Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 439, sondan 5798. ayet; 3. sure ve Âl-i İmran Suresinin 146. ayetidir. Âl-i İmran Suresi 146. ayetinin kelime sayisi 21, harf sayısı 88 ve toplam ebced değeri ise 4606 olarak hesaplanmıştır. Âl-i İmran Suresinin toplam ebced değeri 1056696 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (17) ل (8) م (7) bulunuyor.
Arapça Metin
وكاين من نبي قاتل معه ربيون كثير فما وهنوا لما اصابهم في سبيل الله وما ضعفوا وما استكانوا والله يحب الصابرين
Nice peygamberler var ki, kendileriyle beraber birçok Allah dostu çarpıştı da bunlar Allah yolunda başlarına gelenlerden yılmadılar, zaafa düşmediler, boyun eğmediler. Allah, sabredenleri sever.
“Allah erleri” diye çevirdiğimiz ribbiyyûn kelimesi “rabbe mensup” anlamına gelen “ribbî” kelimesinin çoğulu olup “Allah’a kulluk edenler, O’nun dinine uyanlar” demektir. Bu mânada rabbânî kelimesiyle eş anlamlı olup “peygamberlere uyanlar, peygamberlerin talebeleri” anlamında kullanılmıştır. Bundan başka “öncekiler” diye açıklandığı gibi, “ribbe” kelimesine nisbet edilerek “cemaat” anlamında da tefsir edilmiştir. Her iki kelimeyi de genişçe tahlil eden Elmalılı, ribbiyyûnu cemaat anlamına gelen “ribb”e nisbet ederek “eğitim görmüş cemaat”, rabbâniyyûnu ise “eğitici anlamına” gelen rab ismine nisbetle “bunları eğitip öğretecek yüksek seviyeye ulaşmış kimseler” olarak tefsir etmenin daha uygun olacağı kanaatindedir (II, 1197; rabbânî hakkında bilgi için bk. Âl-i İmrân 3:79-80). Âyette yine Hz. Peygamber’in öldürüldüğü haberi üzerine paniğe kapılıp savaş alanını terkeden müslümanlara bir sitem vardır; bir bakıma müslümanlara şöyle denilmektedir: Geçmiş peygamberlerin ümmetleri sayıca düşmanlarından daha az, savaş araç ve gereçleri bakımından daha zayıf olmalarına rağmen peygamberleriyle birlikte düşmanlarına karşı şiddetle savaştılar, onlar da Allah yolunda yaralandı ve şehit oldular, ama düşman karşısında gevşeklik ve zaaf göstermediler, onlara boyun eğmediler, sabır ve metanetle mücadele ettiler. Bu sebeple Allah’ın rızâsını, sevgisini ve zaferi kazandılar. Siz ise yalan haberin yayılmasıyla perişan olup dağıldınız!
“Savaştı” anlamına gelen “kātele” fiili edilgen olarak “kūtile” şeklinde de okunmuştur. Bu kıraate göre cümlenin anlamı şöyle olur: “Beraberinde Allah erleri bulunduğu halde nice peygamber öldürülmüştür!” İbn Âşûr bu peygamberlerden altısının adını vermektedir. Bunlar İsrâiloğulları’nın öldürdükleri Ermiyâ, Hezekiel, İşâyâ, Zekeriyyâ ve Yahyâ ile Araplar’ın öldürdüğü Hanzale b. Safvân’dır (IV, 116). Ancak bu peygamberler savaş dışında çeşitli şekillerde öldürülmüşlerdir. Onlar öldürüldükleri halde beraberlerinde bulunan Allah erleri başlarına gelen musibetten dolayı ne gevşeklik ve zaaf göstermişler ne de düşmana boyun eğmişlerdir. O halde Uhud’daki müminlerin de onlar gibi metanet ve cesaret göstermeleri gerekiyordu. Rivayete göre Habbâb b. Eret Hz. Peygamber’e, “Müşriklerden büyük sıkıntı çektik. (Bunların zulmünden kurtuluşumuz için) Allah’a dua etmez misiniz?” demişti. Hz. Peygamber bu talepte mücadeleden yılma ve üzerine düşeni yapmaktan geri durma niyeti sezdiği için yüzü kıpkırmızı olduğu halde (yaslandığı yerden) doğrulup oturdu ve şöyle buyurdu: “Sizden önce demir taraklarla kişinin etleri ve sinirleri kemiklerine kadar taranırdı da bu işkence onu dininden döndüremezdi. Başının ortasına testere konarak başı ikiye bölünürdü, bu işkence dahi onu dininden döndüremezdi (Buhârî, “Menâkıbü’l-ensâr”, 29).
