Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 2818, sondan 3419. ayet; 24. sure ve Nûr Suresinin 27. ayetidir. Nûr Suresi 27. ayetinin kelime sayisi 19, harf sayısı 85 ve toplam ebced değeri ise 9443 olarak hesaplanmıştır. Nûr Suresinin toplam ebced değeri 414067 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
يا ايها الذين امنوا لا تدخلوا بيوتا غير بيوتكم حتى تستأنسوا وتسلموا على اهلها ذلكم خير لكم لعلكم تذكرون
Ey iman edenler! Kendi evlerinizden başka evlere, geldiğinizi hissettirip (izin alıp) ev sahiplerine selâm vermeden girmeyin. Bu davranış sizin için daha hayırlıdır. Düşünüp anlayasınız diye size böyle öğüt veriliyor.
İffet ve namusla ilgili iftirayı yasaklayan, bu davranışın ne kadar büyük bir günah ve ağır bir suç teşkil ettiğini açıklayan âyetlerden sonra ve iffeti korumak için tedbirler getiren âyetlerden önce her iki konuyla da sebep-sonuç ilişkisi bulunan bir konuya yer verilmektedir: Başkalarının evlerine girip çıkma kuralları. Başkalarının evlerine girme konusunda bazı kurallara ve ihtiyat tedbirlerine uyulmaması halinde hem girip çıkanları görenlerin suizanna kapılmaları ve tecessüs duygularının tahrik edilmesi hem de girip çıkanların bazı aile sırlarına vâkıf olmaları, ailenin görülmesini istemediği bazı şeyleri görmeleri, o anda veya ileride bazı olumsuz ve yasak duyguların, niyetlerin oluşması gibi kötü sonuçlar ortaya çıkmaktadır.
Bugün şehirlerde, elektriğin ve elektronik araçların bulunduğu binalarda oturanlar, gelenlerle konuşmak, kimliklerini sormak, hatta onları görmek, buna göre kapıyı açmak veya açmamak imkânlarına sahip bulunmaktadırlar. Böyle imkânların bulunmaması halinde kapıya gelenin bazı kurallara kendiliğinden riayet etmesi ve edebe aykırı yollara tevessül etmemesi gerekir.
Belli kimselerin oturmasına mahsus bulunmayan, ya boş olan veya hanlar, kervansaraylar, oteller, abdesthaneler, dükkânlar gibi her isteyenin girip çıkmasına, oturup kalkmasına, alışveriş yapmasına açık bulunan yerlere girmek için yukarıdaki usule göre izin almak gerekli değildir. “İçinde kendinize ait eşya bulunan” şeklinde çevirdiğimiz ifadeyi, “faydalanmanıza açık bulunan” şeklinde de anlamak mümkündür. Yukarıdaki örnekler bu anlayışa uygun bulunmaktadır. Bizim çevirimize uygun örnek ise sahipleri tarafından terkedilmiş ve içine başkaları tarafından yakacak vb. eşya konmuş binalar ve yerlerdir.
