Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 2479, sondan 3758. ayet; 20. sure ve Tâhâ Suresinin 131. ayetidir. Tâhâ Suresi 131. ayetinin kelime sayisi 18, harf sayısı 75 ve toplam ebced değeri ise 4082 olarak hesaplanmıştır. Tâhâ Suresinin toplam ebced değeri 387758 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure طه hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ط (0) ه (5) bulunuyor.
Arapça Metin
ولا تمدن عينيك الى ما متعنا به ازواجا منهم زهرة الحيوة الدنيا لنفتنهم فيه ورزق ربك خير وابقى
Onlardan bazı kesimlere, kendilerini sınamak için dünya hayatının süsü olarak verdiğimiz şeylere gözünü dikme. Rabbinin rızkı daha hayırlı ve daha kalıcıdır.
Hz. Peygamber’in ve ona inananların büyük sıkıntılar çektiği bir dönemde inmiş olan bu sûre, –ilk âyetlerinde olduğu gibi– Resûlullah’ın ve müminlerin moral gücünü artıran açıklamalarla sona ermektedir. Birçok âyette inkârcı kavimlerin başlarına gelen felâketlerden söz edilip bunlardan ibret alınması istenirken, Kur’an’ın ilk muhatapları arasında da artık bir ilâhî ceza gelmesi konusunun zihinleri kurcalaması tabii idi. Zira o sıralarda müşrikler müminlere karşı baskı ve işkencelerini gitgide arttırıyor ve gerçek peygamber olmadığına insanları inandırmak üzere Resûlullah hakkında küstahça nitelemelerde bulunuyorlardı. Bu durum inkârcı kesim açısından bir meydan okuma anlamı taşıdığı gibi, inançlı kesimde de Allah katından onlara ağır bir şamar inmesi beklentisini doğuruyordu. Bu âyetlerde yine ilâhî irade ile belirlenmiş vade dolmadıkça bu inkârcıların kökünü kazıyan bir ceza gelmeyeceği bildirilmekte; müminlerin İslâm mesajının hedefine ulaşması için bu tür beklentilere bel bağlamak yerine karşılaştıkları zorluklara katlanmaları, sürekli bir ibadet bilinci ve disiplini içinde mücadeleye devam etmeleri istenmekte; Allah yolunda eziyete katlanmalarına ve çalışıp çabalamalarına Allah’ın ihtiyacı olmayıp bunu asıl kendi iyilikleri için yapmış olacaklarına dikkat çekilmektedir. Mutlu geleceğe ancak Allah’a saygı şuuru içinde yaşayanların erişebileceği hatırlatılmaktadır. 129. âyette sözü edilen vade ve zamanı geldiğinde verilecek ceza hakkında şöyle yorumlar yapılmıştır: Vade kıyamet günü, ceza cehennem azabıdır; vade her bir inkârcının ölüm vakti, ceza kabir azabıdır; vade Bedir Savaşı, ceza o gün azılı birçok inkârcının öldürülmesidir (İbn Atıyye, IV, 69). Tefsirlerde 130. âyette beş vakit namazın kastedildiğini ispatlamaya çalışan yorumlar yer almakla beraber, –bu sûrenin indiği dönemde henüz beş vakit namaz farz kılınmadığına göre– burada asıl amacın müminleri Allah’ı tesbih etmeye yani O’nun yüceler yücesi olduğunu ve her türlü eksiklikten uzak bulunduğunu daima hatırlarında tutup her fırsatta söz ve eylemleriyle bu inancı ortaya koymaya teşvik etmek olduğu, bunun da bireyi mânevî doyuma ve iç huzura kavuşturmayı hedeflediği anlaşılmaktadır. 131. âyette Resûlullah’ın şahsında müminlere yapılan uyarı, 129. Âyette işaret edilen beklentinin bir başka türünü, yani bazı müminlerin Allah’ın birliğini inkâr edenlerin ferah fahur yaşantısına özenmiş olabilecekleri hatıra getirmektedir. Bu ve benzeri birçok âyette belirtildiği üzere, dünya hayatındaki refah düzeyi ebedî mutluluğun ve hele Allah’ın hoşnutluğunun göstergesi değildir; bu hayat bir sınavdan ibarettir. Fakat yaklaşım, Allah’ın hoşnutluğunu kazanmanın dünya hayatını fakru zaruret içinde geçirmeye bağlı olduğu gibi ters bir mantık işletilmesinede izin vermez; aksine âyette