Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 20, sondan 6217. ayet; 2. sure ve Bakara Suresinin 13. ayetidir. Bakara Suresi 13. ayetinin kelime sayisi 19, harf sayısı 79 ve toplam ebced değeri ise 2624 olarak hesaplanmıştır. Bakara Suresinin toplam ebced değeri 1820072 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (21) ل (10) م (10) bulunuyor.
Arapça Metin
واذا قيل لهم امنوا كما امن الناس قالوا انؤمن كما امن السفـهاء الا انهم هم السفـهاء ولكن لا يعلمون
Onlara, “İnsanların inandıkları gibi siz de inanın” denildiğinde ise, “Biz de akılsızlar gibi iman mı edelim?” derler.[11] İyi bilin ki, asıl akılsızlar kendileridir, fakat bilmezler.
Âyetin bu kısmı, “Onlara, insanların inandıkları gibi siz de inanın” denildiğinde ise, “Biz, akılsızların iman ettiği gibi mi iman edelim? derler.” şeklinde de tercüme edilebilir.
İman ve inkâr yalnızca akıl ve bilgi işi olsaydı bütün akıl ve bilgi sahipleri inanır veya inanmazlardı. Halbuki tarih boyunca ileri düzeyde akıl ve ilim sahibi kişiler arasında hem iman edenler hem de inkâr edenler bulunmuştur. Bu sebeple iman edenler akıllarıyla övünmezler; hidayeti, imana kavuşmayı, kendi irade ve tercihleri yanında Allah’ın hidayet ve yardımına da bağlarlar, O’na şükrederler. İnkârcılar ise yalnız akıllarına güvenir, akıl üstü varlıklara inanmaktan kurtulduklarını düşünür, iman ehlini akılsızlıkla, saflıkla, ekonomik ve kültürel yönlerden geri kalmışlıkla vasıflandırırlar, imanı bu etkenlere bağlarlar. 13. ve yukarısındaki âyetler işte bu tavır ve psikolojiyi açığa çıkarmakta; asıl akılsızların, aklını doğru kullanmayanlar, tercihlerini iman ve İslâm yönünde yapmayanlar olduklarını ilân etmektedir.
Mehmet Okuyan
Onlara “(Şu) insanların iman ettiği gibi siz de iman edin.” dendiği zaman “Biz hiç (o) beyinsizlerin iman ettiği gibi iman eder miyiz!” derler. Dikkat edin! Beyinsizler sadece kendileridir fakat (bunu bile) bilmezler.
Onlara, “İnsanların iman ettiği gibi siz de iman edin!” dendiğinde, “Biz hiç beyinsizlerin iman ettikleri gibi iman eder miyiz!” derler. Biliniz ki, beyinsizler ancak kendileridir, fakat bunu bilmezler.
Ne zaman onlara, “İnanan kimseler gibi inanın.” dense, “Biz, hiç aklı ermeyenler gibi inanır mıyız?” derler. İyi bilin ki asıl aklı ermeyenler onlardır; fakat bunun ayırdında değiller.
Onlara; “siz de diğer insanların iman ettiği gibi iman edin, (asırlar boyu milyarlarca Müslümanın ve binlerce ulemanın icma ve ittifakla yürüdükleri Hakk yola girin) ” denildiği zaman; “Biz hiç, o bayağı ve aşağı kimseler gibi iman eder miyiz? (Biz bu dine ve davaya öylesıradan ve aklı noksan basit insanlar gibi inanıp, onlar gibi hareket edemeyiz) ” derler. Halbuki asıl ayarsız ve akılsız olanlar kendileridir, fakat (farkında değildirler, bunu) bilmezler.
Onlara “Müslümanların inandığı gibi inanın” denildiğinde “Şu beyinsizlerin inandığı gibi mi?” diye cevap verirler. Gerçekte onlardır dar görüşlü beyinsizler, ama bunu bilmezler.
