Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan
2564, sondan
3673. ayet;
21. sure ve
Enbiyâ Suresinin
81. ayetidir.
Enbiyâ Suresi 81. ayetinin kelime sayisi
14, harf sayısı
64 ve toplam ebced değeri ise
4107 olarak hesaplanmıştır.
Enbiyâ Suresinin toplam ebced değeri
351301 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
ولسليمن الريح عاصفة تجري بامره الى الارض التي باركنا فيها وكنا بكل شيء عالمين
ولسليمنالريحعاصفةتجريبامرهالىالارضالتيباركنافيهاوكنابكلشيءعالمين
Velisuleymâne-rrîha ‘âsifeten tecrî bi-emrihi ilâ-l-ardi-lletî bâraknâ fîhâ(c) vekunnâ bikulli şey-in ‘âlimîn(e)
Süleyman’ın hizmetine de güçlü esen rüzgârı verdik. Rüzgâr, onun emriyle içinde bereketler yarattığımız yere eser giderdi. Biz, her şeyi hakkıyla bileniz.
Allah Teâlâ peygamberlik ve krallık konularında Süleyman’ı babası Dâvûd’a vâris kıldı, ayrıca mûcize olarak rüzgârı ve şeytanları Süleyman’ın emrine verdi. Âyette bereketli kılındığı bildirilen yer Filistin’dir. Hz. Süleyman rüzgâr yardımıyla ordularını, ticaret kervanı ve filolarını istediği yere götürüyor, yine rüzgâr vasıtasıyla bereketli yurduna yani Kudüs’e dönüyordu. Bağlamdan anlaşıldığı için âyette sadece dönüş anlatılmıştır. Böylece kendi döneminde Hz. Süleyman, peygamberliğinin yanında bölgenin en güçlü kralı, devleti de en zengin devlet haline gelmiştir (krş. Sebe’
34:12; Sâd
38:20; Kitâb-ı Mukaddes, I. Krallar,
3:1-
11:43).
Kasırga (gibi esen) rüzgârı da Süleyman’ın hizmetine vermiştik; O’nun emriyle içinde bereketli kıldığımız toprağa doğru akardı (eserdi). Biz her şeyi bilenleriz.
Benzer mesajlar: Sebe’
34:12; Sâd
38:36.,Benzer mesaj: Enbiyâ
21:71, dipnot 6.
Süleymân'ın emrine de zorlu rüzgârı verdik. Onun emriyle, içinde bereketler yarattığımız ülkeye doğru eserdi. Biz her şeyi biliriz.
Ve şiddetli esen rüzgâr Süleymân içindi. Onun isteğine uygun şekilde bereketli yerlere doğru eser giderdi. Biz, Her Şeyi Bilenleriz.
Süleyman için de, fırtına biçiminde esen rüzgârı (ona boyun eğdirdik) ki, (uçak benzeri gemi gibi bir araca binip, etbaıyla birlikte Hz. Süleyman’ın) kendi emriyle, içinde bereketler kıldığımız (istediği) yere doğru (havada) akıp giderdi. Biz her şeyi (hakkıyla) Bilenleriz.
Ve Süleyman'a kasırga gibi esen rüzgarı ram ettik, emriyle, kutladığımız yere esip giderdi ve biz her şeyi biliriz.
Süleyman'a şiddetli esen rüzgarları boyun eğdirdik, O'nun emriyle mübarek kıldığımız yere doğru eserdi. Çünkü, herşeyin aslını ve gerçeğini bilen biziz.
Süleyman'ın faydalanması için de, bereketli, kutsal kıldığımız topraklara doğru, onun planlamasına göre kasırga gibi şiddetli esen rüzgârı verdik. Her şey bizim ilmimiz, irademiz, planımız dâhilinde ger-çekleşmeye devam etmektedir.
Süleyman'a da şiddetle esen rüzgarı (boyun eğdirmiştik). O, onun emriyle içini bereketli kıldığımız yere akıp giderdi. Biz her şeyi bileniz.
Süleyman için de, fırtına biçiminde esen rüzgara (boyun eğdirdik) ki, kendi emriyle, içinde bereketler kıldığımız yere akıp giderdi. Biz her şeyi bilenleriz.
Süleyman'ın emrine de şiddetli rüzgârı bağlı kıldık ki, bu rüzgâr onun emriyle, kendisini içine bereketler verdiğimiz yere (Şam'a, civar yerlerden) götürürdü. Biz her şeyi bilenleriz.
