Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 157, sondan 6080. ayet; 2. sure ve Bakara Suresinin 150. ayetidir. Bakara Suresi 150. ayetinin kelime sayisi 31, harf sayısı 138 ve toplam ebced değeri ise 11848 olarak hesaplanmıştır. Bakara Suresinin toplam ebced değeri 1820072 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (14) ل (17) م (15) bulunuyor.
Arapça Metin
ومن حيث خرجت فول وجهك شطر المسجد الحرام وحيث ما كنتم فولوا وجوهكم شطره لئلا يكون للناس عليكم حجة الا الذين ظلموا منهم فلا تخشوهم واخشوني ولاتم نعمتي عليكم ولعلكم تهتدون
(Ey Muhammed!) Nereden yola çıkarsan çık, yüzünü Mescid-i Haram’a doğru çevir. (Ey mü’minler!) Siz de nerede olursanız olun, yüzünüzü Mescid-i Haram’a doğru çevirin ki, zalimlerin dışındaki insanların elinde (size karşı) bir koz olmasın. Zalimlerden korkmayın, benden korkun. Böylece size nimetlerimi tamamlayayım ve doğru yolu bulasınız.
Mekke dışında bulunanların kıbleye yönelmelerinin gerekmeyeceği gibi bir kanaati önlemek üzere yolculuk sırasında kılınacak namazlarda da Mescid-i Harâm’a dönülmesi emredilmiş, bu emrin Allah tarafından gelen bir gerçek olduğu ifade edilmiş; ayrıca bunun sadece Hz. Peygamber için değil diğer müslümanlar için de geçerli olduğuna işaret buyurulmuştur. İnsanların kıble ile ilgili olarak müslümanlar aleyhinde nasıl bir delil ileri sürecekleri hususunda tefsirlerde farklı açıklamalar yer alırsa da kanaatimize göre, 144-150. âyetler arasında hem Hz. Peygamber’e hem de müslüman topluma hitaben Mescid-i Harâm’a dönmeleri hususundaki emrin birkaç defa tekrar edilmesinden şöyle bir anlam çıkmaktadır: Eğer bütün bu buyruklara rağmen yine de Mescid-i Harâm’a dönmez de eskisi gibi Kudüs tarafına yönelirseniz, o zaman insanlar (yani müşrikler, Ehl-i kitap ve hatta münafıklar), “Muhammed gerçekten peygamber, ümmeti de vasat ümmet olsaydı hem kıblenin değiştirildiğini ilân edip hem de hâlâ eskisi gibi Kudüs’e yönelmezlerdi” diyerek bu tutarsızlığınızı aleyhinize delil olarak kullanırlar. Fakat kıble emrini titizlikle uygularsanız artık söyleyecekleri söz kalmaz. Yalnız, siz ne kadar dikkatli ve ihtiyatlı olursanız olun, mutlaka hakkınızda ileri geri konuşmaya devam eden “zalimler” (haksızlığa saplanmış olanlar) bulunacaktır. Ama artık bunlara da aldırmamak gerekir. Müslümanlar yalnız Allah’ı düşünüp O’na saygı göstermeli, O’ndan korkmalıdırlar. Bu şekilde müslümanlar Allah’a ve O’nun buyruğuna saygı duyarak ibadetlerinde daima Mescid-i Harâm’a dönerlerse Allah onlara nimetini de tamamlayacak ve onları hidayete erdirecektir; onları “ehl-i kıble” diye de anılan bir büyük İslâm milleti haline getirecektir. Nitekim öyle de olmuş; müslümanlar şunun bunun dedikodusuna bakmadan, zalimlerden korkup çekinmeden, yalnız Allah’ı düşünüp O’nun hükmünü önemsedikleri sürece Allah onlara her türlü maddî ve mânevî nimetlerini bol bol ihsan etmiştir. Yüzyıllar boyunca Arabistan çölüne sıkışıp kalmış, durmadan birbirleriyle savaşan, birbirini yiyip tüketen Câhiliye dönemi kabileleri, Allah’ın birliği, Hz. Muhammed’in peygamberliği, müslümanların kardeşliği, Kâbe’nin kıble oluşu gibi birleştirici ilkeler etrafında toplanmışlar, bunun ardından diğer bazı milletlerin de İslâmiyet’e girmesiyle çok kısa zamanda müslümanlar üç kıtaya hâkim olan bir dünya toplumu haline gelmişler; dünyanın en büyük devletlerini geride bırakan bir sosyal, siyasî, askerî, idarî, bilimsel ve kültürel yapı oluşturmuşlardır.
