Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan
2932, sondan
3305. ayet;
25. sure ve
Furkan Suresinin
77. ayetidir.
Furkan Suresi 77. ayetinin kelime sayisi
12, harf sayısı
46 ve toplam ebced değeri ise
2479 olarak hesaplanmıştır.
Furkan Suresinin toplam ebced değeri
292301 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
قل ما يعبؤا بكم ربي لولا دعاؤكم فقد كذبتم فسوف يكون لزاما
قلمايعبؤابكمربيلولادعاؤكمفقدكذبتمفسوفيكونلزاما
Kul mâ ya’beu bikum rabbî levlâ du’âukum(s) fekad keżżebtum fesevfe yekûnu lizâmâ(n)
(Ey Muhammed!) De ki: “Duanız olmasa, Rabbim size ne diye değer versin! Siz yalanladınız. Öyle ise azap yakanızı bırakmayacak.”
Sûrenin son cümlesi, özel olarak Allah’ı bırakıp elleriyle yaptıkları düzmece tanrılara tapanlara; genelde ise yukarıda belirtilen gerçek dindarlıktan uzak, nefsânî tutkularını veya çeşitli fâni varlıkları, nesneleri, makam ve mevkileri Allah’a kul olmanın üstünde tutanlara, Allah’ı bırakıp onlara kul olanlara yönelik veciz bir uyarıdır. Buna göre insanın değeri, yalnız Allah’a kul olup O’nun dışındaki şeyler karşısında özgürleşmektedir. İnsan için en büyük suç ise –ister sözleriyle olsun, ister eylemleriyle olsun– ona kendi benliğini, gerçek insanlığını ve gerçek insanlık değerini, izzetini, onurunu kazandıracak temel kaynak olan Allah’ın dinini asılsız saymasıdır; insanoğlu yoldan çıkmışlığını sürdürdükçe dünya ve âhirette türlü şekillerde cezalandırılmaktan yakasını kurtaramayacaktır; sûrenin son uyarısı budur.
De ki: “Duanız olmasaydı, Rabbim size neden değer versin ki!” (kâfirlere de ki): “Siz ise elbette (gerçeği) yalanladınız. Onun için ileride (bu günah size) yapışacaktır!”
Ayetin ilk cümlesinde muhataplar müslümanlar ise tercüme mealde verdiğimiz gibidir. Eğer muhataplar müşrik iseler, bu ayet bağlama uygun olarak şöyle de tercüme edilebilir: “Allah’tan başkasına yalvarmanız olmasa, Allah sizinle uğraşmaz (sizi cezalandırmaz); siz (Kur’an’ı, Allah’ın emirlerini, ilkelerini) yalanladınız; onun için azap yakanızı bırakmayacaktır.”
De ki: “Eğer dualarınız olmasaydı Rabbim sizi ne yapardı? Fakat siz yalanladınız; bu yalanlamanız, yakanızı bırakmayacaktır.”[375]
[375] Duanın etkinliği, imam ve selam kavramları hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XIII, 556-557; Dua için ayrıca bk. XII, 355-358; XIII, 556-557.Furkân sûresinden çıkarılacak genel ilkeler için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XIII, 560-562.
De ki: “Başkasına yalvarmanız olmazsa Rabbim sizi ne yapsın?¹” Oysaki siz yalanladınız. Bunun karşılığını yakında göreceksiniz.
1- “Başkasına yönelmez, onlardan yardım istemezseniz Allah sizi ne diye cezalandırsın!” Bak: Nisa 147
Ey Resulüm de ki: “Eğer sizin duanız (davanız, takvanız) olmasaydı, Rabbiniz size ne diye değer versindi? Fakat siz gerçekten yalanladınız (Kur’an’ın her hükmünün gerekli ve geçerli olmadığını söylediniz) ; artık (bunun cezası da mutlaka lazımdır ve azabı da) kaçınılmaz olacaktır (ve çekilecektir) .”
De ki: Sizi imana davet etmeseydi ne değeriniz olabilirdi Rabbimin katında; ama siz gerçekten de yalanladınız tebliğ edilenleri, artık azaplandırmak gerekmekte sizi.
İnananlara de ki: Dua, yalvarma ve ibadetiniz olmasaydı, Rabbim size değer verir miydi? Ve inkârcılara da de ki: Gerçek şu ki siz, Allah'ın mesajını yalan saydınız, artık bu yüzden azap size sarılacak, yakanızı bırakmayacaktır.