sadece, Allah’a ve O’nun dinine sırt çevirip kendilerini geçici dünya nimetlerinin debdebesine kaptırmış olanların bu haline aldanılmaması ve onlara özenilmemesi istenmiş, Allah’ın hoşnutluğuna uygun olarak elde edilen maddî ve mânevî imkânların ise en iyi ve sonuçları itibariyle en kalıcı olduğu belirtilmiştir. Mümin helâlinden elde ettiği dünya nimetlerinden yararlanır, başkalarına da yardım eder; yokluk ve yoksulluk halinde çökmez, ayakta kalmasını, rabbine güvenmesini ve O’nun rızâsını elde etme bilinci içinde mutlu olmasını bilir. 130 ve 131. âyetlerin içeriği ve sûrenin anlam örgüsüne sıkı biçimde bağlı olduğu dikkate alındığında bunların Medine’de indiğine dair rivayeti tereddütle karşılamak gerekir; özellikle üslûp açısından bunların Mekkî âyet özelliği taşıdığı görülmektedir (Derveze, III, 95). 133. âyette “Peki önceki sahifelerde bulunan açık kanıt onlara gelmiş değil mi?” buyurularak, Kur’an’ın önceki peygamberlere indirilenlerle aynı temel gerçekleri dile getirdiği hatırlatılmakta, aynı zamanda önceki kitaplarda Muhammed aleyhisselâmın geleceğini haber veren işaretlere ilişkin bir imada bulunulmaktadır. Eski kutsal kitaplarda Hz. Muhammed’in peygamberliğini müjdeleyen bu bilgiler İslâm kaynaklarında “beşâirü’n-nübüvve” veya kısaca “beşâir” diye anılır (bilgi ve örnek için bk. A‘râf 7:157; Esed, II, 644). 134. âyette, ilâhî çağrıya uymamakta direndikleri ayan beyan görülen ve Allah’ın ezelî ilminde öyle davranacakları belli olan bir topluluktan söz edilirken dahi, “Eğer gerekli tebligat yapılmadan cezaya çarptırılmış olsalardı haklı konuma gelebilirlerdi” biçiminde bir anlatıma yer verilerek, Kur’an’da değişik şekillerde ifade edilen “bildirimde bulunmadan sorumlu tutmama” ilkesine vurgu yapılmaktadır. 135. âyette sûrenin başındaki hitabın amacıyla bağlantılı olarak Resûlullah’a ve ona gönülden bağlananlara şöyle bir mesaj verildiği anlaşılmaktadır: Müminlerin âhirette bütün hakikatlerin ortaya çıkacağına inanarak beklemelerine mukabil, kendini kişisel arzularının veya çevresel etkilerin anaforuna bırakmış insanlar da onların iddialarının boşa çıkacağı gibi bir beklenti içindedirler; tebliğ görevi hakkıyla yerine getirildikten sonra onlar bu tavırlarında ısrar ediyorlarsa, dünya hayatında insana verilen seçim özgürlüğünün bir sonucu olarak bu kuruntularıyla baş başa bırakılmalıdırlar, ama bir gün gerçekleri bütün çıplaklığıyla görüp anlayacaklardır.
Mehmet Okuyan
Sakın, içinde kendilerini denememiz için pek çok çifti yararlandırdığımız dünya hayatının süsüne gözlerini dikme! Rabbinin rızkı hem hayırlı olandır hem de daha kalıcıdır.
Kendilerini sınamak için dünya hayatının süsü olarak onlara verdiğimiz çeşit çeşit nimetlere göz dikme! Rabbinin nimeti hem daha üstün, hem de daha süreklidir.
Onlardan bazı zümrelere, kendilerini sınamak için, dünya hayatının süsü olarak verdiğimiz şeylere imrenme. Rabbinin rızkı daha hayırlıdır ve kalıcıdır.
(Ey Nebim!) Onlardan bazı gruplara, kendilerini denemek (üzere fitne olması) için yararlandırdığımız dünya hayatının süsüne gözünü dikme. Senin Rabbinin rızkı daha hayırlı ve daha devamlıdır.
Ve onları, bunlara sınamak için dünya yaşayışının ziyneti olarak faydalandırdığımız malamenale gözünü dikme ve Rabbinin rızkı, hem daha hayırlıdır, hem daha sürekli.
Ve onların içlerinden bir sınıfa, kendilerini sınamak için verdiğimiz dünya hayatına mahsus lükse, gösterişe ve görkeme gözünü dikme. Çünkü Rabbinin sana sağladığı rızık, daha hayırlı ve daha kalıcıdır.
