Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 2191, sondan 4046. ayet; 18. sure ve Kehf Suresinin 51. ayetidir. Kehf Suresi 51. ayetinin kelime sayisi 13, harf sayısı 58 ve toplam ebced değeri ise 8198 olarak hesaplanmıştır. Kehf Suresinin toplam ebced değeri 495659 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
ما اشهدتهم خلق السموات والارض ولا خلق انفسهم وما كنت متخذ المضلين عضدا
“Ben onlara ne göklerin ... ne de kendilerinin yaratılışını gösterdim” cümlesindeki zamirlerden kimin kastedildiğine göre âyete iki türlü mâna verilmektedir: a) Zamirler, İblîs’i ve neslini ifade ettiği takdirde meâlde verilen mâna çıkar. Buna göre âyette göklerin, yerin ve insanların yaratılışında –hazır bulundurulmadıkları için– hiçbir katkıları olmayan, hatta kendileri dahi sonradan yaratılmış bulunan, dolayısıyla ilâh olmaları imkânsız olan şeytanların ibadet ve itaate lâyık olmadıkları bildirilmekte ve Allah’ın, insanları yanlış yola saptıranları kendisine yardımcı edinmeyeceği vurgulanmaktadır. b) Zamirler, İblîs’i ve neslini dost edinen insanları ifade ettiği takdirde mâna şöyle olur: Ben onlara (müşrikler) ne göklerin ne yerin ne de bizzat kendilerinin yaratılışını gösterdim. Ben yoldan çıkaranları yardımcı edinecek değilim. Onlar, bana ortak koştukları şeylerin, kâinatı yaratırken bana yardım ettiklerini görmediler. O halde onların benim ortaklarım olduğunu nasıl iddia ediyorlar?
Mehmet Okuyan
Ben onları (İblis ve soyunu) göklerin ve yerin yaratılışına da kendilerinin yaratılışına da şahit tutmadım.Ben yoldan çıkaranları yardımcı edinecek değilim.
1- İblis ve soyu. 2- İblis ve soyu kendi yaradılışlarına tanık tutulmazlarken; insan ve soyu kendi yaradılışına tanık tutulmuştur. (7:172) Yani Allah, insanı yaratırken onun benliğine, yaratıcıyı idrak etme güdüsünün yerleştirildiğini; insanın yaradılış özünde Allah'ı tanıma ve idrak etme yeteneğinin kodlanmış olduğunu ifade etmektedir.
Ahmet Akgül
Göklerin ve yerin yaratılışında da, (insan neslinin) kendi nefislerinin yaratılışında da Ben onları (melekleri, cinnleri, şeytanileri ve hiç kimseyi) şahit tutmadım (ve yardım almadım) . Ben, (güç ve kudret sahibi sandığınız o) saptırıcıları (şeytani odakları, kendilerine dayanıp) destek sağlayıcı takviye güç edinmeye de (asla muhtaç olmayanım).
Ben onları ne göklerle yerin, ne de kendi yaratılışlarına şahit olsunlar diye hazır bulundurmadım. Ve ben doğru yoldan saptıranları da yardımcı edinmiş değilim.
“Ben onları, İblis ve soyunu, ne göklerin ve yerin yaratılışında, ne de bizzat kendilerinin yaratılışında bulundurdum, ne de onlardan düşüncelerini açıklamalarını istedim. Kâinatın planlamasında, yaratılışında ve aslî düzeninin sağlanmasında onlar benim ortaklarım da değildir. Ben, insanları başlarına buyruk hale getirerek hak yoldan uzaklaştırıp, dalâleti, bozuk düzeni, helâki tercihlerine imkân sağlayanları yardımcı edinmiş değilim.” buyurdu.
Ben (Azîmü'ş-şân) İblis ve yaranını, ne göklerle yerin yaradılışında, ne de kendilerinin yaradılışında şâhid tutmadım; ve hiç bir zaman (insanları) sapıtanları yardımcı edinmiş değilim.
Ben onları göklerin ve yerin yaratılışına tanık etmediğim gibi, kendi yaratılışlarına da (şahit kılmadım). Ayrıca yoldan çıkan ve çıkaran kimseleri hiçbir zaman iş gören olarak da tutmam.
Oysa Ben onları ne göklerin ve yerin yaratılmasında ve ne de kendilerinin yaratılmasında hazır bulundurdum. Saptıranları hiçbir işte asla yardımcı da edinmedim.
Ben onları (İblis ve soyunu) ne göklerin ve yerin yaratılışına, ne de bizzat kendilerinin yaratılışına şahit tuttum. Ben yoldan çıkaranları yardımcı edinecek değilim.
50-51 Göksel toplumda büyük tartışma baş gösterdiğinde (38:69), yaratıklar, sınıflara ayrılarak melek, cin ve insan oldular. Şeytanın daha önce melek olduğunu bildiren ayetleri hesaba katmayanlar, 18:50 ayetinin "cinlerden oldu" bölümünü yanlış anlamışlardır. "Cin" kelimesinin ve "kane minel cinni" ifadesinin anlamı, 6:76 ve 2:34 ayetleriyle açıklanır.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ben, onları (İblis ve soyunu) ne göklerin ve yerin yaratılışında, ne de kendilerinin yaratılışında şahit tutmadım ve hiçbir zaman doğru yoldan çıkanları yardımcı edinmiş değilim.
