Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 3442, sondan 2795. ayet; 30. sure ve Rum Suresinin 33. ayetidir. Rum Suresi 33. ayetinin kelime sayisi 18, harf sayısı 71 ve toplam ebced değeri ise 6985 olarak hesaplanmıştır. Rum Suresinin toplam ebced değeri 268372 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (12) ل (2) م (10) bulunuyor.
Arapça Metin
واذا مس الناس ضر دعوا ربهم منيبين اليه ثم اذا اذاقهم منه رحمة اذا فريق منهم بربهم يشركون
İnsanlara bir zarar dokunduğu zaman, Rablerine yönelerek O’na dua ederler. Sonra Allah, onlara kendinden bir rahmet tattırınca da, bir bakarsın ki içlerinden bir grup, Rablerine ortak koşuyorlar.
İnsan psikolojisi ile ilgili önemli iki hal ve tavra yer verilen bu âyetlerde, darlığa düşen ve kendi aczini ayan beyan gören insanların son ve vazgeçilmez sığınağın ilâhî rahmet olduğunu anladıkları ve içtenlikle Allah’a yalvardıkları; rahata kavuştuklarında ise bir kısmının daha önceki hallerini tamamen unutup bu sonucu kendilerine veya Allah’tan başka varlıklara izâfe etmeye kalkıştıkları, hatta Allah’a ortak koşmaya varacak nankörlükler ettikleri belirtilmekte, bu tutumun hiçbir haklı gerekçesi bulunmadığına ve böyle kimselerin âkıbetinin hiç de zannettikleri gibi olmayacağına dikkat çekilmektedir.
34. âyetin “Kendilerine verdiklerimize nankörlük etsinler bakalım!” şeklinde tercüme edilen kısmını, cümledeki yeriyle ilgili farklı değerlendirmelere göre, “Kendilerine verdiklerimize nankörlük etsinler diye” veya “Kendilerine verdiklerimizin sonucu olarak nankörlük ederler” şeklinde de çevirmek mümkündür (Şevkânî, IV, 258).
35. âyeti “Yoksa onlara bir kanıt indirmişiz de, o mu şirk koşmalarını söylüyor?” şeklinde çevirmek lafza daha uygun olup meâlde bu tercih edilmiştir. “Konuşma, söyleme” anlamına gelen fiil burada mecaz olarak kullanılmıştır, öznesi “delil, kanıt” olunca, “O delil bunu mu gösteriyor, bu fikri mi destekliyor?” mânasına gelir (Zemahşerî, III, 204).
Bazı müfessirler 36. âyetteki ifade akışından “insanlara bir nimet tattırıldığında buna sevinmeleri”nden olumsuz biçimde söz edildiği anlamı çıktığını düşündükleri için, bunun Allah’ın lutfundan ötürü sevinç duymanın kötü görüldüğü mânasına gelmediğini, burada “sevinme”nin, şımarıkça bir tavır sergileme mânasında kullanıldığını belirtirler. Ayrıca, Yûnus sûresinin 58. âyetinde ifade buyurulduğu üzere Allah’ın nimetleri ve lutfundan dolayı sevinmenin, O’na derin minnet duygusu ve samimi şükür eşliğinde olduğu takdirde, Allah Teâlâ’nın hoşnutluğunu kazanmaya vesile olacağını hatırlatırlar. İbn Âşûr ise, âyetin zâhirine göre, buradaki sevinmeyi şımarıklık etme şeklinde açıklamaya gerek bulunmadığını ve âyetin şöyle yorumlanmasının uygun olacağını savunur: Allah’ın lutuflarına mazhar olduklarında nasıl ki bunun sona erebileceğini hatırlarından dahi geçirmiyorlarsa, aynı tutumun mantıkî sonucu olarak, başlarına sıkıntı geldiğinde de bunun ortadan kalkacağı ümidini yitirmemeleri ve sabretmeleri gerekirdi; oysa onlar hemen ümitsizliğe düşmektedirler (XXI, 100).
Mehmet Okuyan
33,34. İnsanların başına bir sıkıntı gelince Rablerine yönelerek O’na yalvarırlar. Sonra (Allah) katından onlara bir rahmet (bolluk) tattırınca bakarsınız ki kendilerine verdiklerimize karşılık nankörlük etmeleri için onlardan bir grup, Rablerine yine ortak koşuyorlar. Bir süre (daha) yararlanın! İleride bileceksiniz!
İnsanlara bir sıkıntı dokunduğunda, Rabblerine yönelerek yalnız O'na yalvarırlar. Fakat katından onlara bir rahmet/çözüm tattırınca, bir de bakarsın ki onlardan bir grup yine Rabblerine ortak koşuyorlar.
İnsanların başlarına bir sıkıntı gelince, Rabb'lerine yönelerek O'na dua ederler. Sonra, onlara kendinden bir rahmet tattırınca¹, onlardan bir kısmı Rabb'lerine şirk koşarlar.
