Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 3364, sondan 2873. ayet; 29. sure ve Ankebut Suresinin 24. ayetidir. Ankebut Suresi 24. ayetinin kelime sayisi 20, harf sayısı 76 ve toplam ebced değeri ise 3702 olarak hesaplanmıştır. Ankebut Suresinin toplam ebced değeri 274256 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (17) ل (9) م (5) bulunuyor.
Arapça Metin
فما كان جواب قومه الا ان قالوا اقتلوه او حرقوه فانجيه الله من النار ان في ذلك لايات لقوم يؤمنون
(İbrahim’in) kavminin cevabı, “Onu öldürün veya yakın” demekten ibaret oldu. Allah da onu ateşten kurtardı. Şüphesiz bunda inanan bir toplum için ibretler vardır.
Hz. İbrâhim, kavminin bayram şenliği için kasabanın dışına çıktığı bir sırada, en büyükleri dışındaki bütün putlarını kırmış, bu yüzden onu ateşe atarak cezalandırmaya kalkıştıklarında Allah Teâlâ bir mûcize gerçekleştirip, o dehşetli ateşi serinliğe dönüştürmüştü, İbrâhim de sağ salim kurtulmuştu (bilgi için bk. Enbiyâ 21:51-71). Fakat bu olay da kavmi üzerinde ciddi bir tesir bırakmadı; 25. âyetten anlaşıldığına göre bunun bir sebebi de putperestliğin, söz konusu kavim arasında bir dayanışma ruhu doğurmuş olmasıydı. Yani onlarda din, bir inanç konusu olmaktan ziyade bir toplumsal kaynaşma aracı idi. Böylece onlar için dinî inançların doğru veya yanlış olmasının önemli görülmediği, toplumda bir sevgi bağı oluşturacak şekilde geleneksel bir kurum olmasının yeterli bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda bir gerçeklik konusu değil de sadece bir töre ve çıkar konusu, bir kültür unsuru olarak benimsenen dinin ebedî kurtuluşu sağlamaktan uzak olacağı da açıktır. Dolayısıyla, 25. âyette belirtildiğine göre, dünyada böyle bâtıl bir din etrafında birleşenler, sadece gerçek olanların değer taşıyacağı âhirette aynı sevgi bağını sürdüremeyecekler; aksine tapanlar, tapılanlar, birbirini aldatıp haktan saptıranlar ve körü körüne onlara kapılıp sapanlar, hepsi birbirinden kopacak, hatta birbirine ağır eleştiriler yönelteceklerdir; ama bu suçlamalar hiçbirini hak ettikleri cezaya çarptırılmaktan, Allah’ın yardımından mahrum kalmanın doğuracağı çaresizlikten kurtaramayacaktır.
Mehmet Okuyan
(İbrahim’in) kavminin cevabı ise “Onu öldürün veya yakın!” demelerinden başka bir şey olmamıştı. (Ama) Allah onu ateşten kurtarmıştı. Şüphesiz ki bunda iman eden bir toplum için dersler vardır.
Konuyla ilgili ayetlerde geçen [nüneccî] , [encâ], [enceynâ] vs. aynı kökten gelen -bazı kullanımlar hariç- (Bakara 2:49; En‘âm 6:63; A‘râf 7:165; Yûnus 10:22, 23, 92; Yûsuf 12:45; Tâhâ 20:40; Enbiyâ 21:88), diğer yerlerde “azaba veya sıkıntıya girmeden kurtarılmak” anlamını vermektedir. Nitekim peygamberlerin ve müminlerin çeşitli şekillerde helak edilen kavimlerinin akıbetinden kurtarılmasından söz edilen ayetlerdeki ifadelerde de bu kökten kelimeler kullanılmıştır ve elbette kastedilen “o helakin içinden” değil de “o helake uğramadan” kurtarılmak şeklinde belirlenmiştir. Bu çerçevede Hz. İbrahim’in de ateşe hiç atılmadan kurtarılmış olma ihtimali çok yüksektir. Bu konuda ayrıca bkz. Enbiyâ 21:71, dipnot 5.
