Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 91, sondan 6146. ayet; 2. sure ve Bakara Suresinin 84. ayetidir. Bakara Suresi 84. ayetinin kelime sayisi 15, harf sayısı 71 ve toplam ebced değeri ise 8178 olarak hesaplanmıştır. Bakara Suresinin toplam ebced değeri 1820072 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (11) ل (2) م (10) bulunuyor.
Arapça Metin
واذ اخذنا ميثاقكم لا تسفكون دماءكم ولا تخرجون انفسكم من دياركم ثم اقررتم وانتم تشهدون
Hani, “Birbirinizin kanını dökmeyeceksiniz, birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacaksınız” diye de sizden kesin söz almıştık. Sonra bunu böylece kabul etmiştiniz. Kendiniz de buna hâlâ şahitlik etmektesiniz.
Bu âyetlerde İsrâiloğulları’nın yükümlü kılındıkları ve yahudihıristiyan literatüründe “on emir” diye bilinen (Çıkış, 20) dinî ve ahlâkî vecîbelerden bazıları hatırlatılmakta; Allah’ın onlardan bu vecîbeleri ifa edecekleri yönünde söz aldığı ifade buyurulmaktadır. Tevrat’ta, Tanrı’nın “kendi parmaklarıyla” taş levhalar üzerine yazarak Hz. Mûsâ aracılığıyla İsrâiloğulları’na bildirdiği ifade edilen (Çıkış, 32:15) bu emirler (Çıkış, 20:1-17) şöyle sıralanır: 1. Allah’tan başka ilâhların olmayacak. 2. Kendin için oyma put yapmayacaksın. 3. Allah’ın ismini boş yere anmayacaksın. 4. Cumartesi günü hiçbir işyapmayacaksın. 5. Babana ve anana hürmet edeceksin. 6. Katletmeyeceksin. 7. Zina etmeyeceksin. 8. Çalmayacaksın. 9. Yalancı şahitlik yapmayacaksın. 10. Komşunun hiçbir şeyine göz dikmeyeceksin. Kur’ân-ı Kerîm’in İsrâ sûresinin 101. âyetinde, “Andolsun biz Mûsâ’ya açık seçik dokuz âyet verdik. Haydi İsrâiloğulları’na sor” şeklinde işaret ettiği dokuz âyetin, Tevrat’taki on emrin cumartesi yasağı dışında kalanlarını kapsadığı anlaşılmaktadır. Cumartesi gününe saygı ise sadece yahudileri bağlayan bir hüküm idi (bk. Nahl 16:124). Konumuz olan âyette Allah’tan başka tanrı tanımamak, ana babaya, akrabaya, yetimlere ve yoksullara iyilik etmek, insanlara güzel söz söylemek, namaz kılıp zekât vermek, birbirinin kanını dökmemek, kendi yurttaşlarını vatanlarından kovmamak şeklinde sıralanan yükümlülükler arasında On Emir’den bazı hükümlerin de yer aldığı görülmektedir. On emrin cumartesi yasağı dışında kalanları, bütün peygamberlere gönderilen kutsal kitapların ortak öğretileri olup Kur’ân-ı Kerîm’de müslümanlar da bu tür vecîbelerle yükümlü kılınmıştır (ayrıntılı bilgi için bk. En‘âm 6:151-153; İsrâ 17:23-39). 83. âyette İsrâiloğulları’ndan çoğunun zamanla Allah’a verdikleri sözden döndükleri yani belirtilen hükümlere uymadıkları, Hz. Peygamber dönemindeki yahudilerin de bu hükümlere sırt çevirdikleri bildirilmektedir.
Mehmet Okuyan
Hani birbirinizin kanlarını dökmeyeceğinize, birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacağınıza dair sizden söz almıştık. Sonunda siz de şahit olarak (bunları) kabul etmiştiniz.
