Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 3060, sondan 3177. ayet; 26. sure ve Şu'arâ Suresinin 128. ayetidir. Şu'arâ Suresi 128. ayetinin kelime sayisi 5, harf sayısı 21 ve toplam ebced değeri ise 1885 olarak hesaplanmıştır. Şu'arâ Suresinin toplam ebced değeri 392049 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure طسم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ط (0) س (0) م (0) bulunuyor.
“Yüksek yer” diye çevirdiğimiz rî‘ kelimesi “yol” mânasına da geldiği için 128. âyeti “Siz boş şeylerle uğraşarak her yol üstüne bir anıt mı dikersiniz?” şeklinde tercüme etmek mümkündür. Hz. Hûd, kavminin âhiret hayatını unutup tamamen dünya hayatı ve zevklerine yöneldiklerini, Allah’a ortak koşarak O’na ibadeti terkettiklerini görünce böyle bir uyarıda bulundu. Çünkü güçlü ve zengin olan kavmi daha önce din ve ahlâk kurallarına uygun olarak doğru yolda yürürken bilâhare güçlerine ve servetlerine güvenerek Allah’ı, peygamberi ve Allah’ın gönderdiği dini tanımaz duruma gelmişlerdi. Kur’an’ın verdiği bilgiye göre bunlar (Yemen’de İrem adında) bir şehir kurmuş, müreffeh bir şekilde yaşıyorlardı. Muhteşem sarayları, kaleleri, bağları, bahçeleri vardı (krş. Fecr 89:6-8). Tefsirlerde bildirildiğine göre bunlar, çöllerde yolcuların yollarını yitirmemeleri için yol kenarlarına, özellikle tepelere güvercin kaleleri, kuleler, âbideler ve alâmetler dikmişlerdi; su biriken yerlerde ise sarnıçlar yapılmıştı; kışın yağmur suları bu sarnıçlarda biriktirilir, yazın ihtiyaç anında kullanılırdı. Özellikle çölde susuz kalan yolcular bu sarnıçlardan yararlanırlardı. İşlek yollardan gelip geçenlerle oyalanıp eğlenmek için hâkim noktalara binalar yaptıkları da zikredilmiştir (İbn Âşûr, XIX, 165-168). Kısacası Âd kavmi güçlü ve müreffeh bir toplum haline gelmişti; yeryüzünde kendilerinden daha güçlü kimsenin bulunmadığı kanaatinde idiler (bk. Fussılet 41:15). 130. âyet onların gerçekten güçlü olduklarına işaret etmektedir.
Mehmet Okuyan
Siz övünüp eğlenmek üzere her yüksek yere bir ayet (anıt) mı dikiyorsunuz?
Siz her yüksek tepelerde, ihtiyacınız olmayan yapılar kurarak eğlenir durur musunuz veya her bir yol üzerine, gelip geçenleri yanıltmak için, bir işaret yapıp, boş şeylerle mi uğraşıyorsunuz?
124,125,126,127,128,129,130,131,132,133,134,135. Kardeşleri Hud, onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Siz her yüksek yere koca bir bina kurup, boş şeyle mi uğraşırsınız? Temelli kalacağınızı umarak sağlam yapılar mı edinirsiniz? Yakaladığınızı zorbaca mı yakalarsınız? Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Bildiğiniz şeyleri size verenden sakının; davarları, oğulları, bahçeleri ve akarsuları size O vermiştir. Doğrusu hakkınızda büyük günün azabından korkuyorum" dedi.
Âyetteki «rî’» kelimesi «yol» manasına da geldiği için «siz her yol üzerine...» şeklinde bir meâl vermek de mümkündür. Bu kavmin bina ettiği şeyler hakkında, tefsirlerde; güvercin kaleleri, gelip geçenlerle eğlenmek için yapılmış yüksek binalar, tepelere dikilen âbideler gibi izahlarla karşılaşılmaktadır.
Edip Yüksel
"Her tepenin üzerine bir işaret (bir yapı) yerleştirip oyalanıyor musunuz?"
128, 129. «— Siz her yüksek tepede bir alâmet bina edip gelip geçenle eğleniyorsunuz; öyle mi? [³] Dünyada daim kalacaksınız diye sarnıçlar mı yapıyorsunuz? [⁴]»;
İsmail Hakkı İzmirli Şu'arâ Suresi 128. Ayet Açıklaması
[3] Veya yüksek tepelerde köşklerle iftihar edersiniz veya bana gelip gidenlerle eğlenirsiniz veya yolcular için alâmet korsunuz, Öyle mi?[4] Veya sağlam köşkler, burçlar mı yapıyorsunuz? Yani hem mütekebbirsiniz, hem tul-ü emel, gaflet sahibisiniz.
Kadri Çelik
“(Siz ihtiyacınız olmadığı halde) Sırf eğlence olsun diye her yüksek yere (ihtişamınızı gösteren) bir nişane (gökdelen) mi dikersiniz?”
1 Buradaki âyet: alamet, büyük saray, yüksek köşk ve anıt gibi sıra dışı bina anlamınadır. Abes, ise hakiki veya hükmi bir faydası olmayan oyun ve eğlence gibi boş şeyler demektir. Bu ayet; “ciddi ve meşru bir maksadı olmaksızın insanlarla dalga geçmek, onları o putlara ibadet ettirmek, eğlenmek, övünmek veya o putları ve putlaştırılan yapıları perde olarak kullanıp zavallı insanları köleleştirmek için binalar, anıtlar, köşkler ve oyun yerleri mi yapıyorsunuz?” şeklinde de anlaşılabilir.2 Bu âyet ayrıca; “Siz her yol üzerine (gelip geçenleri yanıltmak için) bir işaret yapıp da hep böyle boş şeylerle mi uğraşıyorsunuz?” şeklinde de anlaşılabilir.
Muhammed Esed
Her tepede cehalet eseri, [putperestçe] anıtlar, tapınaklar mı yükselteceksiniz 56
128, 129, 130. Siz her yol üzerinde, gelip geçenleri şaşırtmak için bir alamet yapıp saçma sapan şeylerle mi uğraşırsınız? O muazzam yapıları dünyada ebedî kalmak gayesiyle mi inşa ediyorsunuz? Başkalarının hukukuna karşı hiç sınır tanımadan hep böyle zorbalık mı yapacaksınız? [89, 6-7; 53, 50; 41, 15; 46, 25; 69, 7]
Hz. Hud o binaların sadece plan, sayı ve ihtişamlarına değil, aynı zamanda bu israflı yapıların o milletin ahlâk, kültür ve medeniyeti üzerindeki yakın etkilerine de itiraz etmiş oluyordu.
Süleyman Ateş
Siz her yol üzerine, (gelip geçenleri yanıltmak için) bir işaret yapıp da boş şeyle mi uğraşıyorsunuz?