Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 2943, sondan 3294. ayet; 26. sure ve Şu'arâ Suresinin 11. ayetidir. Şu'arâ Suresi 11. ayetinin kelime sayisi 4, harf sayısı 16 ve toplam ebced değeri ise 1150 olarak hesaplanmıştır. Şu'arâ Suresinin toplam ebced değeri 392049 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure طسم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ط (0) س (0) م (1) bulunuyor.
Bulunduğu ortam ve dini tebliğle görevli olduğu muhatapları bakımından Hz. Mûsâ’nın durumu bir yönüyle Hz. Muhammed’in durumundan daha çetindi. Mûsâ aleyhisselâm köle gibi muamele gören bir kavme mensup olduğu halde bölgenin güçlü hükümdarı Firavun ve kavmini dine davetle görevlendirilmişti. Hz. Peygamber ise sosyal statü bakımından muhataplarıyla aynı seviyede bulunuyordu. Öte yandan Mekkeli müşrikler Arap yarımadasının hatırı sayılır kabilesi olmakla birlikte Firavun ve adamları kadar güçlü değillerdi. Bu âyetler, o zor şartlarda Hz. Mûsâ nasıl başarılı olduysa Hz. Peygamber’in de öyle başarılı olacağına işaret etmekte, müminlere ümit ve cesaret vermektedir. Firavun İsrâiloğulları’nı köle gibi istihdam ediyor, onları ağır işlerde kullanıyordu. Nüfuslarının çoğaldığını görünce, kendi yönetimi için tehlike oluşturacakları endişesiyle yeni doğan erkek çocuklarını öldürtmeye başladı. İşte bu tutumları yanında Allah’ın varlığını ve birliğini de tanımamaları sebebiyle Allah onları “zalim kavim” olarak nitelendirmektedir.
Mehmet Okuyan
10,11. Hani Rabbin, Musa’ya “Zalim topluma, yani Firavun’un kavmine git! (Hâlâ) [takvâ]lı (duyarlı) davranmayacaklar mı?” diye seslenmişti.
“Firavun'un kavmine git. Hâlâ, bana sığınmayacaklar, emirlerime yapışmayacaklar, günahlardan arınıp, azâbımdan korunmayacaklar, kulluk ve sorumluluk şuuruyla, haklarına ve özgürlüklerine sahip çıkarak şahsiyetli davranmayacaklar, dinî ve sosyal görevlerinin bilincinde olmayacaklar mı?”
1 Bu iki âyet; “Bir zamanlar Rabbin, Mûsa’ya: -O zâlimler tpluluğu olan, Firavun’un toplumuna git. Onlar (kötülüklerden) hâlâ sakınmayacaklar mı?- (diye seslendi.)” şeklinde de tercüme edilebilir.
Muhammed Esed
“Şu Bana karşı sorumluluk bilincinden uzaklaşan 7 Firavun toplumuna!”
Mustafa İslamoğlu Şu'arâ Suresi 11. Ayet Açıklaması
[3176] A’râf 103’te bundan farklı olarak “Firavun ve önde gelen yakın çevresine” ifadesi yer alır. Zira orada vahyin muhataplarının durumuna, burada ise vahyi iletenlerin durumuna ve özellikle “Rasul Musa”ya, Kasas sûresinde ise “insan Musa”ya vurgu yapılmaktadır.
[3177] Söz geliminden rahatlıkla çıkarılabilecek bu geçiş ibâresi, sözün delâleti açık olduğu için lafzen yer almaz (Taberî). Bu aynı zamanda, Kur’an’ın veciz/eliptik diline güzel bir örnektir.
[3178] Veya: öncesiyle birlikte “..şu bana karşı sorumluluk duymayan Firavun’un kavmine git!” Ela yettekûnun, soru olmaktan daha çok durum bildiren bir işleve sahip olduğunu söyleyen Zemahşerî’ye dayanarak. Kısa bir iki atıf hariç, muhtemelen Kur’an’da Musa kıssasının anlatıldığı ilk sûredir. Buradaki anlatımla Medenî sûrelerdeki anlatım arasındaki esaslı fark şudur: Burada ve Mekkî sûrelerde Musa’nın Firavun’a karşı verdiği tevhid mücadelesi, Medenî sûrelerde ise kendi kavmi olan İsrâiloğullarına karşı verdiği ıslah ve yeniden inşa mücadelesi ele alınır. Bu da bu sûredeki anlatımın öncelikli amacının Allah Rasûlü’nün şahsiyetini inşâ olduğunu gösterir. Anlatımın özet halinde olması, detaylarının bölge Yahudilerinden dolayı nüzul ortamında bilindiğini gösterir.
10, 11. Bir vakit de Rabbin Mûsâ'ya: “Haydi! o zulme batmış olan topluma, yani Firavun'un halkına gidip, “hakkı inkârdan ve azgınlıktan sakınma zamanı gelmedi mi? de! ” diye nida etti. [20, 47]
Hz. Mûsâ (a.s.)’ın durumu Hz. Muhammed (a.s.)’ın durumundan daha çetin idi. Zira o Firavun’un köleleştirdiği bir millete mensup idi. Hz. Mûsâ Firavun’un sarayında büyütülmüştü. Dünyanın en güçlü bir hükümdarını hakka dâvet etmekle görevli idi. Hz. Peygamber ise muhataplarına göre eşit konumda olup, Kureyş’in dünyevî güçleri, Firavun sultanlığı ile kıyas bile edilemezdi. İşte bu kıssa ile Kur’ân Kureyş’e ve herkese şu dersi vermek istiyor: “O zor şartlarda bile hak din galip geldi. Mekke kâfirlerinin bu dâveti engellemesi mümkün değildir.”
Süleyman Ateş
Fir'avn'ın kavmine. Onlar (kötülüklerden) korunmayacaklar mı?