Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 271, sondan 5966. ayet; 2. sure ve Bakara Suresinin 264. ayetidir. Bakara Suresi 264. ayetinin kelime sayisi 39, harf sayısı 174 ve toplam ebced değeri ise 10420 olarak hesaplanmıştır. Bakara Suresinin toplam ebced değeri 1820072 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (36) ل (25) م (11) bulunuyor.
Arapça Metin
يا ايها الذين امنوا لا تبطلوا صدقاتكم بالمن والاذى كالذي ينفق ماله رئاء الناس ولا يؤمن بالله واليوم الاخر فمثله كمثل صفوان عليه تراب فاصابه وابل فتركه صلدا لا يقدرون على شيء مما كسبوا والله لا يهدي القوم الكافرين
Ey iman edenler! Allah’a ve ahiret gününe inanmadığı hâlde insanlara gösteriş olsun diye malını harcayan kimse gibi, sadakalarınızı başa kakmak ve gönül kırmak suretiyle boşa çıkarmayın. Böylesinin durumu, üzerinde biraz toprak bulunan ve maruz kaldığı şiddetli yağmurun kendisini çıplak bıraktığı bir kayanın durumu gibidir. Onlar kazandıklarından hiçbir şey elde edemezler. Allah, kâfirler topluluğunu hidayete erdirmez.
Malî yardımın, infak ve sadakanın Allah rızâsı için yapılmış olmasının kesin işareti, yardım yapılan kimseden hiçbir menfaat beklememek, onu yardım sebebiyle minnet altında tutmamak, incitmemek, hiç böyle bir şey olmamış gibi davranmaktır. Büyük ecri bu şekilde verenler alacak, korku ve üzüntüden kurtulma saadeti de bunların olacaktır. Vâhidî’nin rivayetine göre 262. âyet Hz. Osman ve Abdurrahman b. Avf’ın, Tebük Seferi öncesinde orduya yaptıkları yardım vesilesiyle gelmiştir. Bu iki büyük sahâbîden birincisi savaş araç ve gereçleri olmayan bütün gazilerin bu ihtiyaçlarını karşılamış, ikincisi de servetinin yarısını bağışlamıştır (Esbâbü’n-nüzûl, s. 61). Kendisine sadaka verilecek kişiye karşı takınılacak tavır bir şekilde onu incitecekse bunu vermek yerine uygun sözler söylemek ve ihtiyacını arzeden kişiyi hoş görmek, durumunu başkalarına duyurmamak mânevî sonuç, ecir ve ahlâkî davranış olarak tercih edilmektedir. İnsanları, sadaka ve malî yardım yüzünden minnet altında bırakmaya ve incitmeye kalkışanların bu davranışı, Allah’a ve âhirete iman etmeyen, başkalarına gösteriş olsun diye veya kişiden menfaat beklediği için harcama yapan kimselerin davranışlarına benzetilmiş, bunun da semere ve sonucu kaya misaliyle anlatılmıştır. Yalçın ve pürüzsüz bir kayanın üzerindeki toprak şiddetli yağmur aldığında sıyrılıp yere inmekte, düz yerlerdeki toprağa bereket getiren yağmur bu kayada toprağı yok etmektedir. Sadaka da böyledir; Allah rızâsı için verildiği ve karşılığında bir menfaat beklenmediği, ihtiyaç sahibi incitilmediği takdirde harcayana bereket ve ecir getirir, aksi halde verilen boşa gider, hem maldan olunur hem de sevaptan mahrum kalınır.
Mehmet Okuyan
Ey iman edenler! Allah’a ve ahiret gününe inanmadığı hâlde malını insanlara gösteriş için [infak] eden (veren) kişi gibi, [sadaka]larınızı başa kakarak ve inciterek iptal etmeyin! Böylesinin durumu, üzerinde biraz toprak bulunan kayaya benzer ki ona sağanak yağmur isabet etmiş de onu çıplak (topraksız) hâle getirmiştir. Bunlar, kazandıklarından hiçbir şeyi elde edemezler. Allah o kâfirler topluluğunu doğru yola ulaştırmaz.
Bu mesaj Nisâ 4:38, 142 ve Mâ‘ûn 107:6. ayetlerle okunmalıdır.,Benzer mesaj: İbrâhîm 14:18.
