp yakalarlarsa ya sizi recm ederler veya sizi milletlerine gerisin geriye katarlar. İşte o zaman asla felah bulamazsınız.” dediler.
“Çünkü onlar sizi ele geçirirlerse ya öldüresiye taşlarlar yahut kendi inanç sistemlerine döndürürler. O zaman da bir daha asla kurtuluşa eremezsiniz.”
Beyzâvî’nin naklettiğine göre şehre gönderilen adam, elindeki parayı harcamak üzere çıkarınca, şehir halkı, paranın üstündeki kral Dekyanos’un resmini görür ve adamın bir hazine bulduğunu sanarak kendisini devrin hükümdarına götürürler. Aradan uzun zaman geçmiştir. Artık bu hükümdar, tevhid akidesine bağlı bir hıristiyandır. Genç adam, krala başlarından geçeni anlatır. Hep birlikte mağaraya giderler ve gencin anlattıklarının doğruluğunu hayretler içinde görürler. Yeniden dirilmenin imkânını isbatlayan bu müşahededen sonra, Allah Teâlâ bu gençleri tekrar ebediyet uykusuna daldırır.
Edip Yüksel
"Onlar sizi farkederlerse sizi taşlarlar veya sizi zorla kendi dinlerine döndürürler ki bu durumda asla başarıya ulaşamazsınız."
"Çünkü şehir halkı, sizi ellerine geçirirlerse muhakkak sizi taşlayarak öldürürler veya kendi dinlerine çevirirler ki, o zaman siz dünyada da ahirette de asla kurtuluşa eremezsiniz."
“Eğer o şehir halkı, sizin yerinizi açığa çıkartırlarsa, ya sizi taşlarlar ya da sizi dinlerine döndürürler ki, o zamanda ebediyen kurtuluşa kavuşamazsınız” dediler.
19, 20. Bunun gibi [⁴] birbirlerinden soruşup hallerini bilmek için onları uyandırdık. Onlardan biri burada ne kadar vakit eğleştiniz dedi. Birkaçı bir gün veya ondan daha az eğleştik dediler. Birkaçı da şöyle dediler: Ne kadar eğleştiğinizi Rabbiniz daha iyi bilir, içinizden birinizi bu gümüş akça ile şehre gönderin, baksın, kimin yemeği daha pâk [⁵] ise size ondan yiyecek getirsin, nazikâne hareket etsin, hiçbir kimseye burada bulunduğunuzu haber vermesin [⁶]. Çünkü onlar sizi ele geçirirlerse ya taşlarlar veya cebren kendi dinlerine döndürürler. Bu halde ebediyyen felâh bulamazsınız.
İsmail Hakkı İzmirli Kehf Suresi 20. Ayet Açıklaması
[4] Onların uyumalarını kudretimize nişan kıldığımız gibi uyanmalarını da öyle nişan kıldık.[5] Veya helâl, ucuz, leziz.[6] Çabuk gitsin, çabuk gelsin. Ahaliye lûtf ile muamelede bulunsun. Kimseye kendisini bildirmesin.
Kadri Çelik
“Çünkü onlar üzerinize çıkıp gelirlerse, sizi taşa tutarlar veya dinlerine geri çevirirler; bu durumda ebedi olarak kurtuluş bulamazsınız.”
“Çünkü bizi ele geçirirlerse, hepimizi taşa tutup hunharca öldürürler; ya da baskı ve işkenceyle bizi o kendi bâtıl dinlerine geri döndürürler ki, o zaman asla kurtuluş yüzü göremeyiz!” Gönderilen genç, aradan uzun yıllar geçtiğinden habersiz, çarşıda dolaşmaya başladı. İnsanlar, antika paralarla alışveriş yapmaya çalışan genci görünce, merakla etrafına toplandılar. Sonra durum yöneticilere haber verildi. Hep birlikte mağaraya geldiler ve mağaradaki gençlerin durumunu görerek, hayret verici gerçeği öğrendiler. Bir süre sonra gençler, uyandıkları yerde Rabb’lerine ruhlarını teslim ettiler.
“Onlar, eğer sizi ortaya çıkarırlarsa, sizi taşa tutarlar veya kendi milletlerine / dinlerine döndürürler.
Ebedi olarak o zaman asla kurtulamayacaksınız”.
