Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 454, sondan 5783. ayet; 3. sure ve Âl-i İmran Suresinin 161. ayetidir. Âl-i İmran Suresi 161. ayetinin kelime sayisi 21, harf sayısı 67 ve toplam ebced değeri ise 7110 olarak hesaplanmıştır. Âl-i İmran Suresinin toplam ebced değeri 1056696 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (7) ل (9) م (9) bulunuyor.
Arapça Metin
وما كان لنبي ان يغل ومن يغلل يأت بما غل يوم القيمة ثم توفى كل نفس ما كسبت وهم لا يظلمون
Hiçbir peygamberin emanete hıyanet etmesi düşünülemez. Kim hıyanet ederse, kıyamet günü, hıyanet ettiği şeyle birlikte gelir. Sonra da hiçbir haksızlığa uğratılmaksızın herkese kazandığının karşılığı tastamam ödenir.
Uhud Savaşı’nda Hz. Peygamber’in stratejik bir noktaya yerleştirdiği okçuların bir kısmı, başlangıçta İslâm ordusunun müşrik saldırılarını püskürttüğünü görünce zaferin kazanıldığını ve herkesin aldığı ganimetin kendisinin olacağını zannederek nöbet yerini terkettiler. Onların bu şekilde görev yerlerini bırakmaları savaşın müslümanların aleyhine dönmesine sebep oldu. Hz. Peygamber “Bizim ganimetleri taksim etmeyip gizleyeceğimizi mi sandınız?” buyurarak bu konuda onların zihninde uyanan bu şüphelere îmada bulunarak böyle bir davranışın kendisine asla yakışmayacağına işaret buyurmuştu. Bu âyetin de bu tür kuşkulara cevap olmak üzere indiği rivayet edilmiştir. Başka bir rivayete göre ise âyet Bedir Savaşı’nda elde edilen ganimetlerin taksimi sırasında, kayıp bir eşya için, münafıkların “Herhalde Muhammed almıştır” demeleri üzerine inmiştir (İbn Atıyye, I, 534; Reşîd Rızâ, IV, 215).
“Ganimet mallarından bir şeyi gizlice alıp zimmetine geçirmek” anlamına gelen gulûl kelimesi genel olarak kamu malında yolsuzluk ve suistimali ifade etmektedir. Âyet peygamberlik göreviyle kamu malına hıyanetin bağdaşmasının mümkün olmadığını, böyle bir yolsuzluğun hiçbir peygambere yakışmayacağını, dolayısıyla Hz. Peygamber’in de bundan münezzeh olduğunu vurgulamaktadır. O, insanların en doğrusu, ahlâken en üstün olanı ve Allah’tan en çok korkanıdır. Böyle bir kimsenin ganimet malını zimmetine geçirmek gibi bir haramı işlemesi veya kamu malında yolsuzluk yapması düşünülemez. Zaten tarih ve siyer kaynakları da onun dünya malına değer vermediğine şahitlik etmektedir.
Hz. Peygamber başka yönlerden insanlara örnek olduğu gibi (bk. Ahzâb 33:21) yönetici olarak da en mükemmel örnektir. O, başta dürüstlük olmak üzere yöneticilerde bulunması gereken özellikleri taşımaktaydı. Devlet ve milletin emanetlerinin korunması hususunda son derece titizlik göstermiş, yöneticilerin zaruri ihtiyaçları dışında devlet malından bir şey almamalarını ve onu titizlikle korumalarını istemiştir (Müsned, IV, 229). Nitekim bazı hadislerde devlet işlerinin aksamaması ve başarılı bir şekilde yürütülmesi için görevlinin zaruri ihtiyaçlarının devlet bütçesinden karşılanması gerektiği ifade edildikten sonra zaruri ihtiyaç olmadığı halde devlet bütçesinden haksız bir şekilde faydalanmak hıyanet sayılmış, hatta yöneticilerin hediye kabul etmeleri dahi yolsuzluk olarak nitelendirilmiştir (Müsned, V, 424). Hz. Peygamber birçok hadisinde kamu malından bir şeyi zimmetine geçiren kimsenin kıyamet gününde o malı sırtlanmış olarak Allah’ın huzuruna geleceğini, bütün mahşer halkının bu manzarayı göreceğini, daha hesaba çekilmeden ve cezası verilmeden önce halkın huzurunda rezil olacağını haber vermiş, bu konuda devlet görevlilerini sürekli olarak uyarmıştır (bilgi için bk. İbn Mâce, “Cihâd”, 34; Taberî, IV, 158-161). “Sonra, herkese kazanmış olduğunun karşılığı kendileri haksızlığa uğratılmaksızın tastamam ödenir” meâlindeki cümle de, kamu malını zimmetine geçirmenin cezasız kalmayacağını ifade etmektedir.
