Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 2717, sondan 3520. ayet; 23. sure ve Mü'minûn Suresinin 44. ayetidir. Mü'minûn Suresi 44. ayetinin kelime sayisi 18, harf sayısı 85 ve toplam ebced değeri ise 7050 olarak hesaplanmıştır. Mü'minûn Suresinin toplam ebced değeri 343363 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
ثم ارسلنا رسلنا تترا كلما جاء امة رسولها كذبوه فاتبعنا بعضهم بعضا وجعلناهم احاديث فبعدا لقوم لا يؤمنون
Sonra arka arkaya peygamberlerimizi gönderdik. Her ümmete kendi peygamberi geldikçe, onu yalanladılar. Biz de onları birbiri ardından helâk ettik ve onları birer ibretli hikâye yaptık. Artık inanmayan bir kavim, Allah’ın rahmetinden uzak olsun!
Buradaki neslin Lût, Şuayb, Eyyûb ve Yûsuf peygamberlerin kavimleri olabileceği belirtilmiştir (Râzî, XXIII, 100). Esasen bu âyetlerde geçmişteki belirli peygamberlerin inanç mücadelesi hakkında bilgi verilmekten ziyade şu noktalara dikkat çekilmektedir: Yeryüzünde nesiller ve uygarlıklar birbirini izlemiş, her nesil Allah’ın değiştirilemez hükmüyle tayin ettiği ömrünü tamamlayınca ardından yeni bir nesil gelmiştir. Hz. Muhammed’e gelinceye kadar peygamberlik sürekli yenilenen bir kurum olmuştur. Peygamberlerinin davetlerini reddedip inkâr ve günahkârlıklarını sürdüren kavimler, ümmetler, bunun bedelini çeşitli felâketlere uğrayarak yok olup gitmekle ödemişlerdir. Kur’ân-ı Kerîm başka âyetlerde bu sonucu ilâhî bir yasa (sünnetullah) olarak gösterir.
Mehmet Okuyan
Sonra elçilerimizi peyderpey göndermiştik. Her toplum, kendilerine gelen elçiyi yalanlamıştı. Biz de onları (helak ederek) birbiri ardına takmış ve onları sözlere (ibretlik anılara) dönüştürmüştük. İman etmeyen kavim (merhametten) uzak olsun!
Sonra birbiri peşinden peygamberlerimizi gönderdik. Her ümmete peygamberi geldikçe onu hep yalanladılar. Onları birbiri peşinden yok edip, hepsini birer efsaneye çevirdik. İnanmayan millete lanet olsun!
Sonra ardı ardına elçilerimizi gönderdik. Her ümmet, kendilerine gelen resûlleri yalanladı. Biz de onları ardı sıra devirdik. Ve onları halkın dilinde hadis¹ konusu yaptık. İnanmayan halk uzak olsun.
Sonra birbiri peşi sıra elçilerimizi gönderdik; her ümmete kendi elçisi geldiğinde, onu yalanladılar. Böylece Biz de onları (yıkıma uğratıp yok etmede) kimini kiminin izinde yürüttük ve onları (tarihin anlatıp aktardığı) bir hadise (efsane-hikâye) kıldık. İman etmeyen kavim için yıkım olsun. (Kahredilsin!)
Sonra birbiri ardınca peygamberlerimizi gönderdik. Bir ümmete peygamber geldi mi yalanladılar onu, biz de bir kısmını, bir kısmının peşine takıp birbiri ardınca helak ettik onları ve adları, sözleri kaldı ancak; artık uzaklık inanmayan topluluğa.
Sonra peygamberleri ardarda gönderdik, öyle ki her ümmete peygamber geldikçe, onu yalan sayarlardı ve bu yüzden biz de onları, birbiri peşinden yok edip, hepsini birer efsaneye çevirdik. Artık kahrolsun o inanmayan toplumlar.
Sonra biz peş peşe özgürce sorumluluklarını yerine getirmek üzere, Rasullerimizi gönderdik. Milletlerden her birine peygamberleri geldiği zaman, onlar peygamberlerini yalanladılar. Biz de onları birbiri ardından yokluğa yuvarladık. Onların yok oluşlarını, ibretli hikâyelere dönüştürdük. İman etmeyecek kavimler rahmetten ve korumadan uzak olsun, canları cehenneme!
Sonra elçilerimizi ardarda gönderdik. Her ne zaman bir millete peygamberleri geldiyse onu yalanladılar. Biz de onları (helâkte) birbirlerinin izlerinden yürüttük ve onları efsaneler yaptık. İman etmeyen topluluk uzak olsun!
Sonra birbiri peşi sıra elçilerimizi gönderdik; her ümmete kendi elçisi geldiğinde, onu yalanladılar. Böylece biz de onları (yıkıma uğratıp yok etmede) kimini kiminin izinde yürüttük ve onları (tarihin anlatıp aktardığı) bir olay kıldık. İman etmeyen kavim için yıkım olsun.
Sonra arka arkaya peygamberlerimizi gönderdik. Her ümmete peygamberi geldikçe, onu yalanladılar. Biz de onları birbiri ardınca helâk ettik ve onları dillere destan yaptık. Artık defolsun imana gelmiyecek bir kavim!...
