Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 2972, sondan 3265. ayet; 26. sure ve Şu'arâ Suresinin 40. ayetidir. Şu'arâ Suresi 40. ayetinin kelime sayisi 7, harf sayısı 32 ve toplam ebced değeri ise 2305 olarak hesaplanmıştır. Şu'arâ Suresinin toplam ebced değeri 392049 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure طسم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ط (0) س (1) م (1) bulunuyor.
Hz. Mûsâ’ya verilen mûcizeler karşısında şaşkına dönen Firavun, çevresindekilerin bundan etkilenmesini önlemek için Mûsâ’yı onlara becerikli, büyük bir sihirbaz olarak tanıtmaya çalıştı. Sihir yoluyla halkı tesir altına alıp yurtlarından çıkararak orada kendi hükümranlığını kurmak istediğini söyledi ve bunu önlemek için neler yapılabileceğine dair çevresindekilerin görüşlerine başvurdu. Onlar da ülkedeki bütün yetenekli sihirbazları toplayarak Mûsâ’ya karşı mücadele etmesini tavsiye ettiler. Bunun üzerine Firavun gereken emri verdi; ülkenin her tarafına görevliler gönderilerek sihirbazlar toplandı. Karşılaşma zamanı olarak da halkın bir araya toplandığı bayram günü kuşluk vakti tayin edildi (krş. Tâhâ 20:59). O dönemde Mısır’daki mevcut kültürde sihrin önemli yeri vardı; sihirbazlar bu kültürün rahipleri olarak saygın bir konuma sahipti. Dolayısıyla onların Hz. Mûsâ’ya galip gelmeleri, halkın gözünde bu konumlarını daha da pekiştirecekti. Bu sebeple devlet ileri gelenleri “Sihirbazlar üstün gelirlerse –ki ümidimiz budur– herhalde onların yolundan gideriz” diyerek halka moral vermeye çalıştılar (41-51. âyetlerin açıklaması için bk. A‘râf 7:113-126).
Mehmet Okuyan
(Şehir halkı:) “Umarız ki büyücüler üstün gelirlerse büyücülere uyarız!” (demişti).
Halk ise (şuursuz kalabalık psikolojisi ve hep kazanan ve güçlü olandan yana tavır sergilemesi nedeniyle) : “Eğer üstün gelirlerse, her halde ve elbette (bu) sihirbazlara uyarız (ve Hz. Musa'nın peşini bırakırız) ” diye (aralarında söyleşmişlerdi).
Bahaeddin Sağlam Şu'arâ Suresi 40. Ayet Açıklaması
(*) Firavun yönetimi ile çağdaş devletler arasında önemli benzerlikler vardır: a) Metafizik hadiselere inanmazlar. b) Dinî olguları büyü olarak görürler. c) İnanmadıkları bu dinî konuları kitlelere ulaşmak için araç olarak kullanırlar, halk kitlelerinin dinî duygularını sömürürler.
“Umarız ki, sahip olduğumuz ideolojiyi ve hayat tarzını savunmak için mücâdele eden bu insanlar Mûsâ’ya üstün gelirler de, Mûsâ gibi bir kölenin dinine değil, büyücülerin bizimkine oldukça benzeyen putperest inanç sistemine uyarız.”
Mustafa İslamoğlu Şu'arâ Suresi 40. Ayet Açıklaması
[3198] Le‘alle edatının beklenti vurgusu çeviriye “herhalde” ile taşınmıştır (Bkz: 21:13, not 15).
[3199] İn edatının vurgularından biri de tehyic (yüreklendirme) ve ilhâb (kışkırtma)’dır (İtkân II, 170). Bu vurgu gözetilmediği sürece çeviri sorunlu olmaktan kurtulamayacaktır.
Ömer Nasuhi Bilmen
«Umulur ki, biz de sâhirlere tâbi oluruz. Eğer galip olanlar onların kendileri olmuş olursa.»
Bu büyücüler, büyünün önemli bir rol oynadığı Amon kültünün resmî rahipleriydiler. Dolayısıyla, onların Hz. Mûsâ’ya galebe çalmaları devlet dininin halkın gözünde önemini pekiştirecekti. Onların ana gayeleri Mûsâ’ya tâbi olmama idi. Yoksa gerçekte sihirbazların dinlerine de tâbi olma gayeleri yoktu. Büyücülere moral vermek için ve onları tam gayrete getirmek için: “Haydi görelim sizi! Galip gelin de biz de sizin dininize girelim” diye teşcî ediyorlardı. Bu sözü kinaye kabilinden söylemişlerdi.
Süleyman Ateş
Umarız ki büyücüler üstün gelirse biz de onlara uyarız.