Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 45, sondan 6192. ayet; 2. sure ve Bakara Suresinin 38. ayetidir. Bakara Suresi 38. ayetinin kelime sayisi 17, harf sayısı 68 ve toplam ebced değeri ise 3024 olarak hesaplanmıştır. Bakara Suresinin toplam ebced değeri 1820072 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (10) ل (4) م (8) bulunuyor.
Arapça Metin
قلنا اهبطوا منها جميعا فاما يأتينكم مني هدى فمن تبع هداي فلا خوف عليهم ولا هم يحزنون
“İnin oradan (cennetten) hepiniz. Tarafımdan size bir yol gösterici (peygamber) gelir de kim ona uyarsa, onlar için herhangi bir korku yoktur, onlar üzülmeyeceklerdir” dedik.
Yeryüzünde insan tek başına değil toplu olarak yaşayacaktır; rabbi onu sosyal bir varlık olarak yaratmıştır. Topluluk halinde yaşayan insanların arzu ve ihtiyaçlarının çatışmaması mümkün değildir. Çatışan arzular ve ihtiyaçlar anlaşmazlıklar ve düşmanlıkları beraberinde getirecek, insanlar birbirinin kurdu olacaklardır. Onları ıslah edecek, uygarlaştıracak, ihtiyaç ve arzuların kültür ve medeniyete kaynaklık etmesini sağlayacak bir nizama ihtiyaç vardır. İşte hak dinler bu nizamı koymak üzere gönderilmiştir. Ona uyanlar dünyada korkudan kurtulacak, hür ve güvenlik içinde yaşayacak; dileyen mümin, dileyen kâfir, isteyen sâlih, isteyen fâsık olabilecek; âhiret hayatında da sâlihler hüzün ve kederden kurtulup mutluluğa kavuşacak, kâfirler ise dünyada ettiklerinin cezasını çekeceklerdir. Kur’an’ın açık ifadesine ve buna dayalı İslâm inancına göre Hz. Âdem’in işlediği, bağışlanmamış, dünyaya taşınmış, nesline miras kalmış ve Hz. Îsâ’nın kurban edilmesine sebep teşkil etmiş bir “aslî günah” yoktur. Hz. Âdem’in davranışı ya günah değildir ya da Allah tarafından kendisine öğretilen ve onun da yerine getirdiği tövbe sayesinde temizlenmiştir. Ayrıca bütün hak dinlerin de adı olan İslâm’a göre kimse kimsenin günahını yüklenmez (Fâtır 35:18), suç ve günah şahsîdir. Yine yahudi ve hıristiyan kaynaklarından İslâmî geleneğe geçmiş bulunan kadın hakkındaki olumsuz telakki, yani “kadının şeytanlığı, fettanlığı, Âdem’in şeytana kanmasına ve cennetten çıkarılmasına sebep oluşu, bu yüzden ‘aslî günahın’ asıl sebebinin kadın olduğu, dünyada ondan uzak kalınması gerektiği...” inanç ve anlayışı da Kur’an’ın lafız ve ruhuna aykırıdır.Kur’ân-ı Kerîm bu macerada Hz. Âdem’le eşini birlikte (tekil değil, ikil olarak) anmakta, gerek Allah’ın uyarısına ve gerekse şeytanın saptırmasına birlikte muhatap olduklarını; ayak kaydıranın da kadın değil şeytan olduğunu açıklamaktadır. Bir insan ve Allah’ın bir kulu olarak kadının erkekten farkının bulunmadığı, kemal yolculuğu ve yarışında erkek ile eşit fırsata sahip bulunduğu ise pek çok âyette açık ve kesin olarak ortaya konmuştur (meselâ bk. Bakara 2:228; Ahzâb 33:35; Hucurât 49:13).
Mehmet Okuyan
(Onlara) şöyle demiştik: “Hepiniz oradan (o bahçeden) inin! Benden size bir hidayet gelir de kim hidayetime uyarsa onlar için herhangi bir korku yoktur ve onlar üzülmeyecek de.