Bayraktar Bayraklı
İbrâhim'in sözlerine kavminin cevabı sadece, “Onu öldürünüz, yahut yakınız!” demek oldu. Ama Allah, onu ateşten kurtardı. Doğrusu bunda, inanan toplum için dersler vardır.
Sonra onun halkının cevabı: “Onu öldürün veya yakın!” demeleri oldu. Bunun üzerine Allah, onu ateşten kurtardı. Bunda iman edecek bir halk için kesinlikle âyetler¹ vardır.
Bunun üzerine kavminin (ve Nemrut kâfirinin İbrahim’e) cevapları sadece: “Onu hemen ya öldürüp (ortadan kaldırın) veya (ateşte) yakın!” demek oldu. Ama bunun üzerine Allah onu ateşten kurtardı. Şüphesiz bunda, iman eden bir kavim için ayetler vardır.
Allah'ın birliğine, tevhide davetten sonra kavminin İbrâhim'e cevabı,
“Onu öldürün yahut yakın” demelerinden ibaretti. Ama Allah onu ateşten kurtardı. Bunda iman eden bir kavim için Allah'ın varlığını, birliğini gösteren deliller vardır.
Kavminin cevabı ancak: "Onu öldürün veya yakın" demeleri oldu. Ancak Allah onu ateşten kurtardı. Şüphesiz bunda iman eden bir topluluk için ibretler vardır.
Bunun üzerine kavminin (İbrahim'e) cevabı yalnızca: 'Onu öldürün ya da yakın' demek oldu. Böylece Allah onu ateşten kurtardı. Şüphesiz bunda, iman eden bir kavim için ayetler vardır.
(Hz. İbrahîm, imana davet edince) kavminin cevabı ancak şu olmuştur: “- Öldürün onu, yahud yakın onu.” (Bunun üzerine kavmi, İbrahîm'i ateşe attığı zaman) Allah da onu ateşten kurtardı. Elbette buna iman edecek bir kavim için şübhe götürmez ibretler var.
Kavminin İbrahim’e karşı cevabı, yalnızca: “Onu öldürün veya yakın” demek oldu.() (Onlar, onu ateşe attılar.) Allah da onu ateşten kurtardı. Şüphesiz bunda, inanan bir toplum için önemli ibretler vardır.
Bahaeddin Sağlam Ankebut Suresi 24. Ayet Açıklaması
(*) Hz. İbrahim bahsi arasına Hz. Muhammed’i muhatap kılan 18. ila 23. ayetlerin girmesinin sebebi; Hz. Muhammed ile Hz. İbrahim’in aynı görevi icra ettiklerine, Hz. İbrahim’in kıssasıyla Hz. Muhammed’in teselli edildiğine işarettir.
Besim Atalay
Ulusunun cevabı ancak: «Onu ya öldürünüz, ya da yakınız!» demek olmuştur; Allah onu ateşten kurtarmıştır, inanan bir ulusçün bunda ibretler vardır
Kavminin (İbrahim'e) cevabı: “Onu öldürün veya onu (ateşte) yakın!” demekten başka bir şey olmadı. (Kavmi onu tam yakacaktı ki) Allah da onu ateşten kurtardı. İşte bunda inanacak bir toplum için ibretler vardır.
İbrahim'in sözlerine milletinin cevabı sadece: "Onu öldürün yahut yakın" demek oldu. Ama Allah onu ateşten kurtardı. Doğrusu bunda, inanan kimseler için dersler vardır.
Kavminin (İbrahim'e) cevabı ise: «Onu öldürün yahut yakın!» demelerinden ibaret oldu. Ama Allah onu ateşten kurtardı. Doğrusu bunda, iman eden bir kavim için ibretler vardır.
Halkının karşılığı, "Onu öldürün, yahut yakın,"demelerinden başka bir şey olmadı. Ancak ALLAH onu ateşten kurtardı. İnanan bir toplum için bunda dersler vardır.