Mehmet Okuyan
Nereden (yola) çıkarsan çık, (namazda) yüzünü Mescid-i Haram tarafına çevir! Siz de nerede olursanız olun, (namazda) yüzlerinizi onun tarafına çevirin ki aralarından haksızlık edenler (inatçılar) hariç, insanların aleyhinizde (kullanabilecekleri) bir delili bulunmasın! Sakın onlardan korkmayın! Yalnız bana saygı duyun! Böylece size olan nimetimi tamamlayayım da doğru yolu bulasınız.
Nereden yola çıkarsan çık, yüzünü Mescid-i Haram yönüne çevir. Nerede olursanız olunuz, yüzünüzü o yöne çeviriniz ki haksızlık edenleri müstesna, insanların, aleyhinizde bir delili bulunmasın. Onlardan çekinmeyiniz, sadece benden çekininiz. Böylece size olan nimetimi tamamlayayım da belki doğru yolu bulursunuz.
Her nereden çıkarsan çık, yüzünü Mescid-i Haram tarafına çevir. Siz de nerede olursanız olun, yüzünüzü o tarafa çevirin. Zalimler hariç, insanların size karşı bir kanıtları olmasın. Siz, onlara saygı duymayın, Bana duyun ki size olan nimetimi tamamlayayım; böylece doğru yolu bulasınız.
(Namaza) Her nereden çıkarsan, yüzünü Mescid-i Haram yönüne (Kâbe’ye) çevir. (Siz de) Her nerede olursanız yüzünüzü onun yönüne çevirin. Öyle ki, zalimleri dışında insanların, size karşı bir delilleri olmasın. (Sakın) Onlardan (güç odaklarından) korkmayın, (sadece) Benden korkup (küfür, zulüm ve kötülükten) sakının (ki) ; üzerinizdeki nimetimi (izzet ve haysiyetinizi, huzur ve hürriyetinizi ve her türlü nimet ve faziletlerimi) tamamlayayım. (Böylece) Umulur ki hidayete erersiniz.
Nerede bulunursan bulun, yüzünü Mescidi Haram'a çevir. Nerede olursanız olun, yüzünüzü o tarafa çevirin de insanlar, aleyhinizde bir itirazda bulunamasınlar, ama haksızlık edenler ve zulümde bulunanlar başka. Siz korkmayın onlardan, benden korkun da hem size verdiğim nimetimi tamamlayayım, hem de bu suretle hidayete erişin.
Ey peygamber! O halde, her nerede olursan ol yüzünü Mescidi Haram yönüne çevir. Ey mü'minler! Sizler de nerede olursanız olunuz, yüzünüzü o yana çevirin. Böylece insanların, sizin aleyhinize kullanacakları hiçbir delilleri olmasın, siz yapacaklarınızı Allah öyle dedi, peygamber de böyle uyguladı diye yapın. Zaten “Bunların kıbleleri yok, onun için bizim kıblemize dönüyorlar” gibi bahaneleri, varlık sebebine aykırı davranan zalimler dışında kimse ileri sürmez. Sakın ha, onlardan da korkmayın, benden korkun. Bana itaat edin ki, size olan nimetimi tamamlayayım ve böylece siz de doğru yolu bulabilesiniz.