Mehmet Okuyan
Nice peygamberler vardı ki beraberinde kendilerini Rablerine adayanlar bulunduğu hâlde savaşmışlardı. Bunlar, Allah yolunda başlarına gelenlerden dolayı gevşeklik göstermemiş, (düşmanlarına karşı) boyun eğmemişlerdi. Allah (işte böyle) sabredenleri sever.
Mehmet Okuyan Âl-i İmran Suresi 146. Ayet Açıklaması
Yüce Allah müslümanların Hz. Muhammed’i yalnız bırakmayıp onun yanında yer alarak düşmanlarına karşı koymaları gerektiğini hükme bağlamaktadır. Uhud’da çıkarılan asılsız bir habere inanıp Hz. Muhammed’in yanından uzaklaşanlar bu ayette dolaylı olarak eleştirilmekte, her şartta ve ortamda Hz. Muhammed’i desteklemeleri gerektiği ifade edilmiş olmaktadır. Buna göre, ayette ümmete yönelik bir bilinç inşasının söz konusu olduğunu söyleyebiliriz.
Bayraktar Bayraklı
Nice peygamberler vardır ki, Allah'ın pek çok sevgili kulu onlarla birlikte savaşmışlar, Allah yolunda başlarına gelenden zerre kadar yılmamış, gevşememiş, boyun eğmemişlerdir. Allah sabredenleri sever.
Nice nebilerle, rabbani¹ olanlar birlikte savaştı. Bunlar, Allah yolunda başlarına gelenlerden dolayı yılmadılar, zayıflık göstermediler ve boyun eğmediler. Allah sabredenleri¹ sever.
1. Kendisini Allah'a adamış olan 2. Yılmayan, usanmayan, tutarlı ve kararlı olan, dayanan ve direnen.
Ahmet Akgül
Nice peygamberlerle birlikte birçok Ribbiyyun (Rabbani-bilgin) ler (hikmet ehli gönül erleri) Allah yolunda (Hakk hâkim kılınsın ve zulüm kaldırılsın diye) çarpışmaya girdiler de, (bu uğurda) kendilerine dokunan (büyük sıkıntı ve saldırı) lardan ötürü asla zayıflık ve yılgınlık göstermediler, (zalim ve kâfir güçlere) boyun eğip (işbirliğine tenezzül etmediler) . Allah, sabredenleri sever.
Nice peygamberler gelip geçti ki onlarla beraber birçok bilginler, savaşa girişti. Onlar, Allah yolunda başlarına gelenlere dayandılar, ne gevşediler, ne zayıflık gösterdiler, ne de boyun eğdiler ve Allah, sabredenleri sever.
Nice peygamberler vardır ki, onlarla birlikte birçok Allah dostları savaştılar. Onlar Allah yolunda çektikleri sıkıntılardan dolayı ne korkuya kapıldılar, ne de zayıf düştüler, ne de kendilerini düşman önünde küçük düşürdüler. Zira Allah her türlü sıkıntı ve zorluklara karşı dirençli davrananları sever.
Nice peygamberlerle birlikte birçok Allah dostları savaştılar. Allah yolunda, İslâmî hayatı yaşarlarken başlarına gelenlerden dolayı yılgınlık göstermediler. Zaafa düşmediler. Boyun eğmediler. Allah sabrederek mücadeleye devam edenleri sever.
Nice peygamberle birlikte kendilerini Rabbin yoluna adamış insanlar çarpıştılar. Onlar Allah yolunda başlarına gelenden dolayı gevşemediler, zayıflığa düşmediler ve boyun eğmediler. Allah sabredenleri sever.
Nice peygamberle birlikte birçok Rabbani (bilgin)ler savaşa girdiler de, Allah yolunda kendilerine isabet eden (güçlük ve mihnet)den dolayı ne gevşeklik gösterdiler, ne boyun eğdiler. Allah, sabredenleri sever.
Nice Peygamberler vardı ki, beraberlerinde bir çok âlimler savaştı da Allah yolunda başlarına gelenlerden dolayı ümitsizliğe düşmediler, zaaf göstermediler, miskinlik etmediler. Allah sabredenleri sever.
Nice peygamberler vardır ki, nice Rabbani kişiler onlarla beraber savaştılar. Allah yolunda başlarına gelenlerden yılmadılar, zayıflık göstermediler, boyun eğmediler. Ve Allah sabredenleri sever. (Allah kimi severse, onu muvaffak eder.)
