Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan
2768 , sondan
3469 . ayet;
23 . sure ve
Mü'minûn Suresi nin
95 . ayetidir.
Mü'minûn Suresi 95. ayetinin kelime sayisi
7 , harf sayısı
27 ve toplam
ebced değeri ise
1100 olarak hesaplanmıştır.
Mü'minûn Suresi nin toplam ebced değeri
343363 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
وانا على ان نريك ما نعدهم لقادرون
و ا ن ا ع ل ى ا ن ن ر ي ك م ا ن ع د ه م ل ق ا د ر و ن
Latin Harfleriyle Okunuşu
Ve-innâ ‘alâ en nuriyeke mâ ne’iduhum lekâdirûn(e)
1x
Bizim onlara yönelttiğimiz tehditleri sana göstermeye elbette gücümüz yeter.
Allah’ın inkârcıları tehdit ettiği hal, onların varlıklarına son verecek olan belâ ve felâkettir (Şevkânî, III, 559). Kuşkusuz Resûl-i Ekrem, böyle bir felâket sırasında Allah’ın bir peygamberi felâketi hak etmiş olanlar arasında bulundurmayacağını biliyordu. Şu halde buradaki dileği bu hususta bir kuşkusu olduğu anlamına gelmeyip bu bilgisine rağmen Allah’ın dilediğini yapmaya muktedir olduğunu ikrar etme ve O’na kulluğunu arzetme amacı taşımaktadır.
Biz onlara vadettiğimiz (azabı) sana göstermeye elbette gücü yetenleriz.
Biz onlara vaad ettiğimizi sana elbette gösterebiliriz.
Kuşkusuz onları uyardığımız şeylere seni tanık yapmaya gücümüz yeter.
(Allah:) “Gerçek şu ki Biz, onları tehdit ettiğimiz şeyi şüphesiz Sana gösterme gücüne sahibiz (zalimleri ve hainleri zelil, mücahit mü’minleri ise aziz edip sadıkları sevindireceğiz) .”
Ve şüphe yok ki bizim, onlara vaadettiğimiz şeyleri sana göstermeye gücümüz yeter elbette.
İşte böyle dua et. Çünkü biz onlara, vaat ettiğimiz azabı sana göstermeye gücümüz yeter.
“Bizim onlara yaptığımız tehdidi, kesinlikle sana göstermeye gücümüz yeter.”
Biz, onlara vaad ettiğimizi sana göstermeye güç yetiririz.
Gerçek şu ki biz, onları tehdit ettiğimiz şeyi şüphesiz sana gösterme gücüne sahibiz.
(Ey Rasûlüm), onlara vaad ettiğimiz azabı sana göstermeğe elbette kadiriz.
Ve Şüphesiz onlara vaadettiğimiz azabı sana göstermeye gücümüz yeter.
Onlara söz vermiş olduğumuz şeyi, sana göstermeye gücümüz yeter
(Ey Resul!) Bizim onlara vaad ettiğimiz azabı sana göstermeye elbette gücümüz yeter.
Biz onlara vadettiğimizi sana elbette gösterebiliriz.
Biz, onlara yönelttiğimiz tehdidi sana göstermeye elbette ki kadiriz.
Biz elbette, kendilerine söz verileni sana gösterebiliriz.
Biz, onlara yönelttiğimiz tehdidi sana göstermeye elbette ki kadiriz.
Şübhesiz ki siz, onlara yaptığımız vaîdi sana göstermeğe elbette kadiriz
Hakîkat, biz onlara va'd (ve tehdîd) etdiğimizi sana göstermiye de elbette kaadiriz.
(Ey Resûlüm!) Şübhesiz ki biz, onlara va'd etmekte olduğumuz (azâb)ı sana da göstermeye elbette gücü yetenleriz.
Biz onlara vaat ettiğimizi (azabı) sana göstermeye elbette gücümüz yeter.
Biz onlara vaadettiğimiz azabı sana göstermeye elbette kaadiriz.
Şüphesiz biz, onları tehdit ettiğimiz şeyi şüphesiz sana gösterme gücüne sahibiz.
Elbette Bizim, onlara vaadettiğimiz şeyleri sana göstermeye gücümüz yeter!
Biz, onlara vaad ettiğimiz şeyi sana göstermeye elbette kâdiriz / güç yetirmekteyiz.
Biz onları tehdit ettiğimiz (azabı,) elbette sana gösterme gücüne de sahibiz.1
1 Yani, Biz onları sen sağ iken azaba çarptırma ve onların azaba çarptırıldıklarını sana gösterme gücüne de sahibiz.
[İşte böyle dua et] çünkü, şüphesiz Biz, onlara vaad ettiğimiz [azabın, bu dünyada dahî gerçekleşmesine] seni tanık kılacak güçteyiz!
Şüphesiz ki biz, onlara vaat ettiğimiz azabı sana göstermeye kadiriz. 51/5- 6, 40/77, 83/29...36
Ne ki Biz, onları tehdit ettiğimiz azabı (her hal ve şartta)[2951] sana göstermeye elbette kâdiriz.
[2951] Metinde zımnen var olan bu açıklamanın içeriği şöyle anlaşılabilir: ..sen aralarında olsan da, ayrılıp gitsen de, hatta dünyayı terk etsen de..
Ve şüphe yok ki, Biz onlara yapmış olduğumuz vaîdi sana göstermeğe elbette kadirleriz.
Biz onlara vâd ettiğimiz azabı sana göstermeye elbette kadiriz.
Biz, onları tehdidettiğimiz şeyi sana göstermeğe elbette kadiriz (onları cezalandıracağız ve sen bunu göreceksin).
Çünkü biz, onları tehdit ettiğimiz cezayı sana göstermemiz konusunda bir ölçü belirlemişizdir.
Şüphesiz biz, onlara vaat ettiğimiz (azabı) sana göstermeye kadiriz.
Onlara vaad ettiğimiz şeyi sana göstermeye elbette gücümüz yeter.
Biz, onları tehdit ettiğimiz şeyi sana göstermeye elbette kadiriz.
daħı bayıķ biz anuñ üzere kim gösterevüz saña anı kim va'dā eylerüz anlara ķādirdür.
Daḫı biz saña göstermege anlara va‘de olunan ‘aẕābı ḳādirler‐biz.