Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 85, sondan 6152. ayet; 2. sure ve Bakara Suresinin 78. ayetidir. Bakara Suresi 78. ayetinin kelime sayisi 11, harf sayısı 45 ve toplam ebced değeri ise 2223 olarak hesaplanmıştır. Bakara Suresinin toplam ebced değeri 1820072 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (11) ل (5) م (6) bulunuyor.
Arapça Metin
ومنهم اميون لا يعلمون الكتاب الا اماني وان هم الا يظنون
Ümmî, anadan doğduğu gibi kalan, yani okuma-yazma bilmeyen kimse demektir. Burada dinleri konusunda asgari düzeyde bile bilgisi olmayanlar kastedilmiştir.
Burada bazı yahudilerin kendi dinleri ve kutsal kitapları konusunda son derece bilgisiz olduklarına, din adına bildiklerinin kuruntu ve zandan ibaret bulunduğuna işaret edilmektedir (ümmî kelimesinin anlamı için bk. A‘râf 7:157-158).
Mehmet Okuyan
İçlerinde birtakım [ümmi]ler vardır ki kuruntular dışında Kitab’ı (Tevrat’ı) bilmezler. Onlar zandan başka bir şeyde bulunmuyorlar.
[Ümmi] kavramı sanıldığı gibi “okuma-yazma bilmeyen” değil, “[el-Kitab]’ı (Tevrat’ı) bilmeyen”, “kitap ehlinden olmayan” veya “Mekkeli” demektir. Buna göre söz konusu kavram, [el-ümmiyyûn/el-ümmiyyîn] şeklinde çoğul kalıpta bu ayette “Kitabı (Tevrat’ı) bilmeyenler”, Âl-i İmrân 3:20, 75’te “kitap verilmeyenler, kitap ehlinden olmayanlar”, Cum‘a 62:2’de “Mekkeliler” anlamına gelmekte, [el-ümmî] şeklinde tekil kalıpta A‘râf 7:157-158’de “Hz. Muhammed” için kullanılmaktadır. Hz. Muhammed’in ümmiliği, onun peygamberlikten önce Tevrat’ı yani dini metinleri bilmemesi ve onlar hakkında yazılı veya sözlü yorumda bulunmaması, kitap ehlinden olmaması ve Mekkeli oluşu anlamındadır; konunun okuma-yazma bilmemeyle ilişkisi yoktur. Zaten 79. ayette ümmî denen bu kişilerin kitapla ilgili bilgileri kendi elleriyle yazıp Yüce Allah’a iftira ettiklerinden söz edilmektedir.
Bayraktar Bayraklı
Onların arasında kitabı bilmeyen cahiller vardır. Bildikleri sadece kendilerine anlatılan asılsız kuruntulardır. Onlar sadece zanda bulunuyorlar.[24]
1. Kitap'ı bilmeyip de ondan habersiz olanlar. 2. Yersiz ve yanlış düşünce.
Ahmet Akgül
Bir de onların içinde (okur-yazar olmayan veya okuduğunu anlamayan) ümmi cahiller var ki, Kitabı (bozulmayan Tevrat’ın ve Kur’an’ın hikmet ve hakikatini) bilmezler. (Bütün bildikleri) Ancak; (kulaktan dolma asılsız ve uydurma şeyler,) birtakım kuruntular (vehimlerdir) ve sadece zan ve tahminle (hareket etmektir).
İçlerinde, anasından doğduğu gibi kalan, okuma yazma bilmeyenler de var ki onlar, kitap nedir bilmezler. Bildikleri şey, ancak kuruntularıdır, onlar, ancak zanna kapılırlar.
Onlar arasında ilâhî kelamın gerçek bilgisine sahip olmayan, kitap ile ilgisiz insanlar var; ki bunlar sadece birtakım kuruntular ve hayaller peşindedirler.
Bunların bir kısmı ümmîdir, Mekke civarındaki bilinen kabilelerdir. Okumayı yazmayı, kutsal kitapları bilmezler. Kuruntudan ve kulaktan dolma, hahamlardan ve papazlardan öğrendikleri yalandan ve boş laflardan başka bildikleri yoktur. Onlar kesinlikle zanna dayalı konuşurlar.