Gulûlün dünyevî hükümleriyle ilgili ayrıntılarda fıkıh âlimleri arasında bazı görüş ayrılıkları bulunmakla beraber, gulûl yapan kimsenin mümkünse aldığı bütün malları ganimet dağıtılmadan önce iade etmesi gerektiği noktasında birleşmişlerdir. Ceza konusunda hâkim kanaat ise –hırsızlık suçunun unsurları gerçekleşmiş olsa da– bazı ceza ilkeleri dolayısıyla, bu suç için öngörülen had cezası değil tâzir cezası verilmesi gerektiği yönündedir (bilgi için bk. Ferhat Koca, “Gulûl”, DİA, XIV, 190-192).
Mehmet Okuyan
Hiçbir peygambere, (emanete) ihanet etmesi yakışmaz. Kim ihanet ederse, kıyamet günü, ihanet ettiği şey(in günahı ile) gelir. Sonra da haksızlığa uğratılmaksızın kazandıkları şeyler herkese tastamam ödenecektir.
Mehmet Okuyan Âl-i İmran Suresi 161. Ayet Açıklaması
Bu ifade, “Hiçbir peygamber ihanetle suçlanamaz” şeklinde de anlaşılabilir.
Bayraktar Bayraklı
Bir peygamberin hıyanet etmesi olacak şey değildir. Kim emanete hıyanet ederse, kıyamet günü hainlik ettiği şeyin günahı boynuna asılı olarak gelir. Sonra herkese, asla haksızlığa uğratılmaksızın, kazandığı tastamam verilir.
Bir nebiye, emanete ihanet etmesi yakışmaz!¹ Kim ihanet ederse, Kıyamet Günü, ihanet ettiğiyle gelecektir. Sonra hiçbir haksızlık olmaksızın herkesin kazandığı tastamam verilecektir.
1- Bir nebinin emanete ihanet edebileceğini nasıl aklınızdan geçirebilirsiniz? Bir nebinin emanete asla ihanet etmeyeceğini düşünmeniz gerekmez mi?
Ahmet Akgül
(Münafıkların Hz. Peygamberle ilgili; savaş gelirlerini keyfince ve yakın çevresine harcayıverdiği yönündeki itham ve iddiaları asılsızdır.) “Yeğüll” yapmak (yani ganimet malından gizlice bir şey aşırmak ve emanete-Beytü’l mâl’e hıyanette bulunmak) bir Peygambere asla yakışır (tavır) olmayacaktır. (Bu tür ithamlar Elçiye iftiradır.) Her kim, (ganimetten, devlet hazinesinden veya cihad bütçesinden) ihanetle bir şey çalarsa, kıyamet günü, o (haksız ve ahlâksız yollarla) aldıklarını (sırtlamış ve Allah’ın lanetine uğramış vaziyette) gelip (âleme rezil edilecektir) . Sonra, (zerre kadar) haksızlık edilmeden, her nefsin kazandığı kendisine eksiksiz olarak ödenecektir.
Bir peygamber, emanete hıyanet edemez ve kim hıyanet ederse kıyamet günü, hıyanet ettiği neyse onunla haşrolur, sonra herkese kazandığının karşılığı verilir ve onlara zulmedilmez.
Bedir ganîmetleri arasında bir kadife kaybolmuştu. Münafıklar, bunu Hz. Muhammed (s.a.a) almıştır diye ortaya bir söz attılar. Buna işaret edilmektedir.
Abdullah Parlıyan
Bir peygamberin ganimet malına hainlik etmesi olacak birşey değil, kim böyle bir hainlikte bulunursa, kıyamet günü hainlik ettiği o şeyin günahını yüklenerek gelir. Sonra herkese kazandığı tastamam verilir ve hiç haksızlığa uğratılmazlar.
Hiçbir peygambere, emanete, devlet-kamu malına hıyanet yakışmaz; Ashabı, ümmeti tarafından da peygambere hıyanet edilmesi olacak iş değildir. Kim emanete, devlet-kamu malına hıyanet ederse, kıyamet günü, hıyanet ettiği şey sırtında yüklü, boynunda asılı halde, rezil rüsvay bir vaziyette teşhir edilerek gelir. Sonra herkese işlediği amellerin kazandığı sevapların karşılığı, hak ettiği tamı tamına verilir, yüklendiği günahların cezaları âdil infaz edilir. Onlara haksızlık yapılmaz.