Her nereden yola çıkarsan çık, yüzünü Mescid-i Haram'a, Beytullah'a doğru çevir. Her nerede olsanız yüzünüzü ona doğru çevirin ki, insanların ellerine, aleyhinize kullanacakları bir delil vermeyesiniz. Buna rağmen zâlimler gene de söyleyecek laf bulacaklardır. Saygı duyarak onlardan, korkmayın, saygı duyarak benden korkun. Böylece size olan nimetimi, İslâm'ı, fetihleri tamamlayayım da, hak yolda sebatkâr olasınız.
Her nereden çıkarsan yüzünü Mescid-i Haram tarafına çevir. İçlerindeki zalimler dışında, insanların ellerinde sizin aleyhinize kullanacakları bir delillerinin olmaması için her nerede bulunursanız bulunun yüzlerinizi onun tarafına çevirin. Onlardan korkmayın, benden korkun ki, size olan nimetimi tamamlayayım. Böylece olur ki, hidayete erersiniz. [29]
29.Burada kastedilen nimet İslam nimetidir. "Olur ki hidayete erersiniz" yani bütün hayatınıza yön verecek bir hidayet çizgisi her yönüyle belirlenmiş olur ve siz de bu çizgiyi takib ederek tam anlamıyla hidayete ermiş olursunuz.
Ali Bulaç
Her nereden çıkarsan (çık), yüzünü Mescid-i Haram yönüne çevir. (Siz de) Her nerede olursanız (olun) yüzünüzü onun yönüne çevirin. Öyle ki, onlardan zulmedenlerin dışında insanların, size karşı bir delilleri olmasın. Onlardan korkmayın, Benden korkun, üzerinizdeki nimetimi tamamlayayım. Umulur ki hidayete erersiniz.
Her nereden yola çıkarsan yüzünü Mescid-i Harâm'a doğru çevir ve her nerede olursanız yüzünüzü o tarafa çevirin ki, Yahudî veya müşrikler için aleyhinizde bir hüccet olmasın (dinimizi terkedip kıblemize tâbi oluyorsunuz, demesinler); Ancak onlardan inad ederek nefislerine zulmedenler müstesna (bunlar her şey söyleyebilirler). Artık siz de onlardan korkmayın, benden korkun, tâ ki size karşı olan nimetimi tamamlayayım. Böylece hidayete kavuşmuş olabilirsiniz.
Nereden çıkarsan, yüzünü Mescid-ül Haram tarafına çevir. Siz (ey müminler!) nerede olursanız, yüzlerinizi ona doğru çevirin. Ki insanların aleyhinize (kullanacakları) bir delilleri olmasın. (Müslümanların bir ilkesi, kıblesi yoktur, demesinler.) Zalim olanlar hariç. (Onlar diyecektir.) Sakın onlardan korkmayın. Benden korkun! Bir de bu kıble değişikliği, size olan nimetimi tamamlamam içindir. Artık doğru yolu bulmanız umulur.
Nereye gidersen git, döndüresin yüzünü Kâbeden yana, nerde olursanız yüzünüzü döndürünüz o yana, zalimlerden başka bir kimsenin size diyeceği olmaya, onlardan çekinmeyin, benden çekininiz, tümleyem sizlere ben nimetimi, ola ki siz doğru yola gidersiniz
Evet, nereden yola çıkarsan çık yönünü Mescid-i Haram'a doğru çevir. (Ey inananlar! Siz de) nerede (ve ne halde) olursanız olun, yönünüzü o yana çevirin ki zalimlerin dışındaki diğer insanların size karşı kullanabilecekleri bir delilleri, aleyhinize (sizi küçük düşürecek) bir bahaneleri kalmasın. Artık onlardan korkmayın, Ben(im azabım)dan korkun ki size olan nimetimi tamamlayayım ve böylece doğru yolu bulabilesiniz.