Bayraktar Bayraklı
Ey iman edenler! Allah'a ve ahiret gününe inanmadığı halde malını gösteriş için harcayan kimse gibi, başa kakmak ve gönül incitmek suretiyle, yaptığınız hayırları boşa çıkarmayınız. Böylesinin durumu, üzerinde biraz toprak bulunan düz kayaya benzer ki, sağanak bir yağmur isabet etmiş de onu çıplak pürüzsüz kaya haline getirivermiştir. Bunlar kazandıklarından hiçbir şeye sahip olamazlar. Allah, kâfirleri doğru yola iletmez.
Ey iman edenler! Allah'a ve Ahiret Günü'ne inanmadığı halde, insanlara malını gösteriş yapmak için harcayan kimse gibi; sadakalarınızı başa kakarak¹ ve inciterek boşa çıkarmayın. Böylelerinin durumu üzeri toprakla örtülü kaygan bir kayaya benzer. Sağanak bir yağmur yağınca, kaya çırılçıplak ortaya çıkar. Onlar, yaptıklarından hiçbir şey elde edemezler. Allah, gerçeği yalanlayan nankör halka doğru yolu göstermez.
Ey iman edenler! Sadakalarınızı; -insanlara gösteriş için malını harcayan, Allah’a ve ahiret gününe inanmayan kimse gibi- başa kakmak ve incitip eziyette bulunmak suretiyle boşa çıkarmayın. Çünkü onun bu gösterişinin hali, üzerinde az bir toprak bulunan bir kayanın haline benzer ki, ona şiddetli bir yağmur (düşünce veya hafif bir rüzgâr) isabet edince, üzerindeki toprağı silip süpürüp kendisini katı bir taş halinde bırakır. Onlar (gösteriş için hayır ve hizmet yapanlar, işte böyle riyakârlıkla) emek harcayıp kazandıkları hiçbir şeyi elde tutmaya kâdir olamazlar. Allah kâfirler topluluğunu hidayete ulaştırmayacaktır.
Ey inananlar, malını insanlara gösteriş için harcayan ve Allah'a, ahiret gününe inanmayan kişi gibi sadakalarınızı, başa kakmakla minnet ve eziyetle hiç verilmemiş bir hale getirmeyin. O çeşit adam, sanki şiddetli bir yağmur altında kalıp üstündeki toprağın kayarak sıvışmasıyla kaypak bir hale gelen kayadır. O çeşit adamlar, kazançlarından hiçbir sevap elde edemezler ve Allah, inanmayan kavmi doğru yola sevk etmez.
Ey iman edenler! Malını gösteriş ve övgü için harcayan, Allah'a ve ahiret gününe inanmayan kişinin yaptığı gibi, iyiliğinizi başa kakarak ve muhtaç kimsenin duygularını inciterek, yardımlarınızı değersiz hale sokmayın. Böyle kimsenin hali; üzerinde biraz toprak bulunan kaygan bir kayanın hali gibidir. Bir yağmur ona vurursa onu çıplak bırakıverir. Bu gibilerinin yaptıkları hayırlı işlerinden hiçbir kazançları olmaz. Zira Allah kendisi tarafından gönderilen gerçekleri örtbas eden bir toplumu asla doğru yola iletmez.
Ey iman edenler, başa kakarak, yüze vurarak, gönül inciterek imanda sadâkatinizin ve kemâlinizin ifadesi olan sadakalarınızın, hayırlarınızın, boşa gitmesine sebep olmayın.
Allah'a, Allah'a imanın gerektirdiği esaslara ve ahiret gününe inanmayıp da, insanlara gösteriş için malını, servetini harcayana benzemeyin. Böylelerinin durumu, üzerinde biraz toprak bulunan düz bir kayaya benzer. Sağanak halinde bir yağmur isabet edince onu çıplak bir kaya haline getirir. Böyle kimseler yaptıkları iyiliklerden dolayı, hiçbir mükâfat elde edemezler. Allah kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini Allah'a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar eden münkir, kâfir bir kavmi, doğru yola sevketme lütfunda bulunmayacak.
Ey iman edenler! Allah'a ve ahiret gününe iman etmeyip de malını insanlara gösteriş olsun diye sarfeden kimse gibi başa kakma ve eziyet etmekle sadakalarınızı boşa çıkarmayın. Onun örneği üzerinde bir miktar toprak bulunan ve inen şiddetli bir yağmurun kupkuru bıraktığı taşa benzer. Onlar kazandıklarından bir şey elde edemezler. [56] Allah kâfirler topluluğunu doğru yola iletmez.
