Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 2916, sondan 3321. ayet; 25. sure ve Furkan Suresinin 61. ayetidir. Furkan Suresi 61. ayetinin kelime sayisi 11, harf sayısı 48 ve toplam ebced değeri ise 3020 olarak hesaplanmıştır. Furkan Suresinin toplam ebced değeri 292301 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
تبارك الذي جعل في السماء بروجا وجعل فيها سراجا وقمرا منيرا
“Yıldız kümeleri” diye çevirdiğimiz bürûc kelimesi, her ne kadar klasik tefsirlerde genellikle eski Grek astronomi-astrolojisinden gelen bilgiler ışığında yorumlanmışsa da (meselâ bk. Râzî, XXIV, 106; Kurtubî, X, 14; Şevkânî, III, 142; IV, 99), Kur’an’ın bu kavramını, modern astronominin verileri ışığında “yıldız kümeleri” veya “galaksiler” olarak anlamak gerekir. Eski tefsirlerde bürûc, “büyük yıldızlar” olarak da açıklanmıştır (bilgi için bk. Hicr 15:16. âyetin tefsiri).
“Işık kaynağı” diye çevirdiğimiz sirâc kelimesi sözlükte “kandil, lamba” anlamına gelir; burada ise güneşi ifade etmek üzere kullanılmıştır. Yûnus sûresinde (10:5) güneş ziya (aydınlatıcı, ışık) kavramıyla nitelendirilmiştir. Buna göre Kur’an güneşin, gerek dünyamız gerekse güneş sistemindeki diğer gezegenler için bir ışık kaynağı olduğuna işaret etmektedir.
Mehmet Okuyan
Gökte burçlar var eden, orada bir kandil (güneş) ve aydınlatan bir ay yaratan (Allah) yüceler yücesidir.
(Düşünmez ve idrak etmezler ki:) Gökte burçlar kılan, onların içinde bir sirac-aydınlık (ısı ve ışık kaynağı Güneş) ve nurlu bir Ay var edip (yaratan Allah) ne Yücedir.
(3)“Lâmba ta‘bîriyle şöyle bir üslûba pencere açar ki, şu âlem bir saray ve içinde olan eşyâ(varlıklar) ise insana ve zîhayâta (canlılara) ihzâr edilmiş (hazırlanmış) müzeyyenât (süsler) ve mat‘ûmât(yiyecekler) ve levâzımât (lâzım olan şeyler) olduğunu ve güneş dahi musahhar (itâatkâr) bir mumdâr olduğunu ihtâr ile (hatırlatmakla), Sâni‘in (herşeyi san‘atla yaratan Allah’ın) haşmetini (yüceliğini) ve Hâlıkın (yaratıcının) ihsânını ifhâm ederek (anlatarak) tevhîde (Allah’ın birliğine) bir delil gösterir ki, müşriklerin en mühim, en parlak ma‘bûd (ilâh) zannettikleri güneş, musahhar bir lâmba, câmid (cansız) bir mahlûktur.” (Zülfikār, 25. Söz, 12)
İlyas Yorulmaz
Gökte yıldızları var eden Allah, her şeyden yücedir. Göğe ışık saçan bir lambayı (güneşi) ve aydınlık veren ayı, O var etmiştir.
Gökyüzünü yıldız kümeleriyle donatan ve oraya, bir kandil gibi ışık saçan bir Güneş ve o kandilden yayılan ışığı yansıtan aydınlatıcı bir Ay yerleştiren Allah ne kutlu, ne yücedir!
1 Burç: Bakanların gözüne çarpacak kadar yüksek köşk, şehir surlarının, kalelerin yüksek yerleri demektir. Gökyüzündeki yıldız takımlarından her birine burç denilir ve bunlar on iki tanedir. Batlamyus’a göre kırk sekiz adet burç vardır, hattâ daha da fazladır. Fal için kullanılan on iki burç ise tamamen itibarîdir. Bu âyette Allah, burçların fal yönünü değil, yaratılış yönünü bize örnek olarak vermektedir. Burçları fal için kullanmak ise haramdır. Bk. (Hicr: 16, Büruc: 1)2 “Işık kaynağı” ifâdesi, “gökyüzü” karinesiyle anlaşılan bir mecâz-ı mürsel olarak, “güneş” demektir.3 Bk. (Yûnus: 5, Nûh: 16)
Muhammed Esed
GÖĞE büyük takım yıldızları serpiştiren, ve yine oraya [parlak] bir ışık kaynağı ve ay (gibi) bir aydınlatıcı yerleştiren (Allah) ne yüce, ne cömerttir. 48
Gökte burçlar yıldız kümeleri var eden ve oraya parlak güneşi ve ışıltılı ayı yerleştiren Rahman ne yüce bir bereket kaynağıdır. 15/16, 67/5, 85/1, 86/1- 2
GÖĞE büyük yıldız kümeleri serpiştiren, yine oraya (güneş gibi) bir ışık kaynağı ve ay (gibi) bir ışık yansıtıcı[3150] yerleştiren Allah ne yüce bir bereket kaynağıdır!
Mustafa İslamoğlu Furkan Suresi 61. Ayet Açıklaması
[3150] Hem “başkası tarafından aydınlanan nesne” hem de “başkasını aydınlatan özne” anlamına gelen munîrin, çift boyutlu dilsel yapısına dayanarak. (Krş: 10:5, not 11).
Ömer Nasuhi Bilmen
Pek müteâlidir O (Hâlık-ı Azîm) ki, gökte burçlar vücuda getirmiştir ve orada bir çırağ ve bir nûrani ay yaratmıştır.
Gökte burçlar yaratan, onların içinde bir kandil (güneş) ve nurlu bir ay yerleştiren Allah, yüceler yücesidir, hayır ve ihsanı sınırsızdır. [15, 17; 71, 16; 67, 5; 10, 5]