Cemal Külünkoğlu Bakara Suresi 150. Ayet Açıklaması
Burada “Mescid-i Haram’a yönelin.” emrinden maksat; sadece namazları Kâbe’ye doğru ikame etmeyi değil, aynı zamanda yaşananların Allah’ın mesajları istikametinde olması gerektiğini de içeriyor. Zira ayetin ikinci cümlesindeki “İnsanların size karşı kullanabilecekleri bir delilleri kalmasın.” ifadesinden de bunu anlıyoruz. Yani inandıklarınızla yaşadıklarınız tutarsız olmamalı, söz ve davranışlarınız birbiriyle uyumlu olmalı, ikisi arasında her şeyde olduğu gibi bir denge olmalı. Aksi takdirde, kendinizin inandığı ve fakat uymadığı bir dine başkalarını da inandıramazsınız denilmektedir.
Diyanet İşleri (Eski)
Her nereden çıkarsan, yüzünü Mescid-i Haram semtine çevir. İnsanların zulmedenlerinden başkalarının size karşı gösterecekleri bir hüccet olmaması için, her nerede olursanız, yüzlerinizi oranın semtine çevirin, bu hususta onlardan korkmayın. Benden korkun da size olan nimetimi tamamlayayım. Böylece doğru yolu bulursunuz.
(Evet Resûlüm!) Nereden yola çıkarsan çık (namazda) yüzünü Mescid-i Haram'a doğru çevir. Nerede olursanız olunuz, yüzünüzü o yana çevirin ki, aralarından haksızlık edenler (kuru inatçılar) müstesna, insanların aleyhinizde (kullanabilecekleri) bir delili bulunmasın. Sakın onlardan korkmayın! Yalnız benden korkun. Böylece size olan nimetimi tamamlayayım da doğru yolu bulasınız.
Her nereden yola çıkarsan çık, (namaz için) yüzünü Kutsal Mescide doğru çevir. Nerede olursanız olun, yüzünüzü onun tarafına çevirin ki halkın size karşı bir eleştiri malzemesi olmasın. Zalimlere gelince, onlardan çekinmeyin, benden çekinin ki size olan nimetimi tamamlayayım ve siz de doğruya ulaşabilesiniz.
Her nereden yola çıkarsan yüzünü Mescidi Haram'a doğru çevir, ve her nerede olsanız yüzünüzü ona doğru çevirin ki insanlar için aleyhinizde bir delil olmasın. Ancak içlerinden haksızlık edenler başka. Siz de onlardan korkmayın, benden korkun. Hem üzerinizdeki nimetimi tamamlayayım, hem gerek ki doğru yolu bulasınız.
Her nereden yola çıkarsan yüzünü Mescidi harama doğru çevir ve her nerede olsanız yüzünüzü ona doğru çevirin ki nas için aleyhinizde bir hüccet olmıya, ancak içlerinden haksızlık edenler başka siz de onlardan korkmayın benden korkun, hem üzerinizdeki ni'metimi tamamlıyayım hem gerek ki hidayete eresiniz
(Evet habîbim) hangi yerden çıkarsan (namazda) yüzünü Mescid-i haraama doğru çevir. (Siz de ey mü'minler) nerede olursanız (olun) yüzlerinizi o yana döndürün. Tâki aleyhinizde, insanların, içlerindeki zaalim olanlarından başkasının (tutunabitaceği) bir hüccet (bir vesika ve bir i'tiraz mevzuu) kalmasın. Artık onlardan korkmayın, benden korkun. Tâki size karşı olan ni'metimi tamamlayayım. (Bu sayede) siz de hidâyete kavuşmayı ümîd edebilirsiniz.
