Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan
2565, sondan
3672. ayet;
21. sure ve
Enbiyâ Suresinin
82. ayetidir.
Enbiyâ Suresi 82. ayetinin kelime sayisi
12, harf sayısı
51 ve toplam ebced değeri ise
4158 olarak hesaplanmıştır.
Enbiyâ Suresinin toplam ebced değeri
351301 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
ومن الشياطين من يغوصون له ويعملون عملا دون ذلك وكنا لهم حافظين
ومنالشياطينمنيغوصونلهويعملونعملادونذلكوكنالهمحافظين
Vemine-şşeyâtîni men yeġûsûne lehu veya’melûne ‘amelen dûne żâlik(e)(s) vekunnâ lehum hâfizîn(e)
Bir de şeytanlardan, Süleyman için dalgıçlık eden ve daha bundan başka işler yapanları da onun emrine verdik. Hep onları zapteden bizdik.
Şeytanlar, cin türünden bir gruptur (Kehf
18:50). Allah Teâlâ mûcize olarak bazı şeytanları ve cinleri Hz. Süleyman’ın emrine verdiği gibi, onları nerede ve nasıl istihdam edeceği bilgisini de ona vermişti. Süleyman aleyhisselâm onları dalgıçlık, inşaatçılık, heykeltıraşlık, bakırcılık vb. alanlarda istihdam etmiştir (krş. Sebe’
34:12-13; Süleyman hakkında bilgi için bk. Bakara
2:102-103).
Şeytan(laşmış insan)lar arasından da onun için dalgıçlık yapan (inci çıkaran) ve bundan başka işler görenler vardı. Onları gözetim altında tutuyorduk.
Bu ayet Sâd
38:37. ayetle birlikte okunmalıdır.
Şeytanlar arasında da, onun için dalgıçlık eden ve bundan başka işler görenler vardı. Biz onları gözetim altında tutuyorduk.
Ve şeytanlardan¹ kendisi için dalgıçlık eden ve bundan başka iş yapanlar vardı. Onları gözetim altında tutuyorduk.
1- Söz konusu şeytanlar; şeytanlar sözcüğünün Kur'an'daki tanımı dışında algılanmış ve bunun üzerinde, Süleyman Nebi hakkında birçok efsane uydurulmuştur. Bu ayetteki şeytanlar, hayali yaratıklar olmayıp, şeytanın sözcük anlamı da olan ve Kur'an'da da kullanılan biçimiyle “Hakk'tan uzak olan” kimselerdir. Burada sözü edilen şeytanlar da Süleymân Nebi'nin buyruğu altında çalışan ve “Hakk'tan uzak bir karakteristik yapıya sahip olan” kimselerdir. Zira şeytan; Hakk'a aykırı hareket eden her türlü güç, kurum ve kişinin ortak karakteristik adıdır. Anlaşılan bu kimseler de Süleymân Nebi'ye karşı, onun aleyhinde sürekli planlar yapan, ona karşı kötülük tezgâhlayan, iftira ve yalanlar uyduran kimselerdir.
(Ayrıca) Onun için (denizde) dalgıçlık yapan ve bundan başka iş(ler) de de çalışan (cinn takımından) şeytanlardan kimseleri de (Süleyman’ın emrine verdik) . Onları (bu görevlerde) tutuverip muhafaza eden de Biz’dik.
Ve Şeytanlardan, onun için denize dalıp ona mücevherat çıkaranlar ve bundan başka daha ayrı işler yapanlar da vardı ve biz de onları korurduk.
Şeytanlardan da O'nun için, dalgıçlık edenleri ve daha başka işler görenleri baş eğdirdik, O'nun buyruğuna verdik ve onları koruyup disipline eden biz idik.
Şeytanlardan, Süleyman için dalgıçlık yapan ve bunun dışında başka işler görenleri de onun hizmetine verdik. Onları biz denetim altında tutuyorduk.
bk. Kur’ân-ı Kerim,
38:37-38.
Şeytanlardan onun için (denize) dalan ve bundan başka işler görenleri de (onun emrine vermiştik). Biz onları koruyorduk. [11]
11.Yani Süleyman (a.s.)`ın emrinden çıkmamaları için gözetim altında tutuyorduk.
Onun için denizde dalgıçlık yapan ve bundan başka iş(ler) de gören şeytanlardan kimseleri de (emrine verdik). Biz onların koruyucuları idik.