56.Yani insanlara gösteriş olsun diye işledikleri hayırlardan dolayı ahirette bir sevap alamazlar.
Ali Bulaç
Ey iman edenler, Allah'a ve ahiret gününe inanmayıp, insanlara karşı gösteriş olsun diye malını infak eden gibi minnet ve eziyet ederek sadakalarınızı geçersiz kılmayın. Böylesinin durumu, üzerinde toprak bulunan bir kayanın durumuna benzer; üzerine sağnak bir yağmur düştü mü, onu çırılçıplak bırakıverir. Onlar kazandıklarından hiç bir şeye güç yetiremez (elde edemez)ler. Allah, kâfirler topluluğuna hidayet vermez.
Ey iman edenler, sadakalarınızı -insanlara gösteriş için malını harcayan, Allah'a ve âhiret gününe inanmayan kimse gibi- başa kakmak ve eziyet etmek suretiyle boşa çıkarmayın. Çünkü onun bu gösterişinin hâli, üzerinde az bir toprak bulunan bir kayanın hâline benzer ki, ona şiddetli bir yağmur isabet edince, üzerindeki toprağı temizleyip kendisini katı bir taş hâlinde bırakır. Onlar (gösteriş için âmel edenler) yaptıkları şeyden hiç bir sevap kazanamazlar. Allah kâfirler topluluğuna hidayet etmez...
Ey iman edenler! Sadakalarınızı, minnet ve eziyet ile Allah’a ve ahiret gününe inanmayıp malını insanlara gösteriş için harcayan kişi gibi iptal etmeyiniz. Onun örneği; üstünde az bir toprak bulunan kaygan bir taş gibidir ki; bir yağmur ona vurduğunda kupkuru sert bir taş olarak ortada kalır. Böyleler, kazandıklarını ellerinde tutamıyorlar. Hiç şüphesiz Allah, (ahirete inanmayan) kâfir bir toplumu doğru yola iletmez.
Ey inanmış olanlar! Mallarınızı, gösteriş yolunda harcamayınız, hem Allaha, hem son güne inanı olmıyan-lar gibi, siz de sadakalarınızı, başa kakıp, incitmek yoliyle batırmayın, imdi bu, üstündeki toprağı, sağanakli yağmurlar yalayıp da, kaskatı kalmış olan kayaya benzer, bunlar yaptıklarından bir şey kazanamazlar, kâfir olan bir ulusu Allah doğru yola iletmez
Ey inananlar! Allah'a ve ahiret gününe inanmayıp insanlara karşı gösteriş olsun diye malını infak eden gibi minnet ve eziyet ederek sadakalarınızı geçersiz kılmayın. Bu durum, üzerinde toprak bulunan yumuşak bir kayanın haline benzer, bir sağanak vurunca onu sert ve çıplak bırakıverir. Böyleleri kazandıklarından bir şey elde edemezler. Allah, (verdiği nimetlere nankörlük ederek yoksullarla paylaşmaktan kaçınan) inkârcı toplumu (inatları ve kötü eylemleri yüzünden) doğru yola iletmez.
Ey İnananlar! Allah'a ve ahiret gününe inanmayıp, insanlara gösteriş için malını sarfeden kimse gibi, sadakalarınızı başa kakma ve eza etmekle boşa çıkarmayın. Onun durumu, üzerinde toprak bulunan kayanın durumu gibidir, üzerine bol yağmur yağdığındaonu cascavlak bırakır. Kazandıklarından hiçbir şey elde edemezler. Allah inkar eden kimseleri doğru yola eriştirmez.
Ey iman edenler! Allah'a ve ahiret gününe inanmadığı halde malını gösteriş için harcayan kimse gibi, başa kakmak ve incitmek suretiyle, yaptığınız hayırlarınızı boşa çıkarmayın. Böylesinin durumu, üzerinde biraz toprak bulunan düz kayaya benzer ki, sağanak bir yağmur isabet etmiş de onu çıplak pürüzsüz kaya haline getirivermiştir. Bunlar kazandıklarından hiçbir şeye sahip olamazlar. Allah, kâfirleri doğru yola iletmez.