“Sizi kulluğa, ibadete ve duaya davet etmese; sizin kulluğunuz, ibadetiniz ve duanız olmasa, Rabbim sizinle ilgilenmez, sizi önemsemez ey insanlar!
Ey inkâr edenler, siz tebliğ edilen Kurân'ı ve Rasulullah'ı yalanlarken, itaate yanaşmazken size de değer vermez. Bu sebeple dünyada ceza, âhirette azap yakanızı bırakmayacaktır.” diye ilan et.
De ki: "Duanız olmasa Rabbim size bir değer vermez. Ancak yalanladınız; artık (sizin için azap) kaçınılmaz olacak."
De ki: 'Duanız olmasaydı Rabbim size değer verir miydi? Fakat siz gerçekten yalanladınız; artık (bunun azabı da) kaçınılmaz olacaktır.'
(Ey Rasûlüm, kâfirlere) de ki: “- Sizin ibadetiniz olmasa, Rabbim sizi ne yapacak (size ne kıymet verir?) Mademki (Allah'ı ve Rasûlünü) tekzibettiniz, o halde azab size çaresiz vacib olacaktır.”
De ki: “Eğer dua ve ibadetiniz olmasaydı, Rabbim olan Allah, ne diye size değer verecek… İşte siz O’nu yalanladığınız için, azap yakanızı bırakmayacaktır. (Yani, size değer vermeyecektir.)()
Diyesin ki: «Duanız olmasa, Tanrının katında ne değer bulursunuz? Evet yalanladınız, gereken olacaktır
De ki: “(Allah'tan başkasına) kulluk etmezseniz (şirk koşmazsanız), Rabbim size ne diye (azap) etsin ki! Ama sizler (Allah'ın ayetlerini ve elçilerini) yalanladınız, inkâr ettiniz. Bunun için azap hiçbir zaman yakanızı bırakmayacaktır.”
Bu ayette hitap tamamen inanmayanlaradır. Öyle sanıldığı gibi birinci cümlesi “Duanız olmasa, Rabbim size ne diye değer versin!” şeklinde mü’minlere, ikinci cümlesi “Sizler Allah'ın ayetlerini yalanladığınız için azap hiçbir zaman yakanızı bırakmayacaktır.” Şeklinde inkârcılara. Bu doğru değildir. “Ya’be’u” kelimesi, “yapmak, etmek, harekete geçirmek” anlamındaki “ab’” kökünden türemiştir. Buna “değer, kıymet” manası vermek doğru olmaz. Doğru olan; “Şayet başkalarını kulluk etmezseniz Rabbim size ne diye azap etsin ki!” Yani “Allah size azap edecekse, şirk koştuğunuz için edecek” demektir. Bu ayetin, Nisa suresi
4:147 ayetiyle bağlantısını kurarsak konuyu daha iyi anlarız: “Eğer görevlerinizi yerine getirir ve inanıp güvenirseniz, Allah size niçin azap etsin? Allah, kıymet bilendir, her şeyi bilir.” 71. Ayetten itibaren mü’minlerin vasıflarından ve elde edecekleri nimetlerden bahsedilirken sonunda şirkten uzak durmaları konusunda inkârcılara da bir hatırlatma yapılıyor.
De ki: "İbadetiniz (duanız) olmasa Rabbim size ne diye değer versin?" Ey inkarcılar! Yalanladığınız için, azap yakanızı bırakmayacaktır.
(Resûlüm!) De ki: (Kulluk ve) yalvarmanız olmasa, Rabbim size ne diye değer versin? (Ey inkârcılar! Size Resûl'ün bildirdiklerini) kesinkes yalan saydınız; onun için azap yakanızı bırakmayacaktır!
De ki, "Duanız olmasa Rabbimin yanında değeriniz yoktur. Yalanlarsanız sonucuna katlanacaksınız."
(Resulüm!) De ki: "Rabbim size ne kıymet verir duanız olmasa? (Ey inkârcılar! Size bildirdiklerini) kesinkes yalan saydınız; o halde azab yakanızı bırakmayacaktır!
De ki rabbım size ne kıymet verir duânız olmasa? Demek ki tekzib ettiler, o halde yarın ceza yapışacak
De ki: «(Şedâid zamanlarında kendisine) düâ ve (iltica) nız olmasaydı Rabbim size değer verir miydi? (Fakat madem ki) şimdi (Onu da, resulünü de) muhakkak suretde tekzîb etdiniz, O halde (bu tekzibinizden dolayı size artık) yakın bir azâb lâzım oluyor (demekdir)».
