Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 2733, sondan 3504. ayet; 23. sure ve Mü'minûn Suresinin 60. ayetidir. Mü'minûn Suresi 60. ayetinin kelime sayisi 10, harf sayısı 45 ve toplam ebced değeri ise 2665 olarak hesaplanmıştır. Mü'minûn Suresinin toplam ebced değeri 343363 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
والذين يؤتون ما اتوا وقلوبهم وجلة انهم الى ربهم راجعون
“Sorumlu davrananlar” şeklinde çevirdiğimiz müşfikûn kelimesi genellikle “Allah’a itaatlerini sürdürenler, O’nun hoşnutluğunu kazanma gayreti içinde olanlar, rızâsını elde edememe korkusuyla çaba gösterenler”; “âyetler” kelimesi ise “Kur’an âyetleri ve Allah’ın varlığını kanıtlayan deliller” şeklinde açıklanmıştır (meselâ bk. Taberî, XVIII, 31-32; Râzî, XXIII, 106-107). 60. âyette “vermek”ten söz edilmekle birlikte verilen şeyler belirtilmemiştir. Bu durumda Allah’a saygı ve hayır işleme düşüncesiyle insanlara yapılan her türlü iyilikler bu âyetin kapsamına girmektedir. Yukarıda inkârcılar eleştirildikten sonra burada da müminlerin seçkin niteliklerinden bazıları gösterilmiştir. Bunlar kısaca haşyet, yani Allah’a derin saygı, O’nun âyetlerine, yani peygamberine gönderdiği kitabına, varlığının kanıtlarına inanmak ve Allah’ın huzurunda hesabının verileceği düşüncesi ve sorumluluk bilinciyle eldeki imkânları muhtaçlarla paylaşmaktır. “İyiliklere koşup bu uğurda yarışma” iki anlama gelmektedir: a) Büyük bir arzuyla Allah’a itaat mahiyetindeki işlere yönelip yeri ve zamanı gelince bu işleri aksatmadan yapmak; b) Çeşitli hayırlı işler için çalışmak, başka insanlara iyilik etme yarışı içinde olmak (Râzî, XXIII, 107).
Mehmet Okuyan
Rablerine dönecekleri için verdiklerini kalpleri korkudan ürpererek verenler;
Yüce Allah duyarlı müminlerin bu özelliğini “yaptıkları iyilikleri Allah’a dönecekleri bilinciyle yapmaları” şeklinde belirlemektedir. Gerek zekât, sadaka, kefaret ve infak gibi ekonomik türden, gerekse adalet, bilgi, ilgi, sevgi, tecrübe, bedensel yardım, şahitlik vs. türden olsun insanların yaptıkları işleri, verdikleri yardımları mahşerde Yüce Allah’a dönecekleri bilinciyle ve kalpleri ürpererek gerçekleştirmelerinden söz edilmektedir.
Bayraktar Bayraklı
Onlar ki Rablerinin huzuruna çıkacakları korkusuyla kalpleri titreyerek verirler.
Gerçekten Rablerine dönecekler diye, vermekte olduklarını (zekât, infak ve sadakalarını) kalpleri ürpererek verenler (ve başa kakmayan kimseler var ya) ;
Öyle kişilerdir onlar ki verecekleri neyse verirler ve yürekleri, şüphesiz olarak dönüp Rablerinin tapısına varacaklarını bildikleri için korkuyla dolar.
Müslüman nesillerin tevdi ettikleri emanetleri, sorumlulukları, lâyıkı veçhile yerine getirememe endişesiyle kalpleri ürpererek gelecek nesillere aktarmaya, verdikleri zekâtı, sadakayı, vergiyi kabul edilmeme endişesiyle kalpleri ürpererek vermeye devam edenlerdir. Onlar da kesinlikle rablerinin huzuruna vararak hesap verecekler.
60-61. Rablerine döneceklerini bildikleri için, verdiklerini kalpleri ürpererek/gönülden verenler, işte onlardır iyilikte yarışanlar ve bu yarışı önde götürenler.
57,58,59,60,61. Rablerinden korkarak titreyenler, Rablerinin ayetlerine inananlar, Rablerine eş koşmayanlar, Rablerine dönecekleri için kalbleri ürpererek vermeleri gerekeni verenler, işte onlar iyi işlerde yarış ederler, o uğurda ileri geçerler.
57,58,59,60,61. Hakıykaten Rablerini büyük tanıyıb (Onun korkusuyle) rikkate gelenler, Rablerinin âyetlerine îman etmekde sebat gösterenler, Rablerine eş tutmaz olanlar, Rablerinin huzuruna döneceklerinden yürekleri kork (u ile çarp) arak vergilerini verenler (yok mu?) İşte bunlardır ki hayırlarda sür'at yarışı yaparlar ve bunlar onun için tâ önde gidenlerdir.
Onlar, vermeleri gerekenleri (zekâtlarını sadakalarını) verenler olup, bize dönücüler olduklarına inandıklarından, kalpleri hep heyecan içinde titremektedir.