Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 2426, sondan 3811. ayet; 20. sure ve Tâhâ Suresinin 78. ayetidir. Tâhâ Suresi 78. ayetinin kelime sayisi 8, harf sayısı 37 ve toplam ebced değeri ise 4076 olarak hesaplanmıştır. Tâhâ Suresinin toplam ebced değeri 387758 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure طه hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ط (0) ه (4) bulunuyor.
Hz. Mûsâ’nın Allah’ın lutfuyla İsrâiloğulları’nı Firavun’un zulmünden kurtarması ve bunun için denizin ortasından yol açılması mûcizesine Kur’ân-ı Kerîm’in değişik yerlerinde farklı ifadelerle değinilmiştir (Firavun’un kimliği, boğulması, âyetteki “deniz” ile nerenin kastedildiği hakkında bk. A‘râf 7:135-136; Yûnus, 12:90-93; Ömer Faruk Harman, “Firavun”, DİA, XIII, 118-121).
Mehmet Okuyan
Firavun, askerleriyle birlikte onların peşine düşmüştü. Denizde onları kuşatan şey (felaket) onları kuşatmıştı.
Musa, İsrailoğullarıyla beraber yola koyulunca, Firavun, ordularıyla onların peşine düştü, deniz de onları, tamamıyla kuşatıp kapladı, boğulup gittiler.
Firavun askerî erkânı ve ordularıyla hemen onları takip etti. Deniz o günahkâr orduları ve başındaki ilâhî kuralları tanımayan diktatörleri boğup, yutuverdi.
Derken Fir'avun ordusuyla onların peşine düştü (ve onlar da açılan yoldan denize girdiler). Bunun üzerine denizden onları kaplayan şey, kaplayıverdi (de hepsi boğulup helâk oldular).
Derken, onların Mısır’dan çıktığını haber alan Firavun, ordularıyla onların peşine düştü ve Kızıldeniz’e varırlarken onlara yetişti. Mûsâ asâsıyla denize vurdu, deniz ikiye yarıldı ve İsrail Oğulları açılan yoldan yürümeye başladılar. Bunu gören Firavun, ordusuyla birlikte peşlerinden atıldı. İsrail Oğulları tam karşı kıyıya ulaşmışlardı ki, dev dalgalar Firavunun üzerine kapandı ve deniz, onları tamamen kuşatıp hepsini bir anda yutuverdi.
1 Son bölüm, “denizden onları içine alan şey onları boğdu” diye de tercüme edilebilir.
Muhammed Esed
(Musa İsrailoğulları'yla beraber yola koyulunca) Firavun, ordularıyla onların peşine düştü, ama sonunda onları içine alıp boğması mukadder olan deniz onları yutuverdi. 62
[2603] Deyimsel bir ifade olan bu kalıp, olması kararlaştırılan bir şeyin sonunda olup bittiğini ifade eder. Bu adeta kaçınılmaz bir görevin yerine getirilmesi imasıdır ki, burada suya ‘kendisine verilen emri yerine getiren özne’ rolü yüklenmesi hayli dikkat çekicidir. Zımnen: İradeli müslümanın başı sıkıştığında, iradesiz müslüman olan deniz yardımına koşacaktır (Bu su için bkz: 2:50, not 91).
Ömer Nasuhi Bilmen
Derken Fir'avun ordusuyla onların arkasına düştü. Artık kendilerini (Fir'avun ile ordusunu) denizden saran sarıverdi.