Yüce Allah İsrailoğullarından aldığı sözlerle ilgili bir başka noktaya değinmekte, bu duruma kendi kitaplarındaki bilgilerle de şahit olduklarını ifade etmektedir. Ayette yer alan hitap her ne kadar öncelikli olarak Medine’deki kitap ehline yönelik olsa da mesaj evrensel anlamda bütün insanlığadır. Çünkü insanların birbirlerini öldürmemeleri gerektiği, bir insanı öldürenin bütün insanlığı öldürmüş gibi olacağı, bir insanı hayata kavuşturanın da bütün insanlığı diriltmiş gibi olacağı ifade edilmektedir (Mâide 5:32). Bu arada insanların birbirlerini haksız yere yerlerinden yurtlarından sürmeleri, onları vatansız bırakmaları son derece kötü bir durumdur. Yüce Allah insanların, böyle haksız davranışları gündemlerinden çıkarmalarını istemektedir. Kişi kendisine yapılmasını istemediği şeyi başkasına da asla ve asla yapmamalıdır.
Bayraktar Bayraklı
Hatırlayınız ki, sizden, “Birbirinizin kanını akıtmayınız, birbirinizi yurtlarınızdan çıkartmayınız” diye sağlam söz almıştık. Sonra siz bunu kabullendiniz ve birbirinize karşı şahitlik ettiniz.
Hani! Bir zamanlar sizden, birbirinizin kanlarını dökmeyeceğinize ve birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacağınıza dair kesin söz almıştık. Bu sözümüzü kabul ettiğinizin tanıkları sizlersiniz.
Bir zaman birbirinizin kanını dökmemek, yerinizden yurdunuzdan çıkmamak hususunda kesin söz almıştık sizden. Sonra siz de bunu ikrar etmiş, siz de buna tanık olmuştunuz.
Ey israiloğulları! Hani sizden; birbirinizin kanını dökmeyeceğinize, birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacağınıza dair kesin söz almıştık, siz de bunları kabul edip şahit olmuştunuz.
Bizim sizden, birbirinizin kanını dökmeyeceğiniz, içinizden bir kısmını zorla ve zulmederek yurtlarınızdan çıkarmayacağınız konusunda kesin sözünüzü, taahhüdünüzü aldığımızı hatırlayın. Sonra siz Tevrat'taki Allah'ın emrini bilerek, kendiniz ve birbiriniz aleyhine şâhit olacak şekilde buna ikrar da vermiştiniz.
Yine sizden, kanlarınızı akıtmayacaksınız ve birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacaksınız, diye kesin söz aldık. Siz bunu aynen kabul etmiştiniz ve bizzat kendiniz buna şahitlik ediyorsunuz.
Hani sizden 'Birbirinizin kanını dökmeyin, birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayın' diye misak almıştık. Sonra sizler bunu onaylamıştınız, hâlâ (buna) şahitlik ediyorsunuz.
Yine bir vakıt sizden şöyle kesin söz almıştık: “ Birbirinizin kanlarını dökmiyeceksiniz, birbirinize zulüm yaparak bir kısmınızı yurdlarınızdan çıkarmıyacaksınız.” Sonra, siz de bunları ikrar ve kabul ettiniz. Bununla beraber geçmişlerinizin bu ahdine siz de şâhitlik edersiniz (ve bu ahitleri Tevrat'da da görüyorsunuz.)
Yine bir vakit sizden söz aldık ki; kanınızı dökmeyeceksiniz, kendi insanlarınızı memleketlerinden sürmeyeceksiniz. Siz de karar verdiniz ve şahit oldunuz.
(Yine) birbirinizin kanını dökmeyeceksiniz, birbirinizi yurtlarınızdan sürmeyeceksiniz diye de sizden söz almıştık. Sonra sizler bunu onaylamıştınız. Hâlâ da (buna) tanıklık etmektesiniz (bu ahitleri Tevrat'ın aslında da görmektesiniz).
