Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 76, sondan 6161. ayet; 2. sure ve Bakara Suresinin 69. ayetidir. Bakara Suresi 69. ayetinin kelime sayisi 18, harf sayısı 71 ve toplam ebced değeri ise 4116 olarak hesaplanmıştır. Bakara Suresinin toplam ebced değeri 1820072 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (16) ل (8) م (1) bulunuyor.
Arapça Metin
قالوا ادع لنا ربك يبين لنا ما لونها قال انه يقول انها بقرة صفراء فاقع لونها تسر الناظرين
Onlar, “Bizim için Rabbine dua et de, rengi neymiş? açıklasın” dediler. Mûsâ şöyle dedi: “Rabbim diyor ki, o, sapsarı; rengi, bakanların içini açan bir sığırdır” dedi.
Bu âyetlerde İsrâil tarihine ilişkin olaylardan bir sahne anlatılmaktadır. Burada, Hz. Peygamber dönemindeki yahudilerce bilindiği için (bk. Tesniye, 21:1-9), söz konusu ineğin kesilmesini gerektiren olayın ayrıntısı hakkında bilgi verilmemiş, sadece 72. âyette bir adam öldürme olayından söz edilmiştir. Hz. Peygamber dönemindeki yahudiler, bu olay hakkında mâlumat sahibi idiler. Bazı sahâbîler de onlardan edindikleri bilgilerle olayın teferruatı hakkında açıklamalar yapmışlardır. Abdullah b. Abbas, Ubeyde b. Sâmit, Ebü’l-Âliye gibi sahâbîler ve diğer bazı ilk dönem müfessirlerinin verdiği birbirine yakın bilgilere göre hayli zengin ve yaşlı bir yahudi, mirasına ve kan bedeline göz diken yeğeni tarafından öldürülüp bir yere atılmış, cinayet bir mâsumun üstüne yıkılmak istenmişti. Katilin bulunamaması yüzünden toplumda neredeyse silâhlı mücadeleye kadar varacak bir gerginlik doğdu ve olay Mûsâ’ya bildirilerek kendisinden bir çözüm bulması istendi. O da Allah’tan aldığı vahye uygun olarak bir inek kesmelerini ve bunun bir parçasıyla maktulün cesedine vurmalarını emretti. Denilenin yapılması üzerine maktul dirildi ve kendisini öldürenin kimliğini açıkladı (Taberî, I, 337-340; Râzî, III, 114). Böylece bir mûcize olarak ölünün dirilmesiyle bir yandan adalet yerini bulup ihtilâf ortadan kalkarken bir yandan da yüce Allah’ın ölüleri diriltmeye muktedir olduğu gösterilmişti. 67. âyette kendilerine bir inek kesmeleri emredildiğinde İsrâiloğulları’nın, “Bizimle alay mı ediyorsun?” diyerek hayret ettikleri bildiriliyor. Muhtemelen bu, onların sığıra bir kutsallık atfetmelerinden ve onu kesmek istememelerinden ileri geliyordu (Ateş, I, 181; Mevdûdî, I, 85). Bilindiği gibi İsrâiloğulları uzun yıllar Mısır’da kalmışlardı. Mısır kültüründe sığıra kutsallık atfedilmekteydi. Öyle anlaşılıyor ki onlar da Mısır’daki bu bâtıl inançtan etkilenmişlerdi. Nitekim Hz. Mûsâ Sînâ dağında bulunduğu sırada da kavmi Sâmirî’nin yaptığı altın buzağı heykeline tapmaya kalkışmışlardı (bk. Bakara 2:51, 54; A‘râf 7:152; Tâhâ 20:85-96). Konumuz olan âyetlerde, İsrâiloğulları’nın, kesmeleri gereken sığır hakkında bir sürü sorular sormaları onu kesmek istememelerinden kaynaklanıyordu. Nitekim 71. âyetin sonunda “Az daha yapmayacaklardı” şeklindeki açıklama da istemeye istemeye kestiklerini göstermektedir. Tevhid dininde Allah’tan başka hiçbir şeye tapmak mümkün değildir. Bu sebeple Allah onlardan bir inek kesmelerini istemekle dolaylı olarak onun kutsal olduğu inancını da yıkmak istemiştir (İsrâiloğulları’nın, Hz. Mûsâ’ya “Bizimle alay mı ediyorsun?” demelerinin ve ardarda sorular sormalarının başka sebepleri hakkında ayrıntılı açıklamalar için bk. Râzî, III, 115-118). Yüce Allah İsrâiloğulları’na başlangıçta herhangi bir nitelik belirtmeden mutlak olarak bir inek kesmelerini emretmiştir. Allah’ın emrine sorgusuz sualsiz itaat etmek gerektiği halde onlar, bu buyruğu önce garip karşılamışlar, sonra da kesilecek hayvanın nitelikleri hakkında ardarda sorular sorarak işlerini güçleştirmişlerdir. Burada, insanların din konusunda fazla soru sormalarının kendileri için yararlı ve uygun olmadığına, soruların teferruatı arttıracağına ve işleri güçleştireceğine de bir işaret vardır. Nitekim Mâide sûresinin 101. âyetinde “Ey iman edenler! Açıklandığı takdirde sizi sıkıntıya sokacak hususlarda soru sormayın” buyurulmuştur. Hz. Peygamber de din konusunda çok soru sormanın doğru olmadığını ifade buyurmuşlardır (Buhârî, “Rikåk”, 22; Müslim, “Akzıye”, 10, 11, 12).