Onların içinde bir de Kitab'ı bilmeyen cahiller vardır ki, bunların bütün bildikleri boş kuruntulardan ibaret şeylerdir ve bunlar sadece zanna kapılmaktadırlar.
Yahûdiler içinde okuma ve yazma bilmiyenler vardır ki, Tevrat'ı anlamaz cahillerdir. Ancak bir takım kuruntu yığını uydurmalar düzer, sadece şüphe ve zanda bulunurlar.
İçlerinde bir takım ümmîler (İlâhi kelâmın gerçek bilgisine sahip olmayanlar) vardır ki Kitab'ı (Tevrat'ı) bilmezler. Bütün bildikleri kulaktan dolma şeylerdir. Ve onlar ancak zanna/kuruntuya dayanırlar.
Cemal Külünkoğlu Bakara Suresi 78. Ayet Açıklaması
O gün Tevrat’a dair hiçbir bilgisi ve ilgisi olmayan, ilahi mesajla bağdaşmayan batıl inançla yaşayan, zannını ve töreyi din edinmiş Ehl-i Kitab üzerinden; bugün Kur’an’ı bilmeyen, anlamayan, anlamak için bir gayret göstermeyen, Kur’an’ın dilini kutsayarak, anlamak için kendi diline çevirmeyen ve bununla birlikte din adına içselleştirdiği hurafeleri de dinin aslı zanneden, gelenekleri vahyin önüne geçiren Müslümanlara da bir atıf vardır.
Diyanet İşleri (Eski)
Onların bir kısmının okuyup yazması yoktu. Kitab'ı bilmezlerdi; bildikleri sadece bir takım yalan ve kuruntulardı. Onlar ancak vehim içindedirler.
İçlerinde bir takım ümmîler vardır ki, Kitab'ı (Tevrat'ı) bilmezler. Bütün bildikleri kulaktan dolma şeylerdir. Onlar sadece zan ve tahminde bulunuyorlar.
"Ümmi" kelimesinin anlamı için 3:20; 7:157 ayetlerine bakınız.
Elmalılı Hamdi Yazır
Bunların bir de ümmî (okuma yazması olmayan) kısmı vardır, kitabı bilmezler, ancak birtakım kuruntu yığınına, boş saplantılara kapılır ve zan içinde dolaşır dururlar.
Onların içinde ümmî ler de var ki Kitabı (Tevrâtı) bilmezler. (Bütün bildikleri yalınız reislerinin telkin etdikleri) bir sürü kuruntu ve yalandan başkası değil. Onlar başka değil, yalınız zanda (ve cehâletde) kalmış bulunuyorlar.
Onlardan ümmî olanlar da vardır ki, Kitâb'ı (Tevrât'ı) bilmezler; ancak (reislerinden duydukları) boş temennîler(i bilirler) ve onlar ancak zanda bulunurlar.
Onların içinde kitabı bilmeyen, sadece kuruntularına uyan ümmi (vahyi tanımayan ve vahiyden habersiz) olanlar var. Böyleleri yalnızca zanlarına uyuyorlar.
İçlerinden bir de, bilgiden yoksun, anadan doğma kara câhil ümmiler var ki, Kitabı bilmezler, dini temel kaynaklarından araştırıp öğrenmezler; onların tüm bildikleri, kulaktan duyma hurâfe ve kuruntulardan ibaret olup, sadece zanna dayanırlar. Onları asıl yönlendirenler ise, hakîkati pekâlâ bildikleri hâlde, basit çıkarlar elde etme uğruna Allah’ın kitabındaki bazı hükümleri gizleyen veya değiştiren din simsarlarıdır:
Onların içerisinde bir de; Kitab’ı1 anlamayan ve bütün bildikleri birtakım asılsız kuruntulardan2 ibaret olan ümmiler3 vardır. Onlar da sadece kanaatlerine göre, hüküm veriler.