261-274. âyetlerde hayır yapma teşvik edilmiş, ancak hayır yaparken kalp kırılmaması, fakirin küçümsenmemesi, eziyet edilmemesi ve yapılan iyiliğin başa kakılmaması, gösterişten kaçınılması emredilmiştir. Aksi halde yapılan hayırdan fayda ve sevap yerine karşılık olarak günah ve azap gelir.
Edip Yüksel
İnananlar! ALLAH'a ve ahiret gününe inanmadığı halde halka gösteriş için yardımda bulunan kişi gibi yardımlarınızı başa kakmakla ve eziyet etmekle boşa çıkarmayın. Bu tip davranışın örneği, üzerinde toz toprak biriken bir kayaya benzer ki şiddetli bir sağanak onu çıplak bırakır. Yaptıklarından hiç bir şey kazanamazlar. ALLAH inkarcı toplumu doğruya iletmez.
Ey iman edenler! Sadakalarınızı, başa kakmak, gönül kırmakla boşa gidermeyin. O adam gibi ki, insanlara gösteriş için malını dağıtır da ne Allah'a inanır, ne ahiret gününe. Artık onun hâli, bir kayanın hâline benzer ki, üzerinde biraz toprak varmış, derken şiddetli bir sağnak inmiş de onu yalçın bir kaya halinde bırakıvermiş. Öyle kimseler, kazandıklarından hiçbir şey elde edemezler. Allah, kâfirler topluluğunu doğru yola iletmez.
Ey o bütün iyman edenler! sadakalarınızı başa kakmak, gönül kırmakla boşa gidermeyin: O herif gibi ki nasa gösteriş için malını dağıtır da ne Allaha inanır ne Ahıret gününe, artık onun meseli bir kaya meseline benzer ki üzerinde bir az toprak varmış, derken şiddetli bir sağanak inmişde onu yap yalçın etmiş bırakıvermiş: Öyleler kesiblerinden hiç bir şey istifade edemezler, Allah kâfirler güruhunu doğru yola çıkarmaz
Ey îman edenler, sadakalarınızı — malını insanlara gösteriş için harcayan, Allaha ve âhiret gününe inanmayan bir kimse gibi — başa kakmak ve incitmek suretiyle heder etmeyin. Çünkü onun haali, üzerinde bir toprak bulunub da kendine şiddetli bir yağmur isaabet eden, bu suretle o, kendisini kaskatı bir taş haaline bırakmış olan kaypak bir kayanın haali gibidir. Onlar (dünyâda) işledikleri hiç bir şeyden (sevab kazanmıya) muktedir olmazlar. Allah, kâfirler güruhuna hidâyet vermez.
Ey îmân edenler! İnsanlara gösteriş için malını sarf etmekte olan, Allah'a ve âhiret gününe îmân etmiyor olan kimse gibi başa kakmak ve (gönül) incitmekle sadakalarınızı boşa çıkarmayın! İşte onun misâli, üzerinde biraz toprak bulunan bir kayanın hâli gibidir ki, ona şiddetli bir yağmur isâbet etmiş de, onu çıplak bir hâlde bırakmıştır. (Onlar) kazandıklarından bir şey elde edemezler. Allah ise, kâfirler topluluğunu (inkârlarındaki ısrarları sebebiyle)hidâyete erdirmez!
Ey İman edenler! Allah’a ve ahiret gününe inanmadığı halde, mallarını insanlara gösteriş yaparak harcayanlar gibi, mallarınızı ihtiyaç sahiplerine harcayıp, arkasından başa kakarak ve eziyet ederek, sadakalarınızı boşa çıkarmayın. Bunun misali, sert kayaların üstüne konulmuş toprak gibidir, kuvvetli bir rüzgâr estiğinde, kaya çırılçıplak kalır. Bunun gibi, sadakayı gösteriş veya başa kakarak verenler, karşılık olarak bir şey elde edemezler. Allah inkâr edenler topluluğunu doğru yola eriştirmez.
Ey iman edenler! Nâs/a gösteriş olmak üzere malını harceden, Allah/a, âhiret gününe inanmayan kimseler gibi sadakalarınızı, başa kakmak, eziyet vermek ile hükümsüz kılmayın, onların hâli üzerinde bir miktar toprak bulunan kaypak bir kaya gibidir ki, mebzul bir yağmur yağar, onu [⁸] dümdüz bir taş bırakır. Riyakârlar kazandıkları hayrattan hiçbir mükâfata nâil olamazlar. Allah kâfirlere hidayet etmez.