Nice peygamberlerle, birçok Tanrı erleri birlikte savaştılar, Allahın yolunda başlarına gelen şeyler yüzünden gevşeklik etmediler, arıklığa düşmediler, başlarını eğmediler, Allah sever sabredenleri
Nice nebîler vardır ki, çok sayıda taraftarı kendisi ile birlikte savaştı da Allah yolunda başlarına gelenlerden dolayı gevşemediler, yılmadılar ve zayıflık gösterip (düşmanlarına) boyun eğmediler. Allah sıkıntılara göğüs gerenleri, zorluklar karşısında direnip sabredenleri sever.
Cemal Külünkoğlu Âl-i İmran Suresi 146. Ayet Açıklaması
Peygamberler ve ümmetleri İslam mücadelesinde çokça çaba sarf etmiş zulme, baskıya, haksızlıklara maruz kalmış hatta savaşlarda yenilgiye uğramış ama buna rağmen hiçbir zaman ümitsizliğe kapılmamışlardır. Burada rabbimiz, bu iman gücü ve mücadelenin mükafatının kendi sevgisine mazhar olmak olduğunun müjdesini veriyor.
Diyanet İşleri (Eski)
Nice peygamberlerin yanında Rabbe kul olmuş pek çok kimse savaşmıştır. Allah yolunda başlarına gelenlerden ötürü gevşememişler, yılmamışlar ve boyun eğmemişlerdi. Allah, sabredenleri sever.
Nice peygamberler vardı ki, beraberinde birçok Allah erleri bulunduğu halde savaştılar da, bunlar, Allah yolunda başlarına gelenlerden dolayı gevşeklik ve zaaf göstermediler, boyun eğmediler. Allah sabredenleri sever.
Nice peygamberler var ki kendilerini Rab'lerine adamış birçok kişi onlarla birlikte savaştı. ALLAH yolunda başlarına gelenden ötürü gevşemediler, yılmadılar, boyun eğmediler. ALLAH direnenleri sever.
Nice peygamberler vardı ki, kendileriyle beraber birçok Allah dostları çarpıştılar; Allah yolunda başlarına gelenlerden yılgınlık göstermediler, zaafa düşmediler, boyun eğmediler. Allah sabredenleri sever.
nice Peygamber, ma'iyyetinde rübubiyyet aşina bir çok erenler harb ettiler de Allah yolunda başlarına gelenlerden dolayı fütur getirmediler, za'f göstermediler, miskinlik etmediler Allah da sabredenleri sever
Nice peygamber (gelib geçmişdi ki) maiyyetinde bir çok âlimler muhaarebe etdi de Allah yolunda kendilerine gelen (belâlar) dan dolayı ne gevşeklik, ne za'f göstermediler, (düşmana) boyun da eğmediler. Allah sabr (-u sebat) edenleri sever.
Nice peygamberler vardı ki, berâberlerinde birçok Rabbânî (Rabbe kulluk eden kimse)ler bulunduğu hâlde savaştı(lar). Bununla berâber Allah yolunda başlarına gelenlerdendolayı gevşemediler ve zaafa düşmediler, hem (düşmanlarına) boyun eğmediler!(3) Allah ise, sabredenleri sever.
(3)Mü’minlerin, çektikleri büyük sıkıntılara rağmen îmanda sebât etmeleri hakkında bakınız; (sahîfe 32, hâşiye 1)
İlyas Yorulmaz
Nice peygamberler, kendisiyle beraber Rablerine kulluk eden pek çok insanla birlikte (Allah yolunda) savaştı. Allah yolunda kendilerine isabet eden musibetler karşısında gevşemediler, zaaf göstermediler ve boyun eğmediler. Allah sabredenleri sever.
Nice peygamberler vardır ki kendileriyle beraber birçok Allah adamları [⁴] vuruştular; fakat Allah yolunda kendilerine erişen musibetten [⁵] dolayı gevşeklik etmediler, zaaf göstermediler, boyun da eğmediler. Allah katlananları sever.
İsmail Hakkı İzmirli Âl-i İmran Suresi 146. Ayet Açıklaması
[4] Veya birçok taraftarları, binlerce cemaat.[5] Öldürülmek, yaralanmak, sıkıntı çekmek gibi.
