Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan
2563, sondan
3674. ayet;
21. sure ve
Enbiyâ Suresinin
80. ayetidir.
Enbiyâ Suresi 80. ayetinin kelime sayisi
10, harf sayısı
45 ve toplam ebced değeri ise
2639 olarak hesaplanmıştır.
Enbiyâ Suresinin toplam ebced değeri
351301 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
وعلمناه صنعة لبوس لكم لتحصنكم من بأسكم فهل انتم شاكرون
وعلمناهصنعةلبوسلكملتحصنكممنبأسكمفهلانتمشاكرون
Ve’allemnâhu san’ate lebûsin lekum lituhsinekum min be/sikum(s) fehel entum şâkirûn(e)
Bir de Davud’a, sizin için, zırh yapma sanatını öğrettik ki, savaşlarınızda sizi korusun. Şimdi siz şükrediyor musunuz?
“Zırh” diye çevirdiğimiz lebûs kelimesi sözlükte “zırh, kılıç, mızrak gibi silâhlar, giysi veya giysiler” anlamlarına gelmektedir. Burada zırh mânasında kullanılmıştır. Müfessirler bu bağlamda âyetteki be’s kelimesine bizim de tercih ettiğimiz “savaş” anlamını vermişlerdir (Râzî, XXII, 200; Şevkânî, III, 471). Rivayete göre Dâvûd aleyhisselâmdan önce zırhlar rahat kullanışlı olmayan levhalar halinde idi. Dâvûd ilk defa demiri yumuşatarak halkalar yapmış ve bu halkalardan kullanışlı zırh üretmiştir (krş. Sebe’
34:10-11). Be’s kelimesinin “darlık, sıkıntı, bedbahtlık” anlamlarını, buna bağlı olarak lebûs kelimesinin de “giysi” anlamını tercih ederek âyete mecazi anlamda “takvâ giysisi” mânasını verenler de vardır. Bu mânayı tercih eden Muhammed Esed şöyle der: “Bu anlamda yorumlandığı zaman yukarıdaki âyet, Allah’ın Hz. Dâvûd’a, yandaşlarını, hem birbirlerine karşı duydukları korkuya hem de bilinmeyene karşı duydukları bilinçaltı korkulara karşı koruyacak derin bir takvâ ile (Allah’a karşı sorumluluk bilinci ile) eğitme sanatını öğrettiğini ifade etmektedir” (II, 659; Dâvûd hakkında bilgi için bk. Bakara
2:251; Neml
27:15).
Ona, savaştan (düşmandan) sizi koruması için zırh yapmayı öğretmiştik. (Artık) şükredecek misiniz?
Benzer mesaj: Sebe’
34:10-11.
Dâvûd'a, sizi her türlü korkuya karşı koruması için zırh yapmayı öğrettik. Bütün bunlar için şükrediyor musunuz?
Ona; sizi, sizin şiddetinizden koruyacak elbise¹ yapma sanatını öğrettik. Öyleyse şükredenler misiniz?
Bir de Ona (Davud’a) harbin şiddetinden korunmanız için elbise (zırh) yapma sanatını (ve tekniğini) öğrettik (ki), bunlara karşılık siz şükredenlerden misiniz? (Deneyip görelim.)
Ve ona, sizi savaşlarda koruması için zırh yapma sanatını öğrettik, hala mı şükretmezsiniz?
Dâvûd Peygamberin, zırh yaparak sattığı ve bu satışın parasıyla geçindiği rivâyet edilmiştir.
Davud'a, sizin için zırh yapmak sanatını öğrettik. Peki bütün bunlar için şükrediyor musunuz?
Ona, sizi savaşta koruması için zırh yapma tekniğini öğrettik. Artık şükredecek misiniz?
bk. Kur’ân-ı Kerim,
34:9-11.
Ona, sizi savaşların şiddetinden korusun diye sizin için zırh yapmayı öğrettik. Ama siz şükrediyor musunuz?
Ve sizin için ona, zorlu-savaşınızda sizi korusun diye, '(madeni) giyim-sanatını' öğrettik. Buna rağmen siz şükredenler misiniz?
