Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 2945, sondan 3292. ayet; 26. sure ve Şu'arâ Suresinin 13. ayetidir. Şu'arâ Suresi 13. ayetinin kelime sayisi 8, harf sayısı 34 ve toplam ebced değeri ise 2290 olarak hesaplanmıştır. Şu'arâ Suresinin toplam ebced değeri 392049 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure طسم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ط (1) س (2) م (0) bulunuyor.
Çoğu zaman insanlar peygamberleri yalancılıkla itham etmişlerdir. Hz. Mûsâ böyle bir durumla karşılaşmaktan endişe ettiği için moralinin bozulacağını, bunun da dilinin dolaşmasına sebep olacağını (krş. Tâhâ 20:27), dolayısıyla peygamberlik görevini yerine getirirken rahat konuşamayacağını Allah Teâlâ’ya arzetmiş; ya kendisine yardımcı olmak veya tek başına Firavun’a elçi olarak gitmek üzere kardeşi Hârûn’un görevlendirilmesini niyaz etmiştir. Ayrıca İsrâiloğulları’ndan biriyle kavga eden bir Kıptî’yi öldürmüş olmasından dolayı kendisinin de öldürülmekten korkması böyle bir talepte bulunmasına sebep olmuştur (bu konuda bilgi için ayrıca bk. Kasas 28:15).
Mehmet Okuyan
İçim daralabilir, dilim dönmeyebilir; (bu nedenle) Harun’a da elçilik ver!
1- Mûsâ daha önce karışmış olduğu cinayet olayından dolayı tedirginlik göstermektedir.
Ahmet Akgül
"Göğsüm sıkışıyor, dilim dönmüyor; bundan dolayı (kardeşim) Harun'a da (elçilik görevini bildirmesi için Cibril'i) gönder (ki bana yardımcı olsun, dileğini iletmişti.) "
12,13,14. Musa: "Rabbim! Doğrusu beni yalanlamalarından korkuyorum; göğsüm daralıyor, dilim açılmıyor. Onun için Harun'a da elçilik ver. Onların bana isnat ettikleri bir suç da vardır. Beni öldürmelerinden korkuyorum" demişti.
12, 14. Musa özüre başladı da dedi ki «— Yâ Rab! Korkarım ki onlar beni yalana çıkarırlar. Bundan içim darlaşır, dilim söylemez olur. Artık Harun/a Cibril/i gönder [⁷]. Onlarca benim bir kabahatim [⁸] vardır, korkarım ki ona bedel beni öldürürler.
“Öfke ve heyecandan yüreğim daralır; üstelik dilimde tutukluk var. Güzel ve etkili konuşamıyorum. Bunun için, bana yardımcı olarak ağabeyimHârûn’a da elçilik görevi ver yâ Rab!”
Mustafa İslamoğlu Şu'arâ Suresi 13. Ayet Açıklaması
[3179] Buradaki fe-ersil ilâ Hârûn ibâresi, “yakınlarımdan yükümü paylaşacak birini görevlendir” (20:29); “görevimden bir pay da ona ver” (20:32) ve “onun dili benden daha açık, daha düzgün” (28:34) âyetleri ışığında anlaşılmalıdır (Ferra). Parantez içi “da”nın gerekçesi budur.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve göğsüm daralır ve dilim açılmaz, artık Harun'a da risâlet ver.»
12, 13. “Ya Rabbî” dedi, “Korkarım ki beni yalancı sayarlar, benim de göğsüm daralır, dilim tutulur. Onun için Harun'a da risalet ver! ” [28, 34; 20, 29] {KM, Çıkış 4, 10-14}