Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 2287, sondan 3950. ayet; 19. sure ve Meryem Suresinin 37. ayetidir. Meryem Suresi 37. ayetinin kelime sayisi 11, harf sayısı 47 ve toplam ebced değeri ise 4206 olarak hesaplanmıştır. Meryem Suresinin toplam ebced değeri 281117 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure كـهيعص hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette كـ (0) ه (2) ي (5) ع (1) ص (0) bulunuyor.
Arapça Metin
فاختلف الاحزاب من بينهم فويل للذين كفروا من مشهد يوم عظيم
Hıristiyanların kimi, “İsa, Allah’ın oğludur”, kimi, “İsa, bir ilâhtır”, kimi de “İsa, üçlü ilâh anlayışının üçüncü elemanı olan oğuldur” demektedirler.
Bu (34.) âyete şu mânalar verilmiştir: a) “İşte hakkında şüphe ettikleri Meryem oğlu Îsâ ile ilgili olarak bu anlatılanlar doğrudur. Gerçek söz budur” (Râzî, XXI, 217). b) Hz. Îsâ hakkında yahudilerin “O, gayri meşrû ilişkiden dünyaya gelmiştir” şeklindeki sözleri doğru olmadığı gibi, Hıristiyanların “O, Allah’ın oğludur” şeklindeki iddiaları da doğru değildir. “Meryem oğlu Îsâ Mesîh Allah’ın Meryem’e ulaştırdığı kelimesi ve O’ndan bir ruhtur” (Nisâ 4:171). c) Gelecek olan Hz. Îsâ’nın, daha sabi iken bir mûcize eseri olarak dile gelip ilân ettiği gerçek sözdür. Allah’a –Îsâ olsun başka biri olsun– bir çocuk isnat etmek gerçek dışıdır, Allah’a iftiradır. Allah, Îsâ’nın da diğer bütün insanların da gerçek ve yegâne tanrısı olup yalnız O’na ibadet etmek gerekir. Oysa onlar bu gerçekleri, özellikle Hz Îsâ’nın Allah’ın oğlu değil, kulu ve elçisi olduğunu tartışmasız kabul edecekleri yerde aralarında ayrılığa düşmüşlerdir. Müfessirler, âyette Hz. Îsâ hakkında ayrılığa düştükleri belirtilen grupların, yahudilerle hıristiyanlar veya Hıristiyanlık’taki farklı mezhep mensupları olduğunu söylemişlerdir. Yahudiler onun peygamber olduğunu bütünüyle reddederken, hıristiyanların büyük çoğunluğu onu “Allah’ın oğlu” olarak kabul etmiş; az bir kısmı ise “Allah’ın kulu ve resulü” olduğuna inanmıştır (bu ihtilâflar sonunda ortaya çıkan mezhepler hakkında bilgi için bk. İbn Âşûr, XVI, 106; Mehmet Aydın “Hristiyanlık”, DİA, XVII, 340-358). Meâlinde “ulaşıldığında” diye tercüme ettiğimiz meşhed kelimesi sözlükte “görmek veya şahitlik etmek” demektir. Yer veya zaman ismi olarak, “görülecek yer veya görülecek zaman; şahitlik edilecek yer veya şahitlik edilecek zaman” anlamına gelir. Buna göre âyete verilen meâlin dışında şu anlamlar da verilebilir: a) Büyük güne ulaşıldığı yerde vay o inkârcıların haline! b) Melekler, peygamberler, hatta kişinin kendi organları tarafından aleyhinde şahitlik edileceği büyük günden dolayı veya büyük günde şahitlik edileceği zaman yahut şahitlik edilecek yerde vay o inkârcıların haline!
Mehmet Okuyan
(Çeşitli) gruplar kendi aralarında (İsa hakkında) ayrılığa düştüler. Büyük günün şahitliği nedeniyle kâfir olanların vay hâllerine!
Bundan sonra gruplar kendi aralarında çekişmeye başladılar. Büyük günde bütün gerçekler ortaya çıktığı zaman, o gerçeği yalanlayan nankörlerin vay haline.