İsmail Hakkı İzmirli Bakara Suresi 264. Ayet Açıklaması
[8] Toprağı silip götürmekle.
Kadri Çelik
Ey iman edenler! Allah'a ve ahiret gününe inanmayıp insanlara gösteriş için malını infak eden kimse gibi, sadakalarınızı, başa kakma ve eziyet etmekle boşa çıkarmayın. Zira böylesinin örneği, üstünde biraz toprak bulunan ve üzerine bir sağanağın inip kendisini bütün yalçınlığı ile ortada bıraktığı bir kaya gibidir. Kazandıklarından hiç bir şey elde edemezler. Allah küfre sapan kimselere hidayet etmez.
Ey inananlar! Sadakalarınızı ve yaptığınız iyilikleri, insanların başına kakarak, gönül inciterek boşa çıkarmayın; tıpkı Allah’a ve âhiret gününe inanmadığı hâlde, sırf insanlara gösteriş olsun diye malını güya Allah yolunda harcayan ve böylece tüm iyilikleri boşa giden münâfıklar gibi sadakalarınızı geçersiz kılmayın.Böylesi bir iyilik, tıpkı üzerinde biraz toprak bulunan kayalığa atılan tohuma benzer ki, ansızın yağan bir yağmur, tohumu filizlendireceği yerde, kaya üzerindeki toprağı silip süpürerek onu çıplak bir taş hâlinde bırakır. İşte bu tür sadakalar, böyle bir kaya üstüne atılmış tohum gibi boşa gitmeye mahkûmdur. Dolayısıyla, gösteriş amacıyla iyilik yapanlar veya yaptıkları iyilikleri insanların başına kakanlar, kazandıklarından hiçbir şey elde edemeyecekler. Allah, inkâra sapan ve cömertçe sunduğu nîmetleri yoksullarla paylaşmaktan kaçınarak nankörlük eden bir toplumu, asla doğru yola iletmez. O’nun doğru yola ileteceği kimseler şunlardır:
Ey iman edenler!
Allah’a ve Âhir Gün’e inanmayan ve Malını İnsanlar’a gösteriş için harcayan kimse gibi, sadakalarınızı Başa Kakma ve İncitme’yle boşa çıkarmayın!
Onun misâli, üzerinde toprak olan bir kayanın misâli gibidir; sağanak bir yağmur isabet etmiş, onu cascavlak bırakmıştır.
Kazandıklarından bir şey elde etmezler.
Allah, Kâfir Kavm’i hidayete eriştirmez.
Ey îman edenler! Allah yolundaki harcamalarınızı, Allah’a ve âhiret gününe inanmadıkları halde, mallarını sadece insanlara gösteriş olsun diye harcayanlar gibi başa kakma ve onur kırma aracı olarak, geçersiz kılmayın. İşte böylelerinin durumu, üzerinde bir miktar toprak bulunan ve şiddetli bir yağmur yağınca çırılçıplak kalıveren, yalçın bir kayanın durumuna benzer. Bunlar, yaptıkları bu işten dolayı hiçbir şey elde edemezler.1 Şüphesiz Allah, zalim bir toplumu, asla dosdoğru yola ulaştırmaz.
1 Allah’a ve ahiret gününe inanmayıp malını insanlara gösteriş, için infak eden münafıkların sadakası gibi hiçe gider. Öyle bir sadaka böyle bir taş üstüne atılmış tohum gibi boşa gider de imansızlıkla infak, riya ile minnet ve eza ile sadaka verenler yaptıkları bu amelden hiç bir şey elde edemezler Allah kâfirler güruhunu hayra muvaffak etmez. Binaenaleyh sadakalarını minnet ve eza ile kâfirlerin gösteriş için yaptıkları harcamalara benzeten mü'minler de onlar gibi ecirden mahrum kalırlar. (Elmalılı)
Muhammed Esed
Siz ey imana ermiş olanlar! Servetini gösteriş ve övgü için harcayan, Allah'a ve Ahiret Günü'ne inanmayan kişinin yaptığı gibi, iyiliğinizi başa kakarak ve [muhtaç kimsenin duygularını] inciterek yardımlarınızı değersiz hale sokmayın: Onun hali, üzerinde [biraz] toprak bulunan yumuşak bir kayanın hali gibidir, bir sağanak vurunca onu sert ve çıplak bırakıverir. Bu gibilerin, yaptıkları [hayırlı] işlerinden hiçbir kazançları olmaz: zira Allah, hakikati reddeden bir toplumu hidayete erdirmez.