Câhiliye dönemiyle İslâm’ın ilk yıllarında insanlar birbirlerinin evine girerken “iyi sabahlar, iyi akşamlar” gibi iltifat ifadeleri kullanmakla birlikte bu konularda muaşeret kurallarına yeterince önem verilmiyor, baskın yapar gibi evlere dalanlar oluyor; sık sık rahatsız edici durumlarla karşılaşılıyordu (Buhârî, “İsti’zân”, 11; Râzî, X, 197). Daha sonra, özellikle konumuz olan âyetler ile diğer âyet ve hadislerde evlere girerken izin isteme ve izin verme konularında özel hükümler getirilmiş; böylece meskenlerin mahremiyeti ve dokunulmazlığı, bireyin ve ailenin saygınlığı korunmak istenmiştir. Kaynaklarda izin konusunda bilhassa şu hususlar üzerinde durulmaktadır: a) Yukarıda belirtilen istisnaî yerler ile kural olarak sahibince veya yetkili kişi ve makamlarca söz, işaret, yazılı belge, tabela vb. yollarla girilmesine izin verilen yerler dışındaki mahallere, özel ve mahrem mekanlara izin almadan girilemez. Ancak bir hadiste belli bir zamanda bir yere gelmesi için davet edilen kişinin belirtilen zamanda o yere girmesi için izin alması gerekmediği ifade edilir (Buhârî, “İsti’zân”, 14). b) Hz. Peygamber’in belirlediği bir kurala göre bir yere girmek için izin isteyen kişi, bu isteğini en çok üç defa tekrar etmeli, buna rağmen izin ifade eden bir karşılık alamazsa dönüp gitmelidir (Buhârî, “İsti’zân”, 13; Müslim, “Âdâb”, 32, 34, 35, 37; Râzî, XXIII, 197-198). Ancak sesinin duyulmadığını düşünen kimsenin izin talebini üçten fazla tekrar edebileceği belirtilmektedir (Kurtubî, XII, 218). c) Konumuz olan 27. âyette izin isterken ev halkına ayrıca selâm verilmesi de istenmiştir. Hz. Peygamber’in böyle durumlarda genellikle selâm verip kendisini tanıtarak izin istediği bildirilmektedir (Ebû Dâvûd, “Edeb”, 138). 27. âyetin söz dizilişinde selâm izin istemeden sonra gelmektedir. Bununla birlikte âyetteki sıranın bağlayıcı olmadığı, duruma göre önce selâm verip kendini tanıttıktan sonra izin istemenin mümkün olduğu görüşü de vardır (Nevevî, XVI, 131). Hz. Peygamber’in, izin almadan huzuruna giren birini, “Dışarı çık, ‘Selâmün aleyküm, girebilir miyim?’ de” şeklinde uyarırken önce selâmı zikrettiği görülmektedir (Dârimî, “Salât”, 88). d) İzin isteyen kişi içeridekilere kendisini açıkça tanıtmalıdır. Nitekim Resûl-i Ekrem, içeri girmek isteyen birine kim olduğunu sorunca bu kişinin “benim” demesine canı sıkılmış, “Sen de kimsin!” diyerek yaptığının yanlışlığını hatırlatmıştır (Buhârî, “İsti’zân”, 17; “Edeb”, 94). Bu durumda kapı tokmağını kullanma, zil çalma, diyafonla seslenme gibi modern imkânlardan yararlanırken de kendini açıkça tanıtmak gerekmektedir. e) Bir kimsenin izinsiz girmesi câiz olmayan yeri iyi niyetle de olsa kapı aralığından veya pencereden gözetlemesi de câiz değildir. Zira izin isteme hükmünün konuluş sebebi, aile mahremiyeti gibi ilgililerin görülmesini istemediği mahremiyetleri yabancı gözlere karşı korumaktır (Aynî, XVIII, 286, 294). Müminlerin casusluk yapar gibi birbirlerinin mahrem durumlarını araştırmalarını yasaklayan âyetin (Hucurât 49:12) bu konuyla da ilgili olduğu kabul edilmektedir. Hz. Peygamber, birinin bu şekilde evini gözetlediğini görünce onu sert bir dille uyarmıştır (Buhârî, “İsti’zân”, 11; “Diyât”, 15, 23; ayrıca bk. Mustafa Çağrıcı “İzin”, DİA, XXIII, 509-510).
Mehmet Okuyan
Ey iman edenler! (Geldiğinizi) farkettirip ev halkına selam verinceye (onlar selamınızı alıncaya) kadar kendi evinizden başka evlere girmeyin! Bu (davranış), sizin için hayırlı olandır; umulur ki (gerceği) hatırlarsınız.
Bu ve devam eden ayetler, başkalarına ait meskenlere girmek istendiğinde nasıl bir yol takip edilmesi gerektiğine dair sosyal hayatın en önemli ilkelerinden bir kısmını içermektedir. Buna göre kendilerine ait olmayan evlere girmeden önce izin istenmesi ve eve girmeden önce selam verilmesi gerektiği hükme bağlanmaktadır.
Bayraktar Bayraklı
Ey iman edenler! Kendi evlerinizden başka evlere, sahiplerinden izin almadan ve onlara selâm vermeden girmeyiniz. Bu, sizin için daha iyidir, her halde bunu düşünüp anlarsınız.
Ey iman edenler! Kendi evinizden başka evlere, sahiplerinin sizi istekle karşılayacaklarından emin olmadan ve selam vermeden¹ girmeyin. Bu sizin için daha hayırlıdır. Umulur ki öğüt alırsınız.