Evet, nereden (yolculuğa) çıksan, bundan sonra (namaz kılarken) yüzünü Mescid-i Harâm tarafına çevir. Ve (Ey mü'minler! Siz de) nerede olsanız, artık (namazda) yüzlerinizi onun tarafına çevirin ki, içlerinden zulmedenlerin dışında, insanlar (bilhassa yahudi ve müşrikler) için aleyhinize bir delîl olmasın! Artık onlardan korkmayın; öyleyse (ancak) benden korkun ki üzerinize olan ni'metimi tamamlayayım! Hem tâ ki doğru yolu bulasınız.
O halde her nereden çıkarsan çık, yüzünü Mescit-i Harama çevir. Sizde (Ey inananlar!) nerede olursanız olun, yüzünüzü o tarafa çevirin. Diğer insanların sizlere karşı (açığınızı aramak için) delilleri olmasın. Ancak zulme veya baskıya uğrayanlar hariç (yönelmenizi gizleyebilirsiniz). Onlardan korkmayın, benden korkun ki üzerinizdeki nimetimi (İslam’ı) tamamlayım. Umulur ki (İslam’a ) doğruya yönelirsiniz.
Her nereden çıkarsan çık yüzünü Mescid-i Haram canibine çevir. Her nerede bulunursanız yüzünüzü o canibe çevirin [⁶], tâ ki nâs/ın size karşı bir hücceti kalmasın [⁷]; Meğer ki içlerinden nefislerine zülüm edenler buluna. İşte onların itirazlarından [⁸] korkmayın, benden korkun. Bir de size nimetimi tamamlayayım, siz de doğru yolu bulasınız.
İsmail Hakkı İzmirli Bakara Suresi 150. Ayet Açıklaması
[6] Tekrar olarak zikrolunması istikbal-i kıblenin şanına ihtimam içindir, yahut biri Kabe huzurunda kılana, diğeri Medine'de ve sair yerde kılana, öbürü de seferde bulunana mahsustur.[7] Yâni medar-ı hüccet bir şeyleri bulunmasın. Meselâ Yahudiler «hem dinimizi inkâr eder, hem kıblemize döner» demesinler, müşrikler de «hem İbrahim milletindenim der, hem kıblesine dönmez» demesinler diye yüzünüzü o canibe döndürdük; yahut böyle yaptık.[8] Meselâ ehl-i Kitap «ancak kavminin dinine meyil ettiğinden, vatanını sevdiğinden nâşi kıblemizi terketti» derler, müşrikler de «işte en nihayet kıblemize döndün, babalarının kıblesini sonradan anladı, yakında onların dinine de girecektir» derler.
Kadri Çelik
Her nereden çıkarsan, (namaz kılarken) yüzünü Mescid-i Haram semtine çevir. İnsanların zulmedenlerinden başkalarının size karşı gösterecekleri bir delili olmaması için, her nerede olursanız, (namaz kılarken) yüzlerinizi o semte çevirin. O halde onlardan korkmayın, benden korkun. Ve (ayrıca bu kıble değişimi), size olan nimetlerimi böylece tamamlayayım ve de umulur ki doğru yolu bulursunuz diyedir.
Her nereden yola çıkarsan çık, namaz kılarken yüzünü Mescid-i Haram yönüne çevir!Ey inananlar! Siz de nerede ve ne hâlde olursanız olun yüzünüzü o yöne çevirin ki, insanların size karşı kullanabilecekleri bir delilleri, öne sürebilecekleri bir bahaneleri kalmasın. Bunun için, söz ve davranışlarınızın birbiriyle uyumlu olması gerekir. Aksi hâlde, bizzat kendinizin uymadığı bir dine başkalarının inanmasını bekleyemezsiniz. Çünkü böyle bir tutarsızlık, İslâm’a çağırdığınız insanlara itiraz hakkı verir. Ancak onlardan, zulme saplanmış olanlar başka. Öyleleri, herhangi bir ilâhî delil ve gerekçeye dayanmadan hakîkati inatla reddeder, sizi zorbalıkla sindirmeye çalışırlar. Onlardan da korkmayın fakat Benden, yani emirlerime karşı gelmekten korkun ki, Ben de size verdiğim nîmetleri tamamlayayım ve böylece, doğru yolu bulabilesiniz.Tıpkı atanız İbrahim’in duâsında olduğu (2. Bakara: 129) gibi:
Hangi yerden çıkarsan çık, yüzünü Mescid ül-Harâm yönüne çevir!
