Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 2167, sondan 4070. ayet; 18. sure ve Kehf Suresinin 27. ayetidir. Kehf Suresi 27. ayetinin kelime sayisi 15, harf sayısı 54 ve toplam ebced değeri ise 3063 olarak hesaplanmıştır. Kehf Suresinin toplam ebced değeri 495659 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
واتل ما اوحي اليك من كتاب ربك لا مبدل لكلماته ولن تجد من دونه ملتحدا
Hz. Peygamber müşriklerin sorularına cevap verdikçe onlar yeni sorular sorup yeni isteklerde bulunuyorlardı. Nitekim Ashâb-ı Kehf ve Zülkarneyn hakkındaki sorularına cevap verilmişti. Bu defa da Hz. Peygamber’den, eğer çağrısını kabul etmelerini istiyorsa Kur’an’da, kendilerinin ve atalarının âdetlerini ve inançlarını destekler nitelikte bazı değişiklikler yapmasını istediler. Söz konusu âyet, onların bu tür isteklerini reddetmek üzere inmiş ve Resûl-i Ekrem’e, kendisine vahyedileni okuması ve ona uyması emredilmiştir. Böylece ona şu husus bildirilmiş oluyordu: Peygamber ancak kendisine vahyedileni okumak ve onunla amel etmekle mükelleftir. O, Allah’ın kelimelerini değiştirmeye yetkili değildir. Vahye uymaz ve onunla amel etmezse Allah’ın azabından kurtulup sığınacak bir yer bulamaz.
Mehmet Okuyan
Rabbinin Kitabı’ndan sana vahyedileni [tilavet] et (okuyup aktar)! O’nun sözlerini (kanunlarını) değiştirebilecek yoktur. O’ndan başka hiçbir sığınak da asla bulamazsın.
Burada ve daha pek çok ayette geçen [tilâvet] kelimesi bilinen anlamda “okumak” anlamında değil, Şems 91:2’de de olduğu gibi “izini sürmek, peşinden gitmek, takip etmek” demektir. Râzî bu kelimenin okumayla birlikte uygulama anlamını da içerdiğini ifade etmektedir. Başta Hz. Muhammed olmak üzere bütün muhataplar Kur’an’ı okuyup uygulama noktasında uyarılmakta, Yüce Allah’ın kitabından vahyedilen esasların uygulanması gerektiği özellikle bildirilmektedir. Bu arada [tilâvet] kelimesinin “gündem yapmak” anlamından hareket ederek, buradaki amacın ilâhi mesajların tebliğ edilmesi olduğunu söyleyebiliriz.
Bayraktar Bayraklı
Rabbinin kitabından sana vahyolunanı oku! O'nun kelimelerini değiştirecek kimse yoktur. O'ndan başka bir sığınak da bulamazsın.
1- Takdir edilmiş hükmünü. “Allah'ın kelimeleri” deyimi “Allah'ın sözleri” anlamını değil, yarattığı şeyleri ve yaratma gücünü ifade etmektedir. Allah'ın sonsuz ilimi ve gücünü vurgulamaktadır.
Ahmet Akgül
Sana Rabbinin Kitabından vahyedileni oku (anla ve uygula ki kurtulasın) . O'nun sözlerini (hükümlerini ve haberlerini) değiştirici yoktur ve O'nun dışında kesin olarak bir sığınacak (makam) da bulamazsın.
Rabbinin kitabından sana vahyedileni oku ve okut. O'nun sözlerini değiştirebilecek kimse yoktur. Ve sen O'ndan başka da sığınacak ve dayanacak bir kimse bulamazsın.
Rabbinin kitabından sana vahyolunanı oku. O'nun sözlerini, hükümlerini, kanunlarını değiştirebilecek kimse yoktur. Onların yerini tutacak kanunları koyacak kimse de yoktur. O'nun dışında kulları durumundakilerden asla bir sığınak da bulamazsın.
Rabbinin kitabından sana ne vahy olunduysa onu oku. O'nun sözlerini değiştirebilecek (bir kuvvet) yoktur. Sen de, ondan başka asla bir sığınak bulamazsın.
Bu konuda sen, yalnızca sana vahy ettiği Rabbinin kitabından oku. Allah’ın kelimelerini değiştirecek hiçbir kimse yoktur ve sen de (Rabbinin kelimelerini değiştirmeye kalkarsan) O’ndan başka, kaçacak hiçbir yer bulamazsın.
Rabb’inin kitabından sana vahyedilen şu eşsiz ayetleri oku! Şuna emîn ol ki; O’nun sözlerini değiştirebilecek hiçbir güç yoktur! Öyleyse, sakın Kur’an’la irtibatını koparma; aksi hâlde, dünya ve âhirette felâketlere uğrarsın da, O’ndan başka sığınacak kimse bulamazsın! O’nun lütuf ve rahmeti nerededir diye soracak olursan:
Sen Rabbinin sözlerini kimsenin değiştiremeyeceği Kitabından sana vahyedileni oku ve (zâten) kesinlikle Onun dışında sığınacak (bir makam da) bulamazsın.
ÖYLEYSE, Rabbinin kitabından sana vahyedileni [insanlara] duyur. O'nun sözlerini değiştirebilecek kimse yoktur; 35 Ve sen de O'ndan başka sığınacak kimse bulamazsın.
O halde sen Rabbinin kitabı Kuran’dan sana vahyedileni oku. Zira O’nun kelimelerini değiştirebilecek bir güç yoktur, O’ndan başka bir sığınak bulman da mümkün değildir. 6/114-115, 7/52, 11/1...3, 42/21
O HALDE, Rabbinin kitabından sana indirilenleri izle ve ilet![2375] O’nun kelimelerini kimse değiştiremez:[2376] sen de O’ndan başka bir sığınak bulamazsın.
[2375] Utlu, “izle” ve “ilet” anlamlarını birlikte içerir. Ay’ın güneşi ‘tilâvet’ etmesi, yani “okuması”, ışığını güneşten alıp dünyaya yansıtmasıdır (Bkz: 91:2, not 2). Burada Hz. Rasul’e verilen emrin açılımı şudur: “Kur’an güneş, sen aysın. Ayın ışığıyla aydınlanmalı (munîr) ve aldığın bu ışığı tüm insanlığa yansıtmalısın.”
[2376] Buradaki “kelimeler” (kelimât) “İlâhî yasalara” da “İlâhî mesaja” da tekabül edebilir. Fakat kelimâtullah şeklinde terkip olarak gelen ifadeler, yalnızca İlâhî yasalara tekabül eder. Savunulması zor klasik nesh teorisine delil olarak gösterilen Nahl 101. ve Bakara 106. âyetleri, bu âyetlerin ışığında anlamak gerekir.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve Rabbin kitabından sana vahyolunanı oku, O'nun kelimelerini değiştirecek yoktur ve O'ndan başka bir melce de bulamazsın.