Ey iman edenler, evlerinizden başka evlere, yakınlık kurup (izin istemeden) ve ev halkına selam vermeden (içeri) girmeyin. Bu sizin için daha hayırlıdır; umulur ki öğüt alıp düşünür (edep ve hürmet ölçülerimize dikkat edersiniz).
Ey inananlar, kendi evlerinizden başka evlere, sahipleriyle tanışmadan ve onlara selam vermeden girmeyin, düşünüp öğüt almanız için daha hayırlıdır bu size.
Ey iman edenler! Kendi evlerinizden başka evlere, sahiplerinden izin almadan, selam vermeden girmeyin. Belki düşünürseniz, bunun hakkınızda daha hayırlı olduğunu anlarsınız.
Ey iman edenler, dostça geldiğinizi fark ettirip izin almadıkça, ev halkına selam vermedikçe kendi evinizden başka evlere girmeyin! Böylesi sizin için daha hayırlıdır. Herhalde bunu düşünüp anlarsınız.
Ey iman edenler! Kendi evlerinizden başka evlere izin almadan ve halkına selam vermeden girmeyin. Bu sizin için daha hayırlıdır. Olur ki öğüt alırsınız.
27.Feryabi ve İbnu Cerir`in Adiyy bin Sabit`ten rivayet ettiklerine göre ensardan bir kadın Resulullah (a.s.)`a gelerek: "Ey Resulullah (a.s.)! Ben bazen evde öyle bir hal üzere oluyorum ki beni o halde kimsenin görmesini istemiyorum. Ama ailemden bir erkek o esnada benim yanıma girmekten geri durmuyor. Bu durumda ben ne yapayım?" dedi. Bunun üzerine bu ayeti kerime indirildi.
Ali Bulaç
Ey iman edenler, evlerinizden başka evlere, yakınlık kurup (izin almadan) ve (ev halkına) selam vermeden girmeyin. Bu sizin için daha hayırlıdır; umulur ki öğüt alıp düşünürsünüz.
Ey iman edenler! Kendi ev ve odalarınızdan başka evlere, sahibleriyle alışkanlık temin edib izin almadan ve selâm vermeden, girmeyin. Bu, sizin için daha hayırlıdır. Olur ki düşünür, hikmetini anlarsınız.
Ey iman edenler! Evlerinizin dışındaki evlere, kendinizi tanıtmadan, içindeki insanlara selam vermeden girmeyin. Bu, sizin için daha hayırlıdır. Artık düşünüp anlayın!
Ey inananlar! Evlerinizden başka evlere, (sahipleriyle) yakınlık kurup (izin almadan) ve (ev halkına) selam vermeden girmeyin! Bu (konuda hassasiyet göstermeniz), sizin için daha hayırlıdır. Düşünüp anlayasınız diye size böylece öğüt veriliyor.
İnsanların huzur ve güven içinde yaşadıkları meskenler onların aynı zamanda mahrem mekânlarıdır. Konut mahremiyeti ile ilgili gelen bu yasaklama tamamıyla bireyi ve aileyi korumaya matuftur. Kişilerin malları ve canları ne kadar önemliyse özel ve ailevi hayatlarının mahremiyeti de o kadar önemlidir. Cahiliye döneminde özellikle bedevi Araplar evlere sormadan ve ses çıkarmadan pervasızca girerdi. Bu ve bundan sonraki ayetler, cahiliye kültüründen kalan bu âdete son vermek için nazil olmuştur.
Diyanet İşleri (Eski)
Ey inananlar! Evlerinizden başka evlere, izin almadan, seslenip sahiplerine selam vermeden girmeyiniz. Eğer düşünürseniz bu sizin için daha iyidir.
Ey iman edenler! Kendi evinizden başka evlere, geldiğinizi farkettirip (izin alıp) ev halkına selâm vermedikçe girmeyin. Bu sizin için daha iyidir; herhalde (bunu) düşünüp anlarsınız.
Ey iman edenler! Kendi evinizden başka evlere, geldiğinizi farkettirip ev halkına selam vermedikçe girmeyin. Bu sizin için daha iyidir. Herhalde (bunu) düşünüp anlarsınız.