(Ey Resûlüm!) De ki: “Eğer duânız olmasa, Rabbim size ne diye ehemmiyet versin?”(2) (Ey müşrikler!) Fakat (siz Resûlümü) gerçekten yalanladınız; öyle ise (azab)ileride (üzerinize) şart olacaktır.
(2)“Evet kudret, insanı çok dâirelerle alâkadâr bir vaziyette yaratmıştır. Hem en küçük ve en hakīr(ehemmiyetsiz) bir dâirede, insanın eli yetişebilecek kadar insana bir ihtiyâr, bir iktidar vermiştir. Ferşten(yerden) arşa, ezelden ebede kadar en geniş dâirelerde insanın vazîfesi, yalnız duâdır. Evet قُلْ يَعْبَؤُابِكُمْ رَبِّي لَوْلَا دُعآَؤِكُمْ [De ki: Eğer duânız olmasa, Rabbim size ne diye ehemmiyet versin?] âyet-i kerîmesi, bu hakīkati tenvîr (aydınlatmaya) ve isbâta kâfîdir. Öyle ise, çocuğun eli yetişemediği bir şeyi pederinden ve vâlidesinden istediği gibi; abd (kul) de, acz ve fakrıyla Rabbisine ilticâ eder (sığınır) ve Hâlikından(yaratıcısından) ister.” (Mesnevî-i Nûriye, Habâb, 96)
Dualarınız olmasaydı Rabbim size ne diye değer versin ki. Sonra (bu nimetleri) yalanladınız. (Her kes yalanladıklarından) Sorumlu olacak.
Onlara de ki sizin ibadetiniz [³] olmasa Rabbimin yanında ne kıymetiniz olur! Siz tevhidi yalan saydınız. Artık bunun cezası yakında yakanıza yapışacaktır.
[3] Veya imanınız, şükrünüz.
De ki: “Sizin duanız olmasaydı, Rabbim size itina gösterir miydi? Ama siz kesin bir şekilde yalanladınız; dolayısıyla bu yalanlamanız (bir azap olarak) hep sizinle olacaktır.”
Ey Müslüman! İslâm’ın özünü, esasını tüm insanlığa bildirmek üzere de ki: “Ey insanlar! Sizin Allah’a ibâdetiniz ve bunun özü olan duânız olmasa, Rabb’im size ne değer verir ki? Fakat siz ey inkârcılar; O’nun ayetlerini yalanladınız; öyleyse, cezaya çarptırılmanızartık kaçınılmaz olmuştur!”
De ki:
-“Eğer duanız olmasa, rabbim size ne diye değer versin?
Derken yalanladınız; artık (bir ceza) gerekli olacaktır”.
(Ey Muhammed!): “(Ey insanlar!) sizin kulluğunuz olmadığı sürece, Rabbim size hiç değer vermez,1 Onu yalan saydığınız sürece de azap, sizin yakanızı asla bırakmaz!” de.
1 Yukarıda (مَا) olumsuzluk harfi olarak düşünülmüştür. Ancak bu (مَا)’nın soru harfi olarak düşünülmesi de mümkündür. Bu durumda âyetin bu bölümünün tercümesi, “(Ey insanlar!) Eğer sizin kulluğunuz olmasaydı, Rabbim size hiç değer verir miydi?” şeklinde olabilir.