(Ardından) İçlerinden (bazı) gruplar (va’ad edilen galibiyet ve ahiret günü hakkında) ihtilafa düştüler. Artık büyük güne (Mehdiyet devrimine ve ahiret gerçeğine) şahit olacaklarından dolayı, vay inkâr edenlere!..
Gerçekler bu şekilde ortada iken, Hıristiyan olduklarını iddia eden guruplar, yine de kendi aralarında, İsa'nın yaratılışıyla alakalı meselede çekişip duruyorlar. Öyleyse son yargı günü olan ahiretin gerçekleşeceği an, Allah'tan gelen gerçekleri örtbas eden kâfirlerin vay haline...
Ne var ki, ehl-i kitaptan, yahudiler ve hıristiyanlar Îsâ konusunda kendi aralarında farklı iddialar ileri sürdüler. Bu yüzden, büyük günde, kıyamette, herkesin delillerle, şâhitlerle hesaba çekilmesi sebebiyle, vay inkârda ısrar edenlerin, küfre saplanan ehl-i kitabın başına geleceklere!
Çeşitli gruplara ayrılan insanlar, kendi aralarında görüş ayrılığına düştüler. Artık gerçeğin meydana çıkacağı o mühim günün duruşmasında vay o inkârcıların başına geleceklere!
Cemal Külünkoğlu Meryem Suresi 37. Ayet Açıklaması
Aralarında ayrılığa düşen bu gurupların, Yahudiler ile Hristiyanlar veya Hristiyanların kendi içindeki mezhepler olduğu söylenmektedir. Hz. İsa’nın hak dini tebliğ ettiği insanlar, zamanla tevhid inancından saparak yüzlerce farklı mezheplere ve hattâ düşman gruplara ayrılmışlardır. Öyle ki; yeryüzünde başka hiçbir dinin mensupları Hıristiyanlar kadar farklı mezheplere ayrılmamış ve din savaşlarına girmemiştir. Tevhid inancına sahip olanlarla beraberHıristiyanların kimi, “İsa, Allah’ın oğludur”, kimi, “İsa, bir ilâhtır”, kimi “İsa, Allah’ın oğlu olmakla üç Allah’tan üçüncüsüdür” demiş, kimileri de Mormonlar gibi “çok tanrıcılığı” kabul etmiş ve bu inanç sistemleri altında yüzlerce mezhebe bölünmüşlerdir. Yahudiler de kendi aralarında onlarca farklı mezhep oluşturmuşlar. Hıristiyanlık öncesi, İslâm sonrası ve Çağdaş dönem günümüz Yahudileri olarak onlarca farklı mezhebe ayrılmışlardır.
Diyanet İşleri (Eski)
Fırkalar, kendi aralarında anlaşmazlığa düştüler. Vay o büyük günü görecek kafirlerin haline!
Tefsirciler, aralarında ayrılığa düşen bu gurupların, yahudiler ile hıristiyanlar veya hıristiyanların kendi içindeki mezhepler olduğunu, bunlardan kiminin Hz. İsa’ya «Allah’ın oğlu», kiminin «Allah’ın kendisi», bir kısmının «üç uknûmdan biri», bazısının da «Allah’ın kulu ve resûlü» dediklerini, böylece ihtilafa düştüklerini belirtiyorlar.
Edip Yüksel
Mezhepler, (İsa'nın kimliği üzerinde) aralarında anlaşmazlığa düştüler. Büyük bir güne tanık olacak kafirlerin vay haline!
Fakat İsa’nın hak dini tebliğ ettiği bu insanlar, zamanla tevhid inancından saparak farklı mezheplere ve hattâ düşman gruplara ayrıldılar. Yahudiler İsa’yı tamamen inkâr ederken, Hıristiyanlar onun Allah’ın oğlu hatta tanrının kendisi olduğunu iddia ettiler. O hâlde, başlarına gelecek o Büyük Günden dolayı vay o kâfirlerin hâline! Şimdi hakîkati görmezlikten, duymazlıktan geliyorlar ama;
1 Sonra Yahûdî ve Hıristiyanlar kendi aralarında anlaşmazlık çıkardılar. Hz. Îsâ için, kimi Allah’ın oğludur, kimi Allah’ın kendisidir, kimi yere indi sonra göğe çıktı, kimi üçün üçüncüsüdür, kimi de Allah’ın kulu ve Peygamberidir dediler.
