Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 2261, sondan 3976. ayet; 19. sure ve Meryem Suresinin 11. ayetidir. Meryem Suresi 11. ayetinin kelime sayisi 11, harf sayısı 46 ve toplam ebced değeri ise 2449 olarak hesaplanmıştır. Meryem Suresinin toplam ebced değeri 281117 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure كـهيعص hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette كـ (0) ه (2) ي (2) ع (2) ص (0) bulunuyor.
Arapça Metin
فخرج على قومه من المحراب فاوحى اليهم ان سبحوا بكرة وعشيا
Derken Zekeriya ibadet yerinden halkının karşısına çıktı. (Konuşmak istedi, konuşamadı) ve onlara “Sabah akşam Allah’ı tespih edin” diye işaret etti.[339]
Zekeriyya (a.s.)’ın işaret yoluyla anlaşmak zorunda kalması, eşinin hamileliği konusunda, bir önceki âyette sözü geçen işaretin gerçekleştiğini gösteriyordu.
Mâbed diye tercüme ettiğimiz mihrâb, “özel ibadet yeri” anlamına gelmektedir. Burada Zekeriyyâ’nın özel ibadet ve dualarını yaptığı yeri ifade eder; Zekeriyyâ özel ibadetlerini burada yapar, toplu ibadet için Beyt-i Makdis’e çıkardı (ayrıca bk. Âl-i İmrân 3:37). Kendisine bir oğlu olacağına dair müjde burada verilmiştir. Bunun üzerine Zekeriyyâ, Beyt-i Makdis’teki ibadet yerinden çıkarak halkın yanına gelmiş ve işaret yoluyla onlardan sabah akşam Allah’ı anmalarını, O’nu tesbih etmelerini istemiştir.
Mehmet Okuyan
(Bu sırada Zekeriya) mabetten kavminin karşısına çıkarak onlara “Sabah akşam [tesbih] edin (Allah’ı yüceltin)!” diye vahyetmişti (işaret etmişti).
Hz. Zekeriya, çocuk sahibi olacağı müjdesinin şaşkınlığı sonucunda bir mucize isteğinde bulunması ve bunun onda yaşanması nedeniyle üç gün konuşamadığı için tebliğini işaretle yapmış, görevini terk etmemiştir. [Vahiy] kelimesi Yüce Allah’ın dışında başka varlıklar için kullanılırsa buna “gayr-ı ilahi vahiy” denmektedir. Burada ilgili kelimenin sözlük manalarından birisi olan “işaret etmek, ilham etmek veya emretmek” anlamları kastedilmektedir. Hz. Zekeriya “üç gün konuşamadığı için” artık kavmine işaret diliyle bilgi vermeye çalışmaktaydı. Zaten Âl-i İmrân 3:41’de geçen [remz] kelimesi de “işaret” anlamına gelmektedir. Tebliğde sözünü ettiği şey, “üç gün gelemeyeceğim; siz devam edin” veya “işaretle de olsa sabah-akşam tesbihe devam edelim” mesajı da olabilir.
Bayraktar Bayraklı
Bunun üzerine Zekeriyyâ, mabedden kavminin karşısına çıkarak onlara, “Sabah-akşam tesbîhte bulunun” diye işaret verdi.
1- İbadethaneden. 2- “Sabah akşam” bir deyimdir ve “bütün bir gün, gün boyunca, devamlı” anlamına gelmektedir. 3- Allah'ı tesbih etmek; O'nu şirk içeren her türlü düşünce ve inançtan arındırarak, Kendisine özgü nitelikleri ile yüceltmek demektir. 4- İşaret diliyle anlattı.
Ahmet Akgül
Böylelikle (Zekeriya) “mihrab”tan (mescidin ön tarafından, manevi harb-nefis cihadı yaptığı makamdan) kavminin karşısına çıkıp onlara (şu anlamları) işaretle anlatıverdi: "Sabah akşam (Rabbinizi) tesbih edin (hiçbir konuda O’na isyana yeltenmeyin) ."
Bu sırada, Zekeriyyâ, mâbedden, kavminin karşısına çıkarak onlara:
“- Sabah erken ve akşama doğru Allah'ı tesbih edin, namaz kılın, ibadet edin.” diye işaret etti.
Nihayet (hanımına hamil vakti gelip de konuşamayınca) mihrabdan kavmine karşı (Zekeriyya) çıktı da, onlara: “- Sabah ve akşam namaz kılın.” diye işaret etti.
Derken Zekeriya mescitten ayrılıp halkının karşısına çıktı. (Konuşmak istedi fakat konuşamadı) ve onlara: Sabah akşam Allah'ı tesbih edin (insan olarak yapmanız gerekeni yerine getirin)” diye işaret diliyle konuştu.
