Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 2176, sondan 4061. ayet; 18. sure ve Kehf Suresinin 36. ayetidir. Kehf Suresi 36. ayetinin kelime sayisi 12, harf sayısı 50 ve toplam ebced değeri ise 3496 olarak hesaplanmıştır. Kehf Suresinin toplam ebced değeri 495659 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
وما اظن الساعة قائمة ولئن رددت الى ربي لاجدن خيرا منها منقلبا
Yüce Allah önceki âyetlerde inanmayanların cehennemdeki durumlarıyla inananların cennetteki durumlarını anlattıktan sonra, burada da bu iki grubun hallerine uygun olarak biri imanın, diğeri küfrün temsilcisi durumundaki iki adamın inanç ve davranış özelliklerini örnek vermiştir. Âyetlerden anlaşıldığına göre küfrün temsilcisi olan şahıs büyük bir servete sahiptir; imanın temsilcisi ise fakir ve zayıftır. Servet sahibi olan şahıs Allah’a iman edip verdiği nimete şükredeceği yerde, servetini fakir arkadaşına karşı böbürlenme ve nankörlük vesilesi yapmıştır. Malının yok olmayacağına ve kıyametin kopmayacağına inanmaktadır; kopsa bile âhirette Allah katında dünyadakinden daha iyi bir durumda olacağını iddia etmektedir. Âhirete inanan arkadaşı ise iman ve sâlih amel konusunda ona öğüt vermiş, kendisini topraktan yaratıp çeşitli safhalardan geçirdikten sonra mükemmel bir insan haline getiren Allah’a ortak koşarak nankörlük etmesinin uygun olmadığını, âhireti inkâr etmenin bir bakıma Allah’ı inkâr etmek olduğunu bildirmiştir. Zenginlik de yoksulluk da birer imtihan aracıdır. Bu âyetlerde imtihanı kazanan ile kaybeden iki örnek canlı bir üslûp içinde, karşılaştırma yöntemiyle verilmektedir. Bu iki kişinin kimlikleri konusunda tefsirlerde farklı görüşler vardır: a) Bunlar Mekke’de Mahzûm kabilesinden iki kardeştir. Biri kâfir olan Esved b. Abdü’l-Eşed, diğeri ise müslüman olan kardeşi Ebû Seleme’dir. Bahçeler ise muhtemelen Tâif’te bulunmaktadır. b) Bunlar İsrâiloğulları’ndan iki kardeştir. Babalarından kalan mirası bölüştüklerinde, mümin olan malını hayır yolunda harcamış, diğeri ise örnekte anlatılan bağları satın almıştır. Sonuç ise anlatıldığı gibi hüsrandır (İbn Âşûr, XV, 316). c) Bu olay inananla inanmayan insanın iç dünyalarını anlatan bir temsildir. Burada inanmanın insan ruhuna verdiği güven ve huzur ile inançsızlığın sebep olduğu güvensizlik ve huzursuzluk anlatılarak Mekkeli zengin müşriklerle yoksul müslümanların ruh halleri tasvir edilmiştir. Yoksul insanlarla beraber oturmaya tenezzül etmeyen zenginlerin tutumlarını kınayan ve Hz. Peygamber’e onların sözlerine uymamasını emreden âyetlerden sonra bu misalin getirilmesi, müşriklerin sonunun o bahçe sahibi zenginin sonuna benzeyeceğine işaret etmektedir.
Mehmet Okuyan
O (Son) Saat’in gerçekleşeceğini de sanmıyorum. Rabbime döndürülürsem, (orada) bundan daha hayırlı bir karşılık mutlaka bulacağım.”
Bu cümle Mekkeli müşriklerin içerisinde bir kısmının belirli-belirsiz bir şekilde ahiret inancının bulunduğunu göstermektedir. Benzer mesajlar: Meryem 19:77; Fussilet 41:50; Câsiye 45:32.
Bayraktar Bayraklı
“Kıyametin kopacağını da zannetmiyorum. Eğer Rabbime götürülürsem, andolsun, orada buradan daha iyi bir sonuç bulurum.”