Mehmet Okuyan
(Onlar) “Bizim adımıza Rabbine dua et; bize onun renginin nasıl olduğunu açıklasın.” demişlerdi. (Musa da) “Allah diyor ki o, bakanlara huzur veren parlak sarı renkli bir inektir.” demişti.
Bu defa, “Bizim için Rabbine dua et, bize onun rengini açıklasın” dediler. Mûsâ da, “Allah diyor ki, sarı renkli, parlak tüylü, bakanların içini açan bir renktedir” dedi.
Onlar: “Bizim için Rabb'ine söyle, onun rengi nedir; bize bildirsin.” dediler. Musa: “Allah; onun parlak sarı renkte, bakanlara keyif veren bir sığır olduğunu, söylüyor.” dedi.
(Bu sefer) Dediler ki: "Rabbine adımıza yalvar da, bize (onun) rengini bildirsin." O (Hz. Musa ise: Rabbim) buyuruyor ki: “O, bakanların içini ferahlatan sarı renkli-parlak tüylü bir inektir" demişti.
Demişlerdi ki: Rengi nasıl olsun? Rabbine dua et de açıklasın bize. Musa, Allah diyor ki demişti, sapsarı, lekesiz olacak, bakanlara sevinç, neşe verir bir renk.
Onlar: “Rabbine bizim için sor da, onun renginin nasıl olacağını bize açıklasın” dediler. Musa'nın cevabı şu oldu: “Allah, kurbanın sapsarı parlak renkte, bakanlara zevk veren bir sığır olmasını istiyor.”
“Bizim adımıza Rabbine dua ederek sor. Bize onun rengini açıklasın." dediler. Mûsâ:
“Allah, sapsarı renkli, parlak tüylü, görenlerin içini açan, sevimli bir sığır, buyuruyor" dedi.
Bu kez: "Rabbine dua et de, bize onun renginin nasıl olduğunu açıklasın" dediler. Musa da: "(Rabbim) onun sarı ve bakanlara neşe veren parlak renkli bir inek olduğunu söylüyor" dedi.
(Bu sefer) dediler ki: 'Rabbine adımıza yalvar da, bize rengini bildirsin.' O: '(Rabbim) diyor ki: O, bakanların içini ferahlatan sarı bir inektir' dedi.
(Yine) şöyle demişlerdi: “- Bizim için Rabbine duâ et de, onun rengi nedir? bize açıklasın. “Mûsâ da: “-Rabbim buyuruyor ki, o , bakanlara ferahlık verecek altın sarısı gibi bir sığırdır.” demişti.
Onlar: “Rabbinden iste; onun renginin ne olduğunu bize açıklasın” dediler. Musa: “Rabbim diyor ki; o sarı bir inektir, rengi parlak, bakanların hoşuna gider” dedi.
“Bizim için Rabbine yalvar da onun rengini de açıklasın.” (Bunun üzerine Musa): “O (Rabbim) diyor ki: O, bakanlara ferahlık verecek sapsarı bir inektir.” demişti.
"Rabbine bizim adımıza yalvar da ne renk olduğunu bize bildirsin" dediler. "O, onun, bakanların içini açan parlak sarı renkli bir sığır olduğunu söylüyor" dedi.
Bu defa: Bizim için Rabbine dua et, bize onun rengini açıklasın, dediler. «O diyor ki: Sarı renkli, parlak tüylü, bakanların içini açan bir inektir» dedi.
Onlar, "Bizim için Rabbine dua et, rengi ne ise onu bize açıklasın." dediler. Musa, "Rabbim buyuruyor ki, o, bakanlara sürur veren, sapsarı bir sığırdır." dedi.
(Tekrar) şöyle söyledilerdi: «Bizim için Rabbine duâ et de onun donu (rengi) nedir, bize tam açıklasın». O da : («Rabbim) diyor ki: o, bakanlara ferahlık verecek sapsarı bir inekdir» demişdi.
(Onlar bu def'a:) “Bizim için Rabbine duâ et, onun renginin ne olduğunu (da) bize açıklasın!” dediler. (Mûsâ) şöyle dedi: “Şübhesiz O (Rabbim) buyuruyor ki: 'Doğrusu o, rengi sapsarı, bakanların hoşuna giden bir sığırdır.' ”
Yine dediler ki “Rabbine seslen, sığırın rengi nasıl olacak, bize açıklasın.” Musa “Rabbiniz diyor ki “Keseceğiniz sığır, bakanların hoşuna giden sarı renkli bir sığır olsun” dedi.