Kavminin (İbrahim'e) cevabı ise, "Onu öldürün, yahut yakın!" demelerinden ibaret oldu. Ama Allah onu ateşten kurtardı. Doğrusu bunda, iman eden bir kavim için ibretler vardır.
Onun için ona kavminin cevabı sâde şu oldu: öldürün onu veya yakın dediler, Allah da onu o ateşten kurtardı, elbette bunda iyman edecek bir kavm için şübhesiz âyetler var
Bundan dolayı kavminin cevâbı: «Öldürün onu, yahud yakın onu» demelerinden başka (bir şey) olmadı. Aliah da onu ateşden kurtardı. Şübhe yok ki bunda îman edecek zümreler için her halde ibretler vardır.
Kavminin (İbrâhîm'e) cevâbı ise: “Onu öldürün yâhut onu yakın!” demelerinden başka bir şey olmadı. Bunun üzerine Allah onu ateşten kurtardı. Şübhesiz ki bunda, îmân edecek bir kavim için nice ibretler vardır.(1)
(1)“Ateş dahi, sâir esbâb-ı tabîiye (tabîat sebebleri) gibi kendi keyfiyle, tabîatıyla, körükörüne hareket etmiyor. Belki emir tahtında (altında) bir vazîfe yapıyor ki, Hazret-i İbrâhîm (as)’ı yakmadı ve ona, yakma emrediliyor. (...) Hazret-i İbrâhîm’in cismi gibi, gömleğini de ateş yakmadı ve ateşe karşı mukāvemet hâletini vermiştir. İbrâhîm’i yakmadığı gibi, gömleğini de yakmıyor.İşte bu işâretin remziyle ma‘nen şu âyet diyor ki: ‘Ey Millet-i İbrâhîm! (Ey Müslümanlar!) İbrâhîmvârî(onun gibi) olunuz. Tâ gömlekleriniz, en büyük düşmanınız olan ateşe hem burada, hem orada bir zırh olsun. Rûhunuza îmânı giydirip, Cehennem ateşine karşı zırhınız olduğu gibi, Cenâb-ı Hakk’ın zeminde sizin için sakladığı ve ihzâr ettiği (hazırladığı) bazı maddeler var. Onlar sizi ateşin şerrinden muhâfaza eder. Arayınız, çıkarınız, giyiniz.’ İşte beşerin mühim terakkıyâtından ve keşfiyâtındandır ki, bir maddeyi bulmuş ateş yakmayacak ve ateşe dayanır bir gömlek giymiş.” (Zülfikār, 25. Söz, 85-86)
İlyas Yorulmaz
Kavminin İbrahim’e cevabı yalnızca “Onu ya öldürün veya yakın” demeleri olmuştur. Sonra Allah da o’nu ateşten kurtarmıştı. Bunda inanan bir topluluk için ibretler vardır.
Putlar kırıldıktan sonra artık kavminin cevabı «— İbrahim/i öldürün veya yakın» demekten ibaret oldu. Allah onu ateşten kurtardı. İşte bunda mü/min cemaati için ibretler vardır.
Bunun üzerine kendi kavminin (İbrahim'e) cevabı yalnızca, “Onu öldürün ya da yakın” demek oldu. Böylece Allah da onu ateşten kurtardı. Şüphesiz bunda, iman etmekte olan bir kavim için ayetler vardır.
İbrahim’in bu sözlerine karşılık kavmi ona mantıklı ve inandırıcı bir cevap veremedi; sadece gözleri dönmüş bir şekilde, “Onu derhalöldürün; ya da ateşe atıp yakın!” diye haykırdılar. Böylece onu öldürmek için mancınıkla ateşe attılar. Fakat bilmiyorlardı ki, Allah izin vermedikçe ateş yakmaz, kılıç kesmez, kurşun öldürmezdi. Nitekim Allah, İbrahim’in içine atıldığı alevleri âdetâ bir gül bahçesine çevirerek onu ateşten kurtardı. Hiç kuşkusuz bunda, inanan bir toplum için nice ibret verici dersler ve deliller vardır.