İnsanlara bir zarar ve sıkıntı dokunduğu zaman, ‘gönülden samimi bağlılar’ olarak, Rablerine dua edip (yalvarmaktadırlar) ; sonra (Allah) Kendinden onlara bir rahmet tattırınca (bakarsın ki) bir fırka hemen (sapıtıp) Rablerine şirk koşmaktadırlar.
Ve insanlara bir zarar erişti mi dönüp Rablerini çağırırlar, sonra onlara, kendi katından bir rahmet tattırınca da onların bir bölüğü, Rablerine şirk koşarlar.
İnsanlar sıkıntıya uğradıklarında, Rablerine dönerek yardım için, O'na yalvarıp yakarırlar, fakat onlara bir nimet ve bolluk tattırılacak olursa, bir kısmı hemencecik başka güçleri, Rablerinin ilahlığına ortak koşmaya başlarlar.
İnsanların başlarına bir felâket, bir sıkıntı gelince, ekonomik darboğaza düştükleri zaman, Rablerine yönelerek ibadet ederler, yalvarırlar. Sonra, Allah, katından onlara bir rahmet, nimet ve bolluk tattırınca, bakarsınız ki, onlardan bir grup Allah'ı unutarak, kurtuluşlarına başka vesileler icat edip, ilâhlığında, otoritesinde, mülkünde, tasarruflarında Rablerine ortak koşarlar.
İnsanlara bir darlık dokunduğunda gönülden boyun eğerek Rablerine dua ederler. Sonra kendinden onlara bir rahmet tattırdığında hemen içlerinden bir grup Rablerine ortak koşarlar.
İnsanlara bir zarar dokunduğu zaman, 'gönülden katıksız bağlılar' olarak, Rablerine dua ederler; sonra kendinden onlara bir rahmet taddırınca hemencecik bir grup Rablerine şirk koşarlar.
İnsanlara bir zarar değdiği vakit, (her şeyden geçerek yalnız) Rablerine dönüb yalvarırlar, dua ederler. Sonra (Allah), katından onlara bir nimet taddırınca, bakarsın ki, içlerinden bir kısmı Rablerine ortak koşuyorlar (putlara taparak, küfür yollarına saparak Allah'a eş ediniyorlar);
İnsanlara bir zarar dokunduğu zaman, Rableri olan Allah’a yönelerek O’na yalvarırlar. Sonra Allah onlara bir rahmet tattırdığında, onlardan bir grup hemen Rablerine eş ve ortak koşmaya başlarlar.
33-34. İnsanlara bir zarar dokunduğu zaman, Rablerine yönelerek O'na yalvarırlar. Sonra Rableri, onlara kendinden bir rahmet tattırınca, içlerinden bir grup kendilerine verdiğimiz nimetlere nankörlük ederek, başka güçleri Rablerinin ilahlığına ortak ederler. Haydi! Bir süre eğlenin bakalım, yakında (Allah'a ortak koşmanın ne olduğunu) göreceksiniz.
33,34. İnsanlar bir darlığa uğrayınca Rablerine dönerek O'na yalvarırlar, sonra Allah katından onlara bir rahmet tattırınca içlerinden bir takımı kendilerine verdiklerimize nankörlük ederek Rablerine eş koşarlar. Safa sürün bakalım, yakında göreceksiniz.
İnsanların başına bir sıkıntı gelince, Rablerine yönelerek O'na yalvarırlar. Sonra Allah, katından onlara bir rahmet (nimet ve bolluk) tattırınca, bakarsınız ki onlardan bir gurup yine Rablerine ortak koşuyorlar.
Halka bir zarar dokunduğu gün tümüyle Rab'lerine yönelerek dua ederler. Fakat sonra, kendilerine bir rahmet tattırınca bazıları Rab'lerine ortak koşar.
Bununla beraber insanlara bir keder dokunduğu zaman her şeyden geçerek Rablerine yalvarır, dua ederler; sonra tarafından bir rahmet tattırıverdiği zaman da bakarsın onlardan bir kısmı tutar, O Rablerine ortak koşarlar.
Bununla beraber insanlara bir keder dokunduğu vakıt her şeyden geçerek rablarına yalvarır, duâ ederler, sonra tarafından bir rahmet tattırıverdiği vakıt da bakarsın onlardan bir kısmı tutar o rablarına şirk koşarlar
İnsanlara bir zarar isaabet etdi mi Rablerine, (yalınız) Ona, dönerek, düâ ederler. Sonra onlara kendi (cânib) inden bir rahmet tatdırdığı vakit da, bakarsınız ki, onlardan bir güruh Rablerine şirk koşub durmakdadırlar,
Hâlbuki insanlara bir zarar dokunduğu zaman, O'na yönelen kimseler olarak Rablerine yalvarırlar; sonra (Rableri) onlara katından bir rahmet tattırınca, bir de bakarsın ki, onlardan bir tâife Rablerine ortak koşuyorlar!
