Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan
2551, sondan
3686. ayet;
21. sure ve
Enbiyâ Suresinin
68. ayetidir.
Enbiyâ Suresi 68. ayetinin kelime sayisi
7, harf sayısı
35 ve toplam ebced değeri ise
2109 olarak hesaplanmıştır.
Enbiyâ Suresinin toplam ebced değeri
351301 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
قالوا حرقوه وانصروا الهتكم ان كنتم فاعلين
قالواحرقوهوانصرواالهتكمانكنتمفاعلين
Kâlû harrikûhu vensurû âlihetekum in kuntum fâ’ilîn(e)
(İçlerinden bazıları), “Eğer (bir şey) yapacaksanız, onu yakın da ilâhlarınıza yardım edin” dediler.
Putperestlerin İbrâhim’e, “Sen bunların konuşmadığını pekâlâ biliyorsun” demeleri, açıkça kendilerinin de tanrılarının âcizliğini itiraf etmelerinden başka bir şey değildi. Dolayısıyla bu cevap İbrâhim’e, onların inançlarının ne kadar anlamsız ve saçma olduğunu yüzlerine vurma fırsatı verdi. 66-67. âyetlerde onun bu konudaki eleştirisi nakledilmektedir. Ancak taassupları sebebiyle bu eleştiriye tahammül edemeyen putperestler İbrâhim’i yakmaya karar verdiler ve böylece tanrılarının onları koruması gerekirken, onlar tanrılarını korumak istediler. Rivayete göre İbrâhim’i yakmak için kavmi büyük bir ateş yakıp onu mancınıkla ateşe fırlattılar; ancak Allah’ın bir mûcizesi olarak ateş onu yakmadı.
(Bir kısmı) “(Bir iş) yapacaksanız, onu (İbrahim’i) yakın da ilahlarınıza yardım edin!” demişti.
Putperestler, “Eğer bir şey yapacaksanız, onu yakın da, tanrılarınıza yardım edin” dediler.
Halk: “Eğer yapabilirseniz, onu yakın! İlahlarınızın intikamını alın!” dediler.
(Kâfirler hiddetlenip) Dediler ki: “Eğer (bir şey) yapacaksanız, onu yakın ve ilahlarınıza yardımda bulunun.” (Âleme de ibret olsun diyerek korkunç bir ateş hazırlayıp Hz. İbrahim’i içine mancınıkla fırlatmışlardı.)
Bir şey yapacaksanız dediler, yakın onu da mabutlarınıza yardım edin.
Onlar: “Eğer İbrahim'e ceza olarak birşey yapacaksanız, O'nu yakın ki, tanrılarınıza arka çıkın ve yardımcı olun” dediler.
Bir kısmı, saray ileri gelenleri:
“Eğer bir şey yapmakta kararlı iseniz, şunu yakın da, tanrılarınıza yardım edin, öclerini alın” dediler.
bk. Kur’ân-ı Kerim,
29:24.
Dediler ki: "Eğer bir şey yapacaksanız, onu yakın da ilahlarınıza yardım edin!"
Dediler ki: 'Eğer (bir şey) yapacaksanız, onu yakın ve ilahlarınıza yardımda bulunun.'
(Nemrud ve kavmi şöyle) dediler: “- Bunu (İbrâhîm'i) yakın da İlâhlarınızın öcünü alın; eğer bir iş yapacaksanız...”
Onlar: “Onu yakın ve ilahlarınıza yardım edin, eğer (bir şey) yapacaksanız…” dediler. (Onlar, onu ateşe atınca;)
Dediler ki: «Eğer yapacaksanız, onu yakarak, yardım edin Tanrılarınıza»
(Onlardan bazıları:) “Eğer yapacağınız bir şey varsa, o da bunu (İbrahim'i) yakmaktır. Böyle yapın da tanrılarınıza sahip çıkın!” dediler.
Bkz.
29:24Bazılarının yaptığı bu teklif kabul edildi ve Hz. İbrahim’in yakılmasına karar verildi. Ancak Hz. İbrahim’in yakılmak üzere ateşe atılıp atılmadığına dair 69. ayetten başka Kur’an’da kesin bir kayıt bulunmamaktadır. Bu ayet de İbrahim’in ateşe atılması konusunda çok açık değil. Evet Allah ateşe serin ve selamet ol” diye emir verdi ama İbrahim ateşe atıldı mı? Ankebût
29:24 ayetinde; “Allah, onu ateşten kurtardı” buyruluyor. Bu ifade, onun ateşe atılmadığını gösteriyor. Eğer ateşe atılsaydı; “ateşe atılan İbrahim’i yanmaktan kurtardı” buyurulurdu. Ateşin serin ve selamet olması Hz. İbrahim’in bundan sonraki hayatında tevhid inancının inşasında öncülük ve rehberlik edeceğine ve hidayet yolunda önünün açılacağına da delalet edebilir.
Onlar: "Bir şey yapacaksanız, şunu yakın da tanrılarınıza yardım edin" dediler.
(Bir kısmı:) Eğer iş yapacaksanız, yakın onu da tanrılarınıza yardım edin! dediler.