Muhammed Esed
Hal böyleyken [Kitâb-ı Mukaddes'e bağlı olduklarını iddia eden] hizipler yine de aralarında [İsa'nın doğası hakkında] çekişip duruyorlar! 28 Öyleyse, o büyük Gün bütün açıklığıyla gelip çattığı zaman 29 vay hallerine hakkı inkar edenlerin!
Buna rağmen gruplar kendi aralarında ihtilafa düştüler, her şeyin şahitlendireleceği o büyük gün vay buna inanmayan kâfirlerin haline! 3/158, 6/128...130, 14/48-49, 18/49, 34/31
Buna rağmen mezhepler kendi aralarında ayrılığa düştüler.[2494] O halde, büyük bir günün sorgusunda[2495] (yaşayacaklarından) dolayı, inkârda direnen o kimselerin vay hallerine!
Mustafa İslamoğlu Meryem Suresi 37. Ayet Açıklaması
[2494] Elçileri hem Yahudice aşağılamaya, hem de Hıristiyanca ilâhlaştırmaya bir red. Bu ibâre ayrıca, Hıristiyanların tek tanrıcılıktan çok tanrıcılığa, tevhidden teslise uzanan çizgide birbirinden çok farklı ve hatta birbirine aykırı mezheplere ayrılmasına da bir atıftır. İlgili kaynaklara göre Hıristiyanlık içi inanç guruplarının sayısı altı yüze kadar çıkar.
[2495] Veya: “sorgu anı” ya da “sorgu mekânı” yahut “tanıklığından dolayı” (Râzî). Meşhed kalıbının üç anlama da gelebilen yapısına istinaden.
Ömer Nasuhi Bilmen
Sonra fırkalar kendi aralarında ihtilâfa düştüler. Artık görülecek günün en şiddetli azabı, kâfir olan kimseler içindir.
Sonra onun hakkında birtakım gruplar kendi aralarında ayrılığa düştüler. Artık gerçeğin meydana çıkacağı o mühim günün duruşmasında vay o kâfirlerin başına geleceklere!
Bu gruplar Yahudilerle Hıristiyanlardır. Yahut Hıristiyanların Nesturîler, Yâkubîler ve Melkânîler şeklinde bölünmeleridir. Tarihi akış içinde Hıristiyanlık yüzlerce gruba bölünmüştür. Titiz bir tevhid inancına sahib olan Unitaire’lerin yanında, ekserî Hıristiyanların teslisi, hatta Mormonlar gibi bir grubun politeizm’i (çok tanrıcılığı) kabul ettiklerini de görürüz. Hülasa: “Yeryüzünde başka hiç bir dinin mensupları Hıristiyanlar kadar farklı inanç fırkalarına ve din savaşlarına girmemişlerdir.” [De Glasenapp, Les cinq grandes religions, Paris, Payot, 1954, s. 415)
Süleyman Ateş
Kendi aralarından hizipler, ayrılığa düştüler. Artık büyük bir günü görmekten ötürü vay kafirlerin haline!
Çeşitli görüşteki insan toplulukları, Îsâ hakkında değişik inançlar beslediler. Kimi Îsâ'yı Allah'ın oğlu; kimi Allah ile beraber bir tanrı; kimi Allah'ı oluşturan üç elemandan biri kabul etti.
Süleymaniye Vakfı
İçlerinden farklı kesimler birbirlerine düştüler. Vay haline o büyük günde huzura çıkmayı göz ardı edenlerin.
pes dartışdılar bölükler ya'nį naśr anılar yā cuḥūdlar aralarında. pes ķatı 'aźābdur anlara kim kāfir oldılar ḥāżır gelmeklıkden ol gün ulu ya'nį kıyāmet güni.