“Kıyametin kopacağını (ve herkesin hesap vermek üzere mahşere toplanacağını da) pek sanmıyorum. (Ama) Buna rağmen (zayıf bir ihtimal olarak öldükten sonra diriltilip) Rabbime döndürülecek olsam bile, şüphesiz şu (andaki durumum) dan daha hayırlı bir sonuç bulacağım” (düşüncesindeydi.)
“Kıyametin kopacağını (insanların yeniden dirilip hesaba çekileceğini ve yeni bir hayatın başlayacağını) da sanmıyorum. (Ama iddia ettikleri gibi yeniden dirilerek) Rabbime döndürülsem bile Andolsun bundan daha iyisini bulurum” dedi.
35,36. Kendisine böylece yazık ederek bahçesine girerken: "Bu bahçenin batacağını hiç zannetmem. Kıyametin kopacağını da sanmıyorum. Eğer Rabbime döndürülürsem, and olsun ki orada bundan daha iyisini bulurum" dedi.
«Kıyametin de kopacağını sanmıyorum. (Bununla beraber senin iddiana göre) eğer ben Rabbime döndürülüp götürülürsem, andolsun, bundan daha hayırlı bir aakıbet bulurum».
“Kıyâmetin gerçekleşecek bir şey olduğunu da sanmıyorum; bununla berâber, eğer gerçekten Rabbime döndürülürsem, elbette (orada da) bundan daha hayırlı bir dönüş yeri(bir âkıbet) bulurum.” (dedi).
Kıyamet saatinin geleceğini de zannetmiyorum. Eğer tekrar Rabbime döndürülecek olsam bile, bundan daha farklı, değişik nimetler bulacağım kesin” emişti.
“Ayrıca kıyâmetin kopacağını ve insanların yeniden diriltilip hesaba çekileceğini de sanmıyorum; ama eğer iddia ettiğin gibi diriltilip Rabb’imin huzuruna çıkarılacak olsam bile, herhâlde bundan daha iyisiyle karşılaşırım. Nitekim, dünyada sahip olduğum şu zenginlik, Allah katında ne kadar seçkin ve değerli bir kul olduğumu göstermiyor mu?”
(Hatta): “Ben kıyametin kopacağını da sanmıyorum, ama şâyet (kıyamet kopar da) Rabbimin huzuruna götürülürsem şüphesiz (orada) bundan daha hayırlı bir makamı da kesinlikle bulurum.”1 (demişti.)
1 Yani, dünyadaki mallarının âhirette kendisine bir fayda vereceğini veya dünyadaki gibi âhirette de işini çıkıştıracağını, torpil yatıracağını zannetti.
Muhammed Esed
ve “Son Saat'in (bir gün) gelip çatacağını da düşünemiyorum” (diye ekledi,) “hem, [o saat gelse ve] ben Rabbimin huzuruna çıkarılacak olsam bile, 43 sonuç olarak, her halde bundan daha iyisini karşımda bulacağım!”
–Aslında ben o saatin bu dünyanın bozulacağını da zannetmiyorum ama şayet böyle bir şey olurda Rabbime döndürülecek olursam bundan daha iyisini bulacağımdan da eminim” dedi 41/50
Hoş, ben Son Saat’in bir gün gerçekleşeceğini de düşünemiyorum ya! Fakat Rabbime döndürülecek olsam bile, sonuçta bundan daha iyisini bulacağımı zannediyorum.”[2389]
35, 36. Bu adam gururu yüzünden kendi öz canına zulmeder vaziyette bağına girdi ve: “Zannetmem ki bu bağ bozulup yok olsun; kıyametin kopacağını da sanmıyorum. Bununla beraber şayet Rabbimin huzuruna götürülecek olursam o zaman elbette bundan daha iyi bir âkıbet bulurum. ” dedi. [41, 50; 46, 11]
Kıyamet saati diye bir şeyin olacağını da hiç sanmam ama şurası bir gerçek ki eğer Rabbimin huzuruna çıkarılsam kesinlikle bundan daha iyisini bulurum."