Hz. İbrahim’in kavmi, bu teklifi kabul ederek onu yakmak için büyük bir ateş hazırladılar ve eli kolu bağlı olarak ateşe attılar. İbrahim (a.s.) ise, «Bana Allah’ın sahip çıkması yeter; O, ne güzel bir sahip!» diyerek Allah’a sığınıyordu.
"Bir şey yapacaksanız onu yakın da tanrılarınızı destekleyin," dediler.
Onlar: "Bir şey yapacaksanız, şunu yakın da tanrılarınıza yardım edin" dediler.
Siz bunu, dediler: yakın da ilâhlarınızın öcünü alın, bir iş yapacaksınız
Dediler: «Onu yakın! (bu suretle) Tanrılarınıza yardım edin, eğer (bir iş) yapanlarsanız».
(Bazıları:) “Eğer (bir iş) yapacak kimseler iseniz, onu yakın da ilâhlarınıza yardım edin!” dediler.
Kavmi “İbrahim’i ateşe atın. Eğer onu yakarsanız, ilahlarınıza yardım etmiş olursunuz” dediler.
Nemrûdi/ler, mâbutlarınıza yardım edecekseniz onu yakın, mâbutlarınıza yardım edin.
Dediler ki: “Eğer (bir şey) yapacaksanız, onu yakın ve ilahlarınıza yardımda bulunun.”
Bunun üzerine, küfrün elebaşları, halkı kışkırtarak, “Bu adamın hakaretlerine daha ne kadar sessiz kalacaksınız?” dediler, “Haydi, durmayın; onurunuzu kurtarmak için bir şeyler yapacaksanız, bari onu ateşe atın da, böylece ilâhlarınıza arka çıkın!”Böylece, dev bir ateş hazırladılar ve İbrahim’i mancınığa koyup ateşin ortasına attılar. Fakat bilmiyorlardı ki, Allah dilemedikçe ateş yakamaz, bıçak kesemez, kurşun öldüremezdi. Nitekim:
Dediler ki:
-“Yapacaksanız, onu yakın; ilahlarınıza yardım edin!”.
(Onlardan bir kısmı): “Eğer siz bir iş yapacaksanız, (haydi) onu yakarak ilâhlarınıza yardımda bulunun.”1 dediler.
1 Kâfirlerin menfaatleri uğruna yaptıkları zulümleri, daima uydurma ilâhları adına yaptıklarını söyleme gelenekleri, tarih boyunca hiç değişmemiştir. Böylece bu kâfirler, güya tanrılarına yardım ediyor görüntüsü vererek aslında hiç de inanmadıkları ilâhlarının sırtından geçiniyorlar ve bunu insanlar üzerinde bir zulüm aracı olarak kullanıyorlar. İnsanlar, birilerini ilâhlaştıranların da ona tapınmayı emredenlerin de aynı kimseler olduğunun, İbrahim gibi farkına varıp tavırlarını koyamıyorlar.
“Eğer (bir şey) yapacaksanız” dediler, “bari o'nu yakın da, böylece tanrılarınıza arka çıkmış olun!”
Onlar, “Eğer bir şey yapacaksanız onu yakın böylece ilahlarınıza sahip çıkmış olursunuz.” dediler. 21/51...67
“Onu yakın!” diye bağrıştılar; “İlle de bir şey yapacaksanız (böyle yapın) ki, ilâhlarınızı desteklemiş olasınız!”[2740]
[2740] Carî üslûp gereği “tanrılarınız” kelimesi, “tanrılarımız” şeklinde anlaşılmalıdır.
Dediler ki: «O'nu yakınız ve ilâhlarınıza yardım ediniz. Eğer yapacak kimseler iseniz.»
“Eğer yapacağınız bir şey varsa, dediler, o da bunu yakmaktır. Böyle yapın da tanrılarınıza sahip çıkın! ” [29, 24]
Dediler: "Onu yakın, tanrılarınıza yardım edin, eğer bir iş yapacaksanız."
Dediler ki “Bir şey yapacaksanız, yakın şunu! Yakın da ilahlarınıza destek verin.”
-Eğer bir şey yapacaksanız, şunu yakın da, ilahlarınıza yardım edin, dediler.
“Eğer bir iş yapacaksanız,” dediler, “onu yakarak tanrılarınıza yardımcı olun.”
Dediler: "Yakın bunu! Eğer bir şey yapacak kişilerseniz, ilahlarınıza yardım edin."
eyittiler “göyündürüñ ibrāhįm’i daħı arķa virüñ Tañrılaruñuza eger olduñuz-ise eyleyiciler.”
Eyitdiler: İbrāhīmi oda yanduruñuz ve nuṣret eyleñüz ma‘būdlaruñuza egerişler‐ señüz, didiler.
(Nəmrud və ətrafındakılar öz camaatına) belə dedilər: “Əgər (tapındıqlarınıza yardım göstərmək, onları xilas etmək üçün) bir iş görəcəksinizsə, onu (İbrahimi) yandırın və tanrılarınıza kömək edin!”
They cried: Burn him and stand by your gods, if ye will be doing.
They said, "Burn him and protect your gods, If ye do (anything at all)!"