Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 2529, sondan 3708. ayet; 21. sure ve Enbiyâ Suresinin 46. ayetidir. Enbiyâ Suresi 46. ayetinin kelime sayisi 12, harf sayısı 47 ve toplam ebced değeri ise 3357 olarak hesaplanmıştır. Enbiyâ Suresinin toplam ebced değeri 351301 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
ولئن مستهم نفحة من عذاب ربك ليقولن يا ويلنا انا كنا ظالمين
Andolsun, onlara Rabbinin azabından 'ufacık bir esinti' (bir kasırga yeli bile) dokunacak olsa kesinlikle; "Eyvahlar bize, gerçekten bizler zulme sapanlarmışız" diyeceklerdir.
Onlara, Rabbinin azâbından ufak bir esinti dokunsa hiç şüphesiz:
“Vah bize, hakikaten biz şirkte, inkârda, isyanda ısrar eden zâlim kimselermişiz” derler.
Andolsun, onlara Rabbinin azabından 'bir ufak esinti' dokunacak olsa hiç tartışmasız; 'Eyvahlar bize, gerçekten bizler zulme sapanlarmışız' diyecekler.
Andolsun, onlara Rabbinin azabından bir ufak esinti dokunacak olsa hiç tartışmasız; “Yazıklar olsun bize! Gerçekten bizler zulme sapanlarmışız” derler.
(1)“Kur’ân’ın nazmında (lafızlarının dizilişinde) bir cezâlet-i hârika (hârika bir intizam) var. O nazımdaki cezâlet ve metâneti (sağlamlığı), ‘İşârâtü’l-İ‘câz’da baştan aşağıya kadar bu cezâlet-i nazmiyeyi beyân eder. (...) Meselâ: وَلَئِنْ مَسَّتْهُمْ نَفْحَةٌ مِنْ عَذَابِ رَبِّكَ [And olsun ki, onlara Rabbinin azâbından hafif bir kokucuk, azıcık dokunsa] Bu cümledeki, azâbı dehşetli göstermek için en azının şiddetle te’sîrini göstermekle göstermek ister. Demek taklîli (azaltmayı) ifâde edecek cümlenin bütün hey’etleri de(kısımları da) bu taklîle bakıp ona kuvvet verecek. İşte لَئِنْ lafzı, teşkîktir (şübhe vermektir). Şek (şübhe), kıllete (azlığa) bakar. مَسَّ lafzı, azıcık dokunmaktır. Yine kılleti ifâde eder. نَفْحَةٌ lafzı, maddesi bir kokucuk olup kılleti ifâde ettiği gibi, sîgası(kalıbı) bire delâlet eder. Masdar-ı merre ta‘bîr-i sarfiyesinde (sarf ilminin masdar-ı merre ta‘bîrince) biricik demektir, kılleti ifâde eder. نَفْحَةٌ deki tenvîn-i tenkîri (belirsizlik ma‘nâsı veren tenvin) taklîli içindir ki, o kadar küçük ki, bilinemiyor demektir.*مِنْ lafzı, teb‘îz içindir, bir parça demektir. Kılleti ifâde eder. عَذَابِlafzı, nekâl, ikāba (şiddetli azâba) nisbeten hafif bir nevi‘ cezâdır ki, kıllete işâret eder. رَبِّكَ [Rabbin] lafzı, Kahhâr, Cebbâr, Müntakīm’e bedel (kahredici, zorlayıcı ve intikām alıcı yerine) yine şefkati ihsâs etmekle (hissettirmekle) kılleti işâret ediyor. İşte bu kadar kılletteki bir parça azab böyle te’sîrli ise, ikāb-ı İlâhî (Allah’ın şiddetli azâbı) ne kadar dehşetli olur kıyâs edebilirsiniz diye ifâde eder.” (Zülfikār, 25. Söz, 6)
İlyas Yorulmaz
Rabbinin azabından bir parça onlara isabet etse, hemen “Yazıklar olsun bize, haksızlık yapanlardan (zalimlerden) olduk” derler.
Onlara Rabb’inin azâbından ufacıkbir esinti bile dokunuverse, derhal “Eyvahlar olsun bize; meğer biz ne zâlimmişiz!” diye feryadı basarlar. Peki, ya Büyük Mahkemede ne yapacaklar?
Eğer Rabbinin azabı onlara hafiften dokunsa hemen: – Yazıklar olsun bize! Bu çağrıya sağır kesilerek gerçekten zalimlik ederek yanlışta ısrar etmiştik, derler. 6/31, 10/13...17, 11/120, 14/44- 45, 39/56, 91/14-15
Fakat, Rabbinin azap rüzgârından onlara bir efilti dokunsa, hemen “Yazıklar olsun bize!” derler, “Meğerse biz, zulmü karakter haline getirmişiz!”[2726]
Mustafa İslamoğlu Enbiyâ Suresi 46. Ayet Açıklaması
[2726] Zulmün birine isim olarak verilebilmesi için, o kişinin zulmü içselleştirmesi, karakter haline getirmesi gerekir. Zâlimîn (t. zâlim) ism-i failini çevirimizin gerekçesi budur.
Ömer Nasuhi Bilmen
Andolsun ki, Rabbinin azabından hafif bir şey onlara dokunacak olsa elbette diyeceklerdir ki: «Eyvah bizlere! Şüphe yok ki, biz zalimler olmuştuk.»
Eğer onlara Rabbinin azabından bir esinti bile dokunsa: “Eyvah, yazıklar olsun bize, biz gerçekten kendimizi bu azaba müstahak etmekle kendimize zulmetmişiz! ” derler.
Bu âyet Kur’ân’ın icazına, pek veciz ve özlü beyanına açık örneklerden birini teşkil eder: Bu cümleden esas maksat, pek az bir azap ile fazlaca korkutmaktır. Onun için cümlenin her kelimesi o maksadı pekiştirir. Şöyle ki 1. in: Şart edatı, azabın azlığına ve önemsizliğine işarettir. 2. Nefha hem bir defaya ait sigası, hem de tenvîni ile azabın önemsizliğini ima eder. 3. Mess hafif dokunma demektir. 4. kısmilik bildiren min edatı. 5. Nekâl ve ikab gibi kelimeler yerine azab kelimesi. 6. Allah’ın Rab isminin ifade ettiği şefkat, hudutsuz şefkatin izin verdiği bir azap, nisbeten hafif bir azap sayılır.
Süleyman Ateş
Andolsun, onlara Rabbinin azabından bir esinti dokunsa, "Eyvah bize, biz gerçekten zalimlermişiz," derler.