Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 122, sondan 6115. ayet; 2. sure ve Bakara Suresinin 115. ayetidir. Bakara Suresi 115. ayetinin kelime sayisi 12, harf sayısı 52 ve toplam ebced değeri ise 3750 olarak hesaplanmıştır. Bakara Suresinin toplam ebced değeri 1820072 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (9) ل (10) م (5) bulunuyor.
Arapça Metin
ولله المشرق والمغرب فاينما تولوا فثم وجه الله ان الله واسع عليم
“Allah’ın yüzü” ifadesi, mecazî bir anlatım olup, burada “Allah’ın rahmeti, rızası ve nimeti” demektir. Kul, tümüyle Allah’a ait olan yeryüzünün neresinde ve hangi cihetinde, ne tür bir taat ve işe girişse, Allah’ın lütuf ve rahmetini orada bulur.
“Doğu” ve “batı” kelimelerinden maksat, yeryüzünün tamamı, hatta yeryüzüyle birlikte orada bulunan bütün varlıklardır (Taberî, I, 503). Dolayısıyla yeryüzü Allah’ın eseri ve mülkü olduğundan şu veya bu yönün diğerine göre herhangi bir üstünlüğü yoktur; yeryüzü bütünüyle bir mâbed gibi olup aslolan ibadetin Allah için yapılmasıdır. İbadet esnasında zorunlu olarak bir tarafa yönelmekse ancak sembolik bir anlam taşır. Nitekim müslümanlar, başlangıçta kutsal bir mekân olarak Kudüs’teki Beytülmakdis’e yönelerek ibadet etmişler, daha sonra bu sûrenin kıbleyi belirleyen 144. âyetinin inmesi üzerine Kâbe’ye yönelmeye başlamışlardır. Her ne kadar 115. âyetin 144. âyetle neshedildiğini savunanlar olmuşsa da (bk. Taberî, I, 502; Râzî, IV, 18-19), bu iki âyet arasında nesihle izahı gerektiren bir uyumsuzluk söz konusu değildir. 115. âyet, her yerde ve her yöne yönelerek Allah’a ibadet ve dua edilebileceğine, yani konunun özüne işaret etmekte, 144. âyet ise namazla ilgili özel uygulamayı belirlemektedir (kıble konusunda genişbilgi için bk. Bakara 2:142 vd.). Bazı rivayetlerde (bk. Şevkânî, I, 144-145) bu âyetin, kıblenin hangi tarafta olduğunun bilinmemesi veya bilinse bile hastalık, yolculuk, savaş gibi özel durumlar sebebiyle o yöne dönmenin güç, tehlikeli ya da imkânsız olması gibi hallere ilişkin özel bir hüküm belirlediği ifade edilmiştir. Buna göre normal durumlarda namazı kıbleye yönelerek kılmak farzdır; 144. âyet bu hükmü koymuştur. Ancak yukarıda değinilen mazeretlerin baş göstermesi durumunda mümkün ve elverişli olan her yöne doğru yönelerek namaz kılınabilir; konumuz olan 115. âyet de işte bu ruhsatı vermektedir.
Yaratılmışların tamamı mutlaka birçok yönden sınırlıdır. Allah Teâlâ ise hem zâtı hem de sıfatları itibariyle eşsiz, benzersiz ve sınırsızdır. Âyette geçen “vâsi‘“ işte bu sınırsızlığı ifade eder.
Mehmet Okuyan
Doğu da Batı da yalnızca Allah’a aittir. Nereye dönerseniz Allah’ın yüzü (rızası) oradadır. Şüphesiz ki Allah (imkânları) geniş olandır, bilendir.
(Bütün yerler ve yönler gibi) Doğu da Allah'ındır, Batı da. Her nereye dönerseniz Allah'ın yüzü (kıblesi ve tecellisi, kudret ve rahmet eseri) oradadır. Şüphesiz ki Allah, (her şeyi) Kuşatandır, (hakkıyla) Bilendir.
Doğu da Allah'ındır, batı da. Artık nereye dönerseniz dönün, orada Allah'a dönmüş olursunuz. Şüphe yok ki Allah'ın lütfü, rahmeti boldur, o her şeyi bilir.
Doğu da, batı da Allah'ındır. Allah'ın emrini yerine getirme, Allah'ın rızasını kazanma niyetiyle hangi tarafa dönerseniz dönün, Allah'ın rızası oradadır. Allah'ın nimeti ve rahmeti geniştir. O her şeyi bilir.