Cennetten inişle ilgili bkz. A‘râf 7:13, dipnot 1
Bu ayet Tâhâ 20:123. ayetiyle birlikte okunmalıdır.
Bayraktar Bayraklı
Dedik ki: “Hepiniz oradan inin. Size benden doğru yolu gösteren bir rehber geldiğinde, kim rehberime uyarsa, onlara hiçbir korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir”.
1- Orayı terk edin, oradan ayrılın. 2- Doğruya ileten kılavuz.
Ahmet Akgül
(Onlara) Dedik ki: "Hepiniz oradan (cennetten aşağıya-dünyaya) inin. Bundan sonra size Benden bir hidayet (rehberi) geldiğinde, kim Benim hidayetime uyarsa, artık onlara korku yoktur ve onlar mahzun olmayacaklardır."
Dedik ki: Hepiniz de cennetten inin. Fakat benden size bir doğru yol gösterici geldi mi o doğru yolu gösterenin izinden gidenlere ne korku vardır, ne hüzün.
Hepiniz bu cennetten çıkıp yeryüzüne inin, tarafımdan size bir yol gösterme geldiğinde kim bu doğru yoluma uyarsa onlar için ne korku vardır ne de üzüntü.
Biz onlara:
“Hepiniz buradan ilişiğinizi keserek yeryüzüne göç edin. Size benden bir hidayet rehberi, bir kitap, bir peygamber geldiğinde, kimler hidayet rehberime, gösterdiğim hak yola uyarsa, onlara her iki dünyada da korku yok. Geride bıraktıkları yakınları ve yapamadıkları şeylerden dolayı mahzun da olmayacaklar." dedik.
Biz onlara şöyle dedik: "Hepiniz oradan inin. Benden size bir hidayet geldiğinde, kim benim hidayet yoluma girerse onlar için korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir de.
Dedik ki: 'Oradan hepiniz inin. Bundan sonra size benden bir hidayet geldiğinde, kim benim hidayetime uyarsa, onlara korku yoktur ve onlar mahzun olmayacaklardır.'
Biz onlara: “- Hepiniz cennetten inin! Benden size bir hidayet (Peygamber ve kitab) gelince, biliniz ki, benim bu hidayetime tâbi ve bağlı olanlar için aslâ korku yoktur; ve onlar mahzûn da olmazlar.” dedik.
38, 39. “Hepiniz oradan inin!” dedik. Benden size bir hidayet ve mesaj gelecektir. Kim o mesajıma tabi olursa, ona ne korku vardır ne de o üzülecektir. İnkâr edenler ve ayetlerimizi (mucizelerimizi) yalanlayanlar ise, onlar ateşin ehlidirler. Onlar orada ebedî olarak kalacaklardır.
Bahaeddin Sağlam Bakara Suresi 38. Ayet Açıklaması
[Bu ayet bütün insanlığa hitaptır. Yani sadece Âdem, Havva ve Şeytan değildir mutluluk cennetinden inenler. Tam aksine bütün insanoğlu sınanmak için dünyaya gönderilmiştir. Bu sınav sonucu iyiler ve kötüler grupları içinde belirginleşen en önemli grup, Yahudilerdir. Onun için Kur’an, çokça Yahudi kıssalarına yer vermiştir. İnsanlık dünyasının sorunlarını somut olarak Benî İsrail (Yahudi) kıssalarında sunmuştur.
Aslında Benî İsrail bir sıfat isimdir, dindar medeni millet demektir. Yani özel isim değildir. Tevrattan ve Kur’andan anlaşıldığına göre önce Yahudiler sonra Araplar sonra Türkler şimdi de Avrupalılar bu manayı yaşamışlar ve yaşıyorlar. Beni İsrail kıssalarını bu çerçevede değerlendirirseniz daha evrensel bir mesajı Kur’andan alırsınız.]
Besim Atalay
Dedik ki: «Sizin hepiniz, buradan inin, benden size, bir kılavuz gelince, doğru yola kim uyarsa, onlara ne korku var, ne de kaygılanırlar»
Onlara dedik ki: “Hepiniz (ilişiğinizi keserek) göç edin oradan.” Yalnız (iyi bilin ki) size (ve neslinize) benden bir hidayet geldiği zaman, kim benim hidayetime uyarsa artık onlara (hem dünyada hem de ahirette) korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir de.”