Ben ne göklerin ve yerin yaradılışında, ne kendilerinin yaradılışında onları şâhid tutmadım. Sapdıranları da (hiç bir zaman yaratışda) yardımcı edinmiş değilim.
Onları (İblis'i ve zürriyetini), ne göklerin ve yerin yaratılmasında, ne de kendilerinin yaratılmasında şâhid bulundurmadım. Dalâlete düşürenleri kendime yardımcı edinici de değilim.
Gökleri ve yeri yaratırken onları şahit yapmadım. Hatta kendilerini yaratırken de, kendilerinin yaratılışına şahit yapmadığım gibi, yaratırken o sapkınları yardımcı edinecek de değilim.
Ben onları, gökleri, yeri yarattığım, kendilerini de yarattığım zaman hazır kılmadım ki bana yardım etkinler, halkı yoldan çıkaranları ben el, ayak edinecek değilim.
Ben bu taptığınız şeytanları ne göklerin ve yerin yaratılışına tanık kıldım ne de kendilerinin yaratılışına; ayrıca, insanları doğru yoldan saptıranları kendime hiçbir şekilde yardımcı edinmiş de değilim! Öyleyse, nasıl olur da sizin gibi yaratılmış varlıkların hükmüne boyun eğer, onları ilâh edinirsiniz? Böyle yaptığınız takdirde, Hesap Günü sizi Allah’ın azâbından kim kurtarabilir?
Ben, göklerin ve yerin yaratılışında da kendi nefislerinin yaratılışında da o (iblis ve soyuna) danışmadım1 ve Ben, (hak yoldan) saptırıcıları asla kendime yardımcı edinmedim.
1 Âyetin bu bölümü: “Ben, göklerin ve yerin yaratılışında da kendi nefislerinin yaratılışında da o (iblis ve soyunu) şâhit tutmadım” şeklinde de tercüme edilebilir. (Kurtubî)
Muhammed Esed
Ben onları ne göklerin ve yerin yaratılışına tanık kıldım; ne de kendilerinin yaratılışına; 56 ayrıca, [insanları] yoldan çıkaran bu [varlıkları] kendime hiçbir şekilde yardımcı edinmiş de değilim. 57
Ben, İblis ve avenesini ne göklerin ve yerin yaratılışına şahit kıldım ne de kendilerinin yaratılışına. Ben insanları saptıran bu varlıkları hiç bir zaman kendime yardımcı da edinecek değilim. 43/19
Ben onları ne göklerin ve yerin yaratılışına şahit kıldım, ne de kendi varoluşlarına;[2404] üstelik Ben, (bu) saptırıcı güruhu yardımcı edinmiş de değilim.[2405]
[2404] Eşhedu en-lailahe illallah diyerek Allah’a ve O’nun göklerde ve yerde tek ilâh olduğuna tanıklık eden biri, aynı zamanda ve öncelikle kendi varoluşuna tanıklık etmiş olur: Şahitlik yapan ben, öncelikle kendi varlığıma şehadet ederim: ben varım, benim varlığım Var edenin varlığına tanıktır. Öyleyse ben, hem varoluşumla hem de kendi varlığımın farkına vardığım akleden kalbimle O’nun varlığının da şahidiyim! İnsan bu bilince sahip olunca varlık ve Vareden’le ünsiyet kurarak insan olur. Şeytan ve dostları bu bilinçten uzaklaştıkları için şeytanlaştılar ve sadece Allah’tan değil, kendilerinden de koptular.
[2405] Cümledeki konumu ve anlamı üzerinde farklı yorumlar yapılmış olan mudillîn (saptırıcı güruh), bir önceki âyette anılanları işaret eden hum (onlar) yerine ikame edilmiştir (Zemahşerî).
Ömer Nasuhi Bilmen
Onları ne göklerin ve yerin yaradılışına ve ne de kendi nefislerinin yaradılışına şahit tutmadım ve Ben nâsı idlâl edici olanları da yardımcı ittihaz eder olmadım.
Ben onları göklerin ve yerin yaratılışına tanık etmediğim gibi, kendi yaratılışlarına da şahit kılmadım. Ben sapık ve saptıran kimseleri hiçbir zaman yanıma yaklaştırmam, yardımcı edinmem. [34, 22-23]
Ben onları ne göklerin, yerin, yaratılmasında ve ne de kendilerinin yaratılmasında hazır bulundurdum; yoldan şaşırtanları (kendime) yardımcı tutmuş da değilim.
Onlara (Meleklere), göklerin ve yerin yaratılışını da kendi yaratılışlarını da göstermedim. Bu saptırıcıları (meleklerden olan iblis ve soyunu) işgören olarak da tutmam.