115.Müslim, Tirmizi ve Nesai`nin Abdullah bin Ömer (r.a.)`den rivayet ettiklerine göre Resulullah (a.s.) Mekke`den Medine`ye doğru gitmekte olduğu bir sırada bineğinin üzerinde bineğinin gittiği yöne doğru yönelerek nafile namaz kılıyordu. Bu ayeti kerime de bu olayla ilgili olarak indirildi.Hakim`in yine Abdullah bin Ömer (r.a.)`den rivayet ettiğine göre de, yolculuk esnasında binek üzerinde bineğin gittiği yöne doğru nafile namazın kılınabileceğini bildiren bir hüküm olarak indirilmiştir. Bu rivayet bu konuda nakledilen rivayetler içinde senedi en sağlam olanı olmakla birlikte ayeti kerimenin iniş sebebi ile ilgili herhangi bir açıklama içermemektedir.İbnu Ebi Hatim`in Abdullah bin Abbas (r.a.)`tan rivayet ettiğine göre Müslümanların kıblelerinin değiştirilmesine dair ilahi hüküm gelince yahudiler söylenmeye ve: "Onları (Müslümanları) daha önce yönelmekte oldukları kıblelerinden çeviren ne oldu?" demeye başladılar. Bunun üzerine bu ayeti kerime indirildi. Bunun isnadı kuvvetlidir.Bu ayeti kerimenin iniş sebebi ile ilgili olarak isnadları pek kuvvetli olmayan daha başka rivayetler de nakledilmiştir.
Ali Bulaç
Doğu da Allah'ındır, batı da. Her nereye dönerseniz Allah'ın yüzü (kıblesi) orasıdır. Şüphesiz ki Allah, kuşatandır, bilendir.
Doğu ve batı, her yer Cenâb'ı Allah'ındır. (Namaz kılmak için kıbleyi araştırdıktan sonra) hangi tarafa yönelirseniz, orası Allah'a ibadet yönüdür. Şüphesiz ki Allah'ın mağfireti geniştir, O her şeyi bilicidir.
Doğu da, batı da Allah’ındır. Nereye dönerseniz orada Allah’ı bulursunuz. (Yeryüzünün her tarafı mescittir. Allah her yerde vardır.) Şüphesiz Allah’ın varlığı ve bilgisi sonsuzdur.
Doğu da Allah'ındır Batı da. Ne tarafa yönelirseniz yönelin Allah'ın yönü orasıdır. Unutmayın ki Allah, her şeyi kuşatandır (her yerde vardır ve gücü sınırsızdır), her şeyi (hakkıyla) bilendir.
Cemal Külünkoğlu Bakara Suresi 115. Ayet Açıklaması
Bkz. 2:142-150Müslümanlar, kıblenin değiştirilmesi gününe kadar, Beyt’ül-Makdis’e (Kudüs’teki mescide) doğru namaz kılıyordu. Hatta Medine’de yapılan mescidin kıblesi de bir süre (16 ay) Mescid-i Aksa idi. Hicretin ikinci yılında (Bakara sûresi 2:144) kıblenin Kâbe’ye doğru döndürülmesiyle Yahudiler Müslümanların zihnini bulandıran ve kafalarını karıştıran söylemlere başlamışlardı. Bunlardan birisi; “Müslümanların, kıblenin değiştiği güne kadar yaklaşık 2,5 yıl yanlış yöne doğru yöneldikleri için namazlarının boş ve geçersiz olduğu” iddialarıydı. Bir diğeri ise; “Mademki Müslümanlar namaz kılarken bizim kıblemize dönüyorlar, o halde bizim kıblemiz haktır ve kıblesi hak olanın dini de haktır. Öyleyse dinimize neden uymuyorlar da yeni bir dinin geldiğini iddia ediyorlar?” demeleriydi. İşte bu ayetle aynı zamanda Yahudilerin bu iddialarına da cevap verilmiş oluyor.
Diyanet İşleri (Eski)
Doğu da batı da Allah'ındır, nereye dönerseniz Allah'ın yönü orasıdır. Doğrusu Allah her yeri kaplar ve her şeyi bilir.
Bununla beraber, doğu da Allah'ın, batı da Allah'ındır. Artık nereye dönerseniz dönün, orası Allah'a çıkar. Şüphe yok ki, Allah(ın rahmeti) geniştir, O, her şeyi bilendir.
Meşrık da Allahındır. Mağrıb da. Onun için nereye (hangi semte) döner, yönelirseniz Allah'ın yüzü (kıblesi) oradadır. Şübhe yok ki Allah vaasi'dir, hakkıyle bilicidir.
Doğu da, batı da (her yer) Allah'ındır; o hâlde nerede (yüzünüzü kıbleye)dönerseniz, artık orada Allah'ın râzı olduğu cihet vardır. Şübhesiz ki Allah, Vâsi' (rahmeti geniş olan)dır, Alîm (hakkıyla bilen)dir.
( Allah’ın yüzünden maksat, kıble kıldığı yön veya Allah’ın zatı ya da Allah’ın, insanların yaptıkları hakkındaki bilgisidir. Bu ayet, Yahudilerin sakat yorumlarına karşı çıkarak aslında her yönün bir kıble olduğunu, buna göre ibadete duran kul ne tarafa dönerse, yüce Allah’ın orada hazır bulunduğunu, herhangi bir yönün kıble olarak belirlenmesinin ise yüce Allah tarafından bir yönlendirme olayı sayıldığını, o tarafa dönmenin O’na itaat etme anlamı taşıdığını, yoksa bunun Allah’ın o tarafta değil de bu tarafta olduğu manasına gelmediğini belirtiyor.)