Sakın, kendilerini ağır imtihanlarla denemek için, kâfirlerden bir kısmını faydalandırdığımız dünya hayatının çekiciliğine gözlerini dikme, tamah etme. Rabbinin vereceği rızık daha hayırlı ve daha devamlıdır.
Kendilerini imtihan etmek için onlardan bazılarını yararlandırdığımız dünya hayatının süslerine gözlerini dikme. Rabbinin rızkı daha hayırlı ve daha süreklidir.
131.İbnu Ebi Şeybe, İbnu Merdeviye, Bezzar ve Ebu Ya`la Ebu Rafi`(r.a.)`in şöyle söylediğini rivayet etmişlerdir: "Resulullah (a.s.) bir adamı misafir etti. Beni de yahudilerden bir adama: "Bana Receb ayının hilaline (başlangıcına) kadar bana bir miktar ödünç un ver" diye gönderdi. Adam: "Karşılığında bir şeyi rehin vermedikçe vermem" dedi. Ben Resulullah (a.s.)`a gelerek durumu kendisine bildirdim. Bunun üzerine Resulullah (a.s.): "Vallahi, eğer onu bana satsaydı veya ödünç olarak verseydi mutlaka öderdim. Ben göklerde de güvenilir olarak bilinmekteyim, yerde de güvenilir olarak bilinmekteyim" diye buyurdu. Ben daha yanından çıkıncaya kadar bu ayeti kerime indirildi."
Ali Bulaç
Onlardan bazı gruplara, kendilerini denemek için yararlandırdığımız dünya hayatının süsüne gözünü dikme. Senin Rabbinin rızkı daha hayırlı ve daha süreklidir.
Kâfirlerden bir kısmına, dünya hayatının zîneti olarak verdiğimiz ve onları bundan fitneye düşürmek için, kendilerine fayda temin ettiğimiz şeye (mal ve saltanata) sakın rağbetle bakma. Rabbinin (ahiretteki) rızkı daha hayırlı ve daha devamlıdır.
Sakın, kendilerini denemek için, onlardan bazı çevreleri dünya hayatının çiçeğiyle faydalandırdığımıza gözünü dikme. Çünkü Rabbinin verdiği rızık daha yararlı ve daha süreklidir.
Onları sınamakçin, dünya dirliğinin, türlü süslerinden birtakım kimselere vermiş olduğumuz şeye göz dikme, Tanrının vermiş olduğu azık hem daha hayırlı, hem süreklidir
O inkârcılardan, kendilerini denemek için dünya hayatının (makam, para ve çoluk çocuk gibi) süsleriyle yararlandırdığımız kimselere gözlerini dikme! Rabbinin nimeti çok daha yararlı ve çok daha kalıcıdır.
Kendilerini sınamak için, dünya hayatının süsü olarak bol bol geçimlik verdiğimiz kimselere sakın göz dikme, Rabbinin rızkı daha iyi ve daha devamlıdır.
Sakın, kendilerini denemek için onlardan bir kesimi faydalandırdığımız dünya hayatının çekiciliğine gözlerini dikme! Rabbinin nimeti hem daha hayırlı, hem de daha süreklidir.
Onların bazılarına, sınamak için verdiğimiz dünya hayatının süslerine gözünü dikme. Rabbinin senin için hazırladığı nimetler daha iyidir ve süreklidir.
Kâfirlerden bir kısmına, onları sınamak için dünya hayatının zineti olarak verdiğimiz ve onunla kendilerini geçindirdiğimiz şeye (mal ve saltanata) sakın rağbetle bakma. Rabbinin (ahiretteki) rızkı daha hayırlı ve daha devamlıdır.
Ve sakın öyle şey'e gözlerini uzatma ki biz onun hakkında kâfirleri fitneye düşürmek için onunla bir kaç çiftini Dünya hayatın cici bicisinden zevkıyab etmişizdir, halbuki rabbının rızkı hem daha hayırlı, hem daha bakalıdır
Onlardan (kâfirlerden) bir sınıfa, kendilerini fitneye düşürmemiz için, (verdiğimiz ve) fâidelendirdiğimiz (bu) dünyâ hayaatına âid zînetlere ve debdebelere sakın iki gözünü dikme. Rabbinin rızkı hem daha hayırlı, hem daha süreklidir.
Onlardan (o kâfirlerden) bazı sınıfları imtihân etmek için kendilerini onunla faydalandırdığımız dünya hayâtının süsüne de, sakın gözlerini dikme; Rabbinin rızkı hayırlıdır ve daha devamlıdır.
Onları denemek için, verdiğimiz bolca nimetlere ve dünyanın süsü olan gösterişli şeylere gözlerini dikme. Rabbinin sana verdiği rızık daha hayırlı ve daha kalıcıdır.