Sonra Biz, her topluma elçilerimizi bir bir gönderdik. Kendilerine gönderilen peygamberleri onlara geldikçe, onu yalanladılar. Onları birbirine kattık (helak ettik.) Onları efsanelere çevirdik. Artık kahrolsun, inanmayan o toplumlar!
Sonra da artardına peygamberler gönderdik, bir ümmete peygamberi gelince, onu yalanladılar, biz onları yok etmekte birbirine uydurduk, onları olaylar yaptık, ırak ola inanmayan ulusa
Sonra arka arkaya resullerimizi gönderdik. Hangi ümmete resul geldiyse onu yalanladılar. Biz de onları (yaptıkları yüzünden) birbiri ardından helâk ettik ve onları birer (ibretlik) efsane yaptık. İnanmayanlar toplumu, Allah'ın rahmetinden uzak olsun!
Sonra birbiri peşinden peygamberlerimizi gönderdik. Her ümmete peygamberi geldikçe onu yalancı saydılar. Onları birbiri peşinden yok edip hepsini birer efsane yaptık. İnanmayan millet, rahmetden ırak olsun!
Sonra biz peyderpey peygamberlerimizi gönderdik. Herhangi bir ümmete peygamberlerinin geldiği her defasında, onlar bu peygamberi yalanladılar; biz de onları birbiri ardından yok ettik ve onları ibret hikâyelerine dönüştürdük. Artık iman etmeyen kavmin canı cehenneme!
Sonra biz, elçilerimizi ardı ardına gönderdik. Her ne zaman bir elçi toplumuna gittiyse onu yalanladılar. Biz de onları bir biri peşinden sürüp tarihe gömdük. İnanmayan bir topluluk yok olmayı hakketmiştir.
Sonra biz peyderpey peygamberlerimizi gönderdik. Herhangi bir ümmete peygamberlerinin geldiği her defasında, onlar bu peygamberi yalanladılar; biz de onları birbiri ardından (yokluğa) yuvarladık ve onları efsâne yaptık. Artık iman etmeyen kavmin canı cehenneme!
Sonra ardı ardına Resullerimizi gönderdik, her ümmetle Resulü geldikçe onu tekzib ettiler, biz de onları birbiri ardınca yuvarladık ve hepsini birer efsâne yaptık, artık defolsun öyle bir kavim ki iymana gelmezler
Sonra peyderpey (diğer) peygamberlerimizi gönderdik. Bir ümmete peygamberi geldikçe onu tekzîb etdiler. Biz de onlardan kimini kiminin arkasına katdık (helak etdik) ve onları hikâyeler yapdık. Artık uzak olsun îmana gelmeyecek bir kavm!
Sonra ard arda peygamberlerimizi gönderdik. Ne zaman bir ümmete peygamberi geldiyse, onu yalanladılar; bunun üzerine (biz de) onları birbiri ardına takarak (helâk edip)onları(n başlarına geleni) ibretli hikâyeler yaptık.(1) O hâlde îmân etmeyecek bir kavim, helâk olsun!
(1)“Neden insan, sergüzeşt-i hayâtında (hayâtı boyunca başından geçen) hâdisât-ı âlemden(âlemde cereyân eden hâdiselerden) tahattur ve tefekkür etmiyor (hatırlamıyor ve düşünmüyor) ki, istikāmet yolunu bulsun? Neden tefekkür ve tedebbür (düşünüb tedbîr almıyor) ve aklen muhâkeme etmiyorlar, dalâlete düşüyorlar (haktan sapıyorlar)? ‘Ey insanlar, ibret alınız! Geçmiş kurûnlardan(asırlardan) ibret alıp, gelecek ma‘nevî belâlardan kurtulmağa çalışınız!’ ma‘nâsında gelen âyetlerin bu cümlelerine kıyâsen, çok âyetlerde beşeri (insanı) aklına ve fikriyle meşverete (istişâre etmeye) havâle ediyor.” (Mektûbât, Hutbe-i Şâmiye, 404)
İlyas Yorulmaz
Sonra o yerleşim yerlerine peşi peşine elçiler gönderdik. Bu topluluklara ne zaman elçilerimiz gelmişse, o elçileri hep yalanladılar. Bizde onların bazılarını bazılarının yerine getirdik ki, onları anlatılan bir efsane yaptık. Artık inanmayan topluluk uzak olsun.
Sonra peygamberlerimizi birbiri ardınca gönderdik. Her ne zaman bir ümmete peygamberleri gelse onu yalancı sayarlardı. Biz de onları birbirleri ardından helâk ettik. Onları kıssalar [¹] yaptık. Artık iman getirmeyen cemaat Allah/ın rahmetinden uzak olsun.
İsmail Hakkı İzmirli Mü'minûn Suresi 44. Ayet Açıklaması
[1] İbret için kıssalarından başka bir şey kalmadı.