İnsana bir zarar dokunduğunda Rabblerine samimi, içinden gelerek dua ederler. Sonra Rabbi onlara kendinden bir rahmet tattırdığında, onlardan bir gurup hemen Rablerine ortaklar koşmaya başlarlar.
İnsanın başına bir sıkıntı gelse onlar Rablerine dönerek niyaz ederler, sonra öz rahmetinden onlara tattırıp sıkıntıyı kaldırsa onlardan birtakımları hemen Rablerine şerik koşarlar.
İnsanlara bir zarar dokunduğu zaman, hemen O'na dönücüler olarak Rablerine dua ederler, sonra kendinden onlara bir rahmet tattırınca hemencecik onlardan bir grup rablerine şirk koşarlar.
İnsanlar bir sıkıntıyla karşılaştıklarında, tüm içtenlikleriyle Rab’lerine yönelerek O’na el açıp yalvarır. FakatAllah onlara kendi katından bir rahmet tattırınca, içlerinden bazılarıAllah’a şükredip O’na kulluk edecekleri yerde, “Kurtuluşumuz şunun sayesinde, bunun sayesinde gerçekleşti!” diyerek, Allah’ın lütfunu başkalarına isnat edip Rab’lerine ortak koşarlar.
İnsanlar’a bir zorluk / sıkıntı / zor durum dokunduğu zaman O’na yönelerek rabb’lerine yalvardılar.
Yine O’ndan bir rahmet tattırdığı zaman onlardan bir kısmı o zaman rabb’lerine şirk koşarlar.
İnsanlara bir zarar dokunduğu zaman, Rablerine gönülden bağlanarak duâ ederler, sonra da (Allah) onlara kendisinden bir rahmet tattırınca hemen onlardan bir grup Rablerine şirk koşarlar.1
1 Şükredecek yerde, tutarlar da bu, şundan oldu, bundan oldu, benden oldu, senden oldu diyerek Allah’ın lütfunu başkalarına yamamaya kalkarlar.
Muhammed Esed
ŞİMDİ [vaki olduğu üzere:] insanlar sıkıntıya uğradıklarında Rablerine dönerek [yardım için] O'na yalvarıp yakarırlar; fakat rahmetine nail olunca da bir kısmı, başka güçleri Rablerinin ilahlığına ortak koş[maya başl]arlar, 30
İnsanların başına ne zaman bir sıkıntı gelse, hemen Rabblerine dönerek yalvarıp yakarırlar, sonra Allah onlara rahmetinden bir nebze tattırınca da, onlardan bir kısmı hemen başlarlar Rabblerine ortak koşmaya. 6/63- 64, 10/12, 16/51...56
NE ZAMAN insanlara bir zarar ilişse, (hemen) Rablerine yönelerek O’na yalvarıp yakarırlar; fakat ardından O, katından kendilerine bir rahmet tattırınca, hiç değilse bir kısmı başlarlar Rablerine şirk koşmaya;[3599]
[3599] Tattırılan rahmetin kaynağının Allah olduğunu unutup başkalarına yönelerek.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve insanlara bir ziyan dokunduğu vakit Rablerine dönerek O'na duada bulunurlar. Sonra onlara ondan bir rahmet tattırıverince o vakit onlardan bir gürûh Rablerine şerik koşarlar.
33, 34. İnsanlar bir derde düşünce, başka her şeyi unutarak yalnız Rab'lerine gönülden yalvarırlar;Sonra Allah onlara nezdinden bir rahmet ve bolluk tattırınca, bir de bakarsın ki onlardan bir kısmı Rab'lerine eş, ortak koşuyor ve böylece Allah'ın nimetlerine nankörlük ediyorlar. De ki: “Bir süre eğlenin bakalım, yakında öğrenirsiniz! ”
İnsanlara bir zarar dokundu mu, Rablerine yönelerek O'na yalvarırlar. Sonra (Rableri), onlara kendinden bir rahmet taddırınca, hemen onlardan bir grup, Rablerine ortak koşarlar.
İnsanların başına bir sıkıntı gelse, Rab'lerine dönüp yalvarırlar, sonra onlara rahmetinden tattırınca, onlardan bır kısmı hemen Rab'lerine şirk koşarlar.
İnsanlar sıkıntıya uğrayınca Rablerine yönelerek Ona yakarırlar. Sonra Rableri onlara kendi tarafından bir rahmet tattırdığında, bir de bakarsın, onlardan bir topluluk, Rablerine ortak koşmaya başlamıştır.
İnsanlara bir zorluk dokunduğunda, Rablerine yönelerek O'na yakarırlar. Sonra onlara bir rahmet tattırınca bakarsın ki, içlerinden bir grup Rablerine ortak koşuyor.