Hangi yerde olursanız olun, size karşı İnsanlar lehine hüccet / kanıt olmaması için yüzünüzü onun yönüne çevirin!
Onlardan zulmedenler hariç, artık onlara saygı duymayın, bana saygı duyun! Size nimetimi tamamlayayım!
Umulur ki hidayete erersiniz.
Her nereden (yola) çıkarsan çık, yüzünü (namazda) mutlaka Mescid-i Haram’a doğru çevir. (Ey îman edenler!) Siz de; nerede olursanız olun, zalimlerin1 dışındaki insanların, aleyhinize kullanacakları bir bahane bulamamaları için yüzünüzü (namazda) mutlaka o (Kâbe) tarafına çevirin. Size vereceğim nîmetlerimi tamamlamam ve dosdoğru yolunuzu bulabilmeniz için onlardan korkmayın, sadece Benden korkun.
O halde, nereden gelirseniz gelin, [namazda] yüzünüzü Mescid-i Harâm'a çevirin ve nerede olursanız olun yüzünüzü ona çevirin ki, zulüm yapmaya şartlanmış olmadıkça 124 insanların size karşı hiçbir bahaneleri kalmasın. Onlardan korkmayın, Ben'den korkun. [Bana itaat edin] ki size olan nimetimi tamamlayayım ve böylece siz de doğru yolu bulabilesiniz.
Nereden yola çıkarsan çık, yönünü Mescid-i Harama doğru çevir. Nerede olursanız olun sizde yönünüzü o yöne döndürün ki, yanlışta ısrar eden zalimlerin dışındaki insanların aleyhinize kullanacakları bir delilleri olmasın. Onlardan korkmayın, benden korkun! Böylece ben de size verdiğim nimetimi tamamlayayım. Bu sayede umulur ki, siz de doğru yolu bulursunuz. 3/135, 33/39
Ve her nereden gelirsen gel, kesinlikle yüzünü Mescid-i Haram’dan yana çevir. Siz de nerede olursanız olunuz, yüzlerinizi Mescid-i Haram’dan yana çeviriniz ki, onlar içerisinden zulümde direnenler hariç, insanların size karşı kullanacakları bir delilleri olmasın. Onlara tazim göstermeyin, asıl Bana tazim gösterin! Böylece size olan nimetimi tamamlayayım[296] ve siz de bu sayede doğru yolu bulabilesiniz.[297]
Mustafa İslamoğlu Bakara Suresi 150. Ayet Açıklaması
[296] Nimetin ‘itmamı’ için bkz: 5:3, not 11.
[297] Zımnen: Sizin için insanların ne dediği değil Allah’ın ne dediği belirleyici olsun.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve her nereden sefere çıkarsan hemen yüzünü Mescid-i Haram cihetine çevir ve her nerede bulunursanız yüzlerinizi, onun tarafına çeviriniz. Tâ ki nâs için sizin üzerinize bir hüccet bulunmasın. Ancak onlardan zalim olanlar müstesna. Artık onlardan korkmayınız. Ve benden korkunuz. Hem üzerinizdeki nîmetimi itmam edeyim, hem de hidâyete nâiliyetinizi ümit edebilesiniz.
Her nereden yola çıkarsan çık, sen yüzünü Mescid-i Haram tarafına çevir! Ve siz de ey müminler! Her nerede olursanız yüzünüzü oraya doğru çevirin ki Halk aleyhinizde kullanacak bir delil bulamasın. Yalnız onlardan haksızlık edenler başka! Siz de onlardan değil, Ben'den çekinin ve o tarafa yönelin ki size olan nimetlerimi tamamlayayım ve böylece siz de doğru yolu tutmuş olasınız.