Mahmut Kısa
Doğu da Allah’ındır, batı da. Müslüman için yeryüzü, bütünüyle mescittir. Dolayısıyla, ibâdete elverişli her yerde ve her durumda, hatta kıble yönünü tayin edemediğinizde bile namazınızı kılabilirsiniz. O hâlde, hangi tarafa yönelirseniz yönelin, Allah’ın yüzü, yani hoşnutluğu ve sevgisi oradadır. Çünkü Allah’ınkudret ve şefkati sınırsızdır ve O, her şeyi en iyi bilendir.
Doğu da Allah’ındır, batı da. (Yüzünüzü) ne tarafa dönerseniz, Allah’ın zatı oradadır.1 Ve Allah, geniş (nîmet sahibi)dir, (her şeyi) hakkıyla bilendir.
1 Bu âyete göre: 1- Allah’ın bir mekânı ve yönü yoktur, bütün yönler Onundur. 2- Namaz kılmak için bir mescidde bulunmak, Müslümanlar için zorunlu değildir, yeryüzünün her tarafında namaz kılınabilir. 3- Yeryüzünün tamamı Müslümanlara mescid kılındığı için, kâfirlerin yeryüzünde Müslümanlardan korkarak ve çekinerek dolaşmaları gerekir. 4- Her ümmetin ayrı ayrı kıbleleri olabilir. Bu âyet, ilerideki kıblenin değiştirilmesi ile ilgili âyete hazırlık da olabilir.
Muhammed Esed
Doğu da Batı da Allah'ındır: Nereye dönerseniz dönün Allah'ın yönü orasıdır. Unutmayın ki Allah rahmet ve kudretinde sınırsızdır, her şeyi bilendir.
Doğu da Allah’ındır batı da, ne tarafa yönelirseniz yönelin Allah’ın yönü orasıdır. Şüphesiz Allah gücüyle her şeyi kuşatan ve ilmiyle her şeyi bilendir. 2/177, 73/8-9
Doğu da Allah’ındır batı da.[218] Şu hâlde nereye dönerseniz dönün, orası da Allah’ın yönüdür.[219] Çünkü Allah sınırsızdır, ilmi her şeyi kuşatandır.[220]
Mustafa İslamoğlu Bakara Suresi 115. Ayet Açıklaması
[218] Bu ibarenin açılımı şudur: “Her yer ve her yön Allah’a aittir”. Bu genel ifade, yönleri dinî, ideolojik ve uygarlık kavgalarının aracı olmaktan çıkarmaktadır. Burada sözün getirilmek istendiği nokta ibadet yönünün tayinidir. Bir sonraki pasajda İbrahim’den söz açılmasının gerekçesi de aynıdır. Çünkü kitap ehli kıblenin Kudüs’ten Mekke’ye tahviline aşırı tepki göstermişlerdi.
[219] Bu âyet ve özellikle bu cümle kıblenin yönünü tayin eden bir anlam içermemektedir. Bu âyet mevcut yanlış yön tasavvurunu sorgulamakta ve doğru bir yön tasavvuru ikame etmektedir. İbadeti mabede hapseden Yahudi ve Hıristiyanlar, bu indirgemeci mantığın bir sonucu olarak dini belli günlere ve anlara, dindarlığı belli bir zümreye ve özel insanlara hasrettiler. Kur’an bütün bu indirgemeci mantıkla cenneti belli bir zümreye has kılma, Allah’a yön ve oğul isnat etme gibi sapmalar arasındaki görünmez bağlantıya dikkat çekmektedir.
[220] Klasik nesh teorisine göre mensuh addedilen bu âyet inşâ değil haber formundadır ve dolayısıyla klasik neshin kendi kurallarına göre de neshe konu olamaz.
Ömer Nasuhi Bilmen
Meşrik de, Mağrip de Allah'ındır. Artık hangi bir yerde yüzünüzü kıbleye çevirirseniz vech-i İlâhî oradadır. Şüphe yok ki Allah Teâlâ vâsidir, alîmdir.
Doğu da Batı da Allah'ındır. Hangi tarafa dönerseniz, orada Allah'a itaat ve ibadet ciheti vardır. Muhakkak ki Allah'ın lütfu ve rahmeti geniştir, ilmi her şeyi kuşatır.
Doğu da batı da yalnız Allah'ındır. O halde nereye dönerseniz orada Allah'ın yüzü vardır. Allah Vâsi'dir, varlığı sürekli genişletip büyütür; Alîm'dir, her şeyi en iyi biçimde bilir.