Cemal Külünkoğlu Bakara Suresi 84. Ayet Açıklaması
Hz. Muhammed’e peygamberlik vazifesi verildiği zaman, Arabistan’da, özellikle Medine’de kalabalık bir Yahudi topluluğu yaşıyordu. Son peygamberin geleceğini onlar da biliyordu; fakat onun kendi ırklarından olmasını bekliyorlardı. Hâlbuki peygamberin onların ırkından gelmesinin ne maddi ne de manevi olarak onlara kazandıracağı bir şey yoktu. Çünkü bir toplumun içinden bir peygamber çıkıyorsa bu o toplumun iyi olduğu anlamına gelmemekle birlikte, aksine o toplumun yaratılış safiyetinden ve fıtratından uzaklaştığını ve insanlığını kaybetmeye başladığını gösterir. Yahudiler, bu gelen peygamber kendi ırklarından olmayınca onu hazmedemediler ve sürekli ona karşı düşmanlık beslediler. Daha önce birçok peygamberi öldüren İsrailoğulları, Hz. Muhammed’e karşı da sürekli entrikalar ve onu yok etmeye yönelik eylemler planladılar.
Diyanet İşleri (Eski)
Kanınızı dökmeyin, birbirinizi yurdunuzdan sürmeyin diye sizden söz almıştık, sonra bunu böylece kabul etmiştiniz, buna siz şahidsiniz.
(Ey İsrailoğulları!) Birbirinizin kanını dökmeyeceğinize, birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacağınıza dair sizden söz almıştık. Her şeyi görerek sonunda bunları kabul etmiştiniz.
Yine bir zamanlar mîsakınızı almıştık; birbirinizin kanlarını dökmeyeceksiniz, nüfusunuzu diyarınızdan çıkarmıyacaksınız. Sonra siz buna ikrar da verdiniz ve ikrarınıza şahit de oldunuz.
Yine bir vakit misakınızı aldık; biribirinizin kanlarını dökmeyeceksiniz, ve nüfusunuzu diyarınızdan çıkarmıyacaksınız, sonra siz buna ıkrar da verdiniz ve ıkrarınıza şahit de oldunuz
Hani sizden (ey Yahudiler,) : «(Birbirinizin) kanlarını (haksız) yere) akıtmayın, kendinizi kendi yurdlarınızdan çıkarmayın» diye kat'î söz almışdık. Sonra siz de (buna karşı) ikraar vermişdiniz ve haalâ (bu yolda aleyhinizde) şâhidlik edib duruyorsunuz da.
Bir zaman da: “Birbirinizin kanlarını dökmeyeceksiniz ve birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacaksınız!” diye sağlam sözünüzü almıştık, sonra (bunu açıkça) kabûl ettiniz. Ve siz(buna) şâhidlik etmektesiniz.
Birbirlerinizin kanını dökmeyeceğinize ve birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacağınıza dair sağlam söz almıştık. Sonra, kendinizde bu sözleşmenin şahitleri olarak onaylamıştınız.
Hani « birbirinizin kanını dökmeyin, kendi birbirinizi yurtlarından çıkarmayın» diye sizlerden misak almışdık, sonra siz bunu ikrar ettiniz, buna da şehadet edersiniz.[¹]
İsmail Hakkı İzmirli Bakara Suresi 84. Ayet Açıklaması
[1] Eslâfınız ikrar etti, lüzumunu itiraf etti, siz de onların ikrarına şehadet ettiniz.
Kadri Çelik
“Kanınızı dökmeyin ve birbirinizi yurdunuzdan sürmeyin” diye sizden söz almıştık. Sonra bunu böylece ikrar etmiştiniz ve buna siz de şahitlik ediyorsunuz.
Yine bir zamanlar, “Birbirinizin kanını dökmeyeceksiniz, kardeşlerinizi yurtlarından sürüp çıkarmayacaksınız!” diye sizden kesin bir söz almıştık. Siz de şâhitlik ederek bunları onaylamıştınız.