Süleyman’a da, kasırga gibi esen rüzgârı, mübarek kıldığımız topraklara onun emriyle akıp gidecek şekilde musahhar kıldık. Biz her şeyi çok iyi biliriz.
Sert yeli de Süleyman'a kul ettik; bizim kutlu kıldığımız bir yere onun buyrumuyla akıyor idi, biz her şeyi biliriz!
Bereketli kıldığımız yere doğru esip onun emriyle (çalışan gemileri) yürütsün diye şiddetli rüzgârları Süleyman'ın hizmetine verdik. İşte böyle şeyin yasasını bilen biziz.
Kaynaklarda Hz. Süleyman’ın gemi filolarını yürüttüğü bu yerin Peygamberler diyarı Filistin ya da o günün ticaret merkezlerinden Şam bölgesi olduğu belirtilmektedir.
Bereketli kıldığımız yere doğru, Süleyman'ın emriyle yürüyen şiddetli rüzgarı, onun buyruğuna verdik. Biz herşeyi biliyorduk.
Süleyman'ın emrine de kasırga (gibi esen) rüzgârı verdik; onun emriyle içinde bereketler yarattığımız yere doğru eserdi. Biz herşeyi biliriz.
Süleyman'a da, bereketli kıldığımız topraklara doğru esen boranın kumandasını verdik. Biz her şeyi iyi biliriz.
Bereketli kıldığımız yere doğru, Süleyman'ın emriyle yürüyen şiddetli rüzgarı, onun buyruğuna verdik. Biz her şeyi biliyorduk.
Süleyman için de şiddetli rüzgârı ki o içine bereketler verdiğimiz Arza emriyle cereyan ediyordu ve biz her şeyi biliriz
Süleymana da şiddetli esen rüzgârı (müsehhar kıldık ki) bu kendisini içerisine (feyz-ü) bereket verdiğimiz yere onun emriyle akar götürürdü. Biz her şey'i bilenleriz.
Süleymân'a da şiddetli esen rüzgârı (boyun eğdirdik); (rüzgâr) onun emriyle, içinde bereketler kıldığımız yere (Şam'a) akıp giderdi. Ve (biz) herşeyi bilenleriz.
Rabbinin emri ile çevresini bereketli kıldığımız yerlere akıp giden şiddetli esen rüzgârı da, Süleyman’ın emrine verdik. Biz her şeyi bilenlerdeniz.
Süleyman için de şiddetli rüzgârı teshir ettik, rüzgâr onun emriyle mübarek kıldığımız yere [⁶] doğru eserdi. Biz her şeyi biliyoruz.
[6] Yani Hazret-i Süleyman merakib-i havaiye ile Şam taraflarına gitmişti.
Süleyman için de fırtına biçiminde esen rüzgâra (boyun eğdirdik) ki, kendi emriyle, içinde bereketler kıldığımız yere esip giderdi. Biz her şeyi bilenleriz.
Ve Süleyman’a, coşkun rüzgarları kontrol altına alıp dilediği yönde estirme kudret ve yetkisini bahşettik. Öyle ki, bu rüzgarlarla akıp giden yelkenli gemiler, onun kontrolü altında, dünyanın dört bir yanından taşıdığı hesapsız zenginlikleri yüklenerek, her karış toprağını nîmet ve bereketlerle donattığımız ülkeye, yani Peygamberler diyarı Filistin’e doğru akıp giderlerdi. Evet, gerçekten Biz, her şeyien mükemmel şekilde bilmekteyiz.
Bir de Süleyman için, orada bereketlendirdiğimiz Arz’a doğru şiddetli eserek onun emriyle akıp giden Rüzgârlar’ı (verdik).
Her şeyi bilmekteydik.
Ve Süleyman’ın (emrine) de içerisinde bereketler kıldığımız yere1 onun emri ile fırtına gibi eserek akıp giden rüzgârı vermiştik. Biz, (yapacağımız) her şeyi hakkıyla biliriz.
1 Kaynaklarda bu yerin Şam bölgesi olduğu belirtilmektedir.
Kutlu ülkeye doğru o'nun buyruğuyla esip gitsin diye 75 o zorlu rüzgarı Süleyman'ın buyruğuna [Biz verdik]; çünkü her şeyin aslını bilen Biziz.