Onlara,
“Siz de tanıdığınız insanların iman ettiği gibi iman edin, imanlarınızda samimi olun” denildiği zaman:
“O akılsızların iman ettikleri gibi mi iman edecekmişiz” derler.
Bak hele! Onlar, asıl onlar akılsızdırlar. Fakat nasıl bir akıbete uğrayacaklarını bilmiyorlar.
Bu kişilere: "İnsanların (gerçek mü'minlerin) iman ettiği gibi siz de iman edin" denildiğinde: "Aşağılık kimselerin iman ettiği gibi mi iman edeceğiz?" diye söylerler. İyi bilin ki, aşağılık kimseler bizzat kendileridir ama bunu bilemiyorlar.
Ve (yine) onlara: 'İnsanların iman ettiği gibi siz de iman edin' denildiğinde: 'Düşük akıllıların iman ettiği gibi mi iman edelim?' derler. Bilin ki, gerçekten asıl kendileri düşük-akıllılardırlar; ama bilmezler.
Onlara, insanların (Muhacirlerin= Mekke'den hicret eden sahabilerin ve Ensar'ın = Medine'li Ashab'ın) iman ettiği gibi, siz de iman edin, denildiği zaman (kendi aralarında): “-Biz, akılsız cahillerin iman ettiği gibi iman edermiyiz?” derler. Doğrusu akılsızlar, sefihler onlardır ve lâkin bilmezler.
Onlara “İnsanların inandığı gibi inanın” denildiğinde, “Bu aptallar gibi mi inanıyoruz? (Biz daha iyi inanıyoruz.)” derler. Kesin olarak bilinsin ki; onlar aptalların ta kendileridir. Fakat kendi durumlarını bilmiyorlar.
«Başka insanlar gibi, sizler de inanınız» denilince onlara, «Biz de alıklar gibi inan mı getirelim?» demektedirler, iyi bil ki, alık onlar, şu var ki bilmiyorlar
Onlara: “(Mü'min) insanların inandıkları gibi siz de iman edin.” denildiğinde: “Biz de şu dar kafalıların inandığı gibi mi iman edelim?” derler. İyi bilin ki asıl dar kafalılar hiç şüphesiz (onların) kendileridir; fakat bunu bilmezler.
Onlara "Müslümanların inandığı gibi siz de inanın" denilince de, "Beyinsizlerin inandığı gibi mi inanalım?" derler; iyi bilin ki asıl beyinsizler kendileridir, fakat bilmezler.
Onlara: İnsanların iman ettiği gibi siz de iman edin, denildiği vakit «Biz hiç, sefihlerin (akılsız ve ahmak kişilerin) iman ettikleri gibi iman eder miyiz!» derler. Biliniz ki, sefihler ancak kendileridir, fakat bunu bilmezler (veya bilmezlikten gelirler).
Kendilerine, "Şu halkın inandığı gibi inanın," denildiğinde, "Beyinsizlerin inandığı gibi mi inanacağız," derler. Gerçek beyinsizler onlardır; fakat bilmezler.
Onlara: "İnsanların (müslümanların) inandığı gibi inanın." denilince, "Biz de o beyinsizlerin inandığı gibi mi inanacağız?" derler. İyi bilin ki, asıl beyinsiz kendileridir fakat bilmezler.
Yine bunlara nâsın iyman ettiği gibi iyman edin denildiği zaman «ya biz o süfehanın iyman ettikleri gibi mi iyman ederiz?» derler, ha doğrusu süfeha kendileridir ve lâkin bilmezler
Onlara «insanların (müslümanların) inandığı gibi inanın» denilince «Biz de o beyinsizlerin inandığı gibi mi inanacağız?» derler. Dikkat et ki (asıl) beyinsizler hiç şüphesiz kendileridir. Fakat bilmezler.