Hani, “Kanlarınızı dökmeyeceksiniz, birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacaksınız” diye mîsâkınızı / açık ve kesin sözünüzü aldık. Sonra, siz şehadet ederek ikrar ettiniz / kabul ettiniz.
(Ey İsrâil oğulları!) Bir de sizden: “Birbirinizin kanını dökmeyin ve birbirinizi yurtlarınızdan sürüp çıkarmayın.” diye de sağlam söz almıştık. Sonra siz, bunu kabul etmiştiniz. Buna da hepiniz şâhitsiniz.1
1 Bu âyetteki alınan söz Peygamberimiz Medîne’ye hicret ettikten sonra Medîne’deki Yahûdîlerin Peygamberimizle yaptıkları sözleşmeye işaret olabilir.
Muhammed Esed
O zaman, birbirinizin kanını dökmeyeceğinize, birbirinizi yurtlarınızdan sürmeyeceğinize dair kesin söz almıştık sizden, siz de kabul etmiştiniz; ve [şimdi de] buna şahitlik yapıyorsunuz.
Sizden, “Kendi kanınızı akıtmayın, birbirinizi yurdunuzdan çıkarmayın.” diye misak/söz almıştık; sonra siz de söz vermiştiniz ve siz de buna hâlâ şahitlik ediyorsunuz. 2/63-83, 5/12
Yine sizden “Birbirinizin kanını dökmeyeceksiniz, birbirinizi yurdunuzdan çıkarmayacaksınız” diye de söz almıştık; üstelik siz de bunu ikrar etmiştiniz; hâlâ da buna şahitsiniz.
Ve bir vakitte Biz, «Kendi kanlarınızı dökmeyeceksiniz ve nefislerinizi yurdunuzdan çıkarmayacaksınız,» diye bir ahdinizi almıştık. Sonra ikrar da etmiştiniz. Ve siz (bu ikrarınıza) şehâdet de edersiniz.
Hani sizden, “Birbirinizin kanını dökmeyin, birbirinizi ülkenizden çıkarmayın! ” diye söz almıştık, siz de bunu kabul etmiştiniz. Buna siz de şahitlik edersiniz.
Bir gün sizden yine “Birbirinizin kanını dökmeyeceksiniz, kendinizden olanları yurdunuzdan çıkarmayacaksınız!” diye söz aldık. Bunu kabul etmiştiniz; siz de buna şahitsiniz.
Sizden “boş yere kanınızı akıtmayınız, birbirinizi yurdunuzdan çıkarmayınız” diye söz almıştık; sonra siz de söz vermiştiniz ve hala buna şahitlik ediyorsunuz.
Yine hatırlayın ki, sizden, “Birbirinizin kanını dökmeyeceksiniz; birbirinizi yurdunuzdan çıkarmayacaksınız”(43) diye söz almıştık; siz de şahitsiniz ki, bu ahdi kabul etmiştiniz.
(43) Âyette, “Kanınızı dökmeyeceksiniz, kendinizi yurdunuzdan çıkarmayacaksınız” ifadesi kullanılmıştır. Böylece, toplum tek bir vücut gibi gösterilmekte ve toplumun bireyleri arasındaki dayanışmanın önemi vurgulanmaktadır.
Yaşar Nuri Öztürk
Sizden şu sözü de almıştık: Birbirinizin kanlarını dökmeyeceksiniz. Birbirlerinizi yurtlarınızdan çıkarmayacaksınız. Bunu kabul etmiştiniz. Hâlâ da buna tanıklarsınız.
Daḫı ol vaḳt kim alduḳ ‘ahdüñüzi kim dökmeñüz biri birüñüzüñ ḳanlarını.Daḫı çıḳarmañuz ḳarābetlerüñüzi iḳlimlerüñüzden. Andan iḳrār eyledüñüz,daḫı siz ṭanuḳ olduñuz bu ḥükme.