Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan
3053 , sondan
3184 . ayet;
26 . sure ve
Şu'arâ Suresi nin
121 . ayetidir.
Şu'arâ Suresi 121. ayetinin kelime sayisi
8 , harf sayısı
29 ve toplam
ebced değeri ise
2017 olarak hesaplanmıştır.
Şu'arâ Suresi nin toplam ebced değeri
392049 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu ayetle aynı/benzer
5 ayet daha bulunmaktadır. Bunlar;
26:8 , 26:67 , 26:103 , 26:174 , 26:190 ayetleridir. Bu sure
طسم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette
ط (0)
س (0)
م (4) bulunuyor.
ان في ذلك لاية وما كان اكثرهم مؤمنين
ا ن ف ي ذ ل ك ل ا ي ة و م ا ك ا ن ا ك ث ر ه م م ؤ م ن ي ن
Latin Harfleriyle Okunuşu
İnne fî żâlike leâye(ten)(s) vemâ kâne ekśeruhum mu/minîn(e)
1x
Şüphesiz bunda bir ibret vardır. Onların çoğu ise iman etmiş değillerdir.
Doğrusu anlayanlar için bu kıssada büyük bir ders vardır; ama çokları iman etmezler.
Çoğu inanmamış olsa da şüphesiz ki bunda bir ders vardır.
119,120,121,122. Bunun üzerine onu ve beraberinde olanları dolu bir gemi içinde taşıyarak kurtardık. Sonra geride kalanları suda boğduk. Doğrusu, bunda ders vardır, ama çoğu inanmamaktadır. Rabbin, şüphesiz güçlüdür, merhamet sahibidir.
Bunda kesinlikle bir ayet¹ vardır. Yine de onların çoğu iman edenlerden olmadı.
Gerçekten, bu (anlatılanlar) da (ders alınacak) bir ayet ve ibret vardır, ama onların (insanların) çoğu iman etmiş (veya edecek) değillerdir.
Şüphe yok ki bunda bir delil var, fakat halkın çoğu inanmaz.
Şüphesiz bu kıssada, insanlar için bir ders ve ibret vardır, onların çoğu buna inanmasa da…
Bunlarda kesinlikle, Allah'ın kudretine, ilmine, hikmet sahibi olduğuna işaretler, insanlar için ibretler vardır. Onların çoğu iman edecek değildi.
Şüphesiz bunda bir ibret vardır. Onların çoğu iman etmemişti.
Gerçekten, bunda bir ayet vardır, ama onların çoğu iman etmiş değildirler.
Muhakkak ki (onlara yaptığımız) bu işte, (geride kalanlar için) bir ibret var, öyle iken onların çoğu mümin olmadı.
Şüphesiz bunda, önemli bir ayet (belge-delil) vardır. Fakat çokları inanmadılar.
Bunda bir belge vardır, pek çokları inanmazlar
Şüphesiz bunda (alınacak büyük) bir ders vardır. (Buna rağmen) yine de onların çoğu inanmamakta diretiyor.
Bkz.
26:8 , 67, 103, 174, 190
Doğrusu bunda bir ders vardır, ama çoğu inanmamıştır.
Doğrusu bunda büyük bir ders vardır; ama çokları iman etmezler.
Bunda bir ders var; ancak çoğunluk inanmaz.
Şüphesiz bunda mutlak bir âyet (alınacak ders) vardır; ama çokları iman etmiş değillerdir.
Şübhesiz bunda mutlak bir âyet var
Şübhe yok ki bunda mutlak bir ibret vardır. (Fakat) onların çoğu îman ediciler değildir.
Muhakkak ki bunda, elbette bir ibret vardır. Fakat onların çoğu îmân etmiş kimseler değildir.
Bu olayda ibret alınacak dersler var, ancak insanların çoğu inanmıyorlardı.
İşte bunda bir ibret vardır. Halbuki onların çoğu Nuh/a iman etmemişlerdi.
Hiç şüphesiz bunda bir ayet vardır; ama onların çoğu iman etmiş değillerdir.
Dinle, ey insan; hiç kuşkusuz bunda, ilâhî adâleti gözler önüne seren apaçık bir delil, bir işâret var fakat insanların çoğu, yine de inanmamakta diretiyor.
Şüphesiz bunda bir âyet vardır. Yine de çoğu mümin olmadı.
Şüphesiz bu (Nuh kıssasında, insanlar için) bir ibret vardır ama onların çoğu, (hâlâ) inanmadılar.
Şüphesiz bu [kıssada insanlar için] bir ders vardır, 54 onların çoğu [buna] inanmasa da.
İşte bunda da alınacak bir ders mutlaka vardır. Fakat onların çoğu yine de iman etmediler. 14/44-45
Elbet bu (Nûh kıssası)nda da alınacak bir mesaj mutlaka vardır; fakat insanların çoğu yine de inanmayacaklardır.
Şüphe yok ki, bunda elbette bir ibret vardır. Halbuki, onların ekserîsi imân etmiş olmadılar.
Elbette bunda alınacak ibret var, fakat onların ekserisi ders alıp da iman etmezler.
Muhakkak ki bunda bir ibret vardır, ama yine çokları inanmazlar.
Bu olayda kesin bir ibret var ama bunların çoğu inanacak değillerdir.
İşte bunda da bir ibret vardır. Fakat, onların çoğu yine de inanacak değillerdir.
İşte bunda bir âyet vardır. Fakat onların çoğu yine iman etmez.
Bunda elbette bir ibret var. Ama onların çoğu müminler değildi
bayıķ anuñ içinde nişāndur daħı olmadı eyregį anlaruñ mü’minler.
Taḥḳīḳ anda ‘ibretler vardur. Daḫı degül‐idi çoġı anlaruñ mü’minler degül‐idi.