Dedik ki: Hepiniz cennetten inin! Eğer benden size bir hidayet gelir de her kim hidayetime tâbi olursa onlar için herhangi bir korku yoktur ve onlar üzüntü çekmezler.
"Oradan topluca ininiz," dedik, "Benden size bir yol gösterici geldiği zaman, o yol göstericiye uyanlar için artık bir korku yok ve onlar üzülmeyecekler."
Onlara dedik ki: "Hepiniz oradan inin. Size benim tarafımdan bir hidayet rehberi geldiğinde, kim o hidayetçimin izinde giderse, onlar için hiçbir korku yoktur, onlar mahzun da olmayacaklardır.
Dedik: İnin oradan hepiniz, sonra benden size ne zaman bir hidayetci gelir de kim o hidayetcimin izince giderse onlara bir korku yoktur ve mahzun olacaklar onlar değildir
(Evet, öyle) Dedik: Hepiniz oradan inin. Sonra size benden bir hidâyet (ci rehber) gelir de kim benim hidâyetimin izince giderse artık onlara hiçbir korku (ve tehlike) yokdur. Onlar mahzun da olacak değillerdir.
(Onlara şöyle) dedik: “Hep birlikte oradan inin!” Artık benden size bir hidâyet gelir de kim hidâyetime tâbi' olursa, o takdirde onlara hiçbir korku yoktur, onlar mahzun da olmazlar.
Hepiniz oradan topluca çıkın. Eğer benden size, doğru yolu gösteren birisi gelirde, sizden kim doğru yoluma uyarsa, asla onlar için korku ve üzüntü yoktur.
Dedik ki: hepiniz buradan inin, eğer benden size bir rehber [¹] gelirse artık benim rehberime tâbi olana hiç bir korku yoktur, onlar mahzun da olmazlar.
Âdem ve Havvâ şahsında bütün insanlığa seslenerek dedik ki: “Hepiniz oradan yeryüzüne inin! Artık Benden size bir yol gösterici gelince, kimler benim gösterdiğim yolda yürürse, işte onlar Hesap Gününde ne korkuya kapılacak, ne de üzülecekler!”
Dedik ki: -“Topluca inin oradan! Benden size bir yol gösterici / hidayet geldiğinde, kim benim hidayetime tâbi olursa, artık onlara korku yoktur; onlar üzülür de değildir”.
Biz onlara: “Haydi hep beraber1 oradan2 inin. Artık, (ileride) tarafımdan size bir yol gösterici geldiğinde, kim Benim gösterdiğim yola uyarsa; işte onlar için bir korku yoktur ve onlar mahzun da olmayacaklardır.” dedik.
1 Yani; “Ey Âdem ile eşi ve ey iblis! İnananlar ve şeytanlar olarak.” Bk.(A’raf: 24, Tâ Hâ: 123) 2 Yani Âdem ve eşinin yaratıldığı cennetten veya içerisinde bulundukları makamdan…
Muhammed Esed
Biz, “Hepiniz buradan çıkıp gidin!” dedikse de size yol göstericiliğimiz devam edecektir: ve Benim yol gösterici mesajlarıma uyanlar için artık ne korku vardır, ne de üzüntü;
“Hepiniz oradan inin! Tarafımdan size bir doğru yol kılavuzu gelecek; kim benim doğru yol kılavuzuma uyarsa, onlara hiçbir korku yoktur ve onlar hiç üzülmeyeceklerdir.” dedik. 20/11...123, 38/71...85
Dedik ki: “Oradan hep birlikte çıkıp inin! Ne var ki, Benden bir rehberliğin size ulaşması şarttır.[77] Her kim (kendisine ulaşan) rehberliğime uyarsa, artık onlar geleceğe dair kaygı, geçmişe dair hüzün duymayacaklar.[78]
Mustafa İslamoğlu Bakara Suresi 38. Ayet Açıklaması
[77] Cümledeki şartlılık, cevabı zorunlu kılan, cevapsız kaldığında anlamın yarım kalacağı bir yapıda değildir. Rehberliğin ulaşmasının şart olduğunu ifade eder. Bu rehberlik vahiydir ve onu ulaştırmak bir sorumluluktur (Krş: 6:19, not 14).