Kavminin cevabı: -“Onu öldürün veya (ateşte) yakın!” demekten başka bir şey olmadı.
Derken, Allah onu Ateş’ten kurtardı.
İnanacak bir kavim için bunda elbette âyetler vardır.
(Bunun üzerine İbrahim’in) kavminin cevabı: “Onu öldürün ya da yakın” demekten başka bir şey olmadı. Sonunda Allah da onu, ateşten kurtardı. Şüphesiz bunda, inanan bir topluluk için, ibretler vardır.
İMDİ [İbrahim'e gelince,] kavminin o'na tek cevabı şu oldu: 17 “Onu öldürün, veya yakın!” Ama Allah o'nu ateşten korudu. 18 Bakın, bu [kıssa]da inanacak kimseler için dersler vardır!
İbrahim’in kavminin cevabı: – Onu öldürün veya onu ateşte yakın! Demekten ibaret oldu. Ancak Allah onu ateşten kurtardı. İşte bunda inanacak bir toplum için alınacak nice ibretler vardır. 37/97
ÖTE yandan[3496] (İbrahim’e gelince): Kavminin tek cevabı, “Onu öldürün ya da yakın!”[3497] demekten ibâretti; fakat Allah onu ateşten kurtardı. Şüphesiz inanan bir toplum için, bunda da alınacak bir ders mutlaka vardır.[3498]
Mustafa İslamoğlu Ankebut Suresi 24. Ayet Açıklaması
[3496] Bu âyette, 16-18. âyetlerde dile getirilen İbrahim kıssasına yeniden dönülmektedir. Dolayısıyla bu bağlamda fâ edatının en isabetli karşılığı bu olsa gerektir.
[3497] Sözün gücüne sözle karşı koyamayanlar, gücün sözünü konuştururlar.
[3498] O ders şudur: Hiçbir Nemrud’un ateşi imanı yakamaz.
Ömer Nasuhi Bilmen
Artık (İbrahim aleyhisselâm'ın) kavminin cevabı, «O'nu öldürünüz veya O'nu yakınız,» demekten başka olmadı. Fakat Allah O'nu ateşten kurtardı. Şüphe yok ki bunda imân edecekler olan bir kavim için elbette ibretler vardır.
Halkının ona verdikleri cevap: “Öldürün onu! ” veya “Ateşe atın! ” demekten başka bir şey olmadı. Ateşe attılar ama Allah onu ateşten kurtardı. Elbette bunda iman edecek kimseler için ibretler vardır. [37, 97 - 98].
Kavminin (İbrahim'e) cevabı, sadece: "Onu öldürün, yahut yakın!" demeleri oldu. Allah onu ateşten kurtardı. Şüphesiz bunda inanan bir toplum için ibretler vardır.
Halkının cevabı sadece şu oldu: “Öldürün İbrahim’i ya da yakın!” Arkasından Allah onu ateşten kurtardı. İşte bunda inanan bir topluluk için belgeler vardır.
İbrahim'in kavminin cevabı:-Onu öldürün, veya onu ateşte yakın! demekten başka birşey olmadı. Allah ise onu ateşten kurtardı. İşte bunda inanacak bir toplum için ibretler vardır.
Kavminin İbrahim'e verdiği cevap, “Onu öldürün yahut yakın” demekten ibaret oldu. Allah ise onu ateşten kurtardı. İman eden bir topluluk için, işte bunda ibretler vardır.
Toplumunun İbrahim'e cevabı sadece şunu söylemeleri oldu: "Bunu öldürün, yahut yakın!" Ama Allah onu ateşten kurtardı. İnanan bir toplum için bunda elbette ibretler vardır.
pes olmadı ķavmınuñ cevābı illā kim eyittiler “depeleñ ibrāhįm’i yā göyündürüñ anı.” pes ķurtardı anı Tañrı oddan. bayıķ anuñ içinde nişānlardur ķavma kim inanurlar.