Ahmet Tekin Âl-i İmran Suresi 161. Ayet Açıklaması
İbn Kesir, Ebû Amr ve Âsım’ın dışındaki kıraat imamlarının kıraatine göre “gulül” kelimesine meçhul manası da verilmiştir.
Ahmet Varol
Bir peygamberin hıyanet etmesi sözkonusu olamaz. Kim hıyanet ederse kıyamet günü aşırdığı şeyi getirir. Sonra kimseye haksızlık edilmeksizin her cana kazandığının karşılığı tam olarak verilir.
Ahmet Varol Âl-i İmran Suresi 161. Ayet Açıklaması
161.Ebu Davud ve Tirmizi`nin Abdullah bin Abbas (r.a.)`tan rivayet ettiklerine göre bu ayeti kerime Bedir`de kırmızı bir cübbe kaybolnca (münâfıklardan) bazılarının: "Resulullah (a.s.) almıştır" demeleri üzerine indirilmiştir. Bu ayeti kerimenin iniş sebebi hakkında daha başka rivayetler de nakledilmiştir ancak tümünde de münâfıkların Resulullah (a.s.) aleyhine benzer dedikodular çıkarmaları olaylarından söz edilmektedir.
Ali Bulaç
Hiç bir peygambere, emanete ihanet yaraşmaz. Kim ihanet ederse, kıyamet günü ihanet ettiğiyle gelir. Sonra her nefis ne kazandıysa, (ona) eksiksiz olarak ödenir. Onlar haksızlığa uğratılmazlar.
Bir peygamber için emanete (ganimet malına) hıyanet etmek olur şey değildir. Kim böyle hainlik ederse, kıyamet günü, aşırdığı malı, boynunda taşıyarak getirir. Sonra da herkese kazandığı iyilik veya kötülüğün karşılığı ödenir; ve hiç birine zulmedilmez.
Peygamber emanete hıyanet etmez. Kim emanete ihanet etse, kıyamet günü aşırdığı o şeyi geri getirir. Sonra her nefsin kazandığı, hiç zulmedilmeden ona verilir: (Dirilmenin ikinci delili, rahmetten sonra adalettir.)
Gizlice aşırmak yaraşmaz bir peygambere, aşıran kimse, aşırdığı şeyle birlikte, gelecek kıyamette, sonra da herkese kazandığı verilir, zulüm de olunmazlar
Hiçbir nebînin emanete hıyanet etmesi düşünülemez. Kim böyle bir hıyanette bulunursa, kıyamet günü hıyanet ettiği şeyin günahını boynuna yüklenerek getirir. Sonra da herkese kazandığının karşılığı tastamam ödenir, onlar haksızlığa da uğramazlar.
Cemal Külünkoğlu Âl-i İmran Suresi 161. Ayet Açıklaması
Bedir savaşında elde edilen ganimetlerden bazıları kaybolmuştu. Münafıklar kaybolan eşyayı “herhalde Muhammed aşırmıştır” diye Hz. Peygamber’e iftira atmışlardı. Yine münafıklar Hz. Peygamberle ilgili; “savaş gelirlerini keyfince ve yakın çevresine dağıtıyor” yönünde iddiada bulunuyorlardı. Bunun üzerine bu âyet nazil oldu.
Diyanet İşleri (Eski)
Hiçbir peygambere ganimete ve millet malına hiyanet yaraşmaz; haksızlık kim yaparsa, kıyamet günü yaptığı ile gelir, sonra, haksızlık yapılmaksızın herkese kazanmış olduğu ödenir.
Bir peygambere, emanete hıyanet yaraşmaz. Kim emanete (devlet malına) hıyanet ederse, kıyamet günü, hainlik ettiği şeyin günahı boynuna asılı olarak gelir. Sonra herkese -asla haksızlığa uğratılmaksızın-kazandığı tastamam verilir.
Diyanet Vakfı Âl-i İmran Suresi 161. Ayet Açıklaması
Bedir savaşında elde edilen ganimetlerin taksimi sırasında, kayıp bir eşya için, münafıkların «Herhalde Muhammed almıştır» demeleri üzerine bu âyetin nâzil olduğu rivayet edilir. Uhud savaşında Hz. Peygamber’in stratejik bir noktaya yerleştirdiği okçuların, İslâm ordusunun savaşı kazanma belirtisi üzerine, Hz. Peygamber tarafından «Herkesin aldığı ganimet, kendisinin olacaktır» gibi bir söz söylenebileceği zannına kapılarak görevlerini terketmeleri üzerine, onların bu zannını reddetmek için indirildiği de rivayet edilir.