Ey iman edenler, Allah’a ve ahiret gününe inanmadığı halde, insanlara gösteriş için malını harcayan adam gibi, başa kakma ve eziyet ederek sadakalarınızı geçersiz kılmayın. Onun durumu, üzerinde biraz toprak bulunan bir kayaya benzer ki, şiddetli bir sağanak yağar da onu topraksız bırakır. Onlar, kazandıklarından bir şey elde edemezler. Allah kâfirler toplumunu amacına ulaştırmaz. 8/47, 4/38, 4/142
[493] Siz ey iman edenler! İnsanlara gösteriş için malını harcayan, Allah’a ve âhiret gününe de inanmayan kimse gibi, başa kakmak ve gönül incitmek suretiyle sadakalarınızı (Allah katında) geçersiz kılmayınız.[494] Bu kişinin hâli, üzerinde biraz toprak bulunan bir kayaya benzer: bir sağanak yağar, onu cascavlak bırakıverir.[495] İşte bu gibilerin, yaptıklarından hiçbir kazançları olmaz. Zira Allah kâfir bir topluma asla rehberliğini bahşetmez.[496]
Mustafa İslamoğlu Bakara Suresi 264. Ayet Açıklaması
[493] Bu âyette, önemine binaen yukarıdaki ahlâkî zaafa düşmemesi için insan yeniden uyarılıyor ve bu zaafın temelinde inanç probleminin yattığı ifade ediliyor.
[494] Sonunda başa kakılan ve gönül incitilen bir yardım, “Allah adına” değil, “gösteriş için” yapılan bir yardımdır. “Allah adına” yapıldığı izlenimi verilerek gerçekte başkaları görsün diye yapılan her eylem, daha derinlerdeki bir probleme işaret eder: Allah tasavvurundaki probleme... Allah’ın gördüğüne yürekten inanan birinin sırf başkaları görsün diye iyilik yapması, o iyiliğin dayandığı ahlâkî dinamikleri tahrip eder. Ahlâkî dinamiklerden hareketle yapılmamış bir iyilik, sonuçta gerçek bir iyilik değil bir aldanış ve aldatıştır.
[495] Evet, ahlâkî temelden ve samimiyetten yoksun olan her iyi görünüşlü davranış, gerçekte oldukça kırılgan ve yüzeyseldir; tıpkı üzerini ince bir toprak tabakasıyla örtmüş bir kaya gibi. Aslında ideal bir bahçe ya da tarla görünümü veren bu yerin toprağını sıyırdığınızda altından katı ve gerçek yüzü çıkar: meğerse o hiç bir şeyin ekilemeyeceği, ekilse dahi bitmeyeceği bir kaya değil miymiş! Zımnen: Allah kendisine karşı kullanacağınız her maskeyi, kayanın toprağını yağmurla sıyırdığı gibi sıyırır atar.
[496] Sûrenin 262. âyetindeki yardım yapıp başa kakan kişiyle, bu âyetteki gösteriş için iyilik yapan kişi yan yana konulmaktadır. Bunun anlamı, bir kişinin eyleminin değerini yalnızca o eylemin niceliği değil niteliği de belirler. Özetle bu âyet riyanın “usule” ilişkin bir problem değil “asl”a ilişkin bir problem olduğunu îmâ ediyor. Gerçek erdem, ahlâkî davranışın ifasında başkalarının fark etmesinin hiçbir etkiye sahip olmadığı eylemdir.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ey imân etmiş olanlar! Sadakalarınızı minnetle, incitmekle iptal etmeyiniz. O kimse gibi ki, malını nâsa gösteriş için infak eder de Allah Teâlâ'ya ve ahiret gününe inanmış bulunmaz. Artık o kimsenin meseli, üzerinde biraz toprak bulunan bir kaypak taşın hali gibidir ki, ona şiddetli bir yağmur isabet ederek onu dümdüz bir halde bırakmış olur. Onlar kazanmış olduklarından bir şeye kâdir olamazlar. Ve Allah Teâlâ kâfirler gürûhuna hidâyet etmez.