1 Bu kitap, Mûsa (a.s)’a inen Tevrât’tır. (Celâleyn) 2 Ümniye: Çoğulu "Emânî"dir. “İnsanın kendi içinde ve hayalinde tasarlayıp varlığını kabul ettiği ve olmasını temenni edip durduğu veyahut diline dolayıp durduğu şeyler” anlamına gelir ki, Fransızcası “ideal”dir. Emaniy; “insanın kendi gönlünden geçirdiği, saplanıp kaldığı ve durmadan arkasından koştuğu bir düşünce, bir hayal, bir kuruntu, hiçbir delile dayanmayan kuru ve şahsi temenniler” demektir. Bunu esas alan felsefî görüşe "idealizm" denir. İşte Yahudilerin avam takımı da ilimden, kitaptan nasibi olmayıp sadece kuruntu arkasında koşar, zan içinde yaşar ve kuru bir zan ve taklitten başka bir şey bilmezler. Hak ile batılı ayırt edip seçemezler.3 Ümmî: kelimesi, anadan doğduğu hal üzere bulunan yani, okuması yazması, tahsili olmayan demektir. Konuyla ilgili olarak Bk. (Âlu İmrân: 20, A’raf: 157-158, Cuma: 2)
Muhammed Esed
Onlar arasında ilahî kelâmın 63 gerçek bilgisine sahip olmayan, kitap ile ilgisiz insanlar var; [ki bunlar] sadece birtakım kuruntular[a tâbi olurlar] ve zanna dayanırlar.
Onların içerisinde ümmiler de var.[147] Onlar kitabı bilmezler, sadece birtakım kuruntulara sahipler; ve onlar (gerçekleri bilmiyor) yalnızca zannediyorlar.[148]
Mustafa İslamoğlu Bakara Suresi 78. Ayet Açıklaması
[147] Kur’an’da ummî terimi genellikle “kitap ehli olmayanlar” için kullanılır (Krş: 3:20, 75; 62:2). Kök anlamı “annesinden doğduğu gibi kalan”dır. Şu hâlde burada geçen “Yahudilerin ümmileri” ne demektir? Bunların Yahudileşmiş Araplar olma ihtimali yüksektir. 256. âyetin nüzûl sebebi olarak gösterilen “çocuğu olmayan ailelerin adak adaması sonucunda doğan çocukların Yahudi ailelere verilme” yöntemi, bunların nasıl Yahudileştikleri sorusunun muhtemel cevaplarından biridir.
[148] Kur’an, kuruntu ürünü bâtıl inanç ile cehalet arasında doğrudan bağ kuruyor. Buradan, tüm hurafelerin de çıkış noktasının söz konusu cehalet olduğunu anlıyoruz. Zımnen: Vahiysiz ve kitapsız dindarlık, açığını sahte kutsallar icat ederek kapatır. Zira taklide dayalı akide zanna mahkûmdur. Vahye tâbi olmayanın vehim ve kuruntusunu dinleştirmekten başka yapacağı bir şey yoktur.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve onlardan bazıları da ümmîdirler. Kitab'ı bilmezler. Ancak birtakım bâtıl şeyleri bilirler. Ve onlar yalnız zanneder dururlar.
Onların bir kısmı da ümmîdir. Kitap nedir bilmezler. Bütün bildikleri, kendilerine anlatılan birtakım kuruntu ve uydurmalardır. Onlar sadece bir zan içindedirler.
Onların içinde bir de ümmiler var ki, Kitabı bilmezler, bütün bildikleri birtakım kuruntular(yahut kulaktan dolma şeyler)dir; onlar sadece zannediyorlar.
Süleymaniye Vakfı Bakara Suresi 78. Ayet Açıklaması
[*] Ümmi, anasından doğduğu gibi kalmış, bir şey öğrenememiş kişidir (Lisan). Bu âyette Allah'ın kitabının içeriğini bilmeyenler anlamındadır. [2] "Kurgular" diye meâl verdiğimiz emânî, ümniyye'nin çoğuludur. Mücahid'e göre "yalan" anlamındadır. Diğerlerine göre de kitabı anlamadan okumaktır. Çünkü bu okuyuş kişiyi, varsayıma dayalı beklentilere sokar. (Müfredât)
Şaban Piriş
Onların bir kısmının okuyup yazması yoktur. Kitabı bilmezler, bildikleri sadece bir takım yalan ve kuruntulardır. Onlar yalnızca zanneder dururlar.
İçlerinde ümmî olanlar da vardır ki Kitap'ı bilmezler, sadece anlamını bilmeden okuyuşlar/hurafeler/hayal ve kuruntular bilirler. Onlar yalnız sanıya saplanırlar.