Ey o bütün iyman edenler! kendi odalarınızın gayrı odalara sahiblerine istinas edip selâm vermeden girmeyiniz, bu sizin için hayırlıdır, gerek ki düşünürsünüz
Ey îman edenler, kendi (ev ve) odalarınızdan başka (evlere ve) odalara saahibleriyle alışkanlık peyda etmeden ve selâm da vermeden girmeyin. Bu, sizin için daha hayırlıdır. Olur ki iyice düşünür (hikmetini idrâk eder) siniz.
Ey îmân edenler! Kendi evlerinizden başka evlere izin almadan ve (o evin) halkına selâm vermeden (içeri) girmeyin! Bu sizin için hayırlıdır; olur ki ibret alırsınız.
Ey İman edenler! Kendi evlerinizin dışındaki evlere izin almadan girmeyin ve girdiğinizde ev halkına selam verin. Bu sizin için daha hayırlıdır. Belki bunları düşünürsünüz.
Ey mü/minler! Kendi evlerinizden başka evlere, sahiplerinden izin almadan [⁶] ve onlara selâm vermeden girmeyin. Bu, hakkınızda daha iyidir. Ta ki nasihat kabul edin.
İsmail Hakkı İzmirli Nûr Suresi 27. Ayet Açıklaması
[6] Veya evin içinde insan olduğunu anlamaksızın veya vahşetiniz zail olup me'nus olmaksızın.
Kadri Çelik
Ey iman edenler! Evlerinizden başka evlere, yakınlık kurmadan ve (ev halkına) selam vermeden girmeyin. Bu sizin için daha hayırlıdır; umulur ki hatırlayıp kendinize gelirsiniz.
Ey inananlar! Başkalarının evlerine, sahiplerinden izin alıp onlara güzelce selâm vermeden girmeyin! Bu sizin için, içeriye izinsiz girip ev halkını rahatsız etmekten çok daha iyidir. İşte Allah, size bu gibi görgü ve edep kurallarını öğretiyor ki, belki düşünüp öğüt alırsınız.
Ey iman edenler!
Ünsiyet kurmadan / izin almadan, ev halkına selâm vermeden, evlerinizden başka evlere girmeyin!
Bu sizin için hayırlıdır.
Umulur ki düşünüp anlarsınız.
Ey îman edenler! Evlerinizin dışında başkalarının evlerine (veya odalarına), sakın izin almadan ve (ev halkına) selâm vermeden girmeyin.1 Eğer öğüt alıp düşünürseniz bu sizin için daha hayırlıdır.2
1 İsti’nâs: Başkasının evine izinsiz girmek gasp sayılacağından hukuken haram olduğu gibi kendi mülkü olan, dinen girme hakkı bulunan eve ve odalara habersiz ve selâmsız girivermek de edeben ve diyaneten yasaktır. Buradaki “isti’nas”ı izin istemek diye tefsir edenler olduğu gibi evin girmeğe müsait olup olmadığını bilmeğe çalışmak veya insan bulunup bulunmadığını öğrenmek manalarıyla tefsir edenler de olmuştur. Ebû Eyyub (r.a): “Ey Allah’ın Rasulu! İsti’nas nedir?” dedik, O da: “öksürerek, tesbih ve tekbir ile ev halkını haberdar etmektir. Teslim de esselâmüaleyküm demektir.” buyurdular, dedi. Evlere girerken izin isteme üç defa olur. Birincisi duyurmak, ikincisi hazırlanmalarına müsaade etmek, üçüncüsü ise izin verirler veya reddederlerse ona göre eve girmek veya girmemektir. Bu üç izin talebi birbiri ardı sıra söylenmeyip aralarında biraz fâsıla ile yapılmalı ve üçüncüsünde cevap verilmezse dönmelidir. Şiddetle kapı çalmak, hane sahibine bağırmak ise haramdır. İzin isterken yüzünü kapıya karşı tutup durmamalı, sağa veyahut sola yönelmelidir. Adamın biri Peygamber Efendimize: “Evine girerken annemden de izin isteyecek miyim?” dedi. O da: “evet” dedi. O adam: “Onun benden başka hizmet edeni yok. Her girişimde izin mi alayım” deyince, Efendimiz: “Ananı üryan görmeyi arzu eder misin?” buyurdu. Adam: “hayır” deyince de: “öyle ise izin al” buyurdular. Cahiliyye