Bir de Davud'a, sizi harbin şiddetinden korumak için zırh-elbise sanatını öğrettik. şimdi siz, şükrünü yapıyor musunuz?
Davud’a sizin için zirh yapma sanatını da öğrettik. Ki sizi savaşlarda korusun. Artık şükretmeyecek misiniz?
Savaşta sizleri korumak için ona biz, zırh sanatı da öğrettik, şükretmez misiniz?
Bir de Davud'a, savaş sıkıntılarınızdan sizi koruması için zırh yapma sanatını öğretmiştik. Artık (bütün bunlar için) şükredecek misiniz?
Ona, sizi savaşta korumak için zırh yapma sanatını öğrettik, artık şükreder misiniz?
Ona, savaş sıkıntılarınızdan sizi koruması için zırh yapmayı öğrettik. Artık şükredecek misiniz?
Ve sizi savaşlarınızda korusun diye ona zırh yapmayı öğrettik. Artık şükreder misiniz?
Ona, sizi savaşta korumak için zırh yapma sanatını öğrettik, artık şükreder misiniz?
Bir de ona sizin için sizi harbinizin şiddetinden korusun diye giyecek san'atı ta'lîm etmiştik, şimdi siz şükrüne eda ediyor musunuz?
Biz ona sizin için, sizi muhaarebenizin şiddetinden korumak için giyecek (zırh) san'atını öğretdik. Şimdi siz (bundan dolayı) şükredenler misiniz?
Ona, savaşınız(ın şiddetin)den sizi korusun diye sizin için giyecek (zırh) yapma san'atını öğrettik. Şimdi siz şükreden kimseler misiniz?
Savaşlarda sizi sıkıntılardan koruması için, Davud’a elbise (zırh) yapımını öğrettik. Siz hala şükretmeyecek misiniz?
Davud/a saldırmanızdan korumak için size yarayacak zırh yapmak san/atını da öğrettik. Artık bu nimete şükür ediyor musunuz?
Ve sizin için ona, zorlu savaşınızda sizi korusun diye zırh yapma sanatını öğrettik. Buna rağmen siz şükredenler misiniz?
Ayrıca Davud’a, demiri eritip şekillendirme imkân ve becerisi vererek savaşta sizi düşman saldırısından koruyacak örme zırh yapma sanatını öğrettik. İşte Biz, insanoğlunu böyle üstün yeteneklerle donattık,fakat siz, bunca nîmetler karşısında Rabb’inize gereğince şükrediyor musunuz?
Sizi tehlikelerden koruması için ona “zırh sanatını” da öğrettik.
Peki, siz şükredecek durumda mısınız?
Ve ona, savaşın tehlikelerinden sizi koruması için zırh yapma sanatını da (Biz) öğrettik (de ne oldu, bu nîmetlerin karşılığında) Allah’a şükredebiliyor musunuz sanki?
Ve sizin için o'na, sizi her türlü korkuya karşı [Allah'a karşı sorumluluk bilinci giysisiyle] zırhlandıracak (üstün) bir korunma sanatı öğrettik; peki, [bütün bunlar için] şükrediyor musunuz? 74
Yine biz Davud’a, savaşta kılıç darbelerinden korunmanız için kullanacağınız zırh yapma sanatını öğrettik. Peki, şimdi siz, bu nimetlerin hakkını veriyor musunuz? 34/10- 1
Ve Biz ona, sizi korku ve zilletten kahredecek her belaya karşı koruyacak (mânevî) savunma araçları geliştirmeyi öğrettik:[2754] Hal böyleyken siz (gereği gibi) şükrediyor musunuz?