Onlara: “İnsanların (mü'minlerin) îmân ettiği gibi îmân edin!” denildiği zaman ise: “Biz, sefihlerin (beyinsizlerin) îmân ettiği gibi mi inanıyoruz?”(4) derler. Dikkat edin! Muhakkak ki sefih olanlar ancak onlardır, fakat bilmiyorlar.
(4)“Nifaklarının (iki yüzlülüklerinin) îcâbıyla bu sözlerinde de münâfıklık yapıyorlar. Zîrâ bu sözlerinin zâhirinden (dışından): ‘Biz dîvâneler değiliz, nasıl sefihler (akılsızlar) gibi olacağız?’ diye bir ma‘nâ çıkar. Bâtınından (iç yüzünden) ise: ‘Nasıl ekserîsi fukarâ ve nazarımızda sefih olan mü’minler gibi olacağız?’ diye diğer bir ma‘nâ çıkıyor.” (İşârâtü’l-İ‘câz, 91)
İlyas Yorulmaz
Onlara “İnsanların inandığı gibi iman edin” denildiği zaman “Aşağı basit seviyedeki beyinsiz insanların inandığı gibi mi inanacağız?” derler. Hâlbuki basit aşağılık beyinsiz olan kendileri olduğu halde, onlar bunu bilmiyorlar.
Onlara «nâs/ın iman ettikleri gibi siz de iman ediniz» denildiği zaman onlar «biz o avanaklar gibi iman mı edelim?» derler. Haberiniz olsun ki avanaklar yalnız kendileridir, fakat bunu bilmezler.
Onlara, “İnsanların iman ettiği gibi siz de iman edin” denilince, “Beyinsizlerin iman ettiği gibi mi iman edelim?” derler. İyi bilin ki asıl beyinsizler kendileridir, fakat bilmezler.
Yine onlara, “Gelin şu ikiyüzlülükten vazgeçin ve diğer mümin insanların inandığı gibi siz de hak dine yürekten iman edin! Bırakın artık şu kibir ve inâdı da, vahyin sesine kulak vererek Hakk’ın emrine teslim olun!” denildiği zaman, “Ne yani, şu akılsızların inandığı gibi mi inanalım? Sınırsız zevk ve eğlence içinde hayatı doyasıya yaşamak varken; doğruluk, erdemlilik, fedâkârlık gibi safsatalarla ne diye keyfimizi bozalım? Hem o dar kafalı, yobaz insanlarla aynı inancı paylaşmak bizim gibi üstün kişiliklere yakışır mı?” derler.İyi bilin ki, onlar gerçekten akılsızların ta kendileridir; ne var ki, bunun bilincinde değiller.
Onlara:
-“İnsanlar’ın inandığı gibi inanın!” denildiği zaman:
-“Sefihler’in / Kendini Bilmezler’in / Beyinsizler’in inandığı gibi inanır mıyız?” dediler.
Dikkat edin! Gerçekten onlar, Beyinsizler’dir; ama bilmezler.
Ve (yine) o (münâfıklara): “Siz de şu insanların îman ettiği gibi îman edin.” denilince; “Biz de şu budalaların1 îman ettikleri gibi mi îman edelim?”2 derler. Şunu iyi bilin ki, gerçekten asıl budalalar kendileridir. Fakat onlar bunu asla anlayamayacaklar.
1 Sefihlik: Budalalık, fikirsizlik, görüş ve düşüncede boş şeylere tabi olmak, akıl ile değil de zevk ile hareket etmek demektir. "Sefih" ise aklı veya dini eksik olan akıl veya dinin aksine davranan ahmak veya fasık demektir. “Sefih” kavramı, Kur'ân-ı Kerîm'de hem kâfir, hemmünafık, hem de müslümanlar için kullanılmıştır. Bu üç sınıf için aynı manada kullanılmasına rağmen, farklı mahiyet arzetmektedir. Şöyle ki: Kâfirler ve münâfıklar için İslâm'ı kabul etmemelerinden dolayı sefih denilirken; Müslümanlar için aklı zayıf, bunak, aklı ermeyen çocuklar ve ihtiyarlar hakkında kullanılır.2 Allah’ın insanları birbirlerine eşit tutmasına karşılık münâfıklar kendilerini diğer insanlarla eşitliğe râzı olmuyorlar. Bir de açıkça “biz, îman etmiyoruz” demek yerine, dinde kendilerine tıpkı yeryüzünü ıslah için uydurdukları sistemlerinde, ayrıcalıklıların olduğu gibi bir ayrıcalık verilmesini istiyorlar.