[78] Havf, emnin zıddıdır. Güven içinde olamama, tedirgin olma hâlidir. Dilde yalnızca gelecek için kullanılır. Bu gelecek hem dünyevî hem de uhrevî gelecektir. Allah’ın rehberliğine uyan kimse güvenlik içerisinde olan kimsedir. “Mü’min” tam da budur. O hâlde, mü’min Allah’ın rehberliğine teslim olup mutlak güvenceye kavuşan kimse demektir. Âyette olumsuzlama yönteminin kullanılması, bu durumun hem dünya hem âhiret için geçerli olduğunun ifadesidir. Huzn, havfin zıddına yalnızca geçmiş için kullanılır. Âyetin asıl muştusu, mü’minler için ebedî hayatta hüzne yer olmayacağıdır (Bkz: 35:34). Zımnen: Rehberi vahiy olan dünyada da âhirette de kaybetmez (Tersi bir ibare için bkz: 6:70, not 58).
Ömer Nasuhi Bilmen
Dedik ki: «O cennetten hepiniz aşağıya ininiz. Eğer benim tarafımdan size bir hidâyet gelir de her kim hidâyetime tâbi olursa artık onlar için bir korku yoktur. Ve onlar mahzun da olmayacaktır.»
38, 39. -Dedik ki: “İnin oradan hepiniz! Artık ne zaman Ben'den size doğru yolu gösteren rehber gelir de kim ona uyarsa, onlara hiç bir korku olmayacak, hiç üzülmeyecekler de. İnkâr edip âyetlerimizi yalan sayanlar ise cehennemliktirler, hem de orada ebedî kalacaklardır. ” [20, 123; 7, 24-35]
Hepiniz oradan inin, dedik, "Yalnız (iyi bilin ki) size benden bir hidayet geldiği zaman, kimler benim hidayetime uyarsa artık onlara bir korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.
Süleymaniye Vakfı Bakara Suresi 38. Ayet Açıklaması
[1] İnin "ihbitû اهْبِطُواْ" emri çoğuldur. Arapçada çoğul, en az üçü gösterdiğinden inenler; Âdem, Havva ve İblis'tir. [2] Bu âyete göre Âdem o zaman Nebî değildi. Allah daha sonra onu, ailesi içinden seçip Nebî yapınca (Al-i İmran 3:33) kendisine bir rehber vermişti. Rehber anlamı verdiğimiz hudâ =هُدًى kelimesi, bu surenin ikinci âyetinde Allah'ın kitabının tek özelliği sayıldığından buradaki rehber, Âdem'e verilecek kitaptır. .
Şaban Piriş
-Hepiniz oradan inin, dedik. Tarafımdan size bir yol gösterici gelecektir; benim yol göstericime uyan kimselere hiçbir korku yoktur ve onlar üzülecek de değillerdir.
Onlara dedik ki: Hepiniz oradan inin. Benden size bir hidayet(24) eriştiğinde, kim Benim hidayetime uyarsa, ne bir korku vardır onlara, ne de mahzun olurlar.
(24) Doğru yolu gösteren bir rehber; peygamber ve kitap.
Yaşar Nuri Öztürk
"Hepiniz oradan aşağı inin." dedik. Benden size bir yol gösteriş ulaşır da kim bu yol gösterişime uyarsa artık böylelerine hiçbir korku yoktur. Onlar kederle de yüzyüze gelmeyeceklerdir.
eyittük: “aşaġa andan dükeli. pes eger gelür-ise size benden, ŧoġru yol göstermek; pes her kim uyar ise ŧoġru yoluma, yoķdur ķorķu anlaruñ üzere ne daħı anlar ķayġulu olalar.”