[İNANANLARA] de ki: “Dua ve yönelişiniz O'na olan inancınız için değilse, 57 Rabbim size niçin değer versin?” [Ve inkarcılara da de ki:] “Gerçek şu ki, siz [Allah'ın mesajını] yalanladınız: artık bu [günah] yakanızı bırakmayacaktır!” 58
De ki: – Sizin dua ve kulluğunuz olmasa Rabbim size niye değer versin ki? Siz ki gerçeklere karşı yalana sarıldınız, iyi bilin ki bunun vebali yakanızı hiç bırakmayacak. 2/286, 40/60, 35/37, 39/59, 67/8...11, 43/78
(EY RASÛL) de ki: “Eğer duanız olmasaydı Rabbim size niçin değer verecekti ki?”[3165] (KÂFİRLERE[3166] de ki): “Sonuçta siz de yalanlamış bulunuyorsunuz: bundan böyle (inkârınız) sizin yakanızı asla bırakmayacak!”[3167]
[3165] Bu âyet, çatısını değiştiren bir biçimde “De ki: (Allah’tan başkasına) duanız olmasa Rabbim sizi niçin cezalandırsın?” şeklinde anlaşılabilir mi? Allahu a’lem hayır. Bu yorumun tek yararı bir sonraki âyetle uyum sağlamasıdır. Ama bu “uyum”, uğruna ödenen bedelle mütenasip değildir. Zira ‘abee (el-’ıb’) kelimesinin “yük, değer, kıymet” dışında ayrıca bir “ceza” mânası yoktur. Buna ilaveten “Allah’tan başkasına” gibi metinde olmayan bir takdir gerektirir. Dua insanın Allah karşısındaki esas duruşudur. Âyet duanın insanın varlık sebebi olduğunu söyler. Bu yüzden “dua ibadetin iliğidir”. Zımnen: Dua etmek, bizatihi kabul olmuş bir duadır. Ey insan! Duanın kabul olup olmadığına değil, dua edip etmediğine bak! Zira dua eden kalp, Allah’la diyalog halindedir.
[3166] İbn Abbas’a dayanarak (Taberî).
[3167] Veya: “Eğer kulluğunuz olmasaydı..” Son iki âyette dua ile yalanlama zıt kutuplarda durmaktadır. Zımnen: Allah’a dua etmek O’nu tasdik etmenin, duadan kaçmak ise O’nu yalanlamanın tezahürüdür.
De ki: «Sizin ibadetiniz olmayınca Rabbim size ne kıymet verir. Halbuki, siz tekzîp ettiniz, artık (bu tekzîpin cezası size) yakın bir zamanda ulaşacaktır.»
De ki: “Duanız olmazsa Rabbim size ne diye değer versin ki? Ama siz, ey inkârcılar! Size bildirdiklerimi yalan saydınız, artık bu günahtan yakanızı kurtaramayacaksınız. ”
De ki: "Du'anız (ibadetiniz) olmadıktan sonra Rabbim sizi ne yapsın? (Size haber verdiklerimi) yalanladınız. Bu yüzden cezalandırılmanız gerekecektir."
De ki: “Duanız olmasa Sahibinizin yanında ne değeriniz olur? siz hep yalan söylediniz. Yarın yalanınız yakanızı bırakmayacaktır.”
De ki:-Sizin dua ve kulluğunuz olmazsa, Rabbim size ne diye değer versin? Siz onu yalan saydınız, yakında bunun cezasını göreceksiniz.
De ki: Duanız olmasa Rabbim size ne diye değer versin? Fakat siz yalanladınız; bunun cezası da yakanıza yapışacaktır.
De ki: "Duanız/davetiniz yoksa, Rabbim sizi ne yapsın? Yalanladınız; bu yüzden azap kaçınılmaz olacaktır."
eyit: “ne eyleye-y-idi size çalabum eger degül misse sizi oķıduġı? ya'nį islām’a. pes bayıķ yalan duttunuz pes tįz ola 'aźāb lāzım.”
Eyit yā Muḥammed: Ne eyleye‐y‐di size beni yaradan Allāh, egerdu‘āñuz olmasa‐y‐dı? Taḥḳīḳ siz yalañladuñuz, pes yalanlamaḳ cezāsı sizelāzım olsa gerek.
(Ya Rəsulum, bu Məkkə müşriklərinə) de: “Əgər ibadətiniz olmasa, Rəbbimin yanında nə qədir-qiymətiniz olar? Siz (Qur’anı və öz Peyğəmbərinizi) təkzib etdiniz. Buna görə də (nə dünyada, nə də axirətdə əzab) yaxanızdan əl çəkməyəcəkdir!”
Say (O Muhammad, unto the disbelievers): My Lord would not concern himself with you but for your prayer. But now ye have denied (the Truth), therefor there will be judgment.
Say (to the Rejecters): "My Lord is not uneasy because of you if ye call not on Him:(3136) But ye have indeed rejected (Him), and soon will come the inevitable (punishment)!"*
3136 Let not the wicked think that it causes Allah any annoyance or uneasiness if they do not serve or worship Him. He is high above all needs. But He turns in His Mercy to all who call on Him. For those who arrogantly reject Him, the evil consequences of their rejection are inevitable, and must soon come to pass. (R).