Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 2676, sondan 3561. ayet; 23. sure ve Mü'minûn Suresinin 3. ayetidir. Mü'minûn Suresi 3. ayetinin kelime sayisi 5, harf sayısı 21 ve toplam ebced değeri ise 3195 olarak hesaplanmıştır. Mü'minûn Suresinin toplam ebced değeri 343363 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Meâlinde “anlamsız ve yararsız” diye çevirdiğimiz lağiv kelimesi sözlükte “boş ve mânasız söz ve davranış” anlamına gelir. Taberî’nin belirttiği gibi (XVII, 3) kelime burada Allah’ın kullarında görmek istemediği her türlü boş ve yanlış (bâtıl) tutum ve davranışları ifade etmektedir. Hasan-ı Basrî’nin bu kelimeyi bütün günahları içeren bir kavram olarak daha geniş bir muhtevada açıkladığı bildirilmektedir (Kurtubî, XII, 112).
Onlar lağviyattan (boş ve nahoş söz ve işlerden, ömür ve gönül çürütücü ekran seyirlerinden) yüz çevirenler (hayırlı ve ihtiyaç karşılayıcı eylemlere yönelenler) dir. (Bütün okullarda, devlet kurumlarında, özel girişim ortamlarında, televizyon ve internet yayınlarında; yararsız, ayarsız ve hayâsız program ve davranışlardan vazgeçerek, her türlü gereksiz ve erdemsiz tavırlara, beyin ve vakit israfına muarız olup=itiraz edip bunlara muhalefete ve mücadeleye girişen, böylece verimli bir üretim sürecini ve sistemini gerçekleştirenlerdir.)
Mü'minler, bâtıldan, yalandan, taahhüde sadakatsizlikten, boş ve faydasız şeylerden yüz çevirip ilgilenmeyenler, engelleme tedbirleri alanlar, bunların savunuculuğunu, sözcülüğünü yapmayanlardır.
2, 6. O mü/minler ki namazlarında huşu/da bulunurlar [²]. Beyhude şeyden yüz çevirirler, zekâtlarını da verirler. Utanacak yerlerini de haramdan saklarlar. Meğer ki zevceleriyle cariyelerine karşı olsun. Çünkü bunlar ile kınanmazlar.
1 Huşû: Korkmak, boyun eğmek ve iltifatı terk etmek anlamlarına gelir. Terim olarak huşû: Allah’ın azameti karşısında kişinin kendi küçüklüğünü göstererek, Onun emirlerine boyun eğip korku, sevgi ve saygı hissi duyması, tevazu göstermesi demektir. Burada bahsedilen “namazdaki huşû” ise; secde yerine bakıp sağa sola, şuna buna iltifat etmemektir. Huşû’un aslı, namazın şartlarından olan niyetin tam yapılmasıyla, görüntüsü ise namazın adap ve tadil-i erkân ile alâkadardır. Rasulullah (s.a.v.) ve ashabı namazda gözlerini semaya kaldırırlardı, bu âyetin nüzulü üzerine önlerine eğdiler ve namazlarını biraz daha uzattılar. Aişe (r.a.)’nin annesi Ümm-i Rûman: “namazımda sallanıyordum, Ebû Bekir bu durumu gördü, beni azarladı ve Rasulullah’ın: ‘her hangi biriniz namaza durduğunda her tarafı sakin olsun. Yahudiler gibi sallanmasın. Zira namazda sakin olmak namazın tamamındandır.’ buyurdu” dedi. (Buharî, Müslim) 2 Buradaki zekât’tan, temizlik de anlaşılabilir. O zaman bu âyet, “(nefsî, bedenî ve malî) temizliklerini yerine getirirler.” şeklinde de tercüme edilebilir.
Muhammed Esed
onlar ki, boş ve anlamsız şeylerden yüz çevirirler;
Mustafa İslamoğlu Mü'minûn Suresi 3. Ayet Açıklaması
[2891] Hem düşmanlarından gelen, hem de kendilerinden sâdır olan boş ve karalayıcı/yaralayıcı sözlerden...
Lağv, amacı gerçekleştirmede herhangi bir işlev üstlenmeyen söz, tavır, eylem ve her şey. Kelime daha sonra Fussılet 26’da geçtiği anlamıyla “çirkin ve karalayıcı söz” anlamını almıştır (Müfredât ve Mekâyîs).
Mukâtil âyeti “Müşriklerin boş ve karalayıcı sözlerine aldırmazlar” şeklinde anlamıştır.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve o mü'minler ki onlar, her lüzumsuz şeyden yüz çevirirler.