Edip Yüksel
Bir peygamber ganimet mallarından hakkından fazlasını alamaz. Kim hakkından fazlasını alırsa diriliş günü o fazlalıkla gelir. Sonra herkese kazandığının karşılığı tam ödenir ve haksızlığa uğratılmazlar.
Hiçbir peygambere ganimet malını gizlemesi (devletmillet malını aşırması) yaraşmaz. Kim böyle bir aşırma ve ihanette bulunursa kıyamet günü aşırdığını boynuna yüklenerek getirir. Sonra da herkese kazandığının karşılığı tastamam ödenir, onlar haksızlığa da uğramazlar.
bir Peygamber için, emanete hıyanet olur şey değildir, her kim hıyanet eder: ganimet ve hasılattan bir şey aşırırsa boynuna aldığını kıyamet günü yüklenir getirir, sonra da hersese kazandığı ödenir, hiç birine zulmedilmez
Bir peygamber için emânete (yahud ganîmet malına) hainlik etmek? (Bu) olur şey değil. Kim böyle hainlik eder (ganîmet ve ammeye âid hasılatdan bir şey aşırır, gizler) se kıyaamet günü hainlik etdiği o şey (in günâhını) yüklenerek gelir. Sonra herkes ne etdi, ne kazandıysa (mücâzât veya mükâfatı) eksiksiz ödenir. Onlar haksızlığa uğratılmazlar.
Ve bir peygamber için (emânete) hıyânet etme (aslâ söz konusu) olmaz! Kim(emânete) hıyânet ederse, kıyâmet günü hıyânet ettiği şeyle (yüklü olarak) gelir. Sonra herkese, yaptıklarının karşılığı tam olarak verilir ve onlar haksızlığa uğratılmazlar.(3)
(3)Bedir Harbi ganîmetlerinden kırmızı renkli bir kadife parçası kaybolunca, bazı münâfıklar: “Herhâlde onu Muhammed (asm) almıştır” demeleri üzerine bu âyet-i celîle nâzil oldu. (Nesefî, c. 1, 287)
İlyas Yorulmaz
Bir peygamber için hile yapmak (Allah’ın mesajlarını saklayarak, kendi nefsinde tutması) yoktur. Kim hile yaparsa, kıyamet günü yaptığı hilesi ile beraber gelir. Sonra her nefse kazandığının karşılığı ödenir, asla onlara zulmedilmez.
Ganaimi gizlice çalmak hiçbir peygambere yaraşmaz. Kim ki onu gizlice çalarsa kıyamet günü çaldığı mal ile gelir [²]. Sonra herkese kazancı tamamiyle verilir. Onlar mazlum ve mağdur olmazlar.
İsmail Hakkı İzmirli Âl-i İmran Suresi 161. Ayet Açıklaması
[2] Onu boynuna yüklenir. Veya vebalini yüklenir.
Kadri Çelik
Bir peygamberin emanete hıyanet etmesi olur şey değildir. Kim emanete hıyanet ederse, kıyamet günü hıyanet ettiği şeyle gelir, sonra haksızlık yapılmaksızın herkese kazanmış olduğu ödenir.
Bir Peygamberin emânete ihânet etmesi asla söz konusu olamaz. Zira her kim emânete ihânet edecek olursa, Diriliş Gününde Allah’ın huzuruna, ihânetiyle birlikte çıkacaktır. Sonra da herkes, yaptığının tam karşılığını görecek ve hiç kimseye zerre kadar haksızlık edilmeyecektir.
Kin beslemek bir nebiyy için olası değildir.
Kim kin beslerse, Kıyamet günü kin beslediği ile gelir.
Sonra her nefse kazandığı şeyler ödenir.
Haksızlığa uğratılmazlar.
Hiç bir Peygamber, asla emanete ihanet etmez.1 Kim, emanete ihanet ederse, kıyamet gününe, ihanet ettiği şeyle gelir. Sonra da herkese kazandığının karşılığı, haksızlığa uğratılmaksızın, (tam olarak) verilir.
Mehmet Türk Âl-i İmran Suresi 161. Ayet Açıklaması
1 Ğulûl: Ganîmetten gizli bir şey aşırmak, emanete ihânet etmek demektir. Bu fiil, devlet mallarını kötüye kullanmak anlamında da kullanılır.
Muhammed Esed
BİR PEYGAMBERİN hile yapması olacak şey değil; 123 çünkü kim hile yaparsa, herkesin yaptıklarının tam karşılığını alacağı ve hiç kimseye haksızlık yapılmayacağı Kıyamet Günü'nde hilesi yüzüne vurulacaktır.