[2754] Be’s kökünden türetilen beîs, vahyin “alçak maymunluk” dediği İsrâiloğullarının taklit hastalığına atıf için kullanılır (Krş:
7:165-166, not 130). Lebûs, “giysi” mânasındaki libas ile aynı köktendir (Râzî). Ebu Ubeyde bu kelimenin Arap dilinde “tüm silahlar için” kullanıldığını söyler ve Taberî de isim vermeden bu görüşe aynen katılır. Fakat tefsir geleneğinde sadece Katâde’nin yorumuna dayanarak “zırh” anlamı şöhret bulmuş ve yine Katâde’ye ait “Hz. Dâvud demir zincirlerden örülü zırhı ilk yapan kişiydi” yorumu standart yorum haline gelmiştir. Tarihî veriler Hz. Dâvud’dan çok önceleri zırh yapımının bilindiğini göstermektedir. Buradaki lebûsun anlam alanı A’râf 26’daki libasu’t-takvâ terkibindeki libas ile örtüşür. Buna göre âyet, Allah’ın Dâvud’a, mü’minlerini hem birbirlerine karşı duydukları korkudan hem de bilinmeyene karşı duydukları güdüsel korkulardan korunma yöntemini öğrettiğini ifade eder (Esed). Be’sin daha çok mânevî musibetler için kullanıldığı hatırlanırsa, bu yorum daha makul görünmektedir. Nebevî hüküm ve ilimden söz eden pasajların ardından bağlama uygun olan da budur (Krş:
34:10-11, notlar 15, 16).
Ve sizin için, sizi savaşlarınızın şiddetinden korusun diye giyilecek zırh san'atını O'na (Hazreti Dâvud'a) tâlim ettik. Artık sizler şükrediciler misiniz?
Bir de sizi savaşınızın şiddetinden koruması için ona, zırh yapma sanatını öğrettik. Peki bütün bunlar için şükrediyor musunuz? [34, 9-11]
Davud (a.s.)’dan önce de zırh vardı, fakat plak halinde idi. Zırhı, kumaş gibi dokuyup zincirle tutturma işini o başlattı. Rivayete göre o Cenab-ı Allah’tan elinin emeği ile bir geçim vesilesi dileyince O da kendisine zırh yapmayı ilham etmişti.
Ona, sizi, savaşın şiddetinden korumak için zırh yapmayı öğretmiştik. Ama siz şükrediyor musunuz ki?
Sizi darbelere karşı korusun diye zırhlı elbise yapma sanatını da Davud’a öğretmiştik. Artık görevlerinizi yerine getirirsiniz, değil mi?
O'na sizi savaşta koruması için zırh yapma sanatını öğrettik. Peki siz, şükrediyor musunuz?
Sizi savaşlarınızın şiddetinden koruması için zırh yapma sanatını da ona Biz öğrettik. Artık şükredecek misiniz?
Ona, sizi sizin şiddetinizden koruyacak olan zırh yapma sanatını öğrettik. Peki, siz şükrediyor musunuz?
daħı ögrettük aña yaraķ pįşe sin sizüñ içün tā śaķlaya sizi çalışuñuzdan. iy siz şükr eyleyiciler misiz?
Daḫı ögretdük Dāvūda geymekler ṣan‘atını sizi ṣaḳlamaġ‐ıçun ṣavaşgünlerinde. pes niçün şükr eylemezsiz?
Biz (Davuda) sizi (düşmənlə) vuruşda qorumaq üçün zireh (toxumaq) sənətini öyrətdik. (Ey Məkkə əhli! Rəbbinizin bu ne’mətinə) artıq şükür edərmisiniz?
And We taught him the art of making garments (of mail) to protect you in your daring. Are ye then thankful?
It was We Who taught(2734) him the making of coats of mail for your benefit, to guard you from each other´s violence: will ye then be grateful?(2735)*
2734 The making of coats of mails is attributed to David. It is defensive armour, and therefore its discovery and supply is associated with deeds of righteousness in
34:10-11, in contrast with the deadly weapons which man invents for offensive purposes. Indeed, all fighting, unless in defence of righteousness is mere "violence." 2735 David's good work then was: (1) he was open to learn wisdom wherever it came from; (2) he sang the praises of Allah, in unison with all nature; (3) he made defensive armour. But all these things he did, because of the faculties which Allah had given him, and we must be grateful for this and for all things to Allah.