Onların içlerinden bir sınıfa, kendilerini mihnete düşürmek için dünya diriliğinin debdebesi olmak üzere verdiğimiz servet ve saadete sakın gözlerini dikme [⁶], Rabbinin rızk ve nimeti daha iyidir. Daha süreklidir.
İsmail Hakkı İzmirli Tâhâ Suresi 131. Ayet Açıklaması
[6] Gıpta ile bakma.
Kadri Çelik
Sakın, kendilerini denemek için onlardan bir kesimi faydalandırdığımız dünya hayatının çekiciliğine gözlerini dikme! Rabbinin nimeti hem daha hayırlı, hem de daha süreklidir.
Ve sakın ola ki, onlardan bazı zümrelere, sırf kendilerini sınamak içingeçici olarak verdiğimiz dünya hayatının göz kamaştırıcı cazibesine gözünü dikip de, bu nîmetleri elde etme adına Allah yolunda göstermen gereken fedâkârlığı sekteye uğratmayasın; hak ve adâletin egemen olması için verdiğin mücâdelede, bir an olsun gevşekliğe düşmeyesin!Unutma ki, Rabb’inin sana bu dünyada bağışladığı mütevazı, fakat helâl ve temiz geçimlikler ve âhirette bağışlayacağı sonsuz nîmetler,insanı azdıran lüks ve şatafattan hem daha hayırlı, hem daha kalıcıdır.
Onları sınamamız için Dünya Hayatı’nın güzel çiçekleri olarak çiftler halinde donattıklarımıza gözlerini uzatma!
Senin rabbinin rızkı en hayırlı ve en bâkî / kalıcıdır.
O (kâfirlerden) bir kaçını, imtihan etmek için yararlandırdığımız dünya hayatının süslerine gözünü dikme. Senin Rabbinin rızkı, hem daha hayırlı, hem de daha süreklidir.
Ve sakın, pek çoklarına, 115 (sadece) onları sınamak için, avunsunlar diye verdiğimiz dünya hayatına mahsus şu ya da bu parlaklığa, görkeme gözünü dikme; çünkü Rabbinin [sana] sağladığı rızık, daha hayırlı ve daha kalıcıdır. 116
Onlardan bir kısmına sırf sınamak için verdiğimiz dünya hayatının aldatıcı görkemine gıpta etme zira Rabbinin sana verdiği nimetler daha hayırlı ve daha kalıcıdır. 9/85, 15/88, 18/29-46
Ve onlardan kimi çiftlere[2663] kendilerini sınamak için verdiğimiz bu dünya hayatının aldatıcı parlaklığına[2664] gözlerini dikme: zira senin Rabbinin (sana verdiği) nimet,[2665] çok daha yararlı ve çok daha kalıcıdır.
Mustafa İslamoğlu Tâhâ Suresi 131. Ayet Açıklaması
[2663] Yani: “kimi kadın ve erkeklere..”
[2664] Meta’ için bkz: 13:26, not 36.
[2665] Rızık, insanın elde edince sevineceği her tür değerdir. Bu açıdan rızık “nimet”tir ve sadece maddî olanla sınırlı olmayıp mânevî değerleri de içerir. Allah Rasûlü’ne doğrudan hitap eden bu âyet, en büyük rızık olan vahiy ve nübüvvete dikkat çeker.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve gözlerini uzatma o şeye ki onunla kâfirlerden bazı zümreleri dünya hayatının bir ziyneti olmak üzere faidelendirmişizdir, onları o şeyde imtihana tâbi tutmak için ve Rabbin ise hayırlıdır ve daha devamlıdır.
Onlardan bazı zümrelere, sırf kendilerini denemek için verdiğimiz dünya hayatının süslerine gözünü dikme! Rabbinin sana verdiği nimet, hem daha hayırlı ve değerli, hem de daha devamlıdır. [15, 88; 93, 5]
Dünya hayatının süsü olarak, kendilerini imtihan için üst üste nimetler verdiğimiz kişilere imrenme. Rabbinin verdiği rızık daha hayırlı ve daha kalıcıdır.
Onlardan bir kısmına, kendilerini sınamak için nasip ettiğimiz dünya hayatının gösterişine gözünü dikme. Rabbinin rızkı daha hayırlı ve daha süreklidir.
Onlardan bazı çiftlere, kendilerini imtihan etmek için iğreti hayatın süsü olarak verdiğimiz nimetlere gözlerini dikme! Rabbinin rızkı hem daha hayırlı hem daha süreklidir.