(Ve devamla): “Çünkü onlar, sizi ellerine geçirirlerse muhakkak ya öldürürler ya da kendi dinlerine döndürürler. İşte o zaman asla kurtuluşa eremezsiniz.” (dediler.)1
1 Yani; öldürürlerse şehit olur kurtulursunuz. Fakat onların dinine dönerseniz dünyada kurtulamayacağınız gibi âhirette de asla kurtulamazsınız. Burada şöyle bir soru akla gelebilir: “Böyle ölüm tehdidi altında olmaları, bir mazeret değil midir? Mesela; bunlar kalplerindeki îmanı bozmadan görünüşte dönmüş olsalardı sorumlu olurlar mıydı?” Cevap olarak şunlar düşünülebilir: 1- Bunlar azimeti tercih eden kimseler olabilir. 2- Bu söz henüz zorlama halinde değil, ikrah durumuna düşmekten sakınmak için söylenmiş olabilir. 3- Küfre itaat ederek kalplerindeki îmanların sarsılma tehlikesinden sakındırmak için olabilir. (Elmalılı)
Muhammed Esed
çünkü, bakın, sizin varlığınızı öğrenirlerse ya sizi taşlayarak öldürürler ya da zor altında sizi kendi dinlerine döndürürler ki, bu durumda, bir daha asla kurtulamazsınız!” 26
–Eğer onlar sizi ele geçirecek olurlarsa ya sizi taşlayarak öldürürler ya da zorla sizi kendi dinlerine geri döndürürler. İşte o zaman ebediyen iflah olmazsınız. 14/13
Çünkü eğer onlar sizin varlığınızı öğrenirlerse, ya sizi öldüresiye taşlarlar, ya da sizi (zorla) kendi inançlarına döndürürler; o takdirde ise bir daha asla iflah olamazsınız.”[2365]
[2365] Bu anlatımda ilk muhatapların üslubuna uygun olarak “kaldınız”, “kaldığınızı”, “içinizden”, “gönderin”, “sizin varlığınızı”, “sizi”, “kurtulamazsınız” şeklinde ikinci şahıs kipi kullanılan kelimeler; “kaldık”, “kaldığımızı”, “içimizden”, “gönderelim”, “bizim varlığımızı”, “bizi”, “kurtulamayız” şeklinde birinci çoğul kipi olarak anlaşılmalıdır.
Ömer Nasuhi Bilmen
«Şüphe yok ki, onlar eğer size galebe ederlerse sizi ya taşlayarak öldürürler, veya sizi kendi milletlerine (dinlerine) döndürürler ve o takdirde artık ebedîyyen felâh bulamazsınız.»
19, 20. İşte, onları nasıl uyuttuysak öylece de uyandırdık. Derken aralarında konuşmaya başladılar. Birisi: “Ne kadar uykuda kaldınız? ” diye sorunca bazıları: “Bir gün, belki bir günden de az! ” diye cevap verdiler. Diğerleri de: “Uykuda ne kadar kaldığınızı tam tamına ancak Rabbiniz bilir. ” dediler. “Siz onu bırakın da, açlığımızı gidermeye bakalım. Şu akçeyi verip içinizden birini şehre gönderin de baksın hangi yiyecek daha hoş ve helâl ise ondan size azık tedarik etsin. ”“Bir de gayet nazik ve tedbirli davransın, varlığınızı ve bulunduğunuz yeri sakın hiç kimseye hissettirmesin. ”“Çünkü onlar sizi ellerine geçirirlerse ya taşa tutar, ya da kendi dinlerine döndürürler, bu takdirde de ebediyyen felah bulamazsınız. ”
Rivâyete göre gönderilen genç, çarşıda alışveriş yaparken, üzerinde elinden kaçtıkları Kral Dakyanus'un adı bulunan paraları verince, halk bu genci hazîne bulmuş sanarak kralın huzuruna götürdüler. Aradan çok zaman geçmiş, kent halkı hırıstiyan olmuştu. Kral da hırıstiyandı. Genç, krala kaçmaları olayını anlatınca kral ve kent halkı Mağaraya gittiler, onları bulup konuştular. Sonra onlar yeniden, ebedî uykuya daldılar. Kral onları Mağaranın içine gömdü ve üstlerine mescid (ma'bed) yaptırdı.
Süleymaniye Vakfı
“Çünkü ellerine geçirseler taşlayarak bizi öldürürler ya da kendi dinlerine döndürürler de sonsuza kadar umduğumuza kavuşamayız."
"Çünkü onlar sizi ellerine geçirirlerse ya taşlayarak öldürürler yahut da sizi kendilerinin milletine döndürürler. O takdirde bir daha asla kurtulamazsınız."