Kadri Çelik
Nice peygamberlerin yanında pek çok Rabbani kimse savaşmıştır. Allah yolunda başlarına gelenlerden ötürü gevşememişler, yılmamışlar ve boyun eğmemişlerdi. Allah, sabredenleri sever.
Nice Peygamberler vardır ki, kendilerini Allah’a adamış birçok hak eriyle birlikte zâlimlere karşı kıyasıya savaştılar da, Allah yolunda çektikleri sıkıntılardan dolayı ne yılgınlığa düştüler, ne gevşeklik gösterdiler, ne de bâtılın önünde boyun eğdiler. Hiç kuşkusuz Allah, zorluklar karşısında direnip sabredenleri sever.
Nice nebiyyler vardır ki onunla birlikte birçok rabbanîler / rabb’e kulluk edenler savaştı.
Allah yolunda başlarına gelenler sebebiyle gevşemediler, zaafiyet göstermediler, boyun eğmediler.
Sabredenler’i Allah sever.
Nice Peygamber, kendilerine îman eden pek çok Allah erleri ile beraber, Allah yolunda; başlarına gelenlerden dolayı yılmadan, gevşemeden ve kimseye de boyun eğmeden, savaştı. Allah (işte böyle) sabredenleri sever.
Nice peygamber, arkasında Allah'a râm olmuş birçok insanla birlikte [O'nun yolunda] savaşmak zorunda kaldı: Onlar, Allah yolunda çektikleri sıkıntılardan dolayı ne korkuya kapıldılar, ne zayıf düştüler ve ne de kendilerini [düşman önünde] küçük düşürdüler, zira Allah sıkıntılara göğüs gerenleri sever;
Nice nebiler vardır ki, Rabbe adanmış kişilerle beraber savaşmışlardır. Onlar, Allah yolunda başlarına gelen musibetler sebebiyle yılgınlığa kapılmadılar gevşemediler, acziyet göstermediler ve boyun eğmediler. Allah, davasında direnip sabredenleri sever. 2/155-156-157
Ve nice nebi, yanındaki Rabbe adanmış bir çok insanla birlikte savaşma durumunda kaldı. Onlar Allah yolunda başlarına gelenlerden dolayı ne yılgınlığa kapıldılar, ne acziyet gösterdiler ne de baş eğdiler: zira Allah direnenleri sever.
Ve nice peygamberler ile beraber birçok âlimler, savaşta bulundular da Allah yolunda kendilerine isabet eden şeylerden dolayı ne gevşediler ne zaafa düştüler, ne de baş eğdiler. Allah Teâlâ ise sabredenleri sever.
Nice peygamberler gelip geçti ki onlarla beraber, kendisini Allah'a adamış birçok rabbanîler savaştı. Onlar, Allah yolunda başlarına gelen zorluklar sebebiyle asla yılmadılar, zayıflık göstermediler, düşmanlarına boyun da eğmediler. Allah böyle sabırlı insanları sever.
Nice peygamber var ki, kendileriyle beraber birçok erenler çarpıştılar; Allah yolunda başlarında gelenlerden yılmadılar, zayıflık göstermediler, boyun eğmediler. Allah sabredenleri sever.
Kendilerini Rablerine (Sahiplerine) teslim etmiş çok kişi, nice nebî ile birlikte savaştı. Onlar, Allah yolunda başlarına gelenden ötürü zayıflık göstermediler ve savaşa ara vermediler. Allah, sabredenleri sever.
Nice peygamberler vardır ki onların yanında bir çok rabbani (Rabbine yönelen kimse) savaşmıştır. Allah yolunda başlarına gelen musibetler sebebiyle gevşememişler, zaaf göstermemiş ve boyun da eğmemişlerdir. Allah sabredenleri sever.
Nice peygamberler gelip geçti ki, onlarla birlikte savaşan Allah erleri vardı. Onlar, Allah yolunda başlarına gelen zorluklardan yılmadılar, zaaf göstermediler, düşmana boyun eğmediler. Allah ise sabredenleri sever.
Nice peygamber, beraberinde kendisini Rabb'e adayan birçok kişi bulunduğu halde savaşmıştır. Onlar, Allah yolunda kendilerine gelip çatan zorluklar yüzünden gevşememiş, zayıflık göstermemiş, susup pusmamışlardır. Allah sabredenleri sever.
daħı niçe peyġamber, çalışdı anuñ-ile ile bölükler çoķ. pes sust olmadılar andan ötürü kim irdi anlara Tañrı yolında. daħı ża'if. olmadılar daħı ten urup yürimediler. daħı Tañrı sever ķatlanıcıları.