68, 69. Onlar «— Musa! bizim için Rabbine niyaz et ki nasıl olduğunu [⁹] bize belli etsin» dediler; Musa da «— Rabbim buyuruyor ki o sapsarı bir inektir, rengi bakanlara inşirah verir» dedi.
İsmail Hakkı İzmirli Bakara Suresi 69. Ayet Açıklaması
[9] Kaç yaşında olduğunu.
Kadri Çelik
“Rabbine bizim adımıza yalvar da renginin ne olduğunu bize açıklasın” dediler. O, “Onun, bakanların içini açan parlak, sarı renkli bir sığır olduğunu söylüyor” dedi.
Onlar yine:“Bizim için Rabb’ine duâ et de, bize onun rengini söylesin!” dediler. Mûsâ:“Allah onun, görenlere hayranlık veren sapsarı, parlak renkli bir inek olduğunu söylüyor!” dedi.
-“Rabbine bizim için dua et; onun rengi nedir, bize açıklasın!” dediler.
-“O söylüyor ki bu, sapsarı bir sığırdır, rengi parlaktır, Bakanlar’a sevinç verir” dedi.
Onlar: “Rabbine bizim için dua et de bize onun rengini açıklasın.” dediler. (Mûsa): “Rabbim, o (sığırın) görenlerin gözüne hoş gelen, parlak, sapsarı renkte bir sığır olduğunu söylüyor.” dedi.
Onlar: “Rabbine bizim için dua et de onun renginin nasıl olacağını bize açıklasın” dediler. [Musa'nın] cevabı şu oldu: “O, kurbanın sarı renkte, parlak tonda, görenlere zevk veren bir sığır olmasını istiyor”.
“Bizim için Rabbine dua et de, onun ne renk olduğunu bize iyice açıklasın.” dediler. Musa; “Allah, onun bakanların içini açan, parlak sarı bir sığır olduğunu söylüyor.” 2/67...71
Onlar: “Bizim için Rabbine yalvar da bize onun rengini bildirsin” dediler. O, “Kesinlikle o, rengi bakanın gözünü kamaştıracak parlaklıkta sarı bir inek olmalı” dedi.[134]
Mustafa İslamoğlu Bakara Suresi 69. Ayet Açıklaması
[134] Tesurru’n-nâzırin lafzen “bakana sürur veren” anlamına gelir. Bu ifade, onların gönlünde yatanı Allah’ın bildiğine de bir göndermedir. Vahiy durumun vahametini şöyle ifade eder: “buzağı sevgisi onların kalbinde taht kurmuştu” (93).
Ömer Nasuhi Bilmen
Dediler ki: «Bizim için Rabbine dua et, onun rengi nedir, bize beyan etsin.» Dedi ki: «Muhakkak O buyuruyor ki, o sarı renkte bir sığırdır. Onun rengi halis sarıdır. Kendisine bakanları mesrûr kılar.»
Bu sefer dediler ki: «Rabbine yalvar da onun rengini bize bildirsin» O da: Allah diyor ki: «O, bakanların içini açan parlak sarı bir inek olacaktır» dedi.
Dediler ki: "Bizim için Rabbine du'a et, renginin nasıl olduğunu açıklasın." Dedi: "O diyor ki: "Rengi parlak, sarı bir inektir, bakanlara sevinç verir."
“Bizim için Sahibine (Rabbine) sor, bize ne renk olduğunu da açıklasın!” dediler. Musa dedi ki Rabbim şöyle diyor: “O sarı bir sığırdır, sapsarı renkte, görenlere zevk verir.”
-Bizim için Rabbine dua et de, onun ne renk olduğunu bize iyice açıklasın, dediler. Musa:-Allah, onun, bakanların içini açan, parlak sarı bir inek olduğunu söylüyor, dedi.
Onlar, “Rabbine bizim için dua et de onun rengini bize açıklasın” dediler. Musa, “Allah buyuruyor ki,” dedi, “o sapsarı, bakanlara sürur veren bir inektir.”
Şöyle dediler: "Çağır Rabbine bizim için, neymiş onun rengi açıklasın bize." Cevap verdi: "O diyor ki, bahsettiğim, sarı, rengi parlak bir inektir; seyredenlere mutluluk verir."
eyittiler: “dile bizüm içün çalabuñdan; bellü eylesün bize nedür rengi anuñ?” [6a] eyitti mūsā: “bayıķ ol eydür bayıķ ol bir śıġırdur śaru, gey śarudur rengi anuñ; şād eyler baķıcıları”
Eyitdiler: Du‘ā eyle bizüm‐çün Tañrı Ta‘ālāya ki beyān eylesün bize ol ṣıġırrengi nicedür. Mūsā eyitdi ki: Tañrı Ta‘ālā eydür, ol ṣıġıruñ rengi ḳatı ṣarudur,cemī‘ eczāsı‐y‐la feraḥlandurur rengi gören kişileri.