Şeytanlardan da Süleyman için, (denizden inci çıkarmak üzere) dalgıçlık edenleri ve (binalar yapmak gibi) başka iş için çalışanları emrine bağlı kılmıştık. Hep o şeytanları, Süleyman'ın emrinden çıkmamak için koruyan bizdik.
Şeytanlardan da onun için denize dalan ve ondan başka iş de yapanları onun emrine verdik. O şeytanları (onun için) gözetim altında tutan Bizdik.
Onun için şeytanlardan, dalgıçlık eden vardı, bundan başka iş de görüyorlardı, biz onları gözlerdik
Ayrıca (inci için) derin sulara dalan ve başka işler yapan kural tanımayan bazı dik başlı kimseleri de Süleyman'ın emrine verdik. Bu güçleri kontrol altında tutan yine bizdik.
Hz. Süleyman’ın emrine verilen “şeytanlar”, Hz. Süleyman yaşamış kural tanımayan, sorumsuz, ilkesiz, statüsüz yaşayan, Haktan uzak bir karakteristik yapıya sahip yabancı, vahşi kabileler olabileceği gibi Hz. Süleyman’ın denetim altına alıp yararlandığı tabiat güçleri de olabilir. Her (türlü) yapı ustası ve dalgıç olan şeytanları (cinleri) de ve (zarar vermemeleri için) zincirlere vurulmuş diğer yaratıkları da (Süleyman’ın emrine verdik). (Sâd
38:37-38)
Dalgıçlık yapan ve bundan başka işler de gören şeytanlardan da onun buyruğu altına verdik. Onların hepsini gözetiyorduk.
Şeytanlar arasından da, onun için dalgıçlık eden (ve inciler çıkaran) ve bundan başka işler görenler vardı. Biz onları gözetim altında tutuyorduk.
Ve onun için dalgıçlık yapan ve bunun yanında başka işler de gören şeytanları da... Onları biz gözetiyorduk.
Onun için dalgıçlık yapan ve bundan başka işler de gören şeytanlardan da onun buyruğu altına verdik. Onların hepsini biz gözetiyorduk.
Şeytanlardan da onun için dalgıçlık edenleri ve daha başka amel için çalışanları teshır etmiştik ve hep onları zabteden biz idik
Şeytanlardan onun için denize dalacak ve bundan başka iş (ler) görecek olan kimseleri de (teshîr etdik). Biz onların nigehbânı idik.
Şeytanlardan da, onun için dalgıçlık yapanları ve bundan başka iş görenleri (emrine verdik.) Ve onları koruyanlar (biz) idik.(1)
(1)“Cenâb-ı Hakk, ma‘nen şu âyetin lisân-ı remziyle (işâret diliyle) der ki: ‘Ey insan! Bana itâat eden bir abdime (kuluma) cin ve şeytanları ve şerîrlerini (çok şerlilerini) itâat ettiriyorum. Sen de benim emrime musahhar olsan (itâat etsen), çok mevcûdât (varlıklar), hattâ cin ve şeytan dahi sana musahhar olabilirler.’ ” (Zülfikār, 25. Söz, 82-83)
Şeytanların içlerinden suda dalgıçlık yapan ve bundan başka daha pek çok işler yapan kimseleri Süleyman’ın emrine verdik. Ve biz onları hep gözetliyoruz.
Bir de şeytandan öylelerini [¹] müsahhar ettik ki onlar denize dalarlar, inci ve mercan çıkarırlar ve başka işler de görürlerdi. Biz onların Süleyman/ın emrinden çıkmamalarını temin etmiştik.
[1] Serkeş, bünyesi kavi olan şahısları.
Şeytanlar arasından da onun için dalgıçlık eden (ve inciler çıkaran) ve bundan başka işler görenler vardı. Biz onları (cinleri, itaatsizlikten) gözetip koruyanlardık.
Ve cin şeytanlarından bir kısmını da onun buyruğuna vermiştik. Bunlar, onun için dalgıçlık yaparak denizin altından inci ve mercan çıkarıyor, bundan başka inşaat, oymacılık gibi ustalık gerektirenişler yapıyorlardı. İşte bu şeytanları da gözetim altında tutan, gerçekte yine Bizdik.
Onun için dalgıçlık yapan, bundan başka işler de yapan Şeytanlar’dan da (onun emrine verdik).