Muhammed Esed
Onlara: “Diğer insanların inandığı gibi inanın!” denildiğinde, “(Şu) dar kafalıların inandığı gibi mi?” diye cevap verirler. Gerçekte onlardır dar kafalılar, ama bunu bilmezler!
Onlara “İman eden insanların inandığı gibi inanın!” denilince, “Beyinsizlerin inandığı gibi mi inanalım?” derler. Dikkat edin! Asıl beyinsizler kendileridir, fakat bilmezler. 7/65...68, 11/25...27
Kendilerine “Siz de insanların inandıkları gibi inanın!” denildiğinde, “Ya biz, ahmakların inandıkları gibi mi inanıyoruz?” dediler. Bakın![29] Onlar var ya onlar, gerçekten de ahmaktırlar; lâkin bunu bile bilmiyorlar.
Mustafa İslamoğlu Bakara Suresi 13. Ayet Açıklaması
[29] Elâ tembih edatı, inkârcılar ve ikiyüzlüler için kullanıldığı bağlamlarda muhatabın uyuyan ve uyuşan bilincini ele verir. Bir önceki cümleyi böyle çevirimizin gerekçesi açıktır: İnkarını gizleyen bir ikiyüzlü, müslümanların yüzüne beraber “ahmaklar” demek istemez. Zira münafık, kimliğini gizleyendir.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve onlara: «Siz de nâsın imân ettiği gibi imân edin,» denilince derler ki: «Biz o sefihlerin imân ettiği gibi imân eder miyiz?» Muhakkak biliniz ki sefih olan ancak kendileridir. Fakat bilmezler.
Ne zaman onlara: “Şu güzel insanların iman ettiği gibi siz de iman edin. ” denilse “Yani o beyinsizlerin inandıkları gibi mi inanalım? ” derler. Asıl beyinsizler kendileridir de farkında değiller.
Onlara: "İnsanların inandıkları gibi siz de inanın" dense, "O beyinsizlerin inandığı gibi inanır mıyız?" derler. İyi bilin ki, asıl beyinsizler kendileridir; fakat bilmezler.
Onlara: ‘Allah’a, diğer insanların güvendiği gibi güvenin.” denince: “O akılsızların güvendiği gibi mi güveneceğiz?” derler. Dikkat edin, asıl akılsızlar onlardır ama bilmezler.
-Siz de insanların inandığı gibi inanın! denilince:-Beyinsizlerin inandığı gibi mi inanalım? derler. Dikkat edin! Asıl beyinsizler kendileridir, fakat bilmezler.
Onlara “Siz de herkesin inandığı gibi inanın” dendiğinde, “O beyinsizler gibi mi inanalım?” derler. Oysa beyinsizlerin tâ kendisi onlardır; lâkin bunu da bilmezler.
Onlara, "İnsanların inandığı gibi siz de inanın" dendiğinde, "Yani biz de kafası çalışmayan zavallılar gibi inanalım mı?" derler. Haberiniz olsun ki, kafası çalışmayan düşük seviyeliler onların ta kendileridir; fakat bilmiyorlar.
Īmān itdikleri gibi biz daḫı īmān itdik dinildikce onlar kendilerini herkesden ziyāde[...] i‘tiḳād itmeleri‐y‐le biz daḫı ‘aḳılsız cāhiller gibi īmān mı idelim? didiler. Kendi sefāhet ve aḥlāḳsızlıḳlarını bilmezler.