Kadri Çelik
Sonra birbiri peşinden peygamberlerimizi gönderdik. Her ümmete peygamberi geldikçe onu yalancı saydılar. Onları birbiri peşinden yok edip hepsini birer destan kıldık. İnanmayan millet, rahmetten ırak olsun!
Ve daha sonraki çağlarda, birbiri ardınca elçilerimizi gönderdik; ne zaman bir topluma kendilerini kurtuluşa iletecek elçileri gelse, derhal onu yalanlıyorlardı. Böylece, Biz de hepsini arka arkaya helâk ettik ve onları, tarihin karanlıklarına gömülmüş birer efsaneye dönüştürdük!Evet, rahmetimden uzak olsun, o imansız topluluk! Ve aradan yıllar geçti; zamanla inkârcılık, yeniden ortaya çıktı. İşte, insanlık tarihinin bir başka ibret verici sayfası:
Sonra yine birbiri ardınca rasûller gönderdik.
Her bir ümmete kendi rasûlü geldikçe onu yalanladılar.
Derken, onları birbirine tâbi’ kıldık; tarihi olaylar haline getirdik.
İnanmayan kavim def’olup gitti.
Sonra, Peygamberlerimizi ardı ardına gönderdik (ama) her ümmet, kendisine gelen Peygamberini yalanladı. Biz de onları peş peşe helâk edip hepsini birer ibret kıssaları haline getirdik. (Sonunda) o inanmayan toplumlar da defolup gittiler.1
1 Âyetin son bölümü; “Kahrolsun inanmayan toplumlar!” şeklinde de tercüme edilebilir.
Muhammed Esed
Ve sonra birbiri ardından elçilerimizi gönderdik: [öyle ki,] bir ümmete kendi peygamberi gelmeye görsün, o'nu hemen yalanladılar; ve bu yüzden Biz de onları birbiri peşinden yok edip hepsini efsaneye çevirdik: uzak olsun, inanmayanlar toplumu!
Sonra da birbiri ardınca elçilerimizi gönderdik, ne zaman elçileri o topluma gelse onu yalanladılar biz de onları birbirlerinin peşi sıra helak ettik ve hepsini de efsanelere çevirdik. İnançsızlar toplumunun canı cehenneme! 6/34, 16/36, 35/24
Daha sonra, birbiri ardınca elçilerimizi gönderdik: her bir topluma kendi elçisi geldi, (ama) onu yalanladılar; bu yüzden biz de onların (akıbetini) birbirine benzettik; ve hepsini efsaneye çevirdik: artık, uzak olsun imansızlar güruhu!
Sonra birbirini müteakip peygamberlerimizi gönderdik. Her ne zaman bir ümmete peygamberi geldi ise, onu tekzîp ettiler. Artık Biz de onların bazılarını bazılarına (helâk suretiyle) tâbi kıldık ve onları birer acaip hadise kılmış olduk, artık imân etmezler olan bir kavim için uzaklık olsun.
Sonra resullerimizi peş peşe gönderdik. Hangi ümmete peygamberi geldiyse onlar onu yalancı saydılar. Biz de onları birbiri ardından imha ettik. Onlardan geriye bıraktığımız, sadece ibret verici hikâyeleri! İman etmeyen o halkın canı cehenneme! [16, 36; 36, 30]
Sonra biz, elçilerimizi ardı ardına gönderdik. Hangi ümmete elçisi geldiyse onlar onu yalanladılar, biz de onları birbiri ardınca devirdik ve hepsini birer efsane yaptık. İnanmayan toplum uzak olsun.
Sonra elçilerimizi artarda gönderdik. Her toplum kendine gelen elçiyi yalancı saydı. Biz de o toplumlardan birini diğerinin arkasına kattık ve her birini birer hikâyeye dönüştürdük. İnanmayanlar topluluğu uzak olsunlar.
Daha sonra da birbiri arkasına elçiler gönderdik. Elçileri yalanladılar da biz de onları birbirine tabi kılarak yok edip, efsane haline getirdik. Yok olsun inanmayan toplum!
Onlardan sonra da yine peygamberlerimizi peş peşe gönderdik. Ne zaman bir ümmete peygamber geldiyse onu yalanladılar. Biz de onları birbirinin peşi sıra helâk edip dillere destan yaptık. Yok olsun o inanmayanlar!
Sonra, resullerimizi art arda gönderdik. Hangi ümmete resulü geldiyse onu yalanladılar. Biz de onları birbiri ardınca yuvarladık ve hepsini birer efsane yaptık. Dönmeze gitsin iman etmeyen bir topluluk!
andan viribidük yalavaçlarumuzı biribiri ardınca. ne ķadar kim geldi bir bölüge yalavacı yalan duttılar anı. pes śoyaġışdurduķ bir nicesini bir nicesine daħı eyledük anları sözler. pes ıraķ olmaķdur ķavmuñ kim įmān getürmezler!
Andan ṣoñra viribidük peyġamberler biri biri ardınca. Her ümmet peyġam‐berleri geldükde yalanladılar anı. Pes biri birine uydurduḳ ve anlarıḥikāyetler eyledük. Raḥmetden ıraḳ olsun bir ḳavm ki īmān getürmezler.