«Mabet»ten şeklinde tercüme edilen «mihrap» o zamanlarda ibadet edilen yer veya Beyt-i Makdis içinde yüksek bir yerdeki hücre manasına kullanılıyordu.)
Allah Teâlâ, yaşlı Zekeriyya ile kısırlaşmış olan eşinden bir çocuk dünyaya göndermekle kudretinin sınırsızlığını ortaya koymuştur. Yukarıdaki âyetlerde buna işaret buyurulduktan sonra şimdi, doğumu mucizeli bir şekilde gerçekleşen Yahya (a.s.)a hitap ediliyor.
Edip Yüksel
Tapınaktan halkının arasına çıktı ve "O'nu sabah akşam düşünüp anın," diye onlara işaretle bildirdi.
Bunun üzerine (Zekeriyyâ) mihrabdan (ma'bedden) kavminin karşısına çıktı da (o müjde alâmetinin hemen görünmesiyle, konuşamayarak) onlara: “Sabah-akşam (Rabbinizi)tesbîh edin!” diye işâret etti.
Böylece Zekeriya, mescitten ayrılıp halkın karşısına çıktı. Dili dönmüyor, bir tek kelime bile konuşamıyordu. Fakat bu, Rabb’inin ayetlerini gündeme getirmeye, insanları iyiliğe çağırmaya engel değildi: Onlara, “Rabb’inizin yüceliğini gece gündüz tesbih edin!” diye eliyle işâret etti.
1 Tesbih: Allah’ı tenzih etmek, yani zatını inanç yönüyle dil ile ikrar, amel yönüyle lâyık olmayan her türlü şaibeden uzak tutmak anlamına gelir.
Muhammed Esed
Bunun üzerine [Zekeriya] mâbedden kavminin karşısına çıktı ve onlara “Sabah akşam [Rabbinizin] sınırsız kudret ve yüceliğini anın!” 10 diye işaret etti.
Bunun üzerine Zekeriya mabetteki hücresinden kavminin huzuruna çıkarak işaretle onlara ‘Sabah akşam Allah’ın şanını yüceltmeye devam edin’ diye emretti. 3/35...41, 19/2...15, 21/89-90
Mustafa İslamoğlu Meryem Suresi 11. Ayet Açıklaması
[2469] Mihrâb: o dönemdeki mabetlerde, kendini ibadete adamış ruhban sınıfının ibadet için inzivaya çekildikleri, çok basamaklı bir merdivenle çıkılan çilehane vari mekân. Genellikle mabedlerin kemerli duvarlarının içerisine gizlenmiş olarak inşâ edilirdi (Krş: 38:21). Bu ibâre ‘Zekeriyya, hücresinden, ibadet için mabede toplanmış insanların huzuruna çıkarak…’ şeklinde anlaşılmalıdır.
[2470] Hz. Zekeriyya’nın işaret diliyle konuşması hangi mesajı vermektedir? İki ihtimalden birincisi şu: mabette din hizmetlisi olan Hz. Zekeriyya, ibadet yaptırdığı insanlara bu üç gün zarfında kendisinin görevde bulunmayacağını, ibadetlerini kendisi olmadan eda etmeleri gerektiğini söylüyor. Bu Kur’an’da gördüğümüz her açıdan sorumlu ve görevine ölümüne sadık Hz. Zekeriyya karakteriyle uyumlu değildir. İkincisi de şu: Konuşamamasına rağmen görevini aksatmayacağını, fakat konuşamama sorununu işaret diliyle aşıp görevini yapmaya çalışacağını söylüyor. Bu ikinci ihtimale göre mesaj göreve sadakat ve sorumluluk bilincidir. Muhtemelen bu, Hz. Zekeriyya’nın kendi tercihi olmalıdır.
Ömer Nasuhi Bilmen
Sonra mescitten kavmine karşı çıktı da, «Gündüzlerin evvellerinde ve sonunda tesbihte bulununuz,» diye onlara işaret eyledi.
Derken, mâbeddeki bölmesinden halkının karşısına çıkıp “Sabah akşam Rabbinizi tenzih ve O'na ibadet edin! ” diye işarette bulundu. [Mihrab için bkz. 3, 37]
Kur'ân, olayın ana çizgilerini belirtir, ayrıntıları tamamlamayı hayâlimize bırakır. İşte Yahyâ doğmuş, büyümüştür. Şimdi Tanrı hitâbı ona yönelmektedir:
Süleymaniye Vakfı
Sonra tapınağın iç odasından[1] halkının karşısına çıktı, onlara: “Sabah akşam O’na ibadet edin” diye işaret etti.