ahalisi birinin evine vardıklarında harem saygısı gözetmedikleri gibi selâm duâsını da bilmezler, bunun yerine; “sabahınız hayat olsun” veya “hayr olsun”, “akşamınız hayat olsun” gibi sözler söylerlerdi. (Elmalılı)2 Ensardan bir kadın gelerek Peygamber Efendimize: “Ey Allah’ın Rasûlü! Bazen ben evimde babamın da oğlumun da görmesini istemediğim bir durumda oluyorum. Ben bu durumda iken babam veya aile fertlerimden bazı erkeklerin evime girmeleri eksik olmuyor. Bu durumda ben ne yapayım?” diye sorması üzerine bu âyet indi. (Vâhidî)
Muhammed Esed
SİZ EY imana erişenler! Kendi evlerinizden başka evlere sakinlerinden izin almadan, onlara selâm vermeden girmeyin. Eğer [karşılıklı haklarınızı] dikkate alacak olursanız bu (öğüt) sizin kendi iyiliğiniz içindir. 33
– Ey iman edenler! Kendinize ait olmayan evlere sahibinden izin almadan ve hane halkına selam vermeden girmeyin. Eğer düşünecek olursanız böyle yapmanız sizin yararınıza bir davranıştır. 4/86, 11/69- 73, 24/61
SİZ ey iman edenler! Kendinize ait olmayan evlere, sahiplerinden izin almadan[2999] ve selam vermeden girmeyiniz:[3000] düşünecek olursanız, sizin yararınıza olan da budur.[3001]
[2999] Veya: “tanışıp bilişmeden..” İbn Abbas teste’nisûyu, vahiy katiplerince yapılan imla hatası addederek teste’zinû (izin alıncaya kadar) şeklinde okumuştur (Ferrâ ve Taberî). Her iki okuyuşun anlamları da birbirine yakındır.
[3000] Zira selam muhataba “Benden emin olabilirsin!” teminatıdır.
[3001] Bu âyetler, kendisinden önce gelen zina ve iftiraya ilişkin önlem paketidirler. Adalet suç işlenmeden önce önlemini almayı gerektirir.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ey imân edenler, kendi evlerinizden başka evlere müsaade istemeden ve sahiplerine selâm vermeden girmeyiniz. Bu sizin için hayırlıdır. Umulur ki, düşünüp anlarsınız.
Ey iman edenler! Kendi evleriniz dışındaki evlere, sahiplerinden izin isteyip onlara selâm vermeden girmeyiniz! Böyle yapmanız sizin için daha münasiptir. Olur ki düşünür, hikmetini anlarsınız.
Cahiliye Arapları selâm ve haber vermeden evlere dalarlardı. Bu âyet, mesken dokunulmazlığını, evlere giriş kuralını belirledi. Hz. Peygamberin tatbikatı ve hadisleri bu konuyu da yeterli derecede açıklamıştır. Hadislerden biri, girmek isteyenin önce selâm verip sonra “Girebilir miyim” diye izin istemesini, üçüncü tekrardan sonra izin verilmezse geri dönmesini bildirir.
Süleyman Ateş
Ey inananlar, kendi evlerinizden başka evlere, izin alıp halkına selam vermeden girmeyin. Herhalde bunun, sizin için daha iyi olduğunu düşünüp anlarsınız.
Müminler! Kendi evlerinizden başka evlere, kendinizi tanıtıp izin almadan ve orada olanlara selam vermeden girmeyin. Bilgilerinizi kullanırsanız sizin için iyi olan budur.
Ey iman edenler! Kendi evlerinizden başka evlere, izin almadan ve hane halkına selâm vermeden girmeyin. Bu sizin için daha hayırlıdır—umulur ki güzelce düşünürsünüz.
Ey iman edenler! Kendi evleriniz dışındaki evlere, sahipleriyle kaynaşıp izin almadan, bir de ev sakinlerine selam vermeden girmeyin! Düşünüp taşınmanızı sağlamada bu sizin için daha hayırlıdır.
İy īmān getürenler, girmeñüz sizüñ evlerüñüzden özge evlere size destūrvirilmeyince, evler üstine selām virmeyince. Ol size ḫayrludur. Ola kim sizögütlenesiz.