Bir nebinin, ganimet malına hıyanet etmesi söz konusu değildir. Kaldı ki, kim hıyanet ederse, kıyamet günü hıyanet ettiği mal ile beraber gelir. Sonra herkes yaptığının karşılığını tastamam alacak ve onlar haksızlığa uğratılmayacaktır. 8/1, 48/15, 59/7
BİR nebinin hile yapması düşünülemez.[683] Zira kim hile yaparsa, kıyamet günü hilesi açığa çıkarılacaktır. Sonunda herkes, yaptıklarının karşılığını eksiksiz alacak ve hiç kimseye haksızlık edilmeyecektir.[684]
Mustafa İslamoğlu Âl-i İmran Suresi 161. Ayet Açıklaması
[683] Veya bazı kıraat imamlarının en-yuğalle okuyuşuna dayanarak: “Bir peygambere ihanet edilmesi olacak şey değil”.
[684] Tefsirlerde, bu âyetin Bedir savaşında kaybolan kadifeden bir kumaşı Rasulullah’ın aldığını düşünen insanlar için indiği ifade edilir. Sahih hiçbir delile dayanmayan bu rivayetler, âyetin muhtevası ve bağlamıyla uyuşmaz. Âyette reddedilen “hile”, Allah Rasûlü’ne yapılan “Kur’an’ı kendisi düzüp-koşuyor ve ardından da ‘bu Allah katından geldi’ diyor” iddialarına bir cevap olsa gerektir. Bu söylentiyi red için şu deliller yeterlidir:
1) Bu âyet, hemen üzerindeki âyetlerle aynı pasajda yer almaktadır. Bu durumda Uhud savaşında inmiş olması çok güçlü ihtimaldir.
2) Allah Rasûlü’ne bir kadife kumaş yüzünden iftira etmek, değil dostlar, düşmanlar açısından dahi ciddiye alınacak şey değildir.
3) Bir sonraki 162. âyette Allah Rasûlü “Allah’ın rızasını kazanmış kişi”, onun hakkında “hileci” kuşkusu taşıyanlar ise “Allah’ın lânetine uğramış kişi” olarak tanımlanır. Allah’ın lânetine uğramak, genellikle kitap ehli için kullanılır (2:79).
4) Bizce pasajın son âyeti olan 164. âyet de tam bu konudan, vahiyden söz etmekte ve pasajın ilk âyeti olan 161. âyetin konusuna açıklık getirmektedir.
Ömer Nasuhi Bilmen
Bir peygamber için emanete hiyânet etmek sahih olamaz. Her kim hiyânet ederse o hiyânet ettiği şey ile Kıyamet gününde gelir. Sonra her şahsa kazanmış olduğu şey ödenir ve onlar zulmolunmazlar.
Emanete hıyanet etmek, bir peygamberin yapacağı iş değildir. Her kim hıyanet edip de ganimetten veya kamuya ait hasılattan bir şey aşırır, bunu da gizlerse, kıyamet gününe o vebâlini aldığı şeyler, boynuna asılı olarak gelir. Sonra her kişiye kazandığı şeylerin mükâfat veya cezası eksiksiz ödenir Ve onlar asla haksızlığa uğratılmazlar.
Bir peygamberin aşırması, hiyanet etmesi, olur şey değildir. Kim (emanete hıyanet eder), aşırırsa kıyamet günü aşırdığını boynuna yüklenip getirir. Sonra herkese kazandığı tastamam verilir, hiçbir haksızlığa uğratılmazlar.
Bir nebînin güveni kötüye kullanma hakkı yoktur. Güveni kötüye kullanan, Kıyamet günü yaptığı kötülükle birlikte huzura gelir. Sonra herkese kazandığı tam verilir. Kimseye haksızlık yapılmaz.
Bir peygamberin kendisine verilen emanete hıyanet etmesi düşünülemez. Çünkü, kim O'nun emanetine hıyanet ederse, kıyamet günü hıyaneti ile gelir. Sonra herkese kazancı, haksızlık yapılmadan ödenir.
Emanete hıyanet bir peygambere yakışmaz. Kim emanete hıyanet ederse, kıyamet gününde hıyanet ettiği şeyin günahıyla gelir. Sonra, kimseye bir haksızlık edilmeden, herkese kazandığı şey tastamam ödenir.
Bir peygamberin emanete hıyanet etmesi/kamu malından aşırması olacak şey değildir. Her kim hıyanet eder, kamu malından bir şey aşırırsa, aşırdığını kıyamet günü yüklenip getirir. Sonra her benliğe; kazandığı tam olarak ödenir. Hiç birine zulmedilmez.