Biz şiddetle esen rüzgârları da Süleyman’ın hizmetine sunmuştuk. Rüzgâr onun emriyle, bereketlendirdiğimiz topraklara doğru eserdi. Her bir şey bizim ilmimiz çerçevesinde oluyordu. 27/14...17, 34/10
Kendisini bereketli kıldığımız ülkeye doğru esip O’nun emriyle (çalışan gemileri) yüzdürsün diye şiddetli rüzgârları Süleyman’a (âmâde kıldık):[2755] zira Biziz her şeyin (yasasına) vâkıf olan.
[2755] Cerâ, “aktı, kaydı, yüzdü” anlamına gelen ve bir türlü yerinde duramayıp hareket eden akışkan maddelerin hareketi için kullanılır. Bunun için gemiye de el-câriye denilir (Mekâyîs). Kur’an’da gemilerin denizde yüzmesi bu kelimeyle ifade edilir (
2:164;
13:32;
22:65). Hz. Süleyman’ın efsanevî devletine tüm dünyanın zenginliklerini taşıyan unsur gemi filolarıydı. Dilsel verilerle birlikte bu gerçek, parantez içi açıklamamızın gerekçesini teşkil eder.
Ve Süleyman'a da şiddetli esen rüzgarı (musahhar kıldık) ki, içinde bereketler vücuda getirmiş olduğumuz yere O'nun emriyle cereyan ederdi. Ve Biz her şeye âlimleriz.
Süleyman'a da şiddetli rüzgârı âmade kıldık. Rüzgâr, onun emriyle kutlu beldeye doğru eserdi. Çünkü her şeyin gerçek mahiyetini Biz biliriz. [38, 36; 34, 12]
Süleyman'a da fırtınayı (boyun eğdirmiştik). Onun emriyle, içinde bereketler yarattığımız yere akıp giderdi. Biz her şeyi biliriz.
Süleyman’ın emrine de o şiddetli rüzgârı verdik. Bereketli kıldığımız toprağa onun emri ile eserdi. Biz her şeyi biliriz.
Şiddetle esen rüzgarları da Süleyman'ın hizmetine sunmuştuk. Rüzgar onun emriyle, bereketlendirdiğimiz yere doğru eserdi. Biz her şeyi biliyorduk.
Süleyman'a da şiddetli rüzgârı boyun eğdirdik ki, onun emriyle, bereketli kıldığımız topraklara doğru eserdi. Çünkü Biz herşeyi hakkıyla biliriz.
Ve Süleyman'a kasırgayı boyun eğdirdik. İçini bereketlerle doldurduğumuz toprağa doğru onun emriyle akıp giderdi. Her şeyi bilenleriz biz!
daħı süleymān’a yili ķatı yil iken yürir buyruġı-y-ıla ol yire kim bereket eyledük [173b] anuñ içinde ya'nį şam ili. daħı olduķ her neseneyi biliciler.
Süleymāna daḫı musaḫḫar eyledük ḳatı esici yili. Taḥtını götürüp yürürdianuñ buyruġı bile. Ol yirde bereket virdük aña ki Şām iḳlīmidür. Daḫı bizbarça nesneyi bilür‐biz.
Əmrilə bərəkət verdiyimiz yerə (Şama) doğru şiddətlə əsən küləyi də Süleymana Biz ram etdik. Biz hər şeyi bilənik!
And unto Solomon (We subdued) the wind in its raging. It set by His command toward the land which We had blessed. And of everything We are aware.
(It was Our power that made) the violent (unruly) wind flow (tamely) for Solomon,(2736) to his order, to the land(2737) which We had blessed: for We do know all things.*
2736 Cf.
34:12, and
38:36-38. This has been interpreted to mean that Solomon had miraculous power over the winds, and could make them obey his order. Rationalists say that he had naval power on the Mediterranean, and through the Gulf of 'Aqaba on the Red Sea , and that he therefore figuratively commanded the winds, and we may say the same of airmen at the present day. In any case the power behind was, and is, from Allah, Who has granted man intelligence and the faculties by which he can tame the more unruly forces of nature. 2737 Evidently Palestine , in which was Solomon's capital, though his influence extended far north in Syria , and perhaps far south in Arabia and Ethiopia . In the Roman ruins of Baalbek , fifty miles north of Damascus , is still shown a quarry of huge stones supposed to have been cut for Solomon. I have seen them with my own eyes. This local tradition is interesting, even if invented.