Onları gözetmekteydik.
Denize dalan ve bundan başka işler de gören şeytanları da o (Süleyman’ın) emrine verdik ve Biz o (şeytanları)1 gözetim altında tutuyorduk.
1 (Kurtubî, Celâleyn) Bu âyet ayrıca: “denize dalan ve bundan başka işler de gören şeytanları da o (Süleyman’ın) emrine verdik ve Biz, onların koruyucuları idik.” şeklinde de tercüme edilebilir.
Baş eğmeyen güçlerden [de o'nun buyruğuna verdiklerimiz vardı ki] 76 bunlar o'nun için dalgıçlık ve (bu türden) başka işler yaparlardı. Bu güçleri de gözetim altında tutan yine Bizdik. 77
Şeytanlar gibi asi bir takım maharetli kişileri de onun emrine vermiştik. Onlar Süleyman için dalgıçlık yapıyor ve bunun dışında başka işler de yapıyorlardı, bütün bu kişileri muhafaza altına alan biz idik. 34/10...13, 38/35...38
Yine dik başlı birileri,[2756] hem onun için dalgıçlık yapıyorlar, hem de bunun dışında başka hizmetler görüyorlardı. Aslında onlara mukayyet olan da Bizdik.
[2756] Şeyâtîn, “baş eğmedi, serkeşlik etti, azdı” anlamına gelen şatana kökünden türetilmiştir (Krş:
81:25, not 21). Bunlar, Hz. Süleyman zamanında yaşamış başıbozuk ve hiçbir kural tanımayan vahşi kabileler veya onun devleti sihirbazlıkla yönettiği zehabına kapılan nankör Yahudiler (Bkz:
2:102) olabileceği gibi, insanoğluna baş eğmeyen tabiî güçler de olabilir.
Ve şeytanlardan onun için dalgıçlık edenleri ve ondan başka ileri yapanları da (musahhar kılmıştık) ve onlar için hıfz edenler Biz olduk.
Kendisi için dalgıçlık ve daha başka birtakım işler yapan bazı cinleri (şeytanları) da onun emrine verdik. Biz onları gözetim altında tutardık. [38, 37-38]
Kendisi için denize dalan ve bundan başka işler yapan bazı şeytanları da emrine vermiştik. Biz onları onun emrinde tutuyorduk.
Dalgıçlık yapan ve daha başka işler gören şeytanları da onun emrine verdik. Onları gözetim altında tutuyorduk.
Denize dalan ve bundan başka işleri de gören şeytanları da ona boyun eğdirdik. Onları gözetenler de biz idik.
Dalgıçlık yapan ve daha başka işler gören şeytanları da ona boyun eğdirdik. Biz onların hepsini görüp gözetiyorduk.
Kendisi için dalgıçlık eden, daha başka iş de yapan bazı şeytanları da onun emrine verdik. Biz onları koruyup gözetiyorduk.
daħı şeyŧānlardan anlar kim ŧalarlardı deñize anuñ-içün daħı işlerlerdi işin andan ayruķ ya'nį ŧalmaķdan. daħı olduķ anlaruñ śaķlayıcıları.
Daḫı aña musaḫḫar itdük şeyṭānlardan ol kimseleri ki deñizlere ṭalarlardı veandan özge daḫı işler işlerlerdi ḳal‘alar yapmaḳ gibi özge ṣan‘atlar gibi.Daḫı biz anları anuñ buyruġından çıḳmaḳdan ṣaḳlarduḳ.
Biz şeytanlardan qəvvaslıq edənləri və başqa işlər görənləri (ev tikənləri, mehrab düzəldənləri) də onun ixtiyarına verdik. Biz (Süleymanın əmrindən çıxmasınlar, gördükləri işləri təzədən korlamasınlar, fitnə-fəsad törətməsinlər deyə) onların üstündə göz olurduq.
And of the evil ones (subdued We unto him) some who dived (for pearls) for him and did other work, and We were warders unto them.
And of the evil ones, were some who dived for him, and did other work(2738) besides; and it was We Who guarded them.*
2738 As in n. 2736, the literalists and the rationalists take different views. The former say that Solomon had power over supernatural beings of evil, whom he compelled to dive for pearls and do other hard tasks. Rationalists refer this to hostile unruly races whom he subjected to his sway. It was Allah's power ultimately, Who granted him wisdom. Solomon tamed evil with Wisdom.