Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 489, sondan 5748. ayet; 3. sure ve Âl-i İmran Suresinin 196. ayetidir. Âl-i İmran Suresi 196. ayetinin kelime sayisi 7, harf sayısı 29 ve toplam ebced değeri ise 3099 olarak hesaplanmıştır. Âl-i İmran Suresinin toplam ebced değeri 1056696 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (5) ل (5) م (0) bulunuyor.
Her ne kadar söze Hz. Peygamber’e hitap eden bir ifade ile başlanmışsa da asıl muhatap ümmetidir. Râzî’nin kaydettiğine göre bazı müminler ticaretle uğraşan Mekke müşriklerinin nimetler içerisinde yaşadıklarını görünce, “Allah’ın düşmanları refah içinde yaşıyorlar, biz ise açlıktan ve takatsizlikten ölüyoruz” demişler, bunun üzerine bu âyetler inmiştir. Bunların zengin yahudilere imrenenler hakkında indiği de söylenmiştir (IX, 152). 196. Âyet, Hz. Peygamber’in şahsında müminleri teselli etmekte ve kâfirlerin yeryüzünde nimetler içerisinde dolaşmalarına aldanmamalarını tavsiye etmektedir. Çünkü onlara verilen nimetler ne kadar çok olursa olsun geçici olup yok olmaya mahkûmdur; bu sebeple Allah katında hiçbir değeri yoktur. Nitekim 197. âyette kâfirlere verilen nimetlerin az bir dünya metaı olduğu ifade edilmiş, daha sonra da varacakları yerin cehennem olduğu bildirilerek dünya metaının kâfirler için cehennem azabına sebep olduğuna işaret edilmiştir. 178. âyette de “Onlara verdiğimiz fırsat ancak günahlarını arttırmaya yarıyor” buyurulmuştur. Oysa 198. âyette ifade buyurulduğu gibi rablerine karşı içtenlikle kulluk eden müminlere âhirette sürekli olarak içinde yaşayacakları cennet nimetleri verilecektir. Şüphesiz ki bu lutuf dünyada kâfirlere geçici olarak verilen nimetlerden çok daha iyidir.
198. âyette geçen nüzûl kelimesi “misafiri ağırlamak için ona ikram edilen yiyecek, içecek vb. ikram” anlamına gelir. Yüce Allah müminlere değer verdiği için onlara vereceği nimete bu ismi vermiştir. Nitekim Fussılet sûresinin 31-32. âyetlerinde şöyle buyurmuştur: “Biz, dünya hayatında da âhirette de sizin dostunuzuz. Orada, çok bağışlayıcı, çok merhametli olan Allah’tan bir ikram olarak sizin için canınızın çektiği her şey bulunacak, yine orada umduğunuz her şeyi elde edeceksiniz” (“ebrâr” hakkında bilgi için bk. Bakara 2:177).
Mehmet Okuyan
Kâfir olanların (refah içinde) diyar diyar dolaşması sakın seni aldatmasın!
(Ey Nebim!) İnkâr edenlerin (ve zalimlerle iş birlikçilerin; bir müddet gurur ve şımarıklıkla) ülke ülke dönüp-dolaşmaları (ve güçleriyle her tarafa ulaşmaları) Seni aldatmasın. (Mutsuzluğa ve umutsuzluğa kaptırmasın.)
Kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah'a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar edenlerin, kâfirlerin ülke ülke seyahatları, milletlerarası ticaret yapmaları seni aldatmasın.
Cemal Külünkoğlu Âl-i İmran Suresi 196. Ayet Açıklaması
Tarihte olduğu gibi bugün de bazı mü’minler, inkârcıların geniş maddi imkânlar içinde yaşadıklarını görünce: “Onlar varlık içinde yaşarken bizler yoklukla savaşıyoruz” şeklinde serzenişte bulunabilir. Allah korusun, bu son derece isyana müteallik ve inkârca bir yaklaşımdır. Mü’min meşru dairede elinden geleni fazlasıyla yapmalı ve neticeyi Allah’ın takdirine bırakmalıdır. Başkalarının malının hesabını yapmak ve geçici dünyalıklara aşırı ilgi göstermek mü’mine yakışmaz. Allah, çalışmalarına rağmen kullarına farklı oranda rızık veriyorsa bunun mutlaka insan idrakini aşan derin bir hikmeti vardır. Müslümana yakışan, dünyanın şartlarına göre her geçen günü bir önceki günden farklı kılacak faydalı işler yapmaktır ve yapılan bu işleri de ibadet olarak görmektir. Kimse zengin olmak zorunda değildir. Zengin olamıyor diye haram yollara başvurarak illa da servet edinmeye çalışmak en büyük felakettir. Allah’ın dilemesi olmadan kimse servet sahibi olamaz ve servet sahibi olan hiç kimse de kendi gücümle, emeğimle, alın terimle, kafamla bu servete ulaştım diyemez. Evet çalışmadan ve emek vermeden zengin olunmaz ancak zengin olmak için çalışmak ve kafayı kullanmak da yetmez. Öyle olsaydı hamallar ve filozoflar dünyanın en zengini olurdu.
Diyanet İşleri (Eski)
196,197. İnkar edenlerin diyar diyar gezip refah içinde dolaşması sakın seni aldatmasın; az bir faydalanmadan sonra onların varacakları yer cehennemdir. O ne kötü duraktır!..
Diyanet Vakfı Âl-i İmran Suresi 196. Ayet Açıklaması
Bazı müminlerin, müşrikleri geniş maddi imkânlar içinde görmeleri sebebiyle: «Gördüğümüze bakılırsa Allah’ın düşmanları huzur içinde, biz ise sıkıntıdayız» demeleri, bu âyetin inmesine sebep olarak gösterilmiştir. Elbette ki, bu ve benzeri ikazlarla Hz. Peygamber’in şahsında bütün müminlere seslenilmektedir.
Edip Yüksel
İnkarcıların ülkelerdeki egemenliği seni aldatmasın.