Nereden (yola) çıkarsan yüzünü Mescid-i Haram'a doğru çevir, nerede olursanız, yüzünüzü o yana çevirin ki, haksızlardan başka hiç kimsenin, aleyhinizde bir delili olmasın. Onlardan da çekinmeyin, benden çekinin ve (o yana dönün ki) size olan ni'metimi tamamlayayım, böylece yolu bulmuş olasınız.
Nerede (Namaza) kalkarsan, yüzünü Mescid-i Haram tarafına çevir. Nerede olursanız olun, (namazda) yüzünüzü onun tarafına çevirin ki insanların size karşı bir delili olmasın. İleri geri konuşan konuşur, onlardan korkmayın, benden korkun. Bu, size olan iyiliklerimi tamamlamam ve sizin de hedefinize ulaşmanız içindir.
Süleymaniye Vakfı Bakara Suresi 150. Ayet Açıklaması
[*] Yahudi ve Hristiyanlar Kâbe'nin tekrar kıble olacağını bildikleri için, kıble değişmeseydi bunu bize karşı kullanırlardı.
Şaban Piriş
Nereden yola çıkarsan, yüzünü Mescid-i Haram tarafına çevir. Nerede olursanız yüzünüzü o yöne döndürün ki, insanların zulmedenlerinin dışında aleyhinize kullanacakları bir delilleri olmasın. Onlardan korkmayın, benden korkun. Ben de size verdiğim nimeti tamamlayım. Böylece umulur ki, siz de doğru yolu bulursunuz.
Nereden yola çıkarsan çık, yüzünü Mescid-i Harama çevir. Nerede olursanız olun, yüzünüzü o yöne çevirin ki,(65) insanların size karşı öne sürecekleri bir bahaneleri kalmasın. Zulmedenler ise başka; siz onlardan korkmayın, Benden korkun. Tâ ki, Ben size olan nimetimi tamamlayayım; siz de doğru yola erişmiş olun.
(65) Hem seferî iken, hem de mukim halde kıbleye uyulması emredilmektedir.
Yaşar Nuri Öztürk
Nereden çıkarsan çık, yüzünü Mescid-i Haram'a çevir. Nerede olursanız olun, yüzünüzü ona doğru çevirin ki, insanların elinde sizin aleyhinize bir delil bulunmasın. Onların zulme sapanları müstesna. Artık onlardan korkmayın, benden korkun. Yüzünüzü Mescid-i Haram'a dönün ki, üzerinizdeki nimetimi tamamlayayım. Ve bu sayede güzeli ve iyiyi bulmanız da umulmaktadır.
daħı ol yirden kim çıķduñ, yüz dut yüzüñi mescidi’l ḥarām dapa. daħı ol yirde kim olasız pes döndürüñ yüzlerüñüzi andın yaña; tā olmaya ādemįlere sizüñ üzere ḥüccet illā anlar kim žulm eylediler, anlardan pes ķorķmañ anlardan daħı ķorķuñ benden. daħı tā tamām eyleyem ni'met ümi üzerüñüze daħı anuñ-içün kim siz ŧoġru yol dutasız.
Daḫı her ḳanda çıḳsañ dönder yüzüñi Mekkeye ḳarşu. Her ḳanda olsañuzdönderüñüz yüzlerüñüzi aña ḳarşu. Ḥattā ki olmaya ḫalḳuñ ḥücceti sizüñüstüñüze, lākin ol kişiler ki ẓulm eylediler kāfirlerden. Pes anlardanḳorḳmañuz ve benden ḳorḳuñuz, ḥattā ki tamām eyleyem benümni‘metlerümi sizüñ üstüñüze, illā kim siz hidāyet üstine ẟābit olasız.