Ey iman edenler! yardım ettiğiniz kimselere minnet etmek ve incitmek sûretiyle o sadakalarınızı boşa çıkarmayın! Allah'a da, âhirete de inanmadığı halde sırf insanlara gösteriş yapmak için malını harcayan kimsenin durumuna düşmeyin! Onun durumu, üzerinde azıcık toprak bulunan kaygan bir kayanın durumuna benzer ki, şiddetli bir yağmur iner inmez toprağı kayıverir, cascavlak kalır. Öyleleri işledikleri hiçbir şeyden sevap ve mükâfat elde edemezler. Zira Allah inkârcıları emellerine kavuşturmaz. [4, 38. 142] {KM, Matta 6, 2. 5; II Korintos 9, 7}
Ey inananlar, insanlara gösteriş için malını verip Allah'a ve ahiret gününe inanmayan adam gibi, başa kakmak ve eziyet etmekle sadakalarınızı boşa çıkarmayın. Öylesinin durumu, üzerinde biraz toprak bulunan şu kayaya benzer ki, bir sağnak indi de (üstündeki toprağı silip süpürerek) onu sert bir taş halinde bıraktı. (Böyleleri), kazandıklarından bir şey elde edemezler. Allah, kafir toplumu doğru yola iletmez.
Müminler! Başa kakarak ve üzerek yardımlarınızı değersizleştirmeyin! İnsanlara gösteriş olsun diye malını harcayan, ama Allah’a ve ahiret gününe inanmayan kişi gibi davranmayın! Onun durumu, üzerinde toprak olan kayaya benzer. Şiddetli bir yağmur yağar ve orayı çıplak bırakır. Böyleleri çalışmalarından bekledikleri sonucu alamazlar. Allah, âyetleri görmezlikten gelen bir topluluğu yola getirmez.
-Ey iman edenler, Allah'a ve ahiret gününe inanmadığı halde, insanlara gösteriş için malını harcayan adam gibi minnet ve eziyet ederek sadakalarınızı geçersiz kılmayın. Bunun durumu, üzerinde biraz toprak bulunan bir kayaya benzer ki, şiddetli bir sağanak iner de onu kupkuru bırakır. Onlar, kazandıklarından bir şey elde edemezler. Allah inkarcı topluma yol göstermez.
Ey iman edenler! Başa kakıp incitmek suretiyle sadakalarınızı boşa çıkarmayın—o kimsenin hali gibi ki, Allah'a ve âhiret gününe inanmadığı halde, insanlara gösteriş olsun diye malını bağışlar. Onun durumu, üzerinde bir parça toprak bulunan bir kaya gibidir; yağmur boşandığında onu cascavlak bırakır. Öylelerinin yaptıklarından ellerinde hiçbir şey kalmaz. Çünkü Allah kâfirler güruhuna yol göstermez.
Ey iman sahipleri! Allah'a ve âhiret gününe inanmadığı halde, insanlara riya için malını infak eden kişi gibi, sadakalarınızı başa kakmak ve eza etmek suretiyle boşa çıkarmayın. Böylesinin durumu, üzerinde biraz toprak varken tepesine şiddetli bir yağmur inip kendisini cascavlak bırakmış yalçın bir kayanın haline benzer. Böyleleri, kazandıklarından hiçbir şey elde edemezler. Allah, küfre sapan bir topluluğu doğruya ve güzele kılavuzlamaz.
İy īmān getüren kişiler, bāṭıl eylemeñüz ṣadaḳalaruñuzı minnet eylemekbile incitmek bile, ol kişi gibi ki ḫarc eyler mālını ḫalḳ görmegi‐çün. Daḫı īmāngetürmez Tañrı Ta‘ālāya, ne daḫı ḳıyāmet günine. Anuñ meẟeli ol yaṣṣı ṭaşabeñzer ki üstinde ṭopraḳ vardur, pes doḳındı aña ulu dānelü yaġmur yu‐yup aldı, pes ḳoydı ol ṭaşı hīç ṭopraḳsuz. Güçleri yitişmez bir nesneye ḳazan‐duḳları nesnelerden. Tañrı